BIST 9.814
DOLAR 32,36
EURO 34,43
ALTIN 2.438,65
HABER /  POLİTİKA

Selahattin Demirtaş'tan her satırı olay sözler

DTK kongresinden çıkan özerk yönetimi fırsat olarak gören Selahattin Demirtaş El Cezire'ye konuştu. Demirtaş'ın bu açıklamaları çok konuşulacak.

Abone ol

HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş son günlerde yaptığı çıkışlarla herkese şok üstüne şok yaşatıyor. Dün Ertuğrul Özkök'ün de topa tuttuğu Demirtaş kendini şu sözlerle savundu ;

"Ben şirin görünmek için bir şey yapmadım, bugün de yapmam".

Al Jazeera'nın sorularını yanıtlayan Selahattin Demirtaş, ortaya çıkan tablonun siyasetçilerin başarısızlığının sonucu olduğunu belirterek bu başarısızlığın yüzde 99'unun AK Parti, yüzde 1'inin ise HDP'den kaynaklandığını söyledi.

ŞİRİN GÖRÜNMEK İÇİN YAPMADIM

Yaşananların HDP'nin Türkiyelileşme hedefine darbe vurmadığını söyleyen Selahattin Demirtaş, "Türkiyelileşme Kürtlerin Batı'yı kabul etmesi değil, Batı'nın Kürtleri olduğu gibi kabul etmesidir" dedi. Demirtaş kendisine yönelik eleştirilere ise "Anlıyorum, saygı duyuyorum. Ben şirin görünmek için bir şey yapmadım, bugün de yapmam" ifadesini kullandı.

"BU ÇATIŞMA SAVAŞIN DERİNLEŞMESİ DEMEKTİR"

Demirtaş, 7 Haziran sonrası PKK'nın yeniden çatışmalı ortama geri döndüğü ve PKK'nın strateji değişikliği yaptığı iddialarıyla ilgili şunları söyledi:

-Tabii ki bu çatışmanın, savaşın derinleşmesi demektir. Hükümet ve devlet çok daha önceden planladığı kıyıcı bir askeri politikayı hayata geçirmeye başlayınca, karşılıklı şehirlere taşınmış olan bir savaş ortaya çıkmış oldu. Cemil Bayık'ın birkaç gün önce yapmış olduğu bir açıklama var, "Biz sorunun asker, polis öldürerek çözülemeyeceğimi biliyoruz. Asker polis öldürme eylemleri yapmamak için şehirlerde öz yönetim ilanlarını destekleme kararı aldık. Devlet üstümüze gelmesin biz kimseye silah çıkmayacağız" dedi. Ankara'dan, hükümet cephesinden bakınca bu çok anlamsız gelebilir fakat bence çok önemli bir şey. PKK ateş etmekten, öldürmekten vazgeçtiği için "Ben şehirlerde öz yönetim ilanlarını destekleme kararı aldım" diyorsa devlet bunun üzerine tankla, topla gitmek yerine "Tamam sen madem dağda askere, polise karşı eylem yapmayacaksan bu iş sivil, siyasi alanda kalsın istiyorsan ben de bunu bir düşüneyim" demeliydi bence.

"ORTAYA ÇIKAN TABLO SİYASETÇİLERİN BAŞARISIZLIĞININ SONUCUDUR"

KCK'lı Cemil Bayık'ın "Bu öz yönetim ilanlarını destekleme kararı aldık" sözlerine ilişkin açıklama yapan Demirtaş, özyönetimlerin hayata geçirilmesi için şu değerlendirmelerde bulundu:

-Öz yönetim ilanları HDP'nin aldığı bir karar değil. HDP ve siyasiler bu işi masada tartışamadığı için, tartışmayı bitirdikleri için halk inisiyatifleri ve meclisler öz yönetim ilanlarına başladılar. Tam da tartışılıyor, konuşulurken bunlar olmadı. Tartışma bitirildiği için halk "Başka seçenek yok. Bunun tartışması bile yapılmıyorsa biz süreçten ne anladık?" diye düşünmeye başladı. Çünkü çözüm sürecinde özerklik hiç tartışılamadı bile. Kamuoyunda tartışmaya başladığımızda da Cumhurbaşkanı ve Başbakan bunu bölücülük olarak tarif edip, "Kimseye biri bu topraklar üzerinde ameliyat yaptırmayız, bunu tartıştırmayız" dedi. Şimdi tartışamadığımız, konuşmaya bile cesaret edilemeyen bir konu nasıl çözülecek? Biz çözemedik siyasetçi olarak. Ortaya çıkan tablo siyasetçilerin başarısızlığının sonucudur. Bunda kısmen bizim de payımız vardır. Ama bizim payımız 100 parçada 1 ise, 99'u hükümetidir.

 "KARAR SONUCUNDA HENDEK VE BARİKAT ORTAYA ÇIKTI"

"Hendek, barikatın özerklik ve öz yönetim uygulamalarıyla hiçbir alakası yok" diyen Demirtaş, Güneydoğu'daki hendeklerin gerekçesi olarak şu ifadeleri kullandı:

"Hendek ve barikat polis, asker operasyonları, ev basma, gece gündüz mahalleye girip tutuklamalar ve infazlar yapması üzerine geliştirildi. Bakın Cizre'de 16 sivil öldürüldü. Ne soruşturma açıldı, ne dava açıldı. Bir tek Nihat Kazanhan. Onun dışında herkes kim vurduya gitti. "Kimse AKP'nin emriyle gelip bizi öldüremez" diyenlerin bir kararı sonucunda hendek, barikat ortaya çıktı."

"YA TESLİM OLACAKSINIZ YA DA DİRENECEKSİNİZ"

Türkiye'nin gündemine oturan "Direnişi büyüteceğiz" ve "Barikatların arkasındakilerin elinde hafif silahlar var" sözleri hakkında açıklamalarda bulunan Demirtaş, şunları söyledi;

-Savaşa karşı bir direniş büyütme çağrısıydı, halen ısrarcıyım, tekrarlıyorum. İki yol var, ya teslim olacaksınız, "Evet siz haklısınız" diyeceksiniz. MHP bunu yapıyor. Ya da buna karşı direneceksiniz. "Gelin, konuşalım" diyorsunuz konuşmuyorlar, "Masa devrilmişti düzeltelim" diyorsunuz yapmıyorlar. Bu bir siyasetçi açısından söylemesi de, yapması da cesaret gerektiren bir şeydir".

"BUGÜN BİZİ ELEŞTİRENLER YARIN BİZE TEŞEKKÜR EDECEKLER"

Öz yönetim, hendek, direniş çağrılarının şiddet olarak algılandığı haberlere yönelik açıklama yapan Demirtaş, sözlerini şöyle sürdürdü:

-Yani "Hendek olmazsa demokratik bir ülke olacağız". Asla böyle bir şey yok. Bu hükümet silahı, şiddeti, polisi, askeri terbiye etmek için, teslim almak için kullanıyor. Bizim de bundan korkmadığımızı göstermemiz lazım. 

-Biz direniyoruz. Bugün bizi eleştirenler, yarın bu direnişi ortaya koyduğumuz için bize teşekkür edecekler.

"KÜRTLER REDDETMİŞ DİYE BİR ŞEY YOK"

Bu olup bitenlerden sonra Türkiyelileşme daha sağlıklı bir rotaya oturacak. Türkiyelileşme meselesi AKP'lileşme, devletleşme değil, Türkleşme, mevcut Türkçü politikalara uyma, MHP veya AKP gibi olma demek değildir bizim açımızdan. İzmir, İstanbul, Antalya Cizre'deki Kürdü, Kürt gibi kendi kimliğiyle bir halk olarak, kendini yönetime katma hakkına da saygı duyarak kabul etmiyorsa İstanbul ve İzmir reddetmiş olacak. Kürtler reddetmiş diye bir şey yok. En yüksek oyu Kürtler HDP'ye verdiler tarihlerinde.

"BİZE GÖRE TÜRKİYELİLEŞME BUDUR"

Batı'nın Kürtleri kabul etmesidir. Kürtlerin Batı'yı olduğu gibi kabul etmesi değildir. Batı, Kürtleri olduğu gibi kabul etmeyecekse; Türkiyelileşme projesi o zaman sekteye uğrar. Kürtler de budur. Talepleri budur, istekleri budur. Dolayısıyla bizim Türkiye'nin batısına AKP'nin bu Kürtleri dışlayan, Kürtleri biraraya yaşamaktan vazgeçirmeye çalışan politikalarını teşhir etmemiz lazım. Yaptığımız çağrının altında yatan nedenlerden biri budur. Türkiyelileşme budur bize göre. Yoksa MHP'ye ne kadar yaklaşırsak o kadar Türkiyelileşiriz diye bir şey yok. Oy oranı ile de belirlenmez. AKP mesela yüzde 49.5 aldı, dünyanın en demokratik partisi midir? Bütün Türkiye'nin partisi midir? Yok. Bu meşruiyet ile ilgili.

 "NE BİZ KANDİL'İ DİNLİYORUZ NE DE KANDİLDEKİLER BİZİ"

-Biz Kandil ile oturup beraber siyaset belirlemiş değiliz. Biz parti politikalarımızı ilkeli olarak herkese karşı savunuyoruz. Ortak siyaset yapıyorsak ya da Kandil'in vesayeti altında siyaset yapıyorsak geriye dönüp baksınlar bakalım. Bunlar bizim cephemizde hakikaten hiç bir anlamı olmayan değerlendirmeler, sıfır analizlerdir. Ne biz dinliyoruz, ne de Kandil'dekiler dinliyor.