YAZARLAR

İstihbarat başlasın istihbarat bitirsin!..

Terör uzmanı olarak çalışıp emekli olmuş bir isim ile istihbarat noktasında terörü konuştuk. Dedi ki..'İstihbarat yetkisi kompozisyon gibi olmalı'

Türkiye, terör ile mücadelede çok zorlu ve kritik bir süreçten geçiyor..

Son olarak İstanbul Atatürk Havalimanı’na yapılan hain saldırı sonrası ‘Acaba istihbarat zafiyeti mi var?’ soruları  tartışma gündemine oturmuştu.Şehirlerimizdeki her hain saldırı sonrası, aynı sorular hep gündeme gelmiyor değil!..

Ama perde arkasında hiç kuşkusuz onlarca, yüzlerce hain saldırı hazırlığı, alınan istihbaratlar sayesinde isimsiz kahramanlar tarafından önlenmiştir.

Bunun altını da önemle çizelim..

Dünyada güvenlik anlamında en zor iş   terör örgütleri ile mücadele olduğunu söylemek zor değil.  

Yine de ‘Daha iyi  mücadele nasıl olur’ sorusuna  cevap aramak gerekiyor..

İşte  bu noktada  Ankara’da önemli bir emekli terör uzmanı dostumuz Cenap Serdar ile sohbet ederken İstanbul’daki saldırıda istihbarat zafiyeti var mı yok mu? Neler yapılmalıydı sorularına cevap aradık..

Çok önemli öneri ve bilgilerle karşımıza çıktı..

                                                  ***

Serdar, İstihbarat’ta görevlendirme ve yetki anlamında bir takım değişikliklerin olması gerektiğinin altını çizerken, “İstihbarat; giriş, gelişme ve sonuç şeklinde bir nevi kompozisyon gibi olmalı. İstihbarata  elde ettiği bilgiyi  görevi gereği güvenlik güçlerine pas atmak yerine acil hallerde direkt sonuca  gidebilmeli yolu açılmalı  ” diyerek bakın neler söylüyor..

“Terör ile mücadele konusunda istihbaratta tespit etme, izleme, değerlendirme gibi sonuçlandırma birimleri de mutlaka kanuni düzenleme ile kurulmalı. Çünkü  İstihbarat bilgiyi  alıyor, takip edip sürdürüyor bir müddet sonra  ise bu bilgileri sonuca gidilebilmesi için, güvenlik güçleri ile paylaşıyor. Ama o bilgi oraya gittiği zaman acaba o heyecan o insanların içinde oluyor mu? Çünkü olayın tam içinde olmamış. Olayı başından bu yana takip eden istihbaratçının içindeki duygu  ve  heyecan çok yüksek seviyede. Ama o dozaj aşağı düştüğü zaman, heyecan kaybı olması mümkün. O nedenle oluşturulacak özel birimlerle İstihbarat içerisinde sonuç bölümü mutlaka olmak zorundadır. Yani sonuca da istihbaratı gitmeli. Sonuca  gidecek birim istihbarat servisinin içinde istihdam edilmeli. Bu birim haber almayı ve değerlendirmeyi iyi bilecek,  hem ani karar verme yetkisine sahip olacak hem de uygulamayı yani icrayı kendisi yapacak. Gerek gördü mü anında indirecek. Yani kompozisyon gibi giriş, gelişme ile birlikte sonucu da yazacak. Bu konuda kanuni düzenleme yapılıp  istihbarat içerisinde özel bir birim inşa edilmeli.”

                                                      ***

Serdar  hain saldırılar  sonrası  olay yerlerinde geleceğe dönük alınan önlemler konusunda da ilginç sözler söylüyor .

“Saldırı oldu. Hemen ‘maskeli özel harekatçılar önlem aldı’ deniyor. Ya terörist enayi mi, bir daha oraya gider mi? Uyumaya bırakır bölgeyi. 3 ay sonra aynı yere bir saldırı daha yapar, o zaman ne oluruz? Kanserli bölgeyi temizleyip atıyoruz ama kalıcı kesin çözümler üretmiyoruz. Kanser geri gelmesin diye steril etmiyoruz. Önleyici tedbirler almıyoruz. Bu sefer kanser geri gelmeye başlıyor..

Sen havalimanının içinde istediğin kadar güvenlik önlemi al, başarılı olamazsın. Havalimanları etrafına bu adamları sokmayacaksın. Adam havalimanına girdikten sonra istediğin kadar takip et. Vursan ne olur, adam zaten ölmeye gelmiş oraya. Teröristi eylem yerine sokmayacaksın. Eylem yapılan yerlere dikkat et. Nereye girmişlerse patlatıyorlar. Canlı bomba eylem alanına girdiği anda işini yapar geri dönmez. O kendini patlattı mı görevini yapmış sayıyor kendini’

                                                   ***

Terör ile mücadelede istihbarat noktasında halkın desteğinin kaçınılmaz bir gerçek olduğunu söylüyor Serdar .  

Söylerken dikkat çeken sözler kullanıyor.  

“Bakın Avrupa ülkelerinde insanlar bizim insanımıza göre terör konusunda daha duyarlı. Neden  bizim insanımızda polis korkusu var. Bilgi verirsem acaba başıma bir şey gelir mi diye. Bu yönde halkın çok daha iyi bilinçlendirilmeye ihtiyacı var. Bakın İstanbul Atatürk Havalimanı saldırısını yapan canlı bombaların oturduğu apartmana gidiliyor. Kadın diyor ki ‘Gürültüden bıktım. Sürekli tık tık vuruyorlardı, şüphelenmiştik.’ Su tamircisi ‘Evde tamirat yaptım, işim bitince adam beni ta sokak kapısına kadar yolcu edip bıraktı’ diyerek şüphelendiğini söylüyor.  Bunların hepsi şüpheli durum değil mi? Peki niye aramadılar güvenlik güçlerini? Çünkü vatandaş aradığı zaman başına bela geleceğini sanıyor. Yani korkuyor.  İşte bu ülkede önce bunları düzeltmemiz lazım. Düzeltelim ki vatandaş duyarlı olsun. Böyle bir şey gördüğü zaman anında ihbar etsin. Vatandaş şunu bilecek. ‘Kardeşim ben söyleyeyim, en azından doğru çıkarsa bir sürü insanın hayatını kurtarırım. Olmazsa da kimse bana nasıl olsa bir şey diyemez.’ İşte  bu güven verilmeli. Adamlar 20 gün binada kalıyor bir kişi de çıkıp demiyor ki, ey polis bu binada böyle birileri var. Ayrıca hainler, 20 gün havalimanında tespit çalışmaları yapmışlar. Orada güzel bir kamera sistemi olsa, bir insan aynı yerde 20 gün üst üste görüldüğü zaman yüz eşleştirme kendini ikaz etmeli. Türkiye’nin bu sistemi yapacak gücü var.”

                                                             ***

‘IŞİD’in Türkiye’de kampları olduğu yönünde devletin bu kamplara göz yumduğu söyleniyor ‘ şeklinde iddialar var dediğimizde Serdar’ın cevabı sert oluyor..

“Bu düşüncelere katılmak asla mümkün değil. Devlet hiçbir terörist gruba göz yummaz.  Kesinlikle palavra. IŞİD’e zamanında göz yumdu  şeklinde Cumhurbaşkanımız Erdoğan’a  saldırılması da çirkin. Siyaset yapacağız diye ülkenin milli birliği ve beraberliğinin altına dinamit koymaya çalışmak en büyük ihanettir. Görüldü ki bu paralel yapı, ülkenin anasını ağlattı. Yıllarca bizi uyuttular. Bu ülkeyi güvenlik anlamında zafiyete bunlar düşürdü. İstihbaratın uyarıları o dönem dikkate alınmadı. Bakın paralel yapı ile mücadelede eski Genelkurmay Başkanı İlker Paşa’nın (Başbuğ) bir demeci çok önemliydi. Ne demişti. ‘Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan başka kimse paralel yapı ile mücadele edemezdi.’

O nedenle hem terör ile hem de paralel  yapı ile mücadele Cumhurbaşkanın iradesi son derece doğru.

                                                  ***

Serdar   2010 yılında kurulan Kamu Düzeni ve Güvenliği Müsteşarlığı’na getirerek bakın neler söylüyor.

“Sen böyle bir müsteşarlıksan halkı teröre karşı bilinçlendirmek zorundasın. Bunu belki yapıyorsun ama etkin bir şekilde yapmalısın. 100 kişi çalıştırıyorsan, halkı daha iyi bilinçlendirmek için bin kişi çalıştır. Devletin parası mı yok. Biz terör bölgesiyiz, bunu artık kabul etmek zorundayız. Bütün örgütlerin hedefi biziz. Bu örgütlerle savaşmak için yeni yeni oluşumlar kurmak zorundayız. Hem teknoloji anlamında hem de insan anlamında yenilenmeliyiz. Biz bunları yapmadığımız sürece çakılırız. Kimse kusura bakmasın. Ar-Ge’lerimiz çalışmalı. Basit şeyleri gözden kaçırırsan, çok büyük olaylarla müdahale edemezsin. Bu kadar basit.Bunlar yapılırsa terör tamamen biter mi hayır. Terör dünyada hiçbir zaman bitmez. Dünyanın her tarafında terör var. Ama en azından minimize edebilirsin terörü. Halkın desteği özellikle istihbarat noktasında kaçınılmaz bir gerçektir. Mutlaka ama mutlaka olmalıdır.

                                                    ***

Serdar ile sohbetimizi noktalarken Türkiye’nin önemi noktasında  şunları söylüyor.

“Türkiye gelişen, büyüyen bir ülke. Mutlaka bu hazmedilemeyecektir. Öyle de oluyor. Baktığımızda tarihin derinliklerinden beri hep hedef ülke olmuşuz. Üzerimize her türlü oyunlar oynanmış. Türkiye’nin bugün hedef ülke haline gelmesinin nedeni artık kullanılamayan bir ülke olmasıdır. Türkiye’nin bağımsız olması hem Batı’nın hem de süper güçlerinin işine gelmez. Terör saldırılarının arka planı işte budur. O nedenle diyorum ki terör ile mücadele iç siyasete malzeme olmamalı. Dayanışması olur. TBMM bu noktada ülkenin aynası olmak zorundadır. Herkes aklını başına toplasın. Son günlerde hoşuma giden  çok güzel  bir söz var. ’Siyasi görüşünüz ne olursa olsun ortak kaygınız vatan olsun’ İşte bu  millet için sözün bittiği yer budur. Bu söz herkesin hafızasına kazınmalı diyorum. Terör ile  mücadele eden askerinden polisine, istihbaratına kadar herkese  minnettarız. Çünkü onlar birer kahraman’

                                                     ***

Uzun yıllar Başbakanlıkta terör uzmanı olarak görev yapmış, kendini vatanına milletine ve bayrağına adamış Cenap Serdar’ın sözleri böyle.. Bakın Serdar bugünlerde Hentbol Federasyonu Başkanlığı’na adaylığını koyarken en önemli projesi  ne?

Doğu ve  Güneydoğu’daki binlerce çocuğu terörden uzak tutup, kötü alışkanlıklardan korumak için ‘sokak hentbolu’  şampiyonası..

Şampiyon olanları Türkiye'nin huzuruna çıkarmak..

Diyor ki “Ülkemizin Doğu ve Güneydoğusu için bütün federasyon başkanlarına da büyük görevler düşüyor. O bölgedeki gençlerimizin, çocuklarımızın dağlara çıkmaması için uğraş verip projeler üretmeliyiz. Hentbolda Diyarbakır’dan Mardin’e, Hakkari’ye, Şırnak’a ve Van’a kadar sokak hentbolu şampiyonası yapacağız..”

***

Ne söylenir..

Vatan sevdası böyle..

Helal olsun.. 

Yorumlar 3 yorum