Ümit Özdağ'ın eski başdanışmanından şok iddia: Özdağ Alman istihbaratı ile temas kurdu
Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'ın eski Başdanışmanı Hasan Öztürk, Özdağ'ın Alman istihbaratı BND ile temas kurduğunu ve parti politikalarını "Alman dostlarının telkinleri" doğrultusunda değiştirdiğini iddia etti.
Abone olÜmit Özdağ’ın eski Başdanışmanı Hasan Öztürk, sosyla medya hesabından paylaştığı videoda, Özdağ’ın Almanya temasları kapsamında Alman Dış İstihbarat Servisi BND ile görüşmeler gerçekleştirdiğini ileri sürdü.
Öztürk, söz konusu temasların ardından Özdağ’ın siyasi söyleminde belirgin bir değişim yaşandığını iddia ederek, daha önce sert eleştiriler yönelttiği Osman Kavala ve Ekrem İmamoğlu gibi isimlere karşı daha yumuşak bir dil kullanmaya başladığını savundu.
Öztürk, sosyal medya hesabı üzerinden yayınladığı videoda şunları söyledi:
"Yeni İçişleri Bakanımız Mustafa Çiftçi hakkında 'vatana ihanetten yargılanmalıdır' sözleri üzerine kamuoyuna bazı ciddi sorular yöneltmek isterim ve ardından 'kim vatana ihanetten yargılanmalıdır' sorusunu kamuoyunun takdirine bırakıyorum. Devlet ciddiyetiyle. Merdan Yanardağ ile Ümit Özdağ uzun yıllar boyunca ideolojik olarak zıt iki pozisyonda yer aldı. Ancak belirli bir dönemden sonra birbirleriyle dikkat çekici bir söylem yakınlaşması yaşandı. Bu kırılma iki ismin de yurt dışı temaslarının hemen ardından gerçekleşti. Sonrasında Sayın Ümit Özdağ'ın Almanya'da Alman Dış İstihbarat Servisi BND çevresiyle temas kurduğunu kendisinden öğrendim."

"Şimdi meseleye istihbarat doktrini açısından bakalım. Uluslararası sistemde istihbarat servisleri dostluk ziyareti yapmaz. Her temas bir çıkar denklemine dayanır. Alman Dış İstihbarat Servisi BND Avrupa güvenlik mimarisinin merkez aktörlerinden biridir ve Orta Doğu–Doğu Akdeniz hattında İsrail Dış İstihbarat Servisi MOSSAD ile koordinasyonel çalışmalarıyla bilinir. Batı güvenlik ekseninde ortak operasyonel perspektif geliştiren yapılar arasında yer alırlar. Bu bir komplo teorisi değil, istihbarat iş birliği literatüründe yer alan bir realitedir."
"Dolayısıyla şu soruyu sormak zorundayım: Milliyetçi reflekslerle siyaset üreten Ümit Özdağ'ın yabancı istihbarat çevreleriyle teması sonrasında söylem yumuşaması yaşaması tesadüf müdür? Temas sonrası dönemde daha önce ağır eleştiriler yöneltilen bazı isimler hakkında birdenbire farklı bir ton kullanılmaya başlandı. Ümit Özdağ'ın Osman Kavala, Ayşe Buğra ve Ekrem İmamoğlu hakkında yaptığı açıklamalar Avrupa İnsan Hakları referanslarıyla meşrulaştırılmaya çalışıldı. Elbette insan hakları referansları evrensel bir değerdir. Ancak güvenlik literatüründe şu temel ilke vardır: Bir siyasi aktörün dış temasları ile iç söylem değişikliği arasında korelasyon oluştuğunda bu durum stratejik analiz konusudur. Parti içinde Türk milliyetçilerinin bu söylem değişikliğinden duyduğu rahatsızlığı kendisine rapor ettiğimde 'Alman dostlarının telkinleri' ifadesini kullandı."
"Şimdi buradan Türk milletine soruyorum: Bir siyasetçinin referans çerçevesi Türk milleti mi olmalıdır, yoksa yabancı dost telkinleri mi? Mesele artık kişisel polemik değildir. Mesele Türkiye Cumhuriyeti'nin güvenlik ekosistemidir."
"Buradan Adalet Bakanımız Sayın Akın Gürlek’e açık çağrımdır: Türkiye'nin ikinci bir 15 Temmuz yaşama lüksü yoktur. 15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi tecrübesi ortadadır. Yurt dışı istihbarat temasları, finansal akışlar, bağış mekanizmaları, partinin tüm üyeleri ve olası uluslararası bağlantılar şeffaf biçimde didik didik incelenmelidir."
"Öğrenciden iş insanına kadar tüm para trafiği hukuki denetime acilen tabi tutulmalıdır. Özellikle Ümit Özdağ'ın arka bahçesi 21. Yüzyıl Enstitüsü ve onun kadrosu didik didik edilmelidir. Pek yakında burası ile ilgili de açıklamalarım olacak. Milli güvenlik duygusal değil kurumsal bir meseledir. Eğer bir siyasi hareketin yöneliminde yabancı istihbarat etkisi söz konusuysa bu artık parti içi bir tartışma değil doğrudan devlet meselesidir. Türk milleti 15 Temmuz 2016’daki gibi devletini bir daha sokaktan toplamak zorunda bırakılmamalıdır."
Öztürk'ün başka iddiası ve Zafer Partisi'nin suç duyurusu
Öztürk, geçtiğimiz günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca yürütülen “kayıt dışı para trafiği” soruşturması kapsamında ifade vermişti. Öztürk, “Bazı genel başkan yardımcıları 4-5 milyon lira ödedi. Genel İdare Kurulu (GİK) üyeliğine 1 milyon lira isteniyordu” demişti. Öztürk de başdanışmanlık için Özdağ’a 2 milyon lira verdiğini iddia etmişti. Zafer Partisi de “Ümit Özdağ hakkındaki paylaşımları hakaret ve iftira içerdiği” gerekçesiyle Hasan Öztürk hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu.