MHP lideri Bahçeli'den CHP'ye ve bildiri imzalayan 168 kişiye tepki: Bir insan etmezler
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Milli Eğitim Bakanlığı'nın ramazan genelgesini desteklediğini söyledi. Bahçeli, CHP'ye tepki gösterdi ve sordu: "MEB'in ramazan genelgesinin neresinde laiklikle çelişen çarpıklık var?"... 168 kişinin imzalayarak paylaştığı bildiri için de Bahçeli "Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler. "dedi.
Abone olMHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin TBMM'deki grup toplantısında konuştu. "Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum.Ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum." ifadelerini kullanan Bahçeli şunları kaydetti:
Ramazanın maneviyat iklimindeyiz. Ramazan ayının mübarek adabını yeni yetişen nesillere öğretilmeli. Bir türlü anlamadığımız esas şudur; manevi erimenin küresel salgın halini aldığı, her cepheden tehditler savurduğu bugünkü dünyanın alacakaranlık tablosunda çocuklarımızı düşünmeyelim mi? Geleceğimiz için kaygılanmayalım mı? Ne yapsaydık, akışa mı bıraksaydık. Ölen öldü, kaybolan kayboldu, kalanlar bizim mi deseydik?
"Bu genelgenin neresi yanlıştır?"
Bu bahsi neden açtığımı elbette izah edeceğim. Milli Eğitim Bakanlığı, 12 Şubat'ta Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında bir genelge yayımladı. Yerinde bir adımla, doğrusunu yapmıştır. Bu genelgenin neresi yanlıştır? Elinizi vicdanınıza götürüp düşününüz. Türkiye'nin Talibanlaştığına dair en küçük bir delil göreniniz var mıdır? 'Gericilik' diye yaygara koparanlar hakiki manada yobaz değil midir?
CHP'ye ramazan genelgesi tepkisi
CHP Genel Başkanı ve İslam karşıtlığında birleşen yöneticileri bir anlatsın da öğrenelim. Din düşmanı olmayıp, yalnızca İslam düşmanlığında mevziye giren çürük aydınlar ne istediklerini hele bir söylesinler. Kültürel mirasımızı güçlendiren samimi faaliyetlerin neresinde pürüz, neresinde laiklikle çelişen bir çarpıklık söz konusudur?
"Bir insan bile etmezler"
Sözde uzman ve akademisyenlerden mürekkep 168 kişi bir araya gelerek 'laikliği birlikte savunuyoruz' başlığıyla imzaladıkları bir bildiriyi kamuoyuyla paylaşmışlar.
Bana sorarsanız bu 168 kişiyi yan yana, üst üste koyup toplasanız bir insan bile etmezler.
Diyorlar ki laikliği savunmak suç değildir. Diyorlar ki şeriatçı dayatmaları reddediyoruz. Diyorlar ki karanlığa teslim olmayacağız. Alayınız karanlıksınız, alayınız karanlıktasınız, haberiniz yok.
Millî Eğitim Bakanlığının az evvel ifade ettiğim genelgesinden dolayı Türkiye’de gerici, şeriatçı bir kuşatma varmış. Allah'a iman etmek gericilikse biz de gericiyiz.
"Genelgeyi sonuna kadar destekliyorum"
Milli Eğitim Bakanımızı ve bakanlık personelini kutluyorum. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında yayımlanan ramazan ayı etkinlikleri konulu genelgeyi sonuna kadar destekliyorum.168 imzacıyı da ademe mahkum ediyorum.
Terörsüz Türkiye
Terörsüz Türkiye hedefiyle ilgili gayret ve girişimlerin en önemli ayağı raporla teşekkül etmiştir. Demokratik, katılımcı bir anlayışla kurulan komisyon, üstlendiği tarihi rolle tabuları yıkmıştır. Kimse yapılan çalışmaları hafife almamalıdır. Devir Türk ve Türkiye devridir.
"Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler aldı"
Sırayı siyasi ve hukuki düzenlemeler almıştır. Bundan sonra nelerin yapılacağı raporda takdim edilmiştir. Bulanık suda balık avlayanlar iyi dinleyin. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesini, temel anayasal ilkelerini ve üniter devlet yapısını esas alan bir anlayışla çalışmıştır. Bölgesel tansiyonun yükseldikçe yükseldiği bir dönemde tek yürek Türkiye fotoğrafı netleşmiştir. Demokrasimiz daha da güçlenecektir.
"Af ve cezasızlık algısına prim verilmemeli"
Adalet duygusunu zedelemeden silahsız döneme geçenlerin topluma kazandırılması aşama aşama gerçekleştirilecektir. İhtiyaç duyulacak yasal düzenlemelerin yapılması konusunda ortaya çıkan anlayış birliği çok değerlidir. Süreci ve sonrasını yönetecek bir yasal düzenlemeye vurgu yapılması ayrıca önemli ve kıymetlidir. Af ve cezasızlık algısına prim vermeden yasal düzenlemelerin çerçevesi çizilmelidir.
"İki Ahmet makamlarına oturmalı"
Kayyum meselesi demokrasi sınırları dahilinde tekrar değerlendirilmeli; iki Ahmet'in makamlarına oturması sağlanmalı. Biz yer yüzüne Ankara'dan bakmak zorundayız, başka merkezlerin tesirinde kalarak yapacağımız yorumları savunmak, küresel tuzaklar için bir bahane yaratacaktır.