Talat Atilla ile Memleket programında, Trump’ın küresel sistemde yarattığı kırılma ile İran–Suriye–İsrail hattında Orta Doğu’daki güç dengeleri masaya yatırıldı. Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Trump’ın uluslararası hukuku reddeden yaklaşımını ve ABD’nin tek kutuplu dünya iddiasını değerlendirirken, İRAM araştırmacısı Dr. Oral Toğa ise İran’ın güvenlik önceliklerini iç cephe tahkimatına kaydırdığını, Suriye’nin konumunu ve vekil güçlere yönelik yeni stratejiyi anlattı.
Abone olTalat Atilla ile Memleket programının bu haftaki konukları İRAM araştırmacısı Oral Toğa ile akademisyen Levent Ersin Orallı oldu.
Talat Atilla ile Memleket programının bu haftaki konukları İRAM Araştırmacısı Dr. Oral Toğa ile akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı oldu. Programda, Trump’ın küresel sistemde yarattığı kırılma, İran–Suriye–İsrail üçgeninde Orta Doğu’daki güç dengeleri ele alındı.
Akademisyen Doç. Dr. Levent Ersin Orallı, Talat Atilla'nın "Trump neye güveniyor? Onları gölgelemek için mi yani bu dünyaya böyle bir adeta savaş açtı? Trump niye güveniyor?" sorusuna şöyle cevap verdi:
"Kaplumbağa terbiyecisi gibi geldi. Hadi bakalım, kalkın dedi. Trump seçilmiş kişi.Kendini böyle tarif ediyor ya, doğru söylüyor. Ama kim tarafından seçilmiş? Kriminal bir adam. Ve ABD'nin yıllardır yapmaya çalışıp da gündüzüne çıkaramadığı söylemekten ürktüğü şeyleri söylesin diye böyle bir kişi gerekiyordu. Ağır suçları var, yüz kızartıcı suçları var, yirmiye yakın hüküm giymişliği var, emlak yolsuzluğu var, hepsi var.
Amerikan ceza kanununda işlemeli suç kalmamış. Şimdi böyle bir adamı, 350 milyonluk bir nüfusun içerisinden Amerikan başkanı yapacak bir üst akıl var. Daha temiz onlarca aday bulamazlar mıydı? Ama Trump gerekiyordu. O gerektiriyordu ki biri çıkacak, ABD imparatorluğunu ilan etti, tek kutuplu dünya üzerinden yana bir tavır ortaya koyacağız. Benim hukukum var. Kalan da sizin hukunuz diyecek.
Roma hukuku neydi ki, hala derslerimiz okutulmuyor mu? Şunu söylüyordu: Ben kendi ahlak ve aklımla kural koyuyorum. Çiçero böyle söylüyordu. Aynısını geçen hafta Trump söyledi. 'Uluslararası hukuk yok' dedi. 'Benim ahlakım, benim aklım var. Bu benim hukukum. İster beğenirsin benden yana olursun, ister beğenmezsin benden değilsin"
İRAN, SURİYE, İSRAİL ÜÇGENİNDE ORTA DOĞU
İRAM Araştırmacısı Dr. Oral Toğa’nın İran’ın politikaları hakkında yaptığı değerlendirme şöyle oldu:
İRAN’IN EN BÜYÜK DERDİ SINIRLARI İÇERİSİNDEKİ GÜVENLİĞİ
İran'ın şu an en büyük derdi kendi sınırları içerisindeki güvenliği. Suriye'deki meseleleri biraz daha geri planda bıraktı ki bu yeni bir konu değil. Hatta Suriye'den bu kadar hızlı tasfiyesi de İran'ın biraz da bundan kaynaklı. Bu süreçten kaynaklı. Bu 2023'e kadar giden, belki 2019'a 2020'ye kadar götürebileceğimiz sürecin bir başka yansıması oldu aslında.
SURİYE’NİN GÜÇ SAHASINDAKİ YERİ BELLİ
Suriye'nin vekil güç sahasındaki yeri belli. Bel kemiği olduğunu herkes biliyor. Artık lojistik hatlarının geçtiği yer olması sebebiyle olsun veya işte İsrail'e bir tehdit yaratması gibi sebeplerden olsun bir sürü karşılığı vardı İran için Suriye'nin.
MESELENİN İÇ CEPHE TAHKİMATI GEREKTİRDİĞİNİ GÖRDÜLER
Fakat sonrasında özellikle İbrahim Reisi’nin ölmesiyle birlikte İran’ın kendisine yönelik bir saldırının geldiğini hissetmeye başladığını görüyoruz. Yani buna göre hazırlıklar yapmaya başladığını görüyoruz. Ve esas güvenlik meselesinin ileri savunma doktrini olarak formülize ettiği konseptten değil bilakis Tahran'ın koridorlarından geçtiğini, önce istihbarat tarafından ortadan kaldırması gerektiğini, ülke içindeki istihbari konuları ortadan kaldırması gerektiğini ve meselenin bir iç cephe tahkimatı gerektirdiğini gördüler.
HER GÜN BİR TOPLANTIYA OTURDULAR
Ve Reisi’den hemen sonra gelen hükümetle beraber, Pezeşkiyan hükümetiyle beraber 3 kolda hazırlık yapılmaya başlandı. İç cepheyi güçlendirmek adına Pezeşkiyan ve iç politika ekibi, ülkedeki bütün sorunlarla ilgilenen her gün bir toplantıyla oturdular, konuştular. Gerçekten her gün başka bir toplantı vardı. Mesela bir gün su meselesi konuşuyordu, başka bir gün öğretmenler konuşuyordu vs…
CEVAT ZARİF’İ OYUNA SOKTULAR
Sonrasında dış politika ekibi ki Cevat Zarif de burada oyuna soktular. Cevat Zarif bir ses kaydıyla elemine edilmiş, siyaseten öldürülmüş birisiydi aslında 2021 yılında. Tekrar oyuna sokuldu ve dış politikada Amerika ile müzakere arayışına girdiler.
TEK BAŞINA İSRAİL SALDIRISI BEKLENMİYORDU
Ve en sonunda da askeri kanat çatışma hazırlıkları yapmaya başladı. Hava savunma sistemlerini güçlendirmeye çalıştılar. Veya işte çeşitli tatbikatlarla deniz gücünü yükseltmeye çalıştılar. Çünkü akıllarındaki konsept uçak gemilerinin yaklaştığı, uçakların saldırdığı bir İran vardı. Oradan açıkçası beklenmiyordu. Tek başına İsrail saldırısı beklenmiyordu.
VEKİL GÜÇLER ÖZERK BIRAKILDI
Bugünün sonunda bütün bunların içerisinde vekil güçler özerk bırakıldı. Yani Husiler kendi hallerine bırakıldı. Lübnan yine aynı şekilde, Hizbullah veya diğerleri, bütün Haşti Şabiler vs… Tamamen ölmelerine müsaade etmeden ama önceliği oraya vermeden kendi iç cepheleri içerisinde bir konsepte gittiler.