BIST 10.471
DOLAR 32,52
EURO 34,98
ALTIN 2.434,40
HABER /  GÜNCEL

25 bin askerle K. Irak'a girecektik

Ergenekon ifadesiyle gündeme damgasını vuran eski Genelkurmay Başkanı Özkök, 1 Mart 2003 tezkeresiyle ilgili bilinmeyenleri de anlattı.

Abone ol

Eski Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök, 1 Mart 2003 tezkeresiyle ilgili bilinmeyenleri anlattı. İlk kez ABD muhtırası'nın içeriğini açıkladı.

*Tezkere geçseydi 20-25 bin asker Irak topraklarına girecekti. Oradaki özel kuvvetlerimiz takviye edilecekti. Sınır boyunca tampon bölge kurulacaktı.

*Uzun süre orada kalacaktık. Geçişler kontrol altında olacak, gerektiğinde harekâtı oradan sürdürecektik. PKK konusunda çok avantajlı konumda olacaktık.

*Tezkere konusunda asker arasında zıt görüşler vardı. Hükümet üyeleri bana, askerin arasındaki fikir ayrılığının tezkerenin reddinde etkili olduğunu söylediler.

*Mahkemede Wolfowitz'in bana 'hükümete baskı yapın' dediğini söylemedim.
Wolfowitz, Türk ordusunun iyi liderlik göstermediği yönünde eleştiri yaptı.

Hilmi Özkök bomba açıklamaları yaptı. İlk kez Irak tezkeresinin perde arkasını ve Amerika ile yapılan mutabakatı ifşa etti. İşte o açıklamalardan önemli bölümler;

Hilmi Özkök’ün Ergenekon davasında verdiği iki günlük ifade tamamlandı, ama yankıları daha uzun süre devam edeceğe benziyor. Özkök’ün Silivri’de verdiği ve tezkere konusunda askerin hükümete baskı yapması için dönemin ABD Savunma Bakan Yardımcısı Paul Wolfowitz’ten telkin geldiği yolundaki ifadesi üzerinde durulunca açığa çıkıyor.

‘Wolfowitz’in baskı yapın dediğini söylemedim’
Özkök ile bu konuda telefon görüşmemizde öncelikle, ifadesinin basına yanlış yansıdığının altını çizdi:
“Ben mahkemede Wolfowitz’in bana hükümete baskı yapın dediğini söylemedim. Wolfowitz’in 1 Mart tezkeresinin Meclis’ten geçmemesinin ardından verdiği bir demeçte, Türk ordusunun iyi liderlik gösteremediği eleştirisinden söz ettim. Bu durum tutanaktan ortaya çıkar; herhalde iş yoğunluğu birbiriyle nöbetleşe haber yazıp sonra birleştiren muhabirler o şekilde aktarmıştır diye düşünüyorum. Sanki ben ABD yetkilileri ile böyle bir diyaloğa girmişim gibi bir izlenim çıkıyor; bu doğru değil. O dönem Wolfowitz ile de başka ABD yetkilileri ile de görüştüm, ancak ne Wolfowitz ne de ABD’li askeri bir yetkiliden bana hükümete baskı yapmamız yolunda bir şey söylenmedi, ben de mahkemede böyle söylemedim.

‘Askerde fikir birliği yok denmesi gidişatı etkiledi’

“Tezkere Meclis’te çoğunluğun oyunu almasına karşın nispet yönünden yetersiz kaldığı için geçmedi. İktidar partisi grup kararı alsaydı çıkardı. Bila’ya söylenen sözün kime ait olduğunu söylemek bana düşmez. Kuzey Irak’ta küçük bir ayrıntı sayılabilecek bir konu öne çıkarılmıştır. Ama orada (askerde) fikir birliği yok denmesi gidişi etkilemiştir. Onları artık kim söylemişse, söylenmemeliydi.”

Özkök’e ‘Nasıl sabrediyorsunuz? sorusu
Peki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin üst kademsinde tezkere konusunda da fikir ayrılığı var mıydı? Özkök:
• “Tabii farklı görüşler, ters görüşler, hatta zıt görüşler vardı. Ama ifadede de söylediğim gibi sonunda komutanın kararı geçerlidir. Ben dinlerdim. Hatta daha sonra bazı arkadaşlar gelip ‘Nasıl sabrediyorsunuz?’ demişlerdir. Burada önemli bir nokta daha var. Komuta heyeti olarak konuşurken ast üst ilişkisi var. Ama MGK’da konuşurken biz asker üyeler olarak da eşit konumdayız, Jandarma Komutanı (o dönem şener Eruygur) dahil. Kararın hükümete ait olması doğaldır. Daha sonra bazı hükümet üyeleri bana, MGK’da da olabilir, askerin görüş birliği içinde olmamasının kendilerini etkilediğini grup kararı almadıklarını, aksi halde tezkerenin geçmiş olacağını ifade etmişlerdir.”

TEZKERE GEÇSE NE OLACAKTI!
ABD İLE NASIL BİR MUTABAKAT YAPILMIŞTI?

•“ABD ile çok güzel bir ‘Mutabakat Muhtırası’ hazırlamıştık. Pürüzler küçük ayrıntılardaydı. Herkes işin parasal boyutuna bakıyordu, ama para o kadar önem taşımıyordu; güvenlik ve idare boyutunda çok avantajlı olacaktık.

5-5 TUGAY IRAK'A GİRECEKTİ

Tezkere geçseydi Irak’a çok miktarda (‘Çok miktar ne kadar demek?’ soruma) yani 4-5 tugay (20-25 bin asker) Irak topraklarına girecekti. Zaten Özel Kuvvetlerimiz oradaydı, onlar da takviye edilecekti.

TAMPON BÖLGE KURULACAKTI
VE UZUN SÜRE IRAK'TA KALINACAKTI

Sınır boyunca, özellikle geçiş alanlarında tampon bölge kurulacaktı. Ve uzun süre orada kalacaktık. Hem geçişler kontrol altında olacak, hem de gerektiğinde harekâtı oradan sürdürecektik. Kürt meselesi ayrı bir konudur, ancak PKK konusunda bugünden çok daha avantajlı konumda olacağımızı söyleyebilirim. Tezkere geçmeyince, anlaşma da imzalanamadı.”

TEZKERENİN GEÇMEMESİNİN FATURASI

Sonrasında şunlar oldu: ABD tezkerenin geçmemesinden o güne kadar her siyasi karara karışan Türk ordusunun bu defa karışmamasını sorumlu tuttu. Irak Kürtleri ABD’nin Irak’taki asli müttefiki haline geldi. Özel Kuvvetler’in varlığı 4 Temmuz Süleymaniye olayıyla son buldu. Bu ortam 1999’da Abdullah Öcalan’ın yakalanmasının ardından dağınık duran PKK’nın canlanıp, Türkiye içinde can yakan eylemleri düzenlemesine zemin hazırladı. Özkök, ordu içindeki müdahaleci eğilimleri 2004’te sessizce temizlediğini sanıyordu, ama emeklilikler ardından konu sivil boyut kazandı.

Cumhurbaşkanlığına Abdullah Gül’ün seçilmesi üzerine 2007’de Yaşar Büyükanıt tarafından verilen muhtıra ve hükümetin ona cevabı dönüm noktası oldu. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Büyükanıt’ı Dolmabahçe’ye çağırıp konuşmasının ardından başlayan Ergenekon/Balyoz süreci devam ediyor.

Suriye’deki iç savaş nedeniyle Irak’taki Kürt özerkliğinin gelişmesi ve şemdinli’de son iki haftadır artık çatışma boyutundan çarpışma boyutuna sıçrayan gerilim nedeniyle Özkök’ün Irak krizine ilişkin söyledikleri ayrı bir önem kazanıyor.