Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi 1. Etap temel atma töreni ile üniversitenin 16 eğitim ve yurt Binasının toplu açılış töreninde açıklamalarda bulundu.
Abone ol2019 yılından bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin imzaladığı protokolün gereğini yapmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, müzedeki 40 bini aşkın tarihi eserin İBB'nin ihmali nedeniyle uzun süre sergilenemediğini kaydetti.
İBB yönetiminin tutumunu "İstanbul'un başına gelenler, protokolün de başına geldi" sözleriyle özetleyen Erdoğan, "İş siyasete ve istismara gelince Atatürk'ün adını dillerinden düşürmeyenler, Gazi Mustafa Kemal'in mirasına da tıp tarihi müzesine de sahip çıkmadı. Tam tersine sırtlarını döndüler" ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Hastanesi 1. Etap Temel Atma ve 16 Eğitim ile Yurt Binasının Toplu Açılış Töreni'nde yaptığı konuşmada, projenin dünden bugüne uzanan zorlu sürecini ve gelinen son aşamayı kamuoyuyla paylaştı. İstanbul'un tarihi ve kültürel dokusuna vurgu yaparak sözlerine başlayan Erdoğan, yeni tesislerin "üniversitemize, İstanbul'umuza, öğrenci ve hocalarımıza, hasta ve hasta yakınlarımıza hayırlı uğurlu" olmasını diledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
"Baharın habercisi olan bu güzel havada Fatih'in emaneti Aziz İstanbul'umuzda sizlerle bir araya gelmekten memnuniyet duyuyorum. Sizlerin vasıtasıyla İstanbul'umuzun 39 ilçesindeki 16 milyon vatandaşımızın her birine buradan selamlarımı ve sevgilerimi gönderiyorum. Törenimizi teşrif ederek sevincimize ortak olan siz değerli kardeşlerime ayrı ayrı teşekkür ediyor, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz diyorum.
Sözlerimin hemen başında artık yavaş yavaş veda etmeye hazırlandığımız Ramazan-ı Şerif'inizi tebrik ediyorum. Rahmet ve bereket halkasının dalga dalga yayıldığı bu mübarek günlerin ülkemize, milletimize ve İslam âlemine hayırlar getirmesini temenni ediyorum. Bizleri huzur ve afiyet içinde Ramazan Bayramı'na da eriştirmesini ve bu niyazımızı Cenab-ı Allah'tan özellikle temenni ediyorum. Tıp tarihimize çok önemli katkılar yapan hekim, ressam ve tezhip üstadı merhum Ahmet Süheyl Ünver bir yazısında bakın ne diyordu. Türkler bir Ramazan medeniyeti kurmuşlardır. Ve onu İstanbul'da tecessüm ettirmişlerdir. Evet bizler o Ramazan medeniyetini burada sizlerle birlikte işte bu tarihi mekânda çok yoğun bir şekilde yaşıyor ve hissediyoruz. Mimari zenginliğiyle, tarihi derinliğiyle, beşerî ve kültürel çeşitliliği ile iki kıtanın bir boğazda buluştuğu bu eşsiz şehrin, şehirlerin sultanı Aziz İstanbul'un havasını soluyoruz. Birazdan inşallah Cerrahpaşa Tıp Fakültemizin birinci etabının temelini atacak, ayrıca yapımı tamamlanan 16 hizmet binamızın resmî açılışını gerçekleştireceğiz. Hem yeni tıp fakültemiz hem de çiçeği burnunda hizmet binalarımız üniversitemize, İstanbul'umuza, öğrenci ve hocalarımıza, hasta ve hasta yakınlarımıza hayırlı uğurlu olsun diyorum.
Bu yapıların inşasında emeği geçen yüklenici firmalarımızı, işçi, memur ve mühendislerimizi, bu eserlerde alın ve fikir teri bulunan tüm kardeşlerimi şükranla anıyorum. Finansman desteği sağlayan Çevre Bakanlığımıza, TOKİ'mize ve Strateji ve Bütçe Başkanlığımıza da aynı şekilde tebrik ve teşekkürlerimi iletiyorum. Projenin tüm aşamalarını büyük bir titizlikle adım adım takip eden İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa yönetimini ve hocalarımızın her birini canı gönülden kutluyorum. Son olarak hekimlerimizle birlikte tüm sağlık çalışanlarımızın 14 Mart Tıp Bayramı'nı şimdiden tebrik ediyor, sağlık ordumuzun her bir mensubuna emekleri, hizmetleri ve gayretleri için yürekten teşekkür ediyorum.
Kıymetli misafirler, sevgili genç kardeşlerim, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nin dönüşüm çalışmaları Büyük Marmara Depremi akabinde başlatılmış fakat ne yazık ki son derece yetersiz ve sınırlı diyebileceğim bir noktada kalmıştı. Güçlendirme ve yeniden inşa faaliyetlerini daha etkin bir hâle getirmek üzere 2013 yılında yeni bir süreç yönetimi planladık. Hastanemizi hem başka bir yere taşımamız hem de depreme dayanıksız olan eski binayı yıkıp aynı yere yenisini inşa etmemiz gerekiyordu. 2018'den itibaren tüm bu çalışmalar yeni kurulan İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa bünyesinde devam ettirildi. Proje üç etaplı tasarlandı. Ve eş zamanlı olarak hem inşaata başlanması hem de eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksamadan devam ettirilmesi hedeflendi. Bu amaçla normalde son etap olarak inşası planlanan alana yaklaşık 40 bin metrekare büyüklüğünde 23 adet çelik konstrüksiyon bina inşa edildi. Böylelikle hem burada öğrenim gören gençlerimizin eğitimleri kesintisiz şekilde devam etti hem de vatandaşlarımıza sunulan sağlık hizmetlerinin devamı sağlandı.
Tabii bu süreçte hızımızı kesen gelişmelerle de karşılaştık. Hastanemiz arkeolojik sit alanı içinde yer aldığı için burada kazı çalışmaları da yapıldı. Kültür Bakanlığımızın koordinasyonunda yürütülen bu kazılar sonucunda binlerce eser gün yüzüne çıkarılıp tasnif edilerek İstanbul'umuzun kültür varlığına yenileri eklenmiş oldu. Bir tarihe sahip ve yaklaşık 200 metre büyüklüğündeki su sarnıcı da bunlardan biriydi. Çok özel ve yeni teknikler kullanmak suretiyle bu yapıları yine Cerrahpaşa'da bulunan başka bir alana taşıdık. Arkeoloji literatüründe örnek gösterilen bu işlem neticesinde ilk kez İstanbul'da üç boyutlu bir tarihî yapı bir yerden başka bir yere başarıyla nakledildi.
"İBB MAALESEF YÜKÜMLÜLÜKLERİN HİÇBİRİNİ YERİNE GETİRMEDİ"
Öte yandan tüm bu süreçte karşımıza çıkan şu üzücü hadiseyi de sizlerin ve aziz milletimizin takdirine bırakıyorum. Şimdi bakınız değerli kardeşlerim, burada Türkiye'nin ilk ve en büyük tıp müzesi olan Cerrahpaşa Tıp Tarihi Müzesi de yer alıyor. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin en önemli eserlerini barındıran bu müzenin restorasyonunu biz merhum Kadir Topbaş döneminde imzalanan protokolle 2019'da tamamlamıştık. Yani 3 yıl içinde verilen sözler tutuldu. Gazi Mustafa Kemal'in de emaneti olan bir mirasa sahip çıkıldı.
Ancak protokol, restorasyonla birlikte müze envanterinin bakım, tasnif ve sergilenmesiyle ilgili süreçleri de kapsıyordu. Peki 2019'dan sonra ne mi oldu. İstanbul'un başına gelenler, protokolün de başına geldi. Temel atmama, iş yapmama, bahane üretme siyasetinin kurbanı oldu. İstanbul Büyükşehir Belediyesi maalesef yükümlülüklerin hiçbirini yerine getirmedi. Bundan dolayı müzedeki kırk bine aşkın eserin teşhir ve tanzimi için gerekli çalışmalar uzun süre yapılamadı. İş siyaset yapmaya, iş istismar etmeye gelince Atatürk'ün adını güya dillerinden düşürmeyenler, Gazi Mustafa Kemal'in mirasına da tıp tarihi müzesine de sahip çıkmadı. Tam tersine sırtlarını döndüler.