YAZARLAR

Müsteşarı nasıl isyan ettirdiler!..

Adam dün FETÖ’yü yere göğe sığdıramıyor, bugün güya tu kaka, hadi RTÜK üyesi veya başka bir görev.  Bunalıyoruz, isyan damarlarımız çatlıyor ama ses çıkaramıyoruz

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

0Açıklanmış…

TSK’dan FETÖ soruşturmaları kapsamında 17 bin 400 kişi ihraç edildi…

6 bin 355 kişi içinde işlemler sürüyor…

Şimdilik toplam ;

23 bin 755 kişi…
 
FETÖ’ nün TSK içinde gerçekten sözde  bir ordusu varmış!..

Bir düşünün halen operasyon ve soruşturmalar sürüyor her gün yeni isimler gözaltına alınıyor…

Yani bitmiyor!..

Amansız bir mücadele…
 
FETÖ ile mücadele de tereddütsüz olarak ortada olan  tek gerçek Allah varlığını eksik etmesin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  tavizsiz net duruşudur

"O olmazsa ne olur? " sorusunu sormak bile ürkütücü!
 
Bu mücadelede bir başka tartışma ise at izinin it izine karıştırılması meselesi…
 
Bakın FETÖ kumpasları nedeniyle  cezaevinde yatan  yazar Nedim Şener’in “ Devlet zaten FETÖ’ ydü. Erdoğan FETÖ’ cülerin yönettiği devlete sızarak operasyon yapıyor”şeklindeki çarpıcı sözleri çok şey anlatmıyor mu?
 
(Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı olmaması için  17-25 Aralık kumpasını kurmuşlardı. Erdoğan o kumpası yerle bir ederek aday oldu)
 
 
Yine FETÖ kumpası sonucu cezaevinde yatan eski Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un “Erdoğan dışında hiç kimse FETÖ belasından ülkeyi kurtaramazdı” şeklindeki mesajının  Erdoğan'ın değerinin ülkesinin bekası için  nne kadar önemli olduğunu ortaya koymuyor mu?
 
Bu sözler FETÖ ile mücadelede Tayyip Erdoğan'ın değerini ne kadar iyi anlaşılması ve yalnız bırakılmaması noktasında özün bittiği yerler değil mi?

Haksızlar mı?
 
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın  tek başına nasıl büyük bir mücadele içinde olduğunu anlatmaya yetmiyor mu?

Ama tek başına Erdoğan yeter mi?

Bugün Türk siyasetinde Erdoğan karşıtı oluşturulan siyasi bloğun arkasındaki bir numaralı örgüt FETÖ'den başkası değil..

Erdoğan'ın Türkiye'nin bekası için  silmekte kazımak için büyük mücadele verdiği  FETÖ ayakta kalmayı AK Parti'yi değil Tayyip Erdoğan'ı devirebilme umuduna bağlamış durumda  bugün ülkede hala oyun kuruyor!..

Ve ne  acı ki  muhalefette figüran oluyor...

Kuşkusuz siyasette ve bürokraside  hala var olduğu söylenen  deşifre edilmemiş yapılarda sinsice uyuyan hücreler gibi rol alıyor...

FETÖ davalarının sulandırılmak istenmeside  örgütün işi...
İşte bütün tartışmalarda, soru işaretleri de  bu noktada kilitleniyor..
 
Son günlerde bu mücadelede  bazı atamalar ve tahliyeler üzerinden yeni bir tartışma ortamı  oluşturularak Adalet Bakanı Abdülhamit Gül gibi  bugüne kadar  büyük bir titizlikle görevini üstlenmiş başarılı bir bakan  üzerinde  haksız bir karalama kampanyası yürütülmeside FETÖ ile  mücadelenin sulandırılması değilde nedir?
 
Gül’ün her gün mahkemelerin kapısında hangi hakim hangi kararı alıyor diye beklemesi mi gerekiyor?

Dikkat edilsinde  yeni sinsi senaryolara alet olunmasın...


Şu bir gerçek ki o lanet yapının uyuyan hücreleri, kriptolarını bulmak çıkarmak öyle kolay  değil…
 
Belki de yanı başımızda, sağımızda, solumuzda belli olur mu?
Öyle bir bela!..
 
Hal böyle olunca da “Neler oluyor?” sorusu isyanları da beraberinde getiriyor..
 
Hele, hele yaşanan gelişmeleri yerinde takip eden kimin ne yaptığını iyi bilenlerin isyanı değer kazanıyor…
 
İşte bu noktada  sizlerle bir yazı paylaşacağım…
 
İki  yıl önce  Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüten ,Trabzon Vakıflar Bölge Müdürü olarak görev yaparken  Ayosofya’ yı camiye dönüştürerek tarihe not düşen, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın çizgisinden bir gün dahi ayrılmamış Mazhar Yıldırımhan’ın kişisel  facebook sayfasından  paylaştığı yazı çok dikkat çekici..

Ve çok anlamlı..
 
İsyankar ve sitemkar..

                                                     ***

Başlangıç noktasında  özetle ;

Diyor ki
 
“Hayatımız boyunca, kendimi bildim bileli, bir fikrin ve düşüncenin, bir davanın müntesibi oldum olalı FETÖ hareketinin ve fikrinin tam karşısında yer aldım. Hayat boyu ne onlar bizi sevdiler ne de biz onları.
 
Allaha hamd ve şükürler olsun ki bu duruşumuz bizi yanıltmadı ve 2008 yıllarında siyasette bulunan bazı dostlarımızı uyardığımızda maalesef derdimizi anlatamamıştık.
 
Bu sapkın hareketin tam karşısında olduğum için 2004 seçimlerinde bize bedel ödettiler“
 
Müsteşar Mazhar Yıldırımhan’ın  çok konuşulacak ve ses getirecek sitemkar sözleri bundan sonra başlıyor..
 
Diyor ki;

“Hayatlarının bir döneminde bu harekete ve FETÖ’ye övgü düzen kim varsa kusura bakmasınlar.

Bizim hakkımızı yediler.

O gün övgü düzenler sonrasında da kudretli olmaya devam ettiler.
Şimdi halen ama, falan, şey, kötüymüşler lanet olsun, mazeretleri ile yine köşe başı kapanlar kusura bakmayın suçlusunuz. FETÖ ile mücadelede bu tür dönek adamların iyi analiz edilmesi gerekir. “
 
Diyor ki;

“Bir tarafta hayatı boyunca bu örgüte karşı çıkıp mücadele edenler, diğer tarafta konjoktüre göre yön değiştirenler.

Yok böyle bir şey.

Adam dün FETÖ’yü yere göğe sığdıramıyor, bugün güya tu kaka, hadi RTÜK üyesi veya başka bir görev. Kusura bakılmasın bu asla tasvip edilebilir bir durum değil.

Övecek ödüllendirecek, sözde vazgeçecek ödüllendirilecek.

Yani her zeminde kazanan bu tipler. FETÖ kazançlı çıksaydı bu tipler yine kazançlı olacaktı!..”
 
Yenilir yutulur cinsten değil bu sözler…

Yıldırımhan isyanını bakın hangi sözlerle tamamlamış..
 
Diyor ki;
 
“Adam ömrü boyunca sermayesini FETÖ üzerinden kazanmış sonra FETÖ’ yü beslemiş ama yine kazançlı.

Olacak iş mi?
 
Adam iyi FETÖ’cü başka bir cemaatin veya derneğin içine kaymış biliniyor ama aklanmış.

İş mi bu!.. 

Bunalıyoruz, isyan damarlarımız çatlıyor ama ses çıkaramıyoruz.

Yeter artık.

Samimiyeti herkeste görmek istiyoruz.

Bu mücadele bir tek Cumhurbaşkanımızın ve bir kaç kişinin mücadelesi midir?

Cumhurbaşkanımızı bu mücadelede yalnız bırakanlar  yada su istimal edenler utanmıyor mu?
 
Görünen o ki herkes kendi hesabının peşinde. 

Hayatımız boyunca karşı olduk, belki cezalandırıldık ama dünün övücüleri bugün de bizi geride bıraktı ya ne diyelim!.
 
                                                      ***
Evet sevgili okurlar…

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın davasına baş koymuş, yanından  bir gün dahi ayrılmamış bir gün vefasızlık yapmamış bir siyasetçi, bir bürokrat bir devlet duruşu bunları söylüyor..

Ve enteresan olan böyle bir dava adamına hala görev verilmemiş hala ”Eski müsteşar”olarak görev bekliyor..

Ne diyor;
“Bunalıyoruz, isyan damarlarımız çatlıyor ama ses çıkaramıyoruz.”
 
Diyeceğim şu ki eski müsteşar Yardımcısı Mazhar Yıldırımhan’ın sosyal medya hesabında dile getirdiği FETÖ isyanını sessizlerin sesi olarakta yorumlamak gerekir.
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bu mücadelede ortaya koyduğu direnci bu ülkenin bekası için herkes samimi şekilde ortaya koymalı…

Ve..

FETÖ’nün siyasi ve bürokraside var olduğu söylenen dokunulmayan  "kripto" ayağına artık dokunmak ,el çektirmek, çalışma alanlarını ortadan kaldırmak milli bir görev olsa gerek...

Ve Cumhurbaşkanı Erdoğan adına üzülmemek mümkün değil...

Allah aşkına Erdoğan  hangi biri ile uğraşsın!..

Bu ülkenin bütün sorunlarını bir adamın üzerine yüklemek ve bütün  sorunlarının çözümünü ondan beklemek Allah'a reva mı?

ABD' ile mi uğraşsın...

AB  ile mi?

CHP-HDP-SP-İP işbirliği korosunun tezgahları  ile mi?

FETÖ-PKK-PYD terör örgütleri ile mücadele ile mi?

Akdeniz'de mi?

Ekonomiyi rayına oturmak için mi?

Kendi partisinden kopan vefasızlarla mı?

Sınır ötesinde güvenli bölge oluşturmak için  mi?

Evet hangi biri ile uğraşsın!..

Allah aşkına birde parti içindeki Pelikan'mış, Kartal'mış, Tavşan'mış!

Sadece MHP ve Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile nefes alıyor..

Bir ateş çemberi içinde  ülkesini alnı açık başı dik şekilde 2023'e çıkarmaya çalışıyor...

Hem de  hayal denilen ama gerçeğe dönüştürdüğü muhteşem projelere imza atmaya devam ederek..

Allah yar ve yardımcısı olsun...