BIST 1.114
DOLAR 7,29
EURO 8,60
ALTIN 454,36
YAZARLAR

Kovid’in-19 İntikamı

Sadece Amerika Birleşik Devletleri için 2,2 milyonluk can kaybını öngörüyor.

İsmail GÜZELiguzel@nestech.net

Dünya ilginç bir zaman diliminden geçiyor.

Pandemi krizini 3 ay boyunca uzaktan izleyen ve üç ayını boşa harcayan Amerikalılar, son iki hafta içinde yeni bir gerçeğe uyandı. Bu gerçek hiç kimsenin önlem almamasıydı.

Dünya görünmez bir düşmana karşı anlık bir savaş yürütüyor.

KOVİD-19 olarak bilinen yeni korona’nın kontrol edilmediğinde ve neden olduğu hastalığa uygun bir tedavi bulunmaması halinde, çok sayıda insan ölümle yüz yüze gelecektir.

Sayılar neredeyse kavrayışın ötesinde.

KOVİD-19 Müdahale Ekibi tarafından yakın zamanda yayınlanan bir rapora göre, kritik bakım yataklarına yönelik talep, hem Birleşik Krallık'ta hem de ABD'de maksimum kapasiteyi 30 kat aşabilir.

Aynı çalışma sadece Amerika Birleşik Devletleri için 2,2 milyonluk can kaybını öngörüyor.

Amerika Birleşik Devletleri de dahil olmak üzere çoğu ülke hazırlıksız yakalandı.

Yeni korona, tüm dünyayı esir aldı. İnsanlar panik halinde. Yarın kime ne olacağı belli değil.

Bazı insanlar bu durumun abartıldığını söylesede, yanılıyorlar. Diğer grip ve benzeri hastalıklarla karşılaştırıp rakamlar veriyorlar.

Problem şu ki, bu virüsün nereye kadar gideceği ve nerde son bulacağı şu an için bilinmiyor.

Dünya Ekonomisini 6 haftada çökertti. Tüm önemli ülkeler sokağa çıkma yasakları uyguluyor, karantina önlemleri alıyor.

Her ülke gerekli tedbirleri alsa da virüs can almaya devam ediyor. Özellikle gecikmeli önlemler almış olan batı ülkelerinde bu rakamlar çarpanlarıyla her gün yükseliyor.

Büyük şehirler bir bir hayalet kasabalara dönüşüyor. İnsan kendini Hollywood yapımı bir zombi filmin içindeymiş gibi hissediyor.

Özellikle New York tam bir ölüm sesizliğine gömülmüş vaziyette..

Dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri New York, kelimenin tam anlamıyla hayalet bir kasabaya dönüştü. Sokaklar dünyanın diğer şehirlerinde ki gibi bomboş.

24 saat canlı, renkli ve ışıl ışıl bir şehrin nasıl hayalet bir şehire döndüğünü merak ediyorsanız New York şehrine bakmanız yeterli.

Will Smith’in başrollerinde oynadığı, “İ am legend”(Efsaneyim) filmi gerçeğe dönüştü.

ABD belkide tarihinde ilk defa böylesine acı bir durumla karşı karşıya. 1929 Büyük Buhran’dan sonra ilk kez bu kadar derin bir krizle yüzleşiyor.

Bu virüsle, ekonomik, psikolojik, sosyolojik ve insani bir kriz içinde.

Bir kıyamet provası gibi. İnsanlar şaşırmış durumda. İnsanlar yağmadan ve gasptan korkar hale geldi.

Silah gıdadan sonra en fazla satın alınan ürün. Ülkenin bazı eyaletlerinde ünlü mağazalar vitrinlerini ahşap tahtalarla kapatmış, yağmadan korkuyorlar.

Ömrümün yarısını Manhattan’da geçirmiş ve ikiz binaların yıkılmasına bire bir şahitlik etmiş biri olarak, diğerleri gibi ben de ilk defa böyle bir şey yaşıyorum.

Modern dünya bir çok olaya şahitlik etti. Ama böyle bir olaya hiç kimse şahit olmamıştır.

Devam edelim.

Dediğim gibi, modern dünya daha önce KOVİD-19 gibi bir krizle hiç karşılaşmamıştı. Bu, her yerde insan sağlığı sistemlerinin sınırlarını ve ülkelerin ortak bir meydan okuma üzerinde birlikte çalışma yeteneğini aynı anda test etti.

Kriz zamanlarında özellikle İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana önceki ABD yönetimleri, ulusları eyleme çağırmış, dış politika kurumları liderlik için harekete geçmiştir. Ve yapılması gerekenler için gündemi belirleyen ve kriz noktasının ötesinde bir yol çizerlerdi.

Ancak uzmanlar, Başkan Donald Trump’ın, son üç yılını bu kurumları yok etmek, aşağılamak ve ABD liderliğini ve küresel kolektif eylemi alaşağı etmek için harcadığına inanıyor.

Bu, dünyanın şimdiye kadar koronavirüs pandemisine yetersiz yanıtının bir nedeni.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi sessiz. Dünya Sağlık Örgütü önderlik edecek küresel bir sesten yoksun.

Avrupa Birliği ülkeleri, nesiller boyunca ilk kez varsayılan ulusal çözümlere ve komşularına sınırları kapattılar.

Çin, kritik ilk günlerinde krizi dünyadan gizledi. Ve Trump, dünya liderleriyle bireysel telefon görüşmelerinin ötesinde, ülkeleri bir araya getirmek ve organize etmek için sadece bir girişimde bulundu. Şu anda başkanlığını yaptığı G-7 forumunda Avrupalı, Kanadalı ve Japon liderlerle, bir kez de G-20 ülkeleriyle tek bir konferans görüşmesi yaptı.

Virüsün etkisi, etkilediği insan sayısı, her kıtada getirdiği günlük yaşamdaki değişiklikler ve insani zarar açısından bir dünya savaşının etkisiyle eşleşebilir.

İş, ticaret ve pazarlar üzerindeki etkisi, Büyük Buhran'dan bu yana en yıkıcı küresel ekonomik krize yol açabilir.

Trump da dahil olmak üzere ulusal liderler anlaşılır bir şekilde öncelikle kendi vatandaşlarına yönelik tehdidi ele almaya odaklanmıştır.

Ancak salgın hastalığın küresel düzeyde eş zamanlı olarak, güçlü ülkelerin örgütlenme, öncelikleri belirleme ve farklı ve sıklıkla çatışan ulusal çabaları birleştirme kapasitesine sahip tam desteğiyle mücadele edilmesi gerekir.

Son yıllarda jeopolitik manzaradaki tüm değişiklikler için, temel bir gerçeklik değişmemiştir. Dünyanın en güçlü ülkesi olan ABD yoksa ya da tek başına hareket ediyorsa, böyle bir küresel eylem mümkün değildir.

Bulaşıcı hastalıklar tipik olarak uluslararası işbirliği için fırsatlar yaratır. Soğuk Savaş döneminde, eski Sovyetler Birliği ve ABD'deki bilim adamları birlikte bir çocuk felci aşısı geliştirdiler.

Aynı işbirliği ruhu, Çin'in 2003'teki SARS salgınına karşı ABD ile birlikte haraket etmesi gibi.

Eylül 2005'te, iki ülkenin başkanları daha sonra 88 ülke tarafından desteklenen küresel pandemik tepkinin “On Temel İlkesini” ortaya çıkardı.

KOVİD-19 salgını, Çin ve Amerika Birleşik Devletleri'nin farklılıklarının üzerine çıkması ve ortak bir tehdidin üstesinden gelmesi için mükemmel bir fırsattı..

İki ülke, pandemiye uluslararası bir müdahalenin koordine edilmesinde Dünya Sağlık Örgütü'nü desteklemek için el ele vermiş olabilirdi.

Fakat şu ana kadar görülen manzarada her bir ülke bireysel haraket etmiş kendi içinde ki virüs belasıyla kavga etmekte. ABD Avrupa’ya yardımı kesmiş, bunu fırsat bilen Rusya ve Çin AB’ye yanaşmaya çalışmakta.

Günün sonun da anlaşılan şu ki, artık hiç bir şey eskisi gibi olmayacaktır. Yeni Dünya Düzeni Türkiye’nin de merkezde olacağı bir düzene doğru evrilmekte. Hep birlikte yaşayıp göreceğiz.

Yorumlar 2 yorum