BIST 5.046
DOLAR 18,64
EURO 19,64
ALTIN 1.077,51
HABER /  GÜNCEL  /  YEREL

Hem sokakta, hem lüks mekanlarda! İşte İzmir ve İstanbul kokorecinin arasındaki fark

İlk başlarda sokak lezzeti olarak tüketilen ancak daha sonra lüks mekanlara da giren kokoreç, birçok kişi tarafından sevilerek yeniliyor. Kokoreç, tadı bakımından yapıldığı bölgeye göre farklılık gösterebiliyor. İşte İzmir ve İstanbul kokoreçinin arasındaki tat farkının sebebi.

Abone ol

Koyun ve kuzunun ince bağırsağının şişe sarılarak kor ateşte pişirilmesiyle yapılan kokoreç, İzmir ve İstanbul'da pişirme tekniği ve içine koyulan malzemelerle farklı damak tatlarına uygun bir yiyecek.

Lüks restoranların menüsünden sokak arası salaş işletmelerin tezgahına kadar farklı mekanlarda satılan ve her sosyoekonomik gruptan müdavimi olan kokoreç, İzmir'de şişe sarılan süt kuzu bağırsağının saatlerce pişirilmesi ile, tuz ve baharatla servis ediliyor.

İzmir ve İstanbul arasındaki kokoreçin arasındaki fark, şiş aşamasından sonra hemen tabağa ya da ekmek içine alınması ile oluşturuyor.

İzmir'deki kokorecin bir diğer özelliği de tadının daha iyi anlaşılması için az miktarda tuz dökülmesi, isteğe göre yine az kırmızı biber veya kimyon ile sunulması.

Kokoreç gastronomi bölümünde anlatılıyor

İzmir'in Karşıyaka ilçesinde 40 yıldır kokoreç üretimi yapan Baki Usta Kokoreç'in yeni kuşak temsilcisi Volkan Çolak, Anadolu Ajansı muhabirine, babasının seyyar satıcı olarak başladığı mesleği bugün 3 dükkanda sürdürdüklerini belirtti.

Butik bir işletme olarak kalmayı hedef olarak kendilerine gördüklerini, bu sebeple franchising yöntemini tercih etmediklerini söyleyen Çolak, yine de İzmir kokorecinin adını yurt dışına duyurmayı istediklerini açıkladı.

Volkan Çolak, kadrolarında gıda mühendisinin de bulunduğunu, kaliteli üretim sayesinde Türkiye'nin her yerine hatta Orta Doğu ülkelerine de satış yaptıklarını belirtti.

Katar, Birleşik Arap Emirlikleri gibi farklı ülkelere İzmir kokoreci gönderdiklerini, Rusya'daki bazı işletmelerle de görüşmeleri devam ettirdiklerini anlatan Volkan Çolak, Türkiye'deki en lezzetli kokorecin İzmir ürünleriyle yapıldığını iddia etti.

Öğrenimini lise 1. sınıfta bıraktığını ve babası gibi kokoreççi olmaya karar verdiğini Çolak, şu ifadeleri kullandı:

Şimdi birkaç üniversiteye arada sırada gidip gastronomi bölümünde okuyan arkadaşlara kokoreç anlatıyoruz. Bazı gruplara şirket yemeklerine katılıp hem workshop düzenliyoruz hem de kokoreç pişiriyoruz. Kokoreç nedir? Tarihçesi nasıldır? Bunları anlatıyoruz.

İzmirli kokoreççi anlatıyor

İzmir ve İstanbul'da pişirilen kokoreç arasında damak tadı açısından arasında fark olduğunu söyleyen Volkan Çolak konuyla ilgili şu açıklamaları yaptı:

Kuzu kokoreç yapıyoruz. Kokoreç, kuzu kokoreçtir. Kuzu kokoreci az yağlıdır, suyunda, kıvamında bir lezzeti vardır. Yani benim için vazgeçilmez bir lezzet.

Çolak, İzmir ve İstanbul'da kokorecin pişirme yöntemi açısından farklılıklarını da şöyle anlattı:

İzmir'de kokoreci mangalda görürsünüz. Herhangi bir ızgaramız yoktur. Kokoreç, şişten kesilir. Ekmeğin içerisine doğranır. İzmir'de tuz, kimyon isteğe göre acı biber atarız. Başka da hiçbir şey katmayız. Bir daha ızgaraya girmez. Ama İstanbul'da pişirirler, ızgaraya atarlar. Ondan sonra doğrarlar, domates atarlar, biber atarlar. Artık biraz kokorecin dışına çıkıyor. Ama İstanbul'da öyle gelmiş öyle gidiyor. Öyle alışmışlar, ama bizim İstanbullu müşterimiz çok. Buraya gelip bu kokoreci yemek isteyen çok. Çünkü günün sonunda kokoreç dendiği zaman akla gelen ilk yer de İzmir'dir. Yani İzmir kokoreci diye bir gerçek vardır. 

İzmir kokorecini tercih edenler

Baki Usta'nın Şemikler'deki dükkanının müdavimlerinden Alkan Hür Yurdabak, İstanbul'dan İzmir'e geldiği zaman mutlaka kokoreç yediğini söyledi.

En iyi kokoreci İzmir'de tattığını söyleyen Yurdabak, "İstanbul kokorecini seven olabilir ama ben açık ara 'İzmir' diyorum. İstanbul'da çok içerik ekleniyor. Bence iyi olan kokoreci içerikle kapatmaya gerek yok. Sadece kimyon." şeklinde konuştu.

Güler Toksoy adlı müşteri de İzmir'de kokorecin "olması gerektiği" gibi, yani sade pişirildiğini, o tadı da İzmir dışında bulamadığını belirtti.

İstanbul kokoreci iki kez pişiriliyor

İstanbul kokoreci, İzmir kokorecinin aksine sadelikten daha uzak. Şişten alınan kokoreç müşterilerin istekleri de dikkate alınarak domates ve biberle beraber kıyılıp karıştırıldıktan sonra sac tava üzerinde biraz daha pişiriliyor.

İkinci pişirmeyle İzmir kokorecine nazaran daha çıtır olan İstanbul kokorecine, İzmir'dekinden farklı olarak kekik, pul biber ve karabiber gibi baharatlar da ilave ediliyor.

Doğduğu Çengelköy'de "Meşhur Selahattin Usta Kokoreç Uykuluk" dükkanında müşterilerine hizmet veren Selahattin Car, 1975'ten beri kokorece ilgi duyduğunu açıkladı.

Seyyar satıcılıkla işe başladığını, sonrasında ise bazı kokoreççilerde de çalıştığını belirten Car, kokoreci, uzun yıllardır tanıdığı Balıkesir'de bulunan bir et firmasından aldığını, sokak kültürünü yansıtarak müşterilerine sunduğunu açıkladı.

İstanbul kokorecini kente özgü yapan özelliklerin başında kokorecin Balıkesir patentli olmasının geldiğini söyleyen Car, konu ile ilgili şöyle konuştu:

Bunun dışında hiçbir yerdeki kokoreç lezzetli değildir. Bu işin tekeli tamamen Balıkesir etrafıdır. Kokoreç eskiden Bursa'ydı, şimdi Balıkesir. Balıkesir'in merası çok, hayvancılık orada yaygın, İzmir'de hayvancılık yok, diğer illerden geliyor.

Kendisinin kokoreçte gömlek yağı kullandığını söyleyen Car, bazı ustaların ise çöz, kuyruk, mumbar yağı da kullandığını belirtti.

Bazı kötü niyetli işletmelerin "süt kuzu kokoreç" sattıkları konusunda müşteriyi kandırdıklarını belirten Car, "Süt kuzunun ayları bellidir. Bu aylarda eğer stokunu yapıp derin dondurucuya koymuşsan onları satabilirsin. Bahar aylarında alıp süt kuzuyu depoluyoruz." şeklinde konuştu

Domates kokorece sonradan eklendi

İstanbul ve İzmir kokoreci arasında malzeme, kesim ve pişirme olarak arasında birçok farklılık olduğunu söyleyen Car, açıklamalarını şöyle sürdürdü:

Bizde ince doğranır, orada halka şeklindedir. İzmir kokorecini İstanbul'da müşterilerimize yediremiyoruz. Akdeniz ve Ege kökenli olanlar yiyor. Ama İstanbullular domatesi, biberi olmadan kokoreci yemiyor. Pişirme olarak da bence ustaya göre değişir. Kimisi közde yapar, kimisi tavada yapar. Taka tuka işin şov kısmı, medyatik tarafı. İzmir'de de İstanbul'da da bu şovu yapanlar var, benim tek bıçaktır.

Domatesin İstanbul'da kokorece sonradan eklendiğini vurgulayan Car, "Seyyarlık yıllarımda domates kullanılmıyordu. Ne zaman bir firma çıktı ortaya, domates biberi piyasaya sürdü, o zaman bu hale geldi. Şimdi İstanbul kokorecinde domates ve biber oluyor. Müşterilerden geri dönüş muhteşem, yiyen teşekkür ediyor. İzmir'deki kardeşlerime de tavsiyem domatese başlasınlar." şeklinde konuştu.

İstanbul kokorecinin sokak kültürünü yansıttığını belirten Selahattin Car, haftanın her günü, gece saatlerinde tüm ailesiyle gelen müşterilerinin olduğunu, kent sakinlerinin bu sokak kültüründen vazgeçemeyeceğini açıkladı.

İstanbullular, İzmir kokorecini yarıda bırakıyor

İstanbullu bazı kişilerin de İzmir kokoreci denemek isteğini kaydeden Car, İzmir kokorecini yiyenlerin tadını beğenmediğini söyleyerek şu ifadeleri kullandı:

İzmir kokorecini biz burada sunduğumuz zaman müşterilerimiz beğenmiyor. Deniyorlar, fakat yarısına geldiklerinde 'Abi bunu İstanbul'a çevirir misin? Yani domatesini, biberini atar mısın?' diyor. Yarıda bırakıyorlar.

Car, iyi bir kokoreçte kuzunun ve kullanılan malzemelerin yanı sıra ustanın el lezzetinin de oldukça önemli olduğunu belirtti.

Car'ın işletmesinde kokoreç yiyen müşteriler de İstanbul kokorecinin müdavimi olduklarını, İzmir kokorecini ise bekledikleri gibi bulmadıklarını söyledi.