BIST 13.029
DOLAR 43,37
EURO 51,43
ALTIN 7.093,72
HABER /  GÜNCEL

Fatih Altaylı yaprak sarması sarıyormuş! İlk video olay nasıl attırdın beni içeri

YouTube yayınındaki sözleri gerekçe gösterilerek tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı, tahliye olduktan sonra ilk videosunu paylaştı. Gözaltına alındığı anları anlatan Fatih Altaylı, evde eşine yaprak sarması yaparken kapının çaldığını söyledi. Altaylı, yayın yaptığı arkadaşı Emre'ye de espri yaparak, "Nasıl attırdın beni içeri" diye seslendi.

Abone ol

YouTube kanalındaki bir yayınında sarf ettiği sözler nedeniyle 'Cumhurbaşkanına tehdit' suçlamasıyla tutuklanan Gazeteci Fatih Altaylı, tutukluluğunun 190. gününde 29 Aralık’ta tahliye edildi. 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılan Altaylı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi tarafından yapılan tutukluk incelemesi kapsamında tahliye edilmiş ve yayınlarına kaldığı yerden devam edip etmeyeceği merak konusu olmuştu.

GÖZALTINA ALINDIĞI ANI ANLATTI

Tahliye olmasının üzerinden yaklaşık 1 ay sürenin geçmesinin ardından Fatih Altaylı'dan yeni video geldi. 

Fatih Altaylı yaprak sarması sarıyormuş! İlk video olay nasıl attırdın beni içeri - Resim: 0

Hayli keyifli görünen Fatih Altaylı, yayın arkadaşı Emre'yle şakalaştı. "Nasıl attırdın beni içeriye" diye Emre'ye takılan Fatih Altaylı "Fatih Bey bu konuda ne düşünüyorsun diye sordun Fatih içeri girdi" dedi. 

Gözaltına alındığı ilk günü anlatan Fatih Altaylı, meğer o gün evde kızı Zeynep Altaylı için yaprak sarması sarıyormuş. İşte anlattıkları

"EVDE YAPRAK SARMASI YAPIYORDUM"

-Haziran sonuydu pardon. Evde Zeynep'e yaprak sarması yapıyordum. Çok sevdiği için. Ne yemek yapayım demiştim. Yaprak sarması istemişti. Evde yaprak sarması yaptım. Onu tencereye dizdim. Ocağa koydum.

EVDE YABANCI ÖĞRENCİ VARDI

-O sırada bizde bir yabancı öğrenci kalıyordu. İşte zaman zaman yurt dışından bize öğrenciler gelip kalırlar. Burada bir düzen kuruncaya kadar işte onlara ev ayarlayacak, okul yurdu ayarlayacak falan böyle. Evde de bir Güney Afrikalı öğrenci vardı. İki gün önce gelmişti. Onunla da işte akşam yemeği hazırlığı yapıyorduk. Kapı çaldı. Kapıyı açtım. Karşımda 5-6 tane polis merdivende duran birkaç polis. Tam sayılarını hatırlamıyorum. 8 kadardı galiba. Ondan sonra Fatih Bey İyi akşamlar dediler. Görünce hemen Hazır mıyım? dedim.

"DEDİ Kİ İÇERİ GİREMEZSİNİZ"

Evet lütfen dediler. Dedim ki gidip giyineyim dedim. Çünkü üstümde beyaz bir pantolon lacivert bir gömlek vardı. Dedi ki içeri giremezsiniz. Niye giremiyorum dedim. Dediler ki hayır. Peki dediğim ya pijamayla olsaydım ne olacaktı. Ona bir cevap alamadım açıkçası. Neyse telefonunuzu getirin dediler. İçerden telefonumu eşiniz getirdiler.

"EVDEKİLER VEDALAŞMA FIRSATIM BİLE OLMADI"

Hande evde yoktu o sırada. O da ablasıyla beraber Bodrum'a gitmişti. Telefonumu getirdiler evde çalışan yardımcımız. Telefonu getirdi. Dedim yanıma eşya falan bir şey alayım. Yok dedi Fatih Bey böyle geliyorsunuz. İyi. Evdekiler vedalaşma fırsatım bile olmadı. Hatta telefonumla da eşime arama fırsatım da olmadı ona da izin verilmedi.

"KELEPÇE FALAN DA TAKMADILAR"

Aşağı indik. Kapının önüne indik. 3 tane ekip arabası vardı. Bir önünde bir arkada bir de ortada. Ortadaki araca beni aldılar. Son derece kibar. Son derece terbiyeli en ufak bir ne diyeyim böyle kötü tavır falan yok. Bindik oraya bir kelepçe falan da takmadılar."