BIST 4.752
DOLAR 18,82
EURO 20,50
ALTIN 1.158,61
HABER /  MEDYA

Biri cemaati diğeri hükümeti bombaladı!

İki farklı Bediüzzaman yazısı... Dumanlı hükümeti eleştirirken, Kaplan cemaati yerden yere vurdu!

Abone ol

Bugün iki farklı "Bediüzzaman Said Nursi" yazısı iki farklı isimden geldi. Biri cemaat kanadından hükümeti eleştirmek için, öbürü hükümete yakın nin yazarından cemaati eleştirmek için...

Ekrem Dumanlı, Said Nursi'ye yapılan zulümleri özellikle istihbarat teşkilatlarının üzerini gitmesini yazdı bugüne benzerliğine imalar yaptı. Yusuf Kaplan ise Said Nursi'nin kelepçelenirken bile DP'yi  koruduğunu vurgulayarak cemaati eleştirdi.

EKREM DUMANLI: BEDİÜZZAMAN'I HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTILAR


Zaman gazetesi yazarı Ekrem Dumanlı alimlere yapılan zulümler üzerinden hükümeti eleştirme yazı dizisini sürdürüyor. Dumanlı bugünkü yazısında Bediüzzaman Said Nursi'yi yazdı. Dumanlı Said Nursi'nin  “Anlamıyorlar... Yahut anlamak istemiyorlar. Beni skolastik bataklığı içinde saplanmış bir medrese hocası zannediyorlar.” sözlerine yer verdi.

Dumanlı yazısında adeta günümüze göndermeler yaparak Nursi'nin Abdülhamid'e fikir beyan etmek için görüşme çabalarını ancak Sultan'ın etrafındaki adamların onu nasıl yanılttığını aktardı.

Demokrat Parti zamanında, Menderes'in gelmesiyle tam 'oh' diyecekken Said Nursi'nin baskı gördüğünün altını çizen Dumanlı o dönemin MİT'i MAH'ın hocayı nasıl takip ettiğini ölümüne kadar da rahatsız edildiğini aktardı.

Dumanlı şu anektodu aktardı: Seçimlerde verilen desteği unutmuş gibi görünen DP, Üstad ve talebelerinde büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. 1959’da Eskişehir’e girerken arabası durdurulmuş ve şehre giremeyeceği polislerce tebliğ edilmişti. Bediüzzaman’ın tek cümlecik sorusu vardır: “Emir buradan mı, Ankara’dan mı?” Komiser sükut eder. Cevap bellidir.



YUSUF KAPLAN: BEDİÜZZAMAN'DAN ZIRNIK KADAR İZİNİZ VARSA....

Yeni Şafak gazetesi Yusuf Kaplan, Said Nursi'nin yaşayan talebesi Mehmet Fırıncı'nın anlattığı anektodu paylaştı ve cemaate sert eleştiriler yöneltti.

Fırıncı Ağabey'in anısı şöyle: 1958 yılında, Menderes hükümeti, Nur talebelerinin ellerine kelepçe vurmaya başlıyor. Bediüzzaman Hazretleri, çevresindeki insanlara, aynen şunu söylüyor:

'Yarın benim elime de kelepçe vurabilirler. Buna hazırlıklı olmalıyız. Ama aslâ Demokrat Parti iktidarını karşımıza almaya kalkışmamalıyız. Çünkü onlar, bu ülkenin, bu dinin ve bu aziz milletin önünü açtılar. Eğer onları karşımıza alırsak, onların önüne takoz koyarsak, bunun hesabını veremeyiz!'

BEDİÜZZAMAN BUDUR İŞTE! 

Kaplan, "Bediüzzaman budur, işte!" diyerek cemaate yönelik eleştirilerini şöyle sürdürdü.

Eğer Cemaat'te Bediüzzaman'dan zırnık kadar bir iz, bir eser varsa, kendilerini 15 kat büyüten Tayyip Erdoğan'ın ipini çekme aymazlığına derhal son verir!

Eğer Cemaat'te Bediüzzaman'dan zırnık kadar bir iz, bir eser varsa, Fethullah Gülen, bir yandan 'hakaret eden, saldıran siz olmayın!' derken, öte yandan, gazetelerinin, televizyonlarının, sonuçta, Türkiye'yi kaosun eşiğine sürükleyen, İslâm dünyasında umut olarak görülen Türkiye'nin önünü tıkayan fütursuzca saldırılarına derhal son vermelerini emreder!