BIST 11.156
DOLAR 33,04
EURO 35,94
ALTIN 2.548,75
HABER /  DÜNYA

Japonya'nın Fukuşima kararına Çin'den sert tepki: Tüm deniz ürünleri ithalatını durdurdu

Japonya, Çin'in ısrarlı karşı çıkışına rağmen 2011'deki deprem sonrası meydana gelen tsunamide zarar gören Fukuşima Dai-içi Nükleer Santrali'ndeki radyoaktif atık suyu okyanusa boşaltmaya başladı. Pekin yönetimi, suyun okyanusa boşatılmaya başlanmasının hemen ardından, Japonya'dan tüm deniz ürünleri ithalatını durdurdu.

Abone ol

Santralin işletmecisi Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi (TEPCO), boşaltma işlemine dün yerel saatle 13.00'te başlandığını duyururken Çin Dışişleri Bakanlığı, "küresel kamu çıkarını hiçe sayan son derece bencil ve sorumsuz bir eylem" şeklinde nitelediği kararı protesto etti.

Japonya'nın radyoaktif atık suyu okyanusa tahliye etme planı, bölgede yaşayan balıkçıların ve çevre koruma aktivistlerinin yanı sıra başta Çin olmak üzere, komşu ülkeleri kaygılandırıyor. Tokyo yönetiminin yıllara yayılacak tahliye planını uygulamadaki ısrarının, iki komşu ülke arasında uzun süreli krize yol açması muhtemel görünüyor.

Pekin yönetimi, suyun okyanusa boşatılmaya başlanmasının hemen ardından, Japonya'dan tüm deniz ürünleri ithalatını durdurdu. Gümrükler Genel İdaresinden yapılan açıklamada, kararın, "Fukuşima'daki radyoaktif atık suyun denize boşaltılmasının yol açtığı nükleer serpinti riskini önlemeyi, Çinli tüketicilerin sağlığını ve ithal gıdaların güvenliğini korumayı amaçladığı" belirtildi.

Çin, daha önce yaptığı açıklamalarda, atık suyun okyanusa boşaltılması halinde, "deniz ekolojisi, gıda güvenliği ve halk sağlığının korunması için gerekli tedbirleri alacağı" uyarısında bulunmuştu.

Fukuşima'da 1,34 milyon ton radyoaktif atık su birikti

Mart 2011'de meydana gelen 9 büyüklüğündeki depremin yol açtığı tsunami, Fukuşima Dai-içi Nükleer Santrali'ndeki 4 nükleer reaktörden 3'ünde hasara yol açmış, radyoaktif serpinti nedeniyle santralin çevresi "tahliye bölgesi" ilan edilmişti.

Japonya Başbakanı Kişida Fumio, 22 Ağustos'taki kabine toplantısının ardından yaptığı açıklamada, hasar gören santralin devreden çıkarılması çabalarının parçası olarak, Fukuşima'daki radyoaktif atık suyun okyanusa tahliyesine 24 Ağustos'ta başlanacağını bildirdi.

Kişida, kazanın ardından kontrolden çıkan reaktörleri soğutmak ve santraldeki nükleer serpintiyi yalıtmak üzere pompalan deniz suyunun tahliyesini "güvenli" şekilde sağlama sözü verirken hükümetin, yıllara yayılacak işlemin tüm sorumluluğu üzerine alacağını vurguladı.

Santralin işletmecisi TEPCO, halihazırda santralde biriken atık suyun 1,34 milyon tona ulaştığı, tahliye işlemine başlanmazsa 2024'ün başına dek depolama kapasitesinin dolacağı uyarısında bulunurken su depolama tanklarının sayısının daha fazla artırılmasının soruna kalıcı çözüm sağlamayacağını, üstelik yeni kurulacak tesislerin söküm çalışmalarını engelleyeceğini öne sürüyor.

Şirket, daha önce açıklanan plana göre, ilk aşamada gelecek 17 gün içinde 7 bin 800 ton atık suyu okyanusa boşaltacak. Mart 2024'e kadar toplam 31 bin 200 ton radyoaktif atık suyun tahliyesi planlanıyor.

Japonya'ya göre radyoaktif madde miktarı zararlı seviyenin altında

Japonya, eleştirilere karşı, okyanusa tahliyesi planlanan radyoaktif atık suyun temiz suyla seyreltildiğini, sudaki radyoaktif materyal miktarının insan sağlığı ve çevre için zararlı kabul edilen oranların altında olduğunu savunuyor.

Japon yetkililer, okyanusa boşaltılmasına başlanan atık suyun, suda çözünmeyen bir hidrojen izotopu olan trityum hariç tüm radyoaktif maddelerden arındırıldığını, radyoaktif madde miktarının, uluslararası standartlarda insan sağlığı ve çevre için zararlı kabul edilen miktarın 40'ta 1'i kadar düşürüldüğünü ifade ediyor.

Atık suyun litre başına 190 bekerel trityum içerdiğini ileri süren yetkililer, bunun Dünya Sağlık Örgütünün içme suyu için belirlediği limit olan 10 bin bekerelin oldukça altında olduğuna dikkat çekiyor.

Yetkililer, trityumun diğer radyoaktif maddelere göre daha az radyasyon yaydığını ve insan vücudunda birikmediğini ve yoğunlaşmadığını öne sürse de söz konusu maddenin insan ve çevre sağlığı için uzun dönemde güvenli olduğu bilimsel olarak kanıtlanmış değil.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, santralde yaptığı incelemelerin ardından 4 Temmuz'da yayımladığı raporda, Japonya'nın atık suyun tahliyesi planının güvenlik standartlarıyla uyumlu olduğu, insanlara ve çevreye verebileceği zararın "ihmal edilebilir düzeyde" olduğu sonucuna varmıştı.

"Okyanus, Japonya'nın radyoaktif suyu boca edeceği lağım değil"

Çin, Japonya'nın okyanusa tahliye işlemini duyurması ve uygulamasının ardından, en sert tepki gösteren ülke oldu.

Pekin yönetimi, kararın duyurulmasının ardından, 22 Ağustos'ta Japonya'nın Pekin Büyükelçisi Tarumi Hideo'yu Dışişleri Bakanlığına çağırarak protesto notası verdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Vang Vınbin, aynı gün, Pekin'de düzenlenen günlük basın toplantısında, Japonya'nın uluslararası toplumun ciddi endişelerine ve karşı çıkışına rağmen aldığı tahliye kararını, "bencil ve sorumsuzca" diye niteleyerek tepki gösterdi.

Kararın, "akıl dışı, gereksiz ve meşruiyetten yoksun" olduğunu savunan Sözcü Vang, "Atık suyun okyanusa tahliyesi, nükleer serpinti riskinin dünyanın geri kalanına yayılmasına yol açacak. Japonya böyle yaparak kendi bencil çıkarlarını tüm insanlığın esenliğinin üzerine koyuyor." dedi.

Japonya'nın arıtma tesisinin uzun dönemli güvenilirliğine, radyoaktif atık suya ilişkin verilerin doğruluğuna ve denetim anlaşmasının etkinliğine dair uluslararası endişeleri gidermediğine dikkati çeken Vang, "Eğer Fukuşima'daki radyoaktif atık su gerçekten güvenli ise Japonya'nın onu denize dökmesine gerek yok, eğer değilse zaten kesinlikle dökmemeli. Okyanus, insanlığı yaşatan kaynaktır, Japonya'nın radyoaktif suyu boca edeceği lağım değil." ifadelerini kullandı.

Dışişleri Bakanlığından, tahliye işleminin başlamasının ardından yapılan yazılı açıklamada ise radyoaktif atık suyun okyanusa boşaltılmasının, bölgedeki halklar ve tüm dünya için insan eliyle yaratılmış ikincil bir felaket olacağı vurgulanarak Japonya'ya işlemden vazgeçmesi çağrısı yapıldı. Açıklamada, "Japonya, atık suyu okyanusa dökerek riskleri dünyanın geri kalanına yayıyor, insanlığın gelecek kuşaklarına bir yara miras bırakıyor." değerlendirmesine yer verildi.

Güney ve Kuzey Kore'den farklı tepkiler

Japonya'nın kararı Çin dışında, diğer komşuları Kuzey Kore ve Güney Kore'de de kayıplara yol açsa da Pyonynag ve Seul hükümetlerinin, Tokyo ile siyasi ilişkileri nedeniyle farklı tepkiler vermesi dikkati çekti.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığından bir sözcü, resmi haber ajansı KCNA aracılığıyla yaptığı açıklamada, atık suyun okyanusa boşaltılmasının çevreye vereceği zararın yanı sıra insan sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini belirterek tahliye işleminin derhal durdurulmasını istedi.

Güney Kore'de ise Başbakan Han Duck-soo, "bilimsel standartlara ve uluslararası prosedürlere uygun olarak arıtıldığı ve tahliye edildiği sürece, Japonya'nın planından aşırı endişe duymaya gerek olmadığı" değerlendirmesinde bulundu.

Devlet Başkanı Yoon Seok-yeol'un mayısta göreve başlamasından bu yana Japonya ile ilişkileri düzeltmeye yönelik eğilimi, Güney Kore'yi bu konudaki tavrını da yumuşatmaya sevk ederken kamuoyunun muhalefetine rağmen Seul'un meseleyi öne çıkarmamaya çalıştığı gözlendi.

Japonya, Fukuşima'daki radyoaktif atık suyun tahliyesinin, 30 yılda tamamlanmasını öngörüyor. Meselenin çevre üzerinde etkileri bölge ülkeleri arasında daha çok tartışılacak gibi görünüyor.