BIST 14.252
DOLAR 44,75
EURO 52,82
ALTIN 6.909,18
HABER /  EKONOMİ

ABD/İsrail-İran savaşı piyasaları sarstı! Altın yatırımcısını neler bekliyor?

Bir ayı aşkın süredir devam eden ABD/İsrail-İran savaşı, küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açarken, İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Ünay bu hareketliliğin nedenlerini değerlendirdi.

Abone ol

Yüzyıllar boyunca küresel finans sisteminin temel dayanaklarından biri olan altın, tarihsel rolünü önemli ölçüde Nixon Shock ile kaybetti. 1971’de dönemin ABD Başkanı Richard Nixon tarafından alınan kararla doların altına sabit kur üzerinden dönüştürülebilirliği askıya alındı ve böylece Bretton Woods sisteminin temelini oluşturan yapı sona erdi.

ALTIN STANDARDINDAN “İTİBARİ PARA” DÖNEMİNE

Bu gelişmeyle birlikte, ulusal para birimlerinin değerinin altına dayandığı sistem yerini dalgalı kur rejimine bıraktı. Finansal piyasalarda spekülatif hareketlerin arttığı bu yeni dönemde, para birimlerinin değeri artık altın ve gümüş gibi fiziki varlıklardan çok, ülkelerin ekonomik yönetimine duyulan güven üzerinden belirlenmeye başladı.

Ancak jeopolitik gerilimlerin, ekonomik krizlerin ve belirsizliklerin arttığı dönemlerde altın, hem bireysel hem kurumsal yatırımcılar hem de merkez bankaları için “güvenli liman” olma özelliğini korudu. Bu dönemlerde artan talep, altın fiyatlarında genel olarak yukarı yönlü bir eğilimi beraberinde getirdi.

GERİLİM TIRMANDI, FİYATLAR REKOR GÖRDÜ

2025’in ikinci yarısında ABD-İsrail ile İran hattında artan gerilim ve çatışma ihtimali, altın fiyatlarında benzer bir yükseliş dinamiğini tetikledi. Yatırımcı talebindeki artış, ABD Merkez Bankası’nın (Fed) 2026 yılı içinde faiz indirimine gideceği beklentisiyle birleşince fiyatlar rekor seviyelere ulaştı.

28 Şubat’ta İran’a yönelik saldırıların başlamasının ardından altının ons fiyatı 5 bin 420 doları aşarak tarihi zirvesini gördü. Ancak bu yükseliş kalıcı olmadı. Takip eden günlerde satışların artmasıyla fiyatlar önce 5 bin–5 bin 200 dolar bandına, ardından da 4 bin 750–5 bin dolar aralığına geriledi.

YÜKSELİŞ NEDEN DEVAM ETMEDİ?

Kriz dönemlerinde genellikle değer kazanan altının bu kez ivmesini koruyamaması, birden fazla faktörle açıklanıyor.

RİSKLER ÖNCEDEN FİYATLANDI

Piyasalarda risk algısı yaklaşık bir yıldır yüksek seviyelerde seyrediyordu. 2025 Haziran’dan itibaren tırmanan ABD-İsrail-İran gerilimi, yatırımcıların olası riskleri önceden fiyatlamasına neden oldu. Bu nedenle savaşın fiilen başlaması, altın fiyatlarında beklenen ölçüde yeni bir sıçrama yaratmadı.

PETROL FİYATLARI VE FAİZ ETKİSİ

Gerilimin Strait of Hormuz üzerinden küresel enerji akışını tehdit etmesi, petrol fiyatlarını 70 dolardan 100 doların üzerine taşıdı. Artan enerji maliyetleri enflasyon baskısını artırırken, başta Federal Reserve olmak üzere merkez bankalarını faiz indirimlerini ertelemeye yöneltti.

Yüksek faiz ortamı, yatırımcıları altın gibi getirisi olmayan varlıklar yerine devlet tahvillerine yönlendirdi. Bu da altın talebinde düşüşe ve fiyat artışlarının zayıflamasına yol açtı.

GÜÇLENEN DOLAR TALEBİ BASKILADI

Küresel belirsizlik ortamında ABD dolarının değer kazanması da altın fiyatlarını sınırlayan bir diğer unsur oldu. Doların güçlenmesi, altını diğer para birimleriyle alım yapan yatırımcılar için daha pahalı hale getirerek talebi zayıflattı.

LİKİDİTE İHTİYACI SATIŞ GETİRDİ

Bölgesel çatışmanın genişlemesi, Körfez ülkelerinde gelir akışlarını olumsuz etkiledi. Petrol ve turizm gelirlerinde yaşanan aksama, bazı ülkeleri likidite ihtiyaçlarını karşılamak için altın satışına yöneltti. Buna karşın söz konusu satışların geçici olduğu ve ülkelerin genel olarak rezervlerini güçlü tutma eğilimini sürdürdüğü belirtiliyor.

ÖNÜMÜZDEKİ DÖNEME DAİR BEKLENTİLER

Altın fiyatlarının yönü büyük ölçüde ABD ile İran arasındaki gerilimin seyrine bağlı olacak. İki haftalık ateşkes sürecinin kalıcı bir barışa dönüşmesi halinde, dolar ve petrol fiyatlarında gerileme yaşanabileceği; bunun da altın fiyatlarını yeniden yukarı taşıyabileceği değerlendiriliyor.

Genel tabloya bakıldığında ise jeopolitik risklerin yüksek seyretmesi, küresel borçluluğun artması ve merkez bankalarının altın rezervlerini güçlendirme eğilimi, uzun vadede fiyatların yukarı yönlü potansiyelini koruduğunu gösteriyor.

Bununla birlikte, 2025’te görülen hızlı ve spekülatif yükselişler yerine, önümüzdeki dönemde daha dengeli ve ekonomik temellere dayanan artışların öne çıkması bekleniyor.