BIST 10.740
DOLAR 32,82
EURO 35,17
ALTIN 2.492,55
HABER /  GÜNCEL

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç açıkladı! DEM Parti kapatılacak mı?

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, DEM Parti'ye kapatma davasıyla ilgili tartışmalara ilişkin çarpıcı mesajlar verdi. Bakan Tunç, "Geçmişte terörle irtibatı nedeniyle kapatılan partiler oldu. DEM Parti aynı yolu izlerse aynı muameleyle karşılaşır" dedi.

Abone ol

DEM Partili Diyarbakır ve Mardin belediyelerinde yaşanan İstiklal Marşı ve Türk bayrağı krizi sonrası MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli DEM Parti'ye kapatma davası açılması yönünde çağrı yapmış, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan da bu çağrıya destek gelmişti.

Siyasetin gündemindeki kapatma davasıyla ilgili tartışmalara ilişkin Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'tan da açıklama geldi. Geçmişte terörle bağlantısı nedeniyle bazı partilerin kapatıldığını hatırlatan Bakan Tunç, DEM Parti'ye uyarıda bulundu.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un Ankara’da 'Türkiye Yüzyılı'nda Çocuk Hukuku Paneli'nde yaptığı açıklama şöyle:

"Demokratik hukuk devletinde şiddet olmaz. Anasayasamızın 26. maddesi şiddete teşviki suç sayar. Ülkemizin huzurunu bozmaya çalışan terör örgütlerinin hepsiyle mücadele etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Demokratik siyaset yaptığını söyleyenlerin teröre karşı tavırlarını koymaları gerekir.

Devlet büyüklerine yönelik hakareti kabul etmek mümkün değil.

Diyarbakır Sur'da gerçekleştirilen olayla ilgili adli soruşturma başlatılmıştı. Çünkü orada Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafını indirin şeklindeki ifadeleri kullanırken de devlet büyüklerine yönelik hakareti kabul etmek mümkün değil.

DEM Parti'ye açık uyarı

Geçmişte terörle irtibat nedeniyle partilere kapatma davası açıldı ve kapatılan partiler oldu. Şu anda da devam eden davalar var. Şu anda DEM Parti aynı yolu izlerse aynı muameleyle karşılaşır. O yüzden diyoruz ki demokratik siyaset yapın, milletten aldığınız yetkiyi kötüye kullanmayın.

Belediye seçimlerinde DEM Parti'nin 78 belediyesi var. Şimdi bu 78 belediye terörü destekleyen bir uygulama gerçekleştirirse ne olacak? Anayasanın 127. maddesi belediyeler kanunu 45. maddesini açtığınızda, yasal mevzuat çerçevesinde eğer terörü destekliyorsa bir belediye yönetimi, o zaman gereği yapılır. Hiç kimse durup dururken bir partinin kapatılmasını, bir belediyeye kayyum atanmasını ister mi? Ama siz halka hizmet yerine o milletin kaynaklarını başka yerlere, millet düşmanlarına aktarırsanız elbette ki anayasa ve kanunlar çerçevesinde yetkiler kullanılır. Önemli olan o yetkileri kullanmak zorunda kalmamak.

Bizim bağlı olduğumuz kanunlarımız var. Bu çerçevede demokratik siyaseti yapmamız lazım. Özgürce, herkes düşüncesini ifade edebiliyor. Yalnızca sınırı var. Temel hak ve özgürlüklere müdahale etmeden, yaşam hakkını koruyarak ve terörü şiddeti teşvik etmeden. Bunlar gerçekleşirse devletimizin yargı makamları yapılması gereken neyse onu yapmak durumunda kalır.

Yeni anayasa çalışmaları

Dün Meclis Başkanımız da bahsetti. Türkiye darbe anayasasıyla yönetiliyor. Evet bu anayasa biz son 22 yılda reform sayılabilecek çok önemli düzenlemeler yaptık. Özellikle temel hak ve özgürlüklerin genişletilmesi anlamında, kadın ve çocuk hakları, onlara pozitif ayrımcılık getiren düzenlemeler konusunda. Yine hak arama yollarının genişletilmesi konusunda. Özel hayat ve kişisel verilerin korunmasına varıncaya kadar önemli yapısal düzenlemeleri de hayata geçirdik.

Darbecilerin yargılanmasını önleyen bir madde vardı. Bunlar kaldırıldı. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi de dahil olmak üzere çok önemli reformları hayata geçirdik ama tüm bu düzenlemeler anayasamızdaki vesayetçi ruhu ortadan kaldırmaya yetmedi. Dolayısıyla Türkiye'nin darbe anayasasından kurtularak, süreç içerisindeki kazanımları da koruyarak yeni, demokratik, sivil, katılımcı bir anayasayı yapması lazım. Bunun yegane yeri TBMM. Siyasi partilerimiz bu konuda inşallah uzlaşırlar. Meclis Başkanımızın bu yönde büyük bir gayreti var. Partilerin de geçmiş zamanda anayasa değişikliği konusunda önerileri oldu. 

Tüm bunlar sivil toplumun da görüşleri alınarak, Meclis'te uzlaşma zemini de sağlanarak inşallah başarıya ulaşır ve milletimize olan borcu da cumhuriyetimizin ikinci asrına başlarken yerine getirmiş oluruz ve 28. dönem parlamentosu da tarihe geçmiş olur."