YAZARLAR

Önce AK Parti'de "Türkiye ittifakı "

CHP'li lider adayları, Muharrem İnce, Gürsel Tekin, Mustafa Sarıgül her seçim çıkarlar CHP için çalışırlar. Sokak, sokak gezerler. Hepsi lider adayıdır ama. Her zaman kurultay isterler, zorlarlar, eleştirirler, Kılıçdaroğlu'nu yerden yere vururlar. Ama her seçimde de CHP için çok önemli çalışmalar yaparlar. Peki Abdullah Gül, Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan ne yapıyorlar?

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

Öncelikle  şunu belirtmek gerekir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan  bir kez  daha dünyada önemli  saygınlığı ve yeri olan bir lider olduğunu gösterdi…
G-20 zirvesi  Türkiye’nin dünya siyaset sahnesinde aktif ve sözü dinlenir bir yeri olduğunu gösterdi…

ABD Başkanı Trump’ın “Türkiye ve Erdoğan’a karşı  haksızlık yapıldı. Kendilerine verilen sözler tutulmadı.” şeklindeki kendi devletini eleştiren sözleri Türkiye için bir diplomatik başarıdır…

Erdoğan için Japonya ve Çin ziyaretinde her şey istediği gibi yolunda  giderken büyük bir moral ile Türkiye’ye döndü.
 
Bu arada "yılın komiği" yine yaptı yapacağını...

Kim mi?

Tabiki  Kemal Kılıçdaroğlu!.

Böylesine önemli bir zirvede Trump’un  Türkiye açısından böylesine önemli  mesajlarını  yorumlaması gerekirken toplantıda heyette bulunan  insanların oturdukları yerde  ellerinde  kağıt kalem var mı  yok mu diye  yollara düşmesi çok komik oldu...

Belli ki Erdoğan’ın G-20 zirvesindeki başarısı Kemal Beyin  psikolojisini yine fena halde bozmuş !..

İstanbul gazı çabuk kaçmış belli ki!..

                                             ***
 
Peki Erdoğan AK Parti’de neler yapacak?
Çok şey  yapmak zorunda…
Her yerde keskin nöbet değişimleri yaşanacak...
Değişim kaçınılmaz bir gerçek olarak duruyor...

Çünkü değişimi en iyi yöneten ve halkın beklentilerini en iyi okuyan bir lider olduğunu 17 yıldır  hep kanıtlamıştır..

Tayyip Erdoğan siyaset sahnesinin en iyi  Teknik Direktörüdür...

O nedenle yorulan, heyecanını kaybetmiş  isimleri yedek kulübesine çekecek yedekte bekleyen nitelikli, tecrübeli, halkta karşılığı olan, liyakat sahibi, gönül zenginliği olan kadroları sahaya sürecek ve sonucu alacaktır.

O nedenle parti tabanı  haklı olarak Erdoğan’dan bakanlardan, Genel Merkez yönetimine, il ve ilçe teşkilatlarından bürokrasiye kadar  köklü bir revizyon bekliyor…

Peki kabinede nasıl bir değişim olur?
Kimler gider?

İsim vererek algı yaratmak istemiyorum…
Aldığım bilgiler ışığında şunu söyleyebilirim ki kabinede yerini koruyacak bakan sayısı 6’yı geçmez...

Yeni kabinede milletvekili olmayan isimler yer alacak...
Çünkü yeni dönemde TBMM’deki aritmetik sayının çok önemli olacağı gerçeği ortada iken Erdoğan'ın milletvekilliğinden istifa ettirerek bakan yapma şansı çok zayıf ihtimal ...

Belki bir kişi!..
O ismin her alanda liyakat sahibi Nurettin Canikli olacağı konuşuluyor..
Mevcut Cumhurbaşkanlığı yardımcılığı görevinin ise  üçe çıkarılacağı, Binali Yıldırım’ın Cumhurbaşkanı Yardımcısı olabileceği de kulislere yansımış durumda.

                                                ***
Parti yönetimine çok yakın bir dostum ile ‘Neler oluyor?’sorusu ile sohbet ettim..

Dedi ki;
Bakın eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun çıkışlarını yeni parti kurmaya yönelik olarak görmemek gerek. Davutoğlu’nun  Gül ve Babacan ile  hareket etmediği nedeninin ise  Gül ve Babacan’ın Davutoğlu’na sıcak bakmadığını söyleyelim..

Davutoğlu’nun çıkışı Erdoğan’dan ‘Davet beklemeye’ yönelik diye düşünüyorum…
Davet edildiği an  Davutoğlu Erdoğan’ın yanındadır.
Böyle bir davet olur mu derseniz. “Olmaz” demem.

Davutoğlu Binali Bey ile birlikte Başkan yardımcısı olursada şaşırmam...  O nedenle bu aşamada Davutoğlu'nu Gül ve Babacan ile aynı yere koymayın..
 
Peki Abdullah Gül ve  Ali Babacan ile Tayyip Erdoğan arasında  ipler tamamen koptu mu?
Kopmadı ise bu  isimlere Erdoğan davet çağrısı yapar mı?

İşte cevabı;
“Bakın bugüne kadar Erdoğan davet etmiş de onlar reddetmiş diye bir olay söz konusu değil. Bu söylentiler tamamen algı operasyonu. Gül ve Babacan AK Parti ve Erdoğan’a rağmen yeni bir parti kuracaklarsa biliyorlar ki sonları MHP’den ayrılan İYİ Parti’den farksız olmaz. 

O nedenle  bir türlü karar veremiyorlar.
Ve Anadolu’da AK Parti tabanından Tayyip Erdoğan'a karşı muhalefet yaparak  oy isteyecek güçleri olamaz.

Çünkü her şey Ankara’da kapalı kapılar ardında  baktıkları gibi değil.

Anadolu’da AK Parti seçmeni Erdoğan ile et ve tırnak gibi.

Eğer illede yeni parti diyorlarsa  sonlarının Abdüllatif Şener gibi olmaması mümkün değil..

CHP’ye mi katılacaklar?

Bakın AK Parti içinden Tayyip Erdoğan varken sağlıklı bir parti çıkmaz. Milletvekili çalarız diye düşünüyorlarsa o da  nafile...

Tayyip Erdoğan'ın bugün merkez sağında muhafaza demokrat kesiminde en güçlü siyasi figürü olduğunu bütün dünya kabul ediyor...

Özellikle Sayın Babacan Erdoğan karşı alternatifmiş gibi  algı yapanların elinde büyük bir hata yapıyor. Çünkü Babacan sadece iyi bir teknokrattır  Gül ise her zaman olduğu gibi arka planda kalarak kaçamak oynuyor.

                                                     *

İlginç sözler…

Yani AK Parti'den çıkacak yeni parti Akşener'in İYİ Partisinin bir adım ötesine geçemez.

Sadece CHP'ye taşeronluk yapar!..
 
Erdoğan’ı  devirebilmek için CHP ile işbirliği yapılırsa  Gül ve Babacan'ın Anadolu’da AK Parti seçmeninin karşı  çıkmaya yüzleri olmaz…

Çünkü bu millet tarihinden iyi dersler çıkardı...

                                                  *

Gül , Davutoğlu ve Babacan  parti tabanından Tayyip Erdoğan'a yönelik her zor dönemde yükselen  "Seni Abdülhamit'in yalnızlığına bırakmayacağız" sözünün ne anlama geldiğini herkesten çok  daha iyi biliyorlardır...

Sayın Gül ve arkadaşlarının  Rıza Tevfik'in  Abdülhamid'in ölümünün  ardından yazdığı şu sözleri de okumamış olamazlar...

Okumamışsalar buyursunlar!..

"Nerdesin şevketlim,

Sultan Hamid Han?

Feryadım varır mı barigahına ( makam/mezar) ?

Ölüm uykusundan bir lahza uyan,

Şu nankör milletin bak günahına"

Gül, Babacan, Davutoğlu bu durumamı düşmek istiyor?...

Yarın birbirlerinin tabutunun altına nasıl girecekler?

Bugünleri  yaşayanların o an yüzlerine nasıl bakacaklar?

Şunu iyi bilmeliler ki "Ayrılıkları sadece kendilerini tüketecektir"

İşte bunun için  AK Parti içinde kalmaları  gerektiği yönünde aklı selim dava adamları tarafından kendilerine telkinler yapılıyor...

Diyeceğim  şu ki;

Tayyip Erdoğan  kamuoyu önünde  Gül, Davutoğlu ve Babacan'a kardeşleri olarak bir davet yapsa ve o davete icap edilmezse  17 yılda hayallerini gerçekleştiren bütün özgürlüklerini kazanan muhafazakar demokrat taban onları affetmez diye düşünüyorum... 

Çünkü Muhafazakar demokrat seçmen kitlesi ve  AK Parti tabanı  Tayyip  Erdoğan'ı devirmeye çalışanların kime hizmet ettiğini bilecek kadar zekidir!..

Aklın yolu bir!
Tayyip Erdoğan'ın 17 yıldır bütün saldırılara rağmen ülkesini selametle yönetiyor olması  2023 seçimlerinde de  yüzde 50'yi aşacak en güçlü lider olduğunu göstermektedir.. 

İşte  2023'de yine kaybedeceklerini bildikleri için  Gül, Babacan ve Davutoğlu üçlüsünü Erdoğan’a karşı  harekete geçirip AK Parti'yi  bölüp  parçalamak için gazlıyorlar..
Onlar da gaza geliyor!..

                                                 *

Acı bir söz vardır; "Bazı insanlar size sadık değildir. Size olan ihtiyaçlarına sadıktırlar. İhtiyaçları değiştiğinde sadakatleride değişir"

"Ne dersin  Sayın Babacan!." diye sormak gerekmez mi?

Kim veya kimler var Erdoğan'ı eski dostları ile vurma planının arkasında?

Arkalarında millet var mı?

Yok...

Çünkü böyle bir rüzgar ve talep yok...

AK Parti tabanı mı var?

Yok!..

Çünkü öyle bir rüzgar esmiyor...

Hadi gitmek istiyorsunuz!..

Can Yücel'in

"Gittiniz mi büyük gideceksiniz.

Ayrılık bile gurur duyacak sizinle"

sözü gibi gidin o da yok!..

Esrarengiz meçhul bir yolculuk bu!..

Sayın Gül, Sayın Babacan, Sayın Davutoğlu ;

Bugün ayrılmak isteğinizle gurur duyacak kimler var?

CHP' mi, HDP' mi, İYİ Parti'mi...

Yoksa FETÖ'mü?

ABD'mi?, AB'mi?

Yoksa  İngiliz mi?

Kimler AK Parti'nin içine fitne fesat sokmak istiyor?

Mehmet Akif  diyor ki;

"Güvenme insanların samimiyetine,

Menfaatleri için gelirler vecde,

Vaad etmesiydi Allah cenneti,

O'na bile etmezlerdi secde"

Diyeceğim şu ki  bu durumlara düşerek kendinize yazık etmeyin!.

                                                 *

Gelelim yeniden değişime...

Özellikle seçim kaybeden büyükşehirlerde tartışılan il ve ilçe teşkilatları üzerinde yeni bir yapılanmaya gidilmesi, yani istifalarının alınması an meselesi…

MKYK toplantısında bütün bunlar masaya yatırılacaktır…
Erdoğan  Türkiye’den uzak, kafası rahat şekilde dersini iyi çalışmıştır…

Bu arada Erdoğan yeniden yapılanma için seçimlere 4 yıl varken partisinin büyük kongresini toplarsa da kimse şaşırmasın…

AK Parti’de yeni bir dönemin başlamalı.. ..

AK Parti’de hiçbir şey eskisi gibi olmamalı... 
Taban açık ve net  değişim istiyor..

Ve 2023 seçimlerine 4 yıl varken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan  güçlü liderlik karizması ve siyaseti çok iyi okuyan tecrübesi ile AK Parti'yi yeniden"RASYONEL" düşünce ile 2002'deki ayarlarına döndürecektir...

                                               *

Tayyip Erdoğan için  söylenecek sözü Üstat Necip Fazıl söylemiştir aslında;

"Üzülme!

Bu davanın sahibi Hak'tır..

Hak olan davada zafer muhakkaktır..."

İşte bu yolda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın  2002 ruhu ile yapması gereken herkesin  görüşlerini ortaya koyacağı büyük  " Şûrâ" yı toplamalıdır...

Şura 53 âyettir. Sûre, adını 38. âyette geçen “Şûrâ” kelimesinden almıştır.

Şûrâ, danışma demektir. Müslümanların işlerini kendi aralarında danışma yoluyla yürüttükleri, ayrıca kâinatta Allah’ın birliğini gösteren deliller ve kıyamet gününün hâlleri konu edilir...

AK Parti lideri Tayyip Erdoğan'ın başkanlığında büyük bir  " Şûrâ" ile büyük bir buluşmaya imza atmalıdır...

Şeyh Edebali Osman Gazi'ye derki;

"Bizler nefreti eritmek için, muhabbetin asaletini  dünyaya yeniden hakim kılmak için çıktık yola.Bu yolda utanacak bir şeyimiz yoktur. Muhabbet yolunun gizlisi saklısı yoktur oğul..."

Kimsesizlerin kimsesi olmak adına...

Dünya mazlumlarının adına...

Devlet, Vatan, Millet, Bayrak  adına...

Eminim ki Tayyip Erdoğan, AK Partinin  sadece bir siyasi parti, Tayyip Erdoğan'ın da  üstlendiği misyon ile sadece bir siyasi parti lideri olmadığını BM'de yaptığı çıkışlarla gösterdiği gibi dünyanın ihtiyaç duyduğu vicdanı da olmaya, insanlığı sevgi ortak paydasında buluşturmaya çalıştığını bu " Şûrâ"  gösterecektir....

İslami filozof Cemil Sena Ongun derki;

"İnsanları büyük ülküler peşinde sürüklemek isteyenlerin, ülkülerinden daha büyük kalpleri olmalıdır."

İşte o kalplerin buluşma noktası  Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yapılacak olan  her kesimin   görüş ve önerilerinin alındığı  "Şûrâ" dır...

İşte Türkiye ittifakıda budur...

Yani önce AK Parti'de "Türkiye ittifakı" başlayacak...