YAZARLAR

İstanbul seçimleri ertelenir mi?

İstanbul seçimlerine kilitlenmiş durumdayız...Ama Türkiye'nin ulusal güvenlik noktasında çok ama çok kritik bir süreç içinde olduğunu söylemek gerekir...İstanbul seçimlerini bile erteletebilecek bir süreç içindeyiz.

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

Belki millet hissetmiyor…
Belki görmüyor…
Ama Türkiye’nin ulusal güvenlik noktasında önemli tehlikelerle karşı karşıya olduğu aşikar...
Düşman net belli;
Amerika Birleşik Devletleri…
ABD, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı istediği gibi kontrol edememe, istediklerini yaptıramama gerçeği ile Türkiye üzerinde her türlü oyunu artık açıktan oynuyor…
Yani ABD Türkiye’nin bağımsız duruşunu içine sindiremiyor…
Son örneği S-400 füzeleri alımımız…
ABD, Türkiye’nin hiç de alışık olmadığı tavrı ile karşı karşıya…
Türkiye bağımsız bir ülkenin yapması gereken duruşu ortaya koyuyor..
Müzakere eden ama ülkesinin çıkarları doğrultusunda doğru bildiğini yapmaktan geri durmayan  Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye gerçeği ABD’yi çıldırtmış durumda…
 
ERDOĞAN HESAPLARINI BOZUYOR
 
O nedenle içeriden dışarıdan Erdoğan üzerine oynuyorlar…
Ne pahasına olursa olsun Erdoğan devrilmeli hesaplarını görmeyen var mı?
Cumhuriyet tarihinde bu ülkenin bir liderinin böylesine kuşatma altına alındığına şahit olunmadı…
ABD, İsrail, İngiltere ve bütün Batı Erdoğan’ın karşısında…
FETÖ, PKK, DHKP-C, IŞİD, PYD karşısında…
O batık Yunanistan o Rumlar bile tehdit ediyor!..

Suudi Arabistan kendi iş adamlarına ,vatandaşlarına “Türkiye’ye gitmeyin. Yatırım yapmayın’ çağrısı yaparak düşmanlığa başlamış
Öyle bir dizayn ki Türkiye’de siyaset sahnesinde MHP dışındaki bütün partiler, Erdoğan’ın karşısında…
Gül ve Davutoğlu’nun Erdoğan’a karşı gizli savaş yürütmesinin sırrı nedir?
Londra mı?
Hep birlikte saldırıyorlar…
15 Temmuz hain darbe girişiminde FETÖ’nün arkasında kim vardı?
ABD…
AK Parti’yi değil, Tayyip Erdoğan’ı devirmek için her yolu deneyen bir ABD gerçeği var.
Çünkü Erdoğan devrilirse AK Parti’de ,Türkiye’de teslim olur hesabı masalarında..
O nedenle İstanbul seçimlerine sadece bir belediye başkanlığı seçimi değil, Tayyip Erdoğan’dan kurtulma seçimi olarak bakıyorlar…
Seçimlerin yenilenmesine karşı ABD’nin hiçbir hakkı hukuku yokken küstahça yaptığı “NOT ALDIK”açıklaması, öyle basit bir açıklama değildi…
Tehlikenin farkında mısınız dedirten bir açıklamaydı…
 
KENDİ GÜCÜNE ZARAR VERMEMELİ

Tayyip Erdoğan’ı 2023’e çıkarmamak için Türkiye sinsice içeriden de dışarıdan da köşeye sıkıştırılıyor… 
Gözümüz hep İstanbul’da!
Akdeniz’e baktınız mı?
Barut fıçısı…
ABD ve  Avrupa Akdeniz’de. 
“Türkiye doğal gaz aramasına son versin sondaj gemilerini çeksin Akdeniz’den”  tehditleri gösteriyor ki hedef Türkiye..
Rusya ilk defa Akdeniz’e inmiş oldu. 
Durum gerçekten kritik, akşam sabah bir kıvılcımla Doğu Akdeniz patlayabilir.
ABD, Türkiye dahil Ortadoğu’daki tüm İslam coğrafyasına oturmak istiyor.
Suudi o daveti çıkarmış zaten! 
Bu yüzden Türkiye, kendi içerisinde gücüne zarar verecek iç ihtilaflardan uzak durmalı! 
 
                                                  ***
ÇOK ÇARPICI BİR ANALİZ

Prof. Dr. Sencer İMER’in gelinen bu noktada çok önemli bir analizi vardı…
Dinleyip not aldım…
Sizlerle paylaşmak istedim…
Çünkü çok şey anlatıyor…
 
Diyor ki;
“Biliyorsunuz Türkiye’de bir 28 Şubat hareketi olduktan sonra ABD ordusu Nevada çöllerinde bir askeri tatbikat yapmıştı ve bu askeri tatbikatın adı ‘Millennium Challenge’yani ‘Bin Yılın Meydan Okuması’adını taşımaktaydı.
Ve burada bir ülke tanımlanıyordu.
Parçalanmış bir ada ülkede hak iddia eden, diğer tarafta kendisi bir askeri darbeyle karşı karşıya kalmış, üç tarafı denizlerle çevrilmiş, boğazları olan yani Türkiye tanımlanıyordu açık bir şekilde.
Bu ülkeye 92 saatten önce bir sürede indirme yapmak ve bir baskın suretiyle bu ülkenin işgal edilmesi senaryosuydu bu Nevada Çölü’nde yapılan tatbikat. 
24x4 gün derseniz, demek ki bizim seferberlik süremizdir bu.
Seferberlik süresi gerçekleşmeden baskınla bu işi bitirmek.
Bu olay bana enteresan geliyor ve bunun yapıldığı tarih de 24 Temmuz.
24 Temmuz da Lozan Anlaşması’nın yıldönümü.
Lozan Anlaşması’nın yıldönümünde bu yapılıyor ve böyle bir plan ortaya konuluyor.
 
TÜRKİYE TEHDİT ALTINDA…
 
Öbür taraftan Stavridis’in başkanı olduğu deniz kuvvetleri ile ilgili olan bir enstitü, bir deniz tatbikatı senaryosu yazıyor.
Ve Türk donanması ani bir baskınla Yunan ve Amerikan donanması tarafından imha ediliyor. Bu tabi Türkiye’nin denizde korumasız kalması anlamına geliyor…
Ve Kıbrıs adasının da böylece ablukaya alınarak oradaki Türk soydaşlarımızın edinilmiş olan haklarını elinden alınması anlamına geliyor.
Bütün bunları bir araya koyduğum zaman da gayri ihtiyari şunu düşünüyorum.
Türkiye tehdit altında, hem de ciddi bir tehdit altında. Tabi buna ekonomik şartları da ekliyoruz. Çünkü dövizin hızlı değer kazanması, Türk lirasının değer kaybetmesi, enflasyonunu artması, hayatın pahalanması ve birçok ithalatın belki yapılamaz hale gelmesi gibi problemler halkı rahatsız edecektir.
Ve böylece bir ortam yaratılmış oluyor.
 
VENEZUELLA BENZERİ
 
Yani Venezuela’da yapılan olaya çok benziyor.
İran’da yapılan sıkıştırma olayına çok benziyor.
Ve aynı esnada PKK terör örgütünün Türkiye’de çok hızlı artan bir aktivitesi var.
Şehitler veriyoruz.
Aynı zamanda IŞİD’in veya DAEŞ’in başkanı olan Bağdadi de Türkiye’yi tehdit ediyor. Burada da operasyon yapılacağını söylüyor.
Ama Amerikalılar Suriye’den aldıkları DAEŞ’çileri Afganistan’a götürüp tam İran sınırından içeri sokarak orada bir stabilize olmayan durum yaratmaya çalışıyorlar, İran’ı da sıkıştırmak için.
Şimdi benzer durumlarla Türkiye de karşılaşabilir.
Aynı zamanda bu esnada Brüksel’de yüksek rütbeli generallerin görev değişmesi esnasında oradaki törene Güney Kıbrıs Rum yönetimi davet ediliyor.
Güney Kıbrıs Rum kesimi NATO içerisinde olmayan bir yer.
Dolayısıyla bunların oraya katılmasını Türk subayları protesto ederek o törenden ayrılıyorlar.
 
S 400’LERİN ÖNEMİ ÇOK BÜYÜK
 
Şimdi o zaman böyle bir tehdit varsa bunu engellemek için yapılacak şey havadan gelecek olan bir ani baskın ve taarruzun gerek denizde gerek karada ortadan kaldırılması olması lazım.
Bu da S-400’ün önemini ortaya koyuyor.
S-400’den muhakkak vazgeçmelisiniz diye ısrarla söylemelerini o zaman açıklamak mümkün hale geliyor.
Yani S-400’ün olması halinde ne anlattıkları o deniz baskını donanmayı imha hareketi ne de ülkenin altyapısını tahrip edecek bir baskın yapılamaz hale geliyor.
Amerikan hükümetini, özellikle seçimlerin ertelenmesi ile ilgili karardan sonra yaptığı açıklamada bunu not ediyoruz diyorlar.
 
Bu not etmeyi şöyle değerlendiriyorum.
Dünyadaki devletlere birtakım sıfatlar veriliyor.
Normal‘Demokratik Devletler’veya ‘Başarısız Devletler.’
Vatandaşlarının haklarını yerine getirmeyen, onlara sıkıntı yaşatan, onların düşünce hürriyetlerini sınırlayan devletler başarısız devletler.
Başarısız devletlerin daha sonra alacakları isim ise‘Haydut Devlet.’
Haydut devlet kavramını Amerikalılar şu anda Venezuela, Kuzey Kore ve İran için kullanıyorlar.
Türkiye bu noktada sanki önce bir başarısız devlet ilan edilmeye çalışılıyor.
 
İÇ BİRLİĞİN ZAYIFLAMASI DEMEK!
 
Ve Türkiye içerisindeki muhalefet cephesi olarak -mevcut durumdan memnun olmayabilirsiniz kararı sevmeyebilirisiniz ama- dışarıya Türkiye’nin bir başarısız devlet olduğu intibasını verecek olursanız, Türkiye’nin iç birliğini zayıflatırsanız o zaman kolaylıkla bu önce başarısız devlet sonra da haydut devlet kavramına doğru gider.
Ve dışarıdan NATO’nun müdahalesine kadar gidebilir.
 
BİR GUAİDO ARIYORLAR
 
S-400lerin alınımın erkene çekilmesi Türkiye tarafından görünen tehlikenin anlaşılmış olduğunu göstermektedir.  
Türkiye’nin Amerika’yı bir tehdit algıladığına eminim, bunu söyleyemiyorlar belki.
Ama ben bütün bunları birleştirdiğinde böyle bir tehdidin var olduğu sonucuna varıyorum. Venezuela’da zaten dikkat ederseniz gene iç güçleri kullanarak seçilmiş Başkan Nicolas Maduro’yu indirmeye çalıştılar.
Burada yine ekonomik sıkıntıları meydana getirdiler.
Halkı ikiye böldüler.
Guaido diye birini çıkardılar onu başkan ilan ettiler.
Henüz Türkiye’de bu yapılmadı ama gayri resmi olarak sanki yapılıyor.
Bence Türkiye’de de bir Guaido aranmaktadır.
Bu Guaido kimdir acaba.
Onu dinleyicilerimizin takdirine bırakıyorum.”  

Evet  Prof.Dr. Sencer Ömer'in analizi böyle..

" Neler oluyor" sorusuna cevap olarak çok önemli ip uçları vermiyor mu?
 
                                       ***
Bu nasıl soru demeyin...
İSTANBUL SEÇİMİ ERTELENİR Mİ?
Şöyle bütün yaşananları üst üste koyduğunuz zaman yıllardır Türkiye’yi dizleri üzerine çöktürmek isteyen ama bir türlü başaramayan ABD bu girişiminden vazgeçmiyor…

Açık ve net bugün insanlarımız belki olayın farkında değil ama Türkiye “BEKA”sorunu ile karşı karşıya…
Devletin çok güçlü istihbaratları olduğu, çok gizli tedbirler aldığı, çok gizli takiplerde bulunduğu ve İstanbul seçimi öncesi bir takım girişimlerin olabileceğini düşünerek masanın üzerinde çok önemli  tedbir paketlerinin olduğu yönünde bilgiler alığyorum..
Yani güvenlik açısından milletin hissedemeyeceği noktada çok gizli bir teyakkuz  hali var!
Mesela İstanbul seçimleri ulusal güvenlik sorunu nedeni ile  ertelenirse de buna kimse şaşırmasın derim…
Aldığım bilgi bu seçenek dahi masaya gelebilir!..

Şimdi birileri bunu "Yine seçimden kaçıyorlar" demeye getirecektir.

Bu işin siyaseti yok.

Çünkü  Türk devletin aklı ve hafızası son derece güçlü ve tehlikenin farkında!..