BIST 4.186
DOLAR 18,83
EURO 20,21
ALTIN 1.139,16
HABER /  POLİTİKA

Erdoğan'dan zafere ulaşma reçetesi

Başbakan Erdoğan Malezya Uluslararası İslam Üniversitesinde gençlere mesajlar verdi.

Abone ol

Başbakan Erdoğan, "Üzerindeki zülme, baskıya, haksızlığa karşı sabreden ama eş zamanlı olarak buna karşı samimi mücadele eden bir insan için zafer mukadder haline geliyor." dedi.

“We are Erdoğan”, “Bu Ümmet Seninle” yazılı dövizler taşıyan öğrenciler, “Üzülme, Eğilme, Bu Ümmet Seninle”, “Başbakan Erdoğan” şeklinde sloganlar attı.

Başbakan Erdoğan'a, Malezya'nın başkenti Kuala Lumpur'da, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nde düzenlenen törenle fahri doktora tevdi edildi.

Başbakan Erdoğan, yaşananlarda ibret alınması gereken bir hikmet bulunduğunu ve "sizin şer gördüklerinizde hayır, hayır gördüklerinizde şer vardır" ve "her zorlukla birlikte kolaylık vardır" ilahi mesajlarını anımsatarak, "Türkiye'de genç üniversite öğrencilerinin bu mesajları iliklerine kadar yaşadıklar, öyle zamanlar oldu ki zülüm bütün bütün renkleri, boyutlarıyla gelir üzerine çöker, hiçbir çıkış noktasının olmadığını zannedersiniz, o ateşten bir çıkışın olmadığını düşünürsünüz, daralırsınız ruhunuz, kalbiniz adeta bir cenderenin altındaymış gibi hissedersiniz ama Allah bulutları öyle bir aralar, kalbinize öyle bir inşaaf, rahatlama sağlar ki eski halinizden çok daha ferah bir hale erersiniz" diye konuştu. 

Erdoğan, hüzün, yeis ve umutsuzluğun inananlar için kabul edilebilecek, onaylanacak ve özellikle de teslim olunacak duygular olmadığını belirterek, "Gevşemeyin, mahzun olmayın, inanıyorsanız muhakkak üstünsünüz" ayetini hatırlattı.

SABREDEN VE MÜCADELE EDEN ZAFERE ULAŞIR

Sabredenlerin zafere eriştiğini "Men sadere zafer" ifadeleriyle dile getiren Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Üzerindeki zülme, baskıya, haksızlığa karşı sabreden ama eş zamanlı olarak buna karşı samimi mücadele eden bir insan için zafer mukadder haline geliyor. Türkiye'nin gençleri bunu başardılar. Türkiye'nin gençleri 80'lerde, 90'larda hatta 2000'li yıllarda inançlarından dolayı kendilerine yönelen zulme karşı sabrettiler, tahammül gösterdiler, direndiler, o zülmeti aydınlığa ulaştırmak için mücadele ettiler ve nihayetinde zaferi elde ettiler. 

Bir dönem gençlerimize çok ağır zulümler edildiği için üzülüyorduk ama sonuçta yurt dışında çok iyi üniversitelerde okumuş, uluslararası vizyon sahibi, birkaç dil bilen, dünyayı çok iyi tanıyan gençlerimiz oldu. Yani şer hayra tahvil edilmiş oldu. Düşünün ki gençlerimize yapılan haksızlıklar sebebiyle gençlerimiz geldiler Malezya’da eğitim gördüler, Malezya'nın dilini, kültürünü öğrendiler, Malezyalı kardeşlerimizle daha da yakınlaştılar. Avrupa’ya ABD’ye giden öğrencilerimiz, gençlerimiz oldu. O gençlerimiz ülkelerine döndüler ve şu an ülkelerinin kalkınmasına ciddi katkılar sağlıyorlar."

ÖNEMLİ OLAN ZİHNİNİZİN İÇİNDEKİDİR

"Türkiye'nin 11 yıl içinde hükümetimiz döneminde elde ettiği başarılar işte bu donanımlı, birikimli gençlerin omuzlarında yükseldi" diyen Başbakan Erdoğan, bu süreçte başörtüsünün bilimin önünde engel olmadığını birkez daha ispat etme imkanı bulduklarını söyledi.

Erdoğan'ın bu sözleri salonda yoğun şekilde alkışlandı. 

İnançların ve değerlerin, bilimin önünde engel olmadığına işaret eden Erdoğan, "Önemli olan zihninizin içindekidir, ruhunuzdakidir, önemli olan gönlünüzdekidir" dedi. 

Erdoğan, Malezya'ya gelmeden önce Tokyo'da TÜRKSAT 4A uydusunun teslim törenine katıldığını, uydunun uzaya fırlatılacağını, yılın ikinci çeyreğinde de 4B'nin yapılarak, uzaya gönderileceğini vurgulayarak, "Bunlar bizim ilk uydularımız değil. Türkiye şu anda savunma sanayi ihtiyaçlarının yüzde 50'sini artık yerli kaynaklardan sağlamaya başladı. Göreve geldiğimizde bu oran sadece yüzde 20'ydi. Şimdi kendi tankımızı, helikopterlerimiz, insansız hava araçlarımızı, roketlerimizi, silahlarımızı üreten bir ülke konumuna yükseldik. Şu anda yerli tasarımla, kendi mühendislerimizle savaş gemilerimizi imal ediyoruz ve şu ana kadar 2 savaş gemimizi tamamladık, denizlerimize gönderdik, 6 tanesini de kısa zamanda bitirerek onları da denizlere inşallah uğurlayacağız" diye konuştu.

"Bilimin özünde, ruhunda, temelinde özgürlük vardır" ifadesini kullanan Erdoğan, şöyle devam etti:

"Özgürlüğün olmadığı yerde bilim olmaz, oradan hür düşünce doğmaz, orada insanlığa yarar sağlayacak, insanların refahını artıracak, insanı hikmete ulaştıracak sonuçlar çıkmaz. Bakın Malezya'nın da Türkiye'nin de ortak medeniyetinde, ilim, özgürlüğün olabildiğince geniş olduğu ortamlarda hayat bulmuş, filizlenmiş, gelişmiş, çınara dönüşmüştür. Bağdat bizim ortak medeniyetimizin önemli bir ilim merkeziydi. İsfahan, Merv, Belh, Semerkand, Nişabur, Delhi, İslamabad, Kahire, Gırnata, Kurtuba bizim ortak medeniyetimizin ilim merkezleriydi. Konya, İstanbul aynı şekilde Müslümanlar olarak her birimizin gurur duyacağı ilim merkezleriydi."

Matematik, astronomi, felsefe ve diğer tüm bilim dallarında, İslam merkezlerinde üretilen bilimin, dünyaya ve bugünkü pozitif bilime yön verdiğine dikkat çeken Başbakan Erdoğan, bu merkezlerin, içindeki özgürlük ortamı sayesinde dünyanın tüm alimlerini çekerek onlara ev sahipliği yaptığını ve dünyaya ilim öğretttiğini bildirdi.

Erdoğan, önemli bir tespit paylaşacağını ifade ederek, şunları söyledi:

"Bugün Malezya'dan yola çıkarak kara ve deniz yoluyla, yürüyerek ya da develer, atlar üzerinde İspanya'ya gidemezsiniz. Yollar ne yazık ki sizi İspanya'ya görtürecek kadar güvenli değil. Vize almadan sınırları geçebilmek mümkün değil. Ancak düşünün ki 14. yüzyılda İbni Batuta, Kurtuba'dan yola çıkıyor, deve üzerinde yıllar süren bir yolculukla Kuzey Afrika'yı geçiyor, Hicaz'a uğruyor, Türkiyeyi geziyor, Kafkasya'dan, Hindistan'a, Çin'e Maldivler'e kadar gelebiliyor ve buradan yeniden Tunus'a, Tanca'ya dönebiliyor. Daha 14. yüzyılda İslam coğrafyasının nasıl bir özgürlük alanı olduğu, nasıl güvenli olduğu, alimlerin ve seyyahların nasıl bir ilgiyle karşılandığını sizlerin muhayyilesine bırakıyorum.

Hele hele şurası çok önemli, bir kitabın sadece ismini duyarak, kitaba ulaşmak için deve ve at üzerinde binlerce kilometre yol alıp o kitaba ulaşan, okuyan ve sadece tek bir kitabın aydınlığıyla dünyaya unutulmaz eserler bırakan nice ortak alimlerimiz var. İbni Arabi, Endülüs'ten yola çıkmış, Kuzey Afrika'yı geçmiş Anadolu'da büyük alimlerle buluşmuş ve Şam'da vefat etmiştir. Farabi, Türkistan'dan Bağdat'a gelmiş orada yaşamıştır, büyük mütefekkir Mevlana Afganistan'ın Belh şehrinden yola çıkıp Konya'ya gelmiş orada vuslata ermişti. 'İlim müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almalıdır' tavsiyesine uyan nice ilim sevdalısı önlerinde hiçbir engel tanımıyor ve hayatını ilme, öğrenmeye, öğretmeye vakfediyor."

İmam Gazali, El Harezmi, İbni Sina gibi dünya bilimine yön veren birçok alimin, özgür ve güvenli zeminlerde yetiştiklerine vurgu yapan Erdoğan, "Endülüs'e giden Müslüman alimler, ortaçağ karanlığındaki Avrupa'yı aydınlattılar. Güneydoğu Asya'ya, Endonezya'ya Malezya'ya gelen Müslüman alimler, idareciler, tüccarlar ve seyyahlar bu bölgede bir medeniyet inşa edebilmişse bu başarı üzerine kafa yormamız ve kapsamlı araştırmalar yapmamız gerekir" dedi.

Erdoğan, 12. yüzyılda İslamı kabul Kedah Sultanı Muzaffer Şah'ın İslam'ın bu bölgede yayılmasında, İskender Şah'ın da Malezya yarım adasının ve Endonezya'nın İslamlaşmasında önemli rol oynadığını dile getirdi.

SADECE TARİHLE OLANLA ÖVÜNECEK BİR MEDENİYEÜİN MENSUPLARI DEĞİLİZ 

Tarihe bakarak, tarihte kalanla anılacak ve sadece tarihte olanla övünecek bir medeniyetin mensupları olunmadığına dikkat çeken Erdoğan, "Tam tersine, biz tarihi inşa etmenin özgüveni içinde istikbali de inşa edecek potansiyele sahip bir medeniyetin mensuplarıyız. Biz geçmişimizle övünürüz. Ama övünmekle yetinmeyiz. Oradan dersler çıkartır, 'inşa etmekle mükellef olduğumuz geleceği nasıl tasarlayacağız' Bunun adımlarını atarız" diye konuştu. 

"Önce kendimize güveneceğiz" diyen Erdoğan, geçmişte yapılanların bilinmesi ve yeniden yapılabileceğine yürekten inanılması gerektiğine işaret etti. Erdoğan, gönüller arasına örülen duvarları başta eğitimciler olmak üzere herkesin elbirliği ile yıkması gerektiğini kaydederek, "Kendi halkına zulmeden, kendi halkına baskı, zulüm uygulayan devlet anlayışını elimizin tersiyle itecek, devleti insanın hizmetkarı haline getirecek ve 'insanı yaşat ki devlet yaşasın' diyerek özgürlükleri olabildiğince genişleteceğiz" değerlendirmesini yaptı. 

Erdoğan, bütün coğrafyada uhuvvet, muhabbet ve dayanışmanın azami düzeyde tesis edileceğinin altını çizerek, bu manada Malezya'nın son 30 yılda özellikle eğitim-öğretim alanında attığı adımları takdir ettiğini belirtti. Malezya'nın ekonomik başarısı ve sosyal barışının altında eğitim altyapısının olduğunu bildiklerini dile getiren Erdoğan, şunları söyledi:

"Bütün Malezya, İslam ülkeleri arasında ve Güneydoğu Asya toplumları arasında müstesna bir yere sahiptir. Çok kültürlü yapısı, ekonomik dinamizmi, siyasi istikrarı ve dünyaya açık perspektifi ile Malezya'nın bundan sonra da büyüme trendini devam ettireceğini biliyorum. Biz Malezya'yı uzakta bir ülke olarak görmüyoruz. Siyasi, diplomatik, ekonomik, kültürel, bilimsel ve eğitim alanlarında beraber atacağımız pek çok adım olduğu için ne Türkiye Malezya'ya uzaktır ne de Malezya'ya uzaktır." 

Erdoğan, eğitim, öğretim, bilimsel ve teknolojik araştırma alanlarında ve diğer alanlarda ortak çalışma yapmak için Türkiye'nin her zaman hazır olduğunu belirterek, "Türk üniversitelerinin kapıları sizler için açıktır. Ufkumuzu, enerjimizi ve gayretimizi birleştirdiğimiz zaman ortaya çok parlak başarıların konacağını biliyorum" dedi. 

Türkiye'de son 11 yılda 99 yeni üniversite kurduklarını, artık üniversitesi olmayan il kalmadığını anlatan Erdoğan, üniversitelerdeki dost ve kardeş ülkelerden gelen öğrencilerin sayılarının da kat kat arttığını söyledi. Erdoğan, "Özgür bir ortamda, tam bir kardeşlik ortamında dünyanın her yerinden öğrenciyi, özellikle de Malezyalı kardeşlerimizi Türkiye'de görmekten mutlu olacağız" diye konuştu. 

Erdoğan, ilimin ırkı ve sınırları bulunmadığına ve paylaştıkça çoğalan bir hazine olduğuna vurgu yaparak, şunları kaydetti:

"Aynı medeniyetin mensupları olarak ilmi paylaşmak noktasında ne gerekiyorsa onu yapmak zorundayız. Biz farklı bir dünyanın mümkün olduğuna inanıyoruz. Geçmişteki ihtişamlı ilim şehirlerinin yeniden inşa edilebileceğine gönülden iman ediyoruz. Dayanışmayla, işbirliğiyle inşallah bu ihtişama yeniden kavuşacak, ilmin rehberliğinde aydınlık yarınları birlikte inşa edeceğiz. Umutsuz olmayacağız. Dönemsel sorunlara, dönemsel krizlere takılmayacağız. Tekrar ediyorum: Sabredecek, tahammül edecek, ilimle aydınlanmış ihtişamlı günlere erişecek ve inşallah o zamanda hamdedecek, şükredeceğiz."

Fahri doktora unvanından dolayı Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'ne, akademisyenlere ve öğrencilere teşekkür eden ve başarılar dileyen Erdoğan, Malezya ile Türkiye'nin uhuvvetinin ve muhabbetinin artırmasını ve daim olmasını temenni etti. 

Erdoğan, konuşmasının sonunda BM Medeniyetler İttifakı Girişimi Yüksek Temsilcisi Nasir Abdulaziz Al-Nasserve'ye de teşekkür ederek, "İnşallah, medeniyetler çatışması değil medeniyetler ittifakının tesisinde, bu yolculukta inşallah birlikte başarıya ulaşırız" dedi. 

SEVGİ GÖSTERİSİ

 Malezya’ya resmi ziyarette bulunan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a, fahri doktora tevdi törenine katılmak için geldiği Malezya Uluslarası İslam Üniversitesi’ndeki öğrenciler sevgi gösterisinde bulundu. Başbakan Erdoğan, törenin yapılacağı salonun girişinde, ellerinde Türk bayrakları ve çeşitli yazıların yer aldığı dövizler taşıyan bir grup öğrenci tarafından karşılandı.

“We are Erdoğan”, “Bu Ümmet Seninle” yazılı dövizler taşıyan öğrenciler, “Üzülme, Eğilme, Bu Ümmet Seninle”, “Başbakan Erdoğan” şeklinde sloganlar attı. 

Erdoğan, fahri doktora belgesini imzaladıktan sonra, cüppe giyerek, eşi Emine Erdoğan ve bir grup akademisyen eşliğinde törenin yapıldığı salona geldi. İki ülkenin milli marşları ve Kuran-ı Kerim okunarak başlayan törende, Başbakan Erdoğan’a fahri doktora diploması Üniversite Başkanı Dr. Rais Yatım tarafından takdim edildi.

Başbakan Erdoğan'a, konuşmasının ardından, üniversite yerleşkesinde bulunan ve Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'a girişini resmeden tablonun önünde çekilen fotoğraf hediye edildi. Tören, okunan dualarla sona erdi.

Törene, Başbakan Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan, kızı Sümeyye Erdoğan, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, Avrupa Birliği Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, Milli Savunma Bakanı İsmet Yılmaz da katıldı.