ABD Başkanı Trump, Beyaz Saray’da Almanya Başbakanı Merz ile yaptığı zirvenin ardından açıklamalarda bulundu. İspanya’nın askeri üs kullanımına yönelik kısıtlamalarına "ticari ilişkileri kesin" talimatıyla yanıt veren Trump, İngiltere’yi de iş birliğinden uzaklaşmakla suçladı.
Abone olOval Ofis’te gerçekleşen Trump-Merz zirvesi, beklenmedik bir diplomatik krize sahne oldu. Görüşme sonrası basın mensuplarına hitap eden Başkan Trump, Washington’ın Orta Doğu politikalarına ve askeri varlığına mesafeli duran Avrupalı müttefiklerini hedef aldı. Trump’ın en sert hamlesi, İspanya ile tüm ticari bağları koparma talimatı oldu.
İSPANYA İLE ÜS KRİZİ TİCARİ SAVAŞA DÖNÜŞTÜ
Trump, İspanya’nın topraklarındaki ABD üslerinin kullanımına sınırlama getirme girişimlerine sert bir "egemenlik" vurgusuyla yanıt verdi. Madrid yönetiminin tutumunu "geçersiz" sayan Trump, ekonomik yaptırım kartını masaya sürdü:
“İspanya üslerini kullanamayacağımızı söyledi, bu doğru değil. İstersek kullanabiliriz. Kimse bize ne yapacağımızı söyleyemez.”
Trump, İspanya’nın mevcut durumunu "berbat" olarak nitelendirerek, Hazine Bakanı Scott Bessent’a İspanya ile tüm ticari ilişkilerin derhal kesilmesi yönünde talimat verdiğini açıkladı.
İNGİLTERE’YE "DİEGO GARCİA" ELEŞTİRİSİ
Trump’ın eleştiri oklarından Londra da kaçamadı. İngiltere’nin stratejik Hint Okyanusu üssü Diego Garcia ile ilgili kiralama politikalarını "aptalca" olarak niteleyen Trump, Birleşik Krallık’ın mevcut yönetimini şu sözlerle hedef aldı:
“İngiltere de iş birliğinden oldukça uzak. Tavırları şok edici. Artık Churchill döneminde yaşamıyoruz. Diego Garcia Adası’nı yüz yıllığına kiralamaları tam bir akıl tutulması.”
SANCHEZ’DEN YANIT: "DÜNYA DAHA GÜVENSİZ BİR YER"
Trump’ın tehditvari açıklamalarına İspanya Başbakanı Pedro Sanchez’den yanıt gecikmedi. Sanchez, Washington’ın sert tutumuna karşı Avrupa’nın stratejik özerkliğini ve barışçıl yaklaşımını savundu:
"İran Savaşı dünyayı daha güvensiz bir hale getirdi. Biz bu felaketin bir parçası olmayı reddediyoruz."
İspanyol lider, askeri yöntemlerin daha adil bir uluslararası düzen getirmeyeceğini vurgulayarak diplomatik çözümün önemine dikkat çekti.