BIST 10.623
DOLAR 32,65
EURO 35,12
ALTIN 2.450,14
HABER /  GÜNCEL

Abdülhamit Gül'den bomba Başkanlık iddiası

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Abdülhamit Gül İnternethaber'e konuştu. Gül, muhalefeti topa tutarken başkanlık sistemiyle istikrarın kalıcı olacağını söyledi.

Abone ol

HATİCE KÜBRA KOCAOĞLU
TWİT-ÜL HAVADİS

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Gaziantep Milletvekili Adayı Abdülhamit Gül'le muhalefet partilerinin vaadlerini, HDP-baraj sorunu ve çözüm sürecini, koalisyon iddialarını, gündeme bir anda düşen Hidayet Karaca ve 63 polis için çıkan tahliye kararını konuştuk. 

"Türkiye'de koalisyon devri bitmiştir" diyen Abdülhamit Gül, muhalefet partilerinin hiçbir vizyonu olmadığını söyledi. "Tek dertleri AK Parti'nin gitmesi" diyen Gül, seçim sonuçları için de iddialı konuştu: "Türkiye, başkanlık sistemiyle de inşallah bu istikrar halini kalıcı hale getirecek. Yüzyıllarca Türkiye'de uygulanacak bir sisteme gideceğiz".

AK PARTİ'NİN GAZİANTEP'TE HEDEFİ: 12'DE 12 

Seçime az bir zaman kaldı. Nasıl gidiyor seçim çalışmalarınız?

AK Parti kurumsal geleneklerini oturtmuş bir parti. Sadece seçimden seçime çalışan bir parti değil. Antep'te sadece 217 bin 756 üyemiz var. Bunların hepsi 10 Ağustos'tan sonra 11 Ağustos'ta bu seçim çin çalışmaya başladılar. Bizim en büyük gücümüz teşkilat gücümüz. Hepsi 7 Haziran seçimleri için canla başla çalışıyorlar. Antep'te de öyle. Kadın kollarımız, gençlik kollarımız, büyük bir seferberlik halinde durmaksızın çalışıyoruz. 

AK Parti bu seçim Gaziantep'ten kaç vekil çıkarır? 

Gaziantep'te 12'de 12 diye bir hedefimiz var. Sürekli Türkiye ortalamasının üzerinde bir oy aldığımız il Gaziantep. 15 buçuk milyar dolar hükümetimizin yaptığı yatırımlar, destekler var. Yerel yönetimizlerimiz çalışkan. Hem yerel yönetimlerde hem de merkezi hükümette yaptığımız çalışmaları da milletimiz takdir ediyor. O yüzden hedefimiz 12'de 12.

MUHALEFET ESKİ TÜRKİYE'Yİ ÖZLÜYOR 

CHP ve HDP seçim beyannamelerini açıkladı. Nasıl buldunuz seçim beyannamelerini?

CHP ve HDP'ye bakıldığında aslında isimlerini yazmazsanız hangisinin CHP hangisinin HDP olduğunu çok farkedemezsiniz. Başkanlık sistemine, Yeni Türkiye'ye, yeni anayasaya karşı, eski Türkiye'yi, vesayet dönemlerini, statükoyu özleyen bir haldeler. Vaadler itibariyle bakıldığında uçuk, anlamsız, gereksiz ya da zaten AK Parti'nin gerçekleştirdiği vaadler. Felsefesine bakıldığında da ikisinde de eski Türkiye'yi özleyen bir yapı var.

MİLLET CHP'NİN VAADLERİNE GÜLÜP GEÇİYOR

CHP'nin vaadlerini nasıl değerlendiriyorsunuz? 

CHP, eski, tek parti dönemi CHP'sini vaad ediyor. CHP'nin Türkiye vaadi içerisinde, milletimizin aklına hemen o kapatılan Kur'an kursları, ahır haline getirilmiş camiler, ecdad yadigarı vakıfların peşkeş çekildiği bir Türkiye geliyor. İçe kapanık ve dış politikada da Türkiye'nin tanınmadığı, bilinmediği bir dönemi arzuluyorlar. Türkiye bugün AK Parti iktidarında reformcu bir Türkiye.

abdulhamitgul1.jpgCHP'nin seçim beyannamesinde "kadın-erkek cinsiyet ayrımını kaldıracağız" diyorlar. AK Parti bunu 2010 referandumuyla anayasa değişikliğinde gerçekleştirmiş zaten. Ama CHP her şeye karşı olduğu için neye karşı olduğunun da farkında değil. "Toplantı, gösteri, yürüyüş hakkı vereceğiz daha da genişleteceğiz" diyorlar. Toplantı, gösteri hakkı 2911 sayılı kanunla zaten var ve AK Parti bunu sivilleştirdi, geliştirdi. Eğer "genişleteceğiz" dediği maskeyle, molotofla yapılacak bir toplantı, gösteriyse, doğrudur. CHP'ye yakışır, Kılıçdaroğlu'na yakışır. Savcımızı şehit eden bir zihniyete selam gönderen bir CHP'ye ve Kılıçdaroğlu'na bu gösteriler, toplantılar yakışır. Ama biz o anlamda yaşam hakkına müdahale eden bir özgürlüğü asla kabul etmiyoruz.

Emeklilerle ilgili tek çatı, sosyal güvenlik, intibak, normlar... Bunları 2007'de sosyal güvenlik reformlarıyla zaten AK Parti gerçekleştirdi. Birçok vaadleri gerçekleştirilen vaadler, diğerleri de yere basan vaadler değil. Buna milletimiz gülüp geçiyor, yapabilecek bir vizyonu da yok.

CHP klasik parlamenter sistemi koruyucu bir Türkiye vaad ediyor. Milletimiz CHP'ye soracaktır: Parlamentonun kapısına kilit vurulurken, tatil edilirken, milletin temsilcisi milletvekilleri 28 Şubat'larda, 27 Mayıs'larda darbeye maruz kalırken alkışlayan CHP değil miydi? Siz parlamentonun hukukunu onurunu korumayacaksınız sonra parlamenter demokrasiden bahsedip, "parlamenter rejimi yedirmeyiz" diyeceksiniz. Milletin iradesini, milletin seçtiği milletvekillerini, başbakanı idama götürürken darbecilerin yanında yer alıyorsunuz, sonra da demokrasiyi, parlamenter sistemi korumaktan bahsediyorsunuz. Buna ancak CHP'nin içerisindeki yönetim kadrosu inanır, tabanı bile inanmayacaktır.

Yine eğitim sistemi 1+8+4 ü vaad ediyor. Bu ne demek? 28 Şubat'ın yaptığı kesintisiz eğitime dönüş demek. Yani "imam hatipleri kapatıyorum" diyor. "Seçmeli dersleri rehber öğretmenler ve öğrenciler seçecek" diyor. Bunun anlamı da siyer derslerinin, hadis derslerinin bu anlamda veliler tarafından seçilmesinin engellenmesi. Yani Kuran öğretimini yasaklayacak, imam hatipleri kaldıracak bir vizyon. Bu vizyon 1940'larda olabilirdi ama 2015 Türkiyesi'ne yakışan birşey değil. Dolayısıyla CHP yeni bir şey söylememiş hep eskiyi vaad ediyor.

Peki bu anlamda CHP'de Mehmet Bekaroğlu'nun etkisi olmadı mı?

CHP'nin ontolojik olarak varlığı, statükodur, darbecilerin yanında yer almaktır, milletin inançlarına değerlerine karşı durmaktır. Son zamanlarda da AK Parti karşıtlığı üzerinden ayakta kalmaya çalışıyor. Dolayısıyla burada bir CHP üst aklı vardır. Bu üst akıl egemen ve onlar dizayn ediyor.

EKONOMİK VAADLERİ ÇOK UÇUK 

Bazı vaadleri uçuk dediniz. CHP'nin en uçuk vaadi hangisiydi sizce?

Ekonomik vaadleri, asgari ücretin 1500 TL olması. Türkiye bütçesine reel olarak bakıldığında; bir kriz olursa IMF'nin önünde dilenmek istiyorsanız, yine borç alır hale gelecekse, yeni bir vergi, yeni bir zam istiyorsa Türkiye bu vaadlere inanır. CHP'nin çizdiği tabloyla krize uğrayan, koalisyon dönemlerindeki Türkiye'nin fotoğrafı çıkar karşımıza.

DEMİRTAŞ'IN MAKYAJI DÖKÜLDÜ 

HDP'nin beyannamesi için ne düşünüyorsunuz?

Bir ruh ikizi gibi davranıyorlar. Zaten CHP Doğu'ya giremiyor. HDP'nin de statükocu, Türkiye'nin ileri demokrasi anlamında ulaşmak istediği hedefleri ıskalayan bir programı var. Bakıldığında bir etnik, mezhep merkezli Türkiye vaad ettiğini görüyoruz. Demirtaş'ı son zamanlarda Türkiyelilik üzerine makyajlamak istediler. Ama Ağrı'da o makyaj döküldü. Doğu'da şahin Batı'da güvercin olunmaz. Türkiye partisi olacaksanız İzmir'de de, Van'da da, Edirne'de de aynı şeyi söyleyeceksiniz.

"Diyanet İşleri Başkanı'nın aracını alıp cemevine vereceğim" diyor. HDP'nin Türkiyesi bu olabilir ama AK Parti'nin Türkiyesi cemevine de Diyanet İşleri'ne de araç alacak güçte bir Türkiye.

CHP ülkeyi 30'lara 40'lara götürmek isterken, HDP de 90'lara götürmek istiyor. Kürt kardeşim bakıyor, kendi şehrinde 90'lı yıllarda faili meçhuller vardı. Şimdi Türkiye'de faili meçhuller kalmadı. Türkiye artık Demirtaş'ın gençlik yıllarındaki Türkiye değil. Türkiye artık Kürtler'in varlığını kabul eden bir siyaset tarzıyla tanıştı. Olağanüstü hali kaldıran AK Parti'dir. Türkiye'de Kürtlerin kendi kültürel kimlikleriyle varoluşunu sağlayan, yasal düzenmeleri yapan, kendi anadillerinde propaganda, savunma imkanı getiren, köy isimlerini, şehir isimlerini değiştiren AK Parti'dir. Bu nedenle hiçbir Kürt'ün HDP'nin seçim vaadlerine prim vereceğine ihtimal vermiyorum.

AK PARTİ'NİN VARLIĞI KÜRTLER'İN VARLIĞININ GARANTİSİ 

abdulhamitgul.20150429032531.jpg 

AK Parti'nin varlığı Kürtlerin kendi varlığının da garantisidir. HDP hangi kazanımla, mücadeleyle bunu elde etmiştir? Silahlar üzerinde yükselerek siyaset yapılmaz. İnsan onurunu yükselterek siyaset yapılır, bunun da ırkı mezhebi yoktur. AK Parti, bunu yapıyor. Kürt kardeşlerimiz hepsi işinde gücünde ve AK Parti'nin getirdiği Türkiye'den memnunlar. AK Parti'nin varlığı onların elde ettiği hakların da garantisi. Ama biz bunu anayasayla da taçlandırarak korumak istiyoruz. Bu nedenle CHP'nin de HDP'nin de parti programlarının kendi tabanlarına ve Türkiye'ye yeni bir şey söylemediğini görüyoruz.

DİNLE KAVGALI BİR HDP HALKTAN KARŞILIK BULAMAZ

HDP barajı aşar mı sizce?

Türk siyaseti bu anlamda demokratik, şeffaf, katılımcı bir demokrasi. Sonuçlara da herkesin razı olacağı bir sistem. Oradan çıkan sonuca herkesin saygılı olması lazım, biz de saygılıyız. İster barajı aşsın, ister aşmasın, bu milletimizin vereceği oyla gerçekleşecek. Nice merkez sağdaki partiler yüzde 15'ler beklerken 9'un biraz üzerinde oy alarak baraj altı kaldı. Biz o iradeye saygılıyız ama netice itibariyle son zamanlarda bakıldığında HDP'yi bir şirin gösterme projesi uygulanmaya çalışılıyor. Fakat siyasi çalışmalarda bu projeler, mühendislikler sökmüyor. Milletin kendi projesi yol haritası var. O yüzden HDP siyasetinin millete, başta Kürtler'e bir fayda getirmeyeceğine inanıyorum. Yani "din dersini kaldıracağız" diyen bir HDP Genel Başkanı'nın söylemini Kürtler'in kabul edeceklerine ihtimal vermiyorum. Tarihi ve kültürel olarak bakıldığında çok dindar  bir millettir Kürtler. Dinle kavgalı olan bir HDP'nin, dinle ve milletin değerleriyle kavgalı olan CHP'nin bu coğrafyalarda bu topraklarda karşılık bulmasının imkanı yok.

AK PARTİ NE KADAR GÜÇLÜ OLURSA ÇÖZÜM SÜRECİ O KADAR GÜÇLÜ OLUR 

"HDP barajı aşamazsa çözüm süreci tamamen bitecek" şeklinde kaygılar var. Bu kaygılara ne diyorsunuz?

Çözüm sürecini yapan, uygulayan, hayata geçiren AK Parti'dir. Yani 30-40 milletvekiliyle Türkiye'nin yaklaşık 40 yıllık bir terör sorunu çözülemez. Bu çözüm sürecini ortaya koyan AK Parti'nin kararlı, siyasi duruşudur. Buna gerçekten inanarak bin yıldır beraber yaşamış halklar, vatandaşlar niye ayrışsınlar? AK Parti ne kadar güçlü olursa, çözüm süreci de o kadar güçlü olur.

AK Parti karşıtlığında birleşen partiler ne yapacak? Tek başına hiçbirisi gelemiyor zaten. Diyelim ki koalisyon kurdular. Bu koalisyon görüntüsünü zaten hiçbir Türkiye vatandaşı istemez. HDP, MHP, CHP'linin bakan olduğu bir yerde çözüm süreci yönünde bir karar çıkabilir mi? Asla çıkmaz. Bu nedenle çözüm sürecine verilen destekle bu anlamda AK Parti'ye verilen destek de artacaktır. Ben buna inanıyorum. Şantajların, şikelerin siyasette sökmeyeceğine inanıyorum. Kimse silahların gölgesine sığınarak siyaset inşa etmesin. Bunların hepsi siyasi iktidarın kararlı duruşuyla elde edilmiştir. AK Parti 7 Haziran'dan sonra alacağı destekle, bu süreci daha da güçlendirerek devam ettirecek.

 YÜZYILLARCA UYGULANACAK BİR SİSTEME GİDECEĞİZ

-Son dönemde sık sık koalisyonla ilgili senaryolar, söylemler duymaya başladık. Bu seçimden bir koalisyon çıkar mı?

Aç tavuk kendini buğday tarlasında sanarmış ya. 30 Mart seçimlerinde de yüzde 30 oy alıyor AK Parti demişlerdi ve zil takıp oynuyorlardı. Ama 30 Mart akşamı dut yemiş bülbüle döndüler. Millet AK Parti'nin yanında durdu. 10 Ağustos'ta "2. tura kalıyor, seçilemiyor" dediler. Çatı kurdular, koalisyon kurdular. Şimdi yine paralel yapısıyla, ekonomik belli güç merkezleriyle, İstanbul'daki belli baronlarla, küresel bazı Türkiye düşmanları, merkez medya ittifakıyla bir oyun kurmaya çalışıyorlar. Ama bu oyun asla başarıya ulaşamayacak. Türkiye istikrarlı bir AK Parti'yle tanıştıktan sonra koalisyon dönemlerini elinin tersiyle itti.

Biz bunu sokakta da görüyoruz. Vatandaş asla o günlere dönmek istemiyor. Koalisyon devri Türkiye'de bitmiştir. Türkiye, başkanlık sistemiyle de inşallah bu istikrar halini kalıcı hale getirecek. Yüzyıllarca Türkiye'de uygulanacak bir sisteme gideceğiz. Millet anayasayı değiştirecek bir çoğunlukla AK Parti'yi seçecek. Ne CHP ne MHP nede HDP'nin bu ülke için bir projesi, vizyonu yok. Tek dertleri "AK Parti gitsin de ülke batarsa batsın"dır. Milletimiz buna izin vermiyecektir. Yine sandıkta milletten tokadı yiyecekler.

AK Parti için oy tahmininiz nedir?

% 51 üzeri bir oy bekliyoruz. Tek başına iktidar olmak gibi bir derdimiz yok, bizim tek derdimiz 367 çoğunluğun üzerine çıkıp, yeni anayasayı gerçekleştirmek. Türkiye bunu hakediyor. Bunu yapabilecek tek parti de AK Parti.

 TAHLİYE KARARI HUKUK GASPIDIR

-Hidayet Karaca ve 63 polis için tahliye kararının çıkması çok tartışıldı. Ardından bu karar uygulanmadı ve kararı veren hakimlere soruşturma açıldı. Yaşanan bu tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz?

abdulhamirgul2.jpgKararı veren Hakîm yetkisiz bir şekilde açıkca kanun hükmünü çiğnemiş, hukuku askıya almıştır. Bu şekilde tahliye kararı verilmesi bir hukuk gasbıdır. 

Parelel devlet ve parelel yargıyı demokratik bir devlet asla kabul edemez. Yetki gasbında bulunan hakimler hukukun değil ideolojilerinin dediğini yapmış ve  görevlerini kötüye kullanmışlardır. Yani suç işlemişlerdir. Bir asliye ceza hakimi görevinin ve yetkisinin sınırlarını aşmış, sulh ceza hakimi yerine geçerek karar vermiştir. Bu kabul edilemez.

Bu şekilde suç işleyen hakimlerin varlığı, hukukun uygulandığı vatandaşlar için de bir tehdit niteliği taşımaktadır. Gerekli hukuki yaptırımın uygulanmasını bekliyoruz. Yargının siyasallaşmasına ilişkin bu çarpıcı örnek yeni Anayasa'daki yargı reformunun aciliyetini göstermiştir. 

TÜRKİYE'YE ÖZGÜ EKSEN ŞEHİRLERİ İNŞA EDECEĞİZ

Siz AK Parti'de yerel yönetimlerden sorumlu genel başkan yardımcısısınız. Türkiye'de şehirleşme açısından yatay mimari vurgusu son dönemde sıkça yapıldı. Yeni dönemde bunu görebilecek miyiz?

Yerel yönetim çalışmalarımızda bir medeniyet tasavvuru ortaya koyduk. Şehirlerin inşası insanın inşası gibidir ve bir sürece tabidir. AK Parti 2002'de merkezi yönetimi, 2004'te de yerel yönetimleri alırken Türkiye'de sular akmaz, akarsa içilmez, kokar, çöpler dağ gibi olmuş patlar, insanlar can verir, bozuk yollarıyla, çevre kirliliğiyle bir Türkiye devraldı. Ama Türkiye'de yerel kalkınmayı başlattık, marka şehirleri kurduk. Artık İstanbul New York'la yarışıyor, Ankara Paris'le, Gaziantep Pekin'le yarışıyor. Bütün şehirlerimiz artık birer marka olmuş.

Özellikle Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımız'ın açıklamaları da yatay yapılaşmayı destekleyici yönde. Şimdi daha estetik, medeniyetimizin kültürel mimarilerine uygun yapılar yapacağız. Hem geleneksel kadimi yakalayacağız hem de moderniteyi yakalayarak Türkiye'ye özgü eksen şehirleri inşa edeceğiz. Bu dönemde de bütün belediye başkanlarımızın genel vizyonu bu çerçevededir.