YAZARLAR

Tayyip Erdoğan'ı neden teslim alamıyorlar!..

Hatırladınız mı ABD ’li uzman Michael Rubin'in ,15 Temmuz sonrası üçüncü bir darbenin gerçekleşebileceği ve bunun Erdoğan’ın canına mal olabileceği yönündeki sözlerini.

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

 

Hatırladınız mı?

15 Temmuz’dan dört ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a karşı darbe olabileceğini yazan ABD’li uzman Michael Rubin, üçüncü bir darbenin gerçekleşeceğini ve bunun Erdoğan’ın canına mal olabileceğini öne sürmüştü…

Rubin’in ABD’nin köklü yayınlarından Newsweek’in de alıntıladığı yazısı sonrası iktidara yakın gazeteler, ABD’nin Türkiye’de darbe planladığını yazmıştı!

İşte bugün ABD’nin Türkiye üzerinde artan baskısı,K.Irak ve Suriye’de terör örgütü PKK’nın ikiz kardeşi YPG’yi silahlandırması, Rusya’dan aldığımız S 400 füzelerine ısrarla karşı çıkması, F 35’leri vermek istememesi, Kıbrıs’ta petrol ve doğal gaz araması yapan sondaj gemimize karşı harekete geçmesi, İstanbul seçimlerinin yenilenmesinden rahatsız duyması(keza Batı dünyası)  ve Türk ekonomisine yönelik artan saldırılar art arda gelen  birer tesadüf olabilir mi?

Asla…

Hedef kim; Recep Tayyip Erdoğan

Hedef artık bağımsız duruş gösteren ve emir almayan Türkiye Cumhuriyeti Devleti...

İşte bu noktada  AK Parti politikaları benimsemeyen sol görüşlü  özellikle emperyalizm noktasında yazıları her zaman uyarıcı olarak dikkat çeken  Soner Yalçın’ın geçtiğimiz günlerde gündeme taşıdığı muhteşem yazısı

ABD’nin  Türkiye üzerindeki gerçek yüzünü görme açısından çok ama çok önemliydi…

Herkesin okuması gereken yazıyı sizlerle sürecin daha iyi anlaşılması için paylaşmak istedim.

                                                     ***                                                                        Dün...

Kimileri, “medeniyet beşiği” gördüğü emperyalizmin içini boşalttığı “demokrasi-özgürlük” nutukları atıp, yalancı medyasına inanarak, Venezuela yönetimi hakkında neler söyleyip yazmadı ki…

Bugün…

ABD'nin darbe girişimiyle susu verdiler. Al sana demokrasi!

Ne diyor Prof. Yalçın Küçük hep, “biz beş taş oynamıyoruz!”

Çocuk oyunu değil bu…

Ne tesadüf: Kimileri, 15 Temmuz 2016 FETÖ darbesi için de “kafaları bulandırmak” istememiş miydi? “Bu FETÖ darbesi değil kurgu!” Ah bu kafalar; Erdoğan nefretinden gözleri kör oldu!

Oysa görüyoruz ki: Türkiye'de üç yıl önce ne yapılmak istendi ise, bugün Venezuela'da o yapılmak isteniyor. Tek örnek yeterli olacaktır:

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Venezuela'daki darbe girişimin akşamı şu açıklamayı yaptı: “Venezuela Devlet Başkanı Maduro ülkeyi terk etme kararı aldı. Hazırlattığı uçak ile Küba'ya kaçacaktı. Fakat Ruslar tarafından kararından vazgeçirildi.”

Bu sözleri bir yerden anımsıyor musunuz: 15 Temmuz gecesi aynı sözler Erdoğan için sarf edilmedi mi: “Uçağıyla Almanya'ya kaçtı.”

Sonra da dediler ki, “Kaçmasını Ruslar engelledi!”

Yahu…

Türkiye ve Venezuela'daki darbe girişimlerinden sonra ABD Dışişleri Bakanlarının yaptıkları açıklamalar bile benzer:

– “Barış olsun…”

– “İstikrar isteriz…”

Fasa fiso… Hani bunlar “askeri vesayete” karşı idi?

Her iki ülkedeki darbeyi de ABD-CIA organize etti.

Sadece “kuklalar” farklı…

Safını seç...

ABD, dünyanın en büyük petrol rezervlerine sahip Venezuela'da darbe girişiminde bulundu.

ABD, dünyanın dördüncü büyük petrol rezervine sahip İran'a ambargo uyguluyor. Türkiye dahil sekiz ülkeye yaptığı petrol ithalatı için verdiği altı aylık muafiyetin dün son günüydü!

Peki arkadaş!

Sadece Venezuela, İran değil; Irak ve Libya'yı da ele geçirip Saddam ve Kaddafi'yi öldüren ABD emperyalizmi karşısında nasıl tavır almalıyız?

Dün… “Diktatör Saddam ve Kaddafi'den bize ne” dediniz.

Bugün…

– “Dinci İran'dan bize ne” mi diyeceksiniz?

– “Marksist Venezuela'dan bize ne” mi diyeceksiniz?

Ya da…

– “Diktatör Erdoğan'dan bize ne” mi diyeceksiniz?

Yoksa…

Ülkelerin bağımsızlığını mı savunacaksınız?

Evet. Dünyadaki bu saflaşmada yerinizi seçmek zorundasınız! Kısır günlük siyasetin peşine takılıp ona buna laf yetiştirmek politika yapmak değildir!

Kuşkusuz bu iktidarların her yaptığını onaylamanız anlamına gelmez.

Kuşkusuz bu iktidarları eleştirmeyeceğiniz anlamına gelmez.

Ama.

Söz konusu olan vatansa, emperyalizme karşı ittifak yapmak yurtseverlik görevidir.

İttifak, aynı partide olmak demek değildir.

İttifak, ortak faydada buluşmaktır.

“Türkiye İttifakı” ülkenin menfaatine değil mi?

Sormayalım mı?

Buna kimler, neden karşı çıkıyor?

Matruşka'ya dikkat et!

Zor süreçten geçiyoruz.

İyi “okuma” yapmalısınız. 

Mesela…

ABD, Suriye haritası için diplomatik girişimlerini yoğunlaştırdığı şu günlerde, IŞİD lideri El Bağdadi ortaya çıkarıldı. Eline de, “Türkiye Vilayeti” yazan dosya verilip, fotoğraf çektirildi. (ABD'nin “kiralık ordusu” Blackwater sahibi -D. Trump'ın büyük destekçisi- Erik Prince de sahneye çıkarıldı: “Venezuela'ya biz girelim” dedi.)

Bunlar şaşırtıcı değil…

Uluslararası dinci teröristlerin hedefinde sadece Venezuela yok, Türkiye de var. Yeni Zelanda'daki terörist Brenton Tarrant'ın Türkiye mesajlarını bu kapsamda değerlendirin. Aynı amaçlı Suudi medyasında çıkan “Terörist Türkiye” yazılarını bu perspektifle okuyun.

Yüz yıl önce kurup kullandıkları ve hatta “Ilımlı İslam” projesiyle iktidarlara getirdikleri “Müslüman Kardeşler/İhvan” örgütünü bugün “terörist” listesine almaya hazırlanmasını dikkatli yorumlayın.

Bunların ucu mutlaka Türkiye dokunacaktır, hesapları o.

Baksanıza: ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu 2019 yılı raporunda, “FETÖ mensuplarını dini baskıya uğrayan Sünni Müslümanlar” olarak nitelendirdi!

İşte… 

Türkiye böylesine zor süreçte iken, kimi –“milli”- politikacıların, ülke gündemini ısrarla salt -İstanbul seçiminden Çubuk lincine- iç politikaya çekmesini nasıl değerlendirmek gerekiyor?

Kimi politikacılar “Matruşka” oyuncuğa benzer; içinden neler çıkar neler!

Oyun büyük…

Uyanık olmak zorundasınız.

Yani…

Venezuela hiç uzakta değil

                                                                   ***

Çok ama çok şey anlatan bir yazı…

Türkiye bir başka deyişle ABD'nin oyununa direnen  Tayyip Erdoğan üzerindeki oyununun gerçek fotoğrafını çekmiş Soner Yalçın…

Mesele milli  duruş meselesi..

ABD’nin, Batı dünyasının, İsrail’in hatta onların kuklası Suudilerin Tayyip Erdoğan’a neden saldırmasının nedeni Erdoğan'ın duruşudur...

Çünkü Türkiye Tayyip Erdoğan ile birlikte;

Hiç kimseden emir almıyor...

Şartlar ne olursa olsun dimdik duruyor...

Mazlumların gür sesi oluyor...

Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Uzak Doğu’da, Afrika’da varlığını artık güçlü bir şekilde  gösteriyor...

Türk ve Müslüman dünyası ile kucaklaşıp sorunlarına eğiliyor...

“Biz sadece Rabbimizin huzurunda rükuda eğiliriz” diyor…

Doğru bildiğini yapmaktan çekinmiyor...

İşte bütün saldırıların nedeni bu…

ABD’li uzman Michael Rubin'in “Tayyip Erdoğan’ın canına mal olabilecek Türkiye’de üçüncü bir darbe gerçekleşecek.” tehditlerinin neden hiçbir işe yaramadığını hala anlayamıyorlar...

Çünkü Enfal Süresi 30. Ayet meali diyor ki;

“Hani kafirler seni tutuklamak veya öldürmek, ya da (Mekke den) çıkarmak için tuzak kuruyorlardı.

Onlar tuzak kuruyorlar.

Allah da tuzak kuruyordu.

Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır.”

Tayyip Erdoğan'ın 17 yıldır üzerindeki oyunları be taraf etmesinin, Gezi Olayları, 17-25 Yargı kumpası, 15 Temmuz hain darbe girişiminden başı dik alnı açık şekilde çıkmasının nedeni başka ne olabilir ki!..

Söyleyin ne olabilir ki!..

Onun için 23 Haziranı bir Belediye Başkanlığı seçimini  içeriden ve dışarıdan 'Tayyip Erdoğan'ı teslim alma oyunu' haline getirmeye çalışanların bir kez daha Enfal süresini hatırlayıp okumalarında fayda var!..

İyi gelir!..

AMİN!..