İmamoğlu’nun reklamcısı Subaşı mahkemede “sistem”i anlattı: İşlerimi zorla aldılar
Ekrem İmamoğlu’nun 2014 ve 2019 seçim kampanyalarında reklam çalışmalarını yürüten isimlerden Panofect Medya’nın sahibi Eyüp Subaşı, mahkeme huzurunda çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Etkin pişmanlık kapsamında daha önce verdiği ifadelerin arkasında olduğunu açıklayan Subaşı, İBB’de reklam işlerinin yürütülmesine ilişkin “Sistem” olarak adlandırdığı yapıyı ayrıntılarıyla anlattı.
Subaşı; kendi yatırımıyla büyüttüğü dijital reklam alanlarının Murat Ongun’un yönlendirmesiyle Reklamist isimli firmaya devredilmek istendiğini, buna direndiği süreçte reklam alanlarının indirildiğini ve şirketine 47 milyon TL ecrimisil çıkarıldığını beyan etti. Mahkeme Başkanı’nın daha önce verdiği etkin pişmanlık ifadelerinin doğru olup olmadığını sorması üzerine Subaşı, “Doğrudur Sayın Başkan” yanıtını verdi.
“YA ORTAK EDECEKSİN YA DA DEVREDECEKSİN”
Subaşı’nın mahkemede doğruladığı 28 Mayıs 2025 tarihli ifadesine göre, dijital reklam alanlarının devri için ilk olarak Fatih Keleş’in Mermerciler Sitesi’ndeki ofisinde toplantı yapıldı. Subaşı, söz konusu görüşmede Fatih Keleş’in kendisine dijital reklam alanlarıyla ilgili bundan sonraki süreci Murat Ongun’un yöneteceğini söylediğini, Murat Ongun’un bu işe ortak olmak istediğini ve kendisine “ya ortak edeceksin ya da devredeceksin” anlamına gelen bir yönlendirmede bulunulduğunu anlattı.
Subaşı, bu görüşmenin ardından Tuncay Yılmaz’ın da sürece dahil olduğunu, yaklaşık bir hafta sonra Sütlüce’de bulunan İBB iletişim çadırında Murat Ongun, Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz’la bir araya geldiklerini ifade etti. Bu toplantıda Murat Ongun’un kendisine dijital reklam alanlarını Reklamist şirketine devretmesini veya şirketle ortaklık kurarak süreci yürütmesini teklif ettiğini söyledi.
“EKREM BAŞKANIN BİLGİSİ VAR MI?” DİYE SORDU
Mahkeme Başkanı, Subaşı’nın önceki ifadesinde yer alan kritik bölümü duruşmada yeniden gündeme getirdi. Buna göre Subaşı, Reklamist’e devir süreci görüşülürken Tuncay Yılmaz’a, “Bu konudan Ekrem İmamoğlu’nun bilgisi var mı?” diye sorduğunu; Yılmaz’ın da toplantının “Ekrem Başkan’ın bilgisi dahilinde” yapıldığını söylediğini beyan etmişti.
Mahkeme Başkanı’nın, “Buradaki ifadeler doğru mudur?” sorusuna Subaşı, “Doğrudur Sayın Başkan” yanıtını verdi. Subaşı ayrıca Tuncay Yılmaz’ın söz konusu görüşmelere “başkan adına” katıldığını söylediğini mahkeme huzurunda ifade etti.
3 AYLIK DEVİR BASKISI
Subaşı’nın anlatımına göre süreç tek bir toplantıyla sınırlı kalmadı. Önce Fatih Keleş ve Tuncay Yılmaz’la Mermerciler’de, ardından Murat Ongun’un da katıldığı İBB iletişim çadırındaki toplantıda devir konusu görüşüldü. Daha sonra Tuncay Yılmaz ve Nihat Sütlaş’ın Subaşı’nın ofisine gittiği, sonrasında Murat Ongun, Tuncay Yılmaz, Uğurhan Atma ve Nihat Sütlaş’la Neş Plaza’da yeniden bir araya gelindiği anlatıldı.
Subaşı, yaklaşık üç ay boyunca devam eden görüşmelerde önüne konulan şartları kabul etmediğini ve görüşmelerden sonuç alınamamasının ardından şirketinin işlettiği bazı reklam alanlarının indirildiğini beyan etti. Yaşanan süreci “sistematik yıldırma ve anlaşmaya zorlama” olarak anlattı.
75 MİLYONDAN 46 MİLYONA DÜŞÜRÜLDÜ
Subaşı’nın mahkemedeki beyanına göre dijital reklam alanlarının devri için başlangıçta şifahen 75 milyon TL üzerinde anlaşma sağlandı. Ancak Subaşı, bu rakamın Murat Ongun’un yönlendirmesiyle 46 milyon TL’ye düşürüldüğünü, devir bedelinin de Kültür AŞ’ye olan borçlarına mahsup edildiğini söyledi.
Yıllarca yatırım yaptığı ve önemli bir reklam mecrasına dönüştürdüğü alanları istemediği halde devretmek zorunda kaldığını anlatan Subaşı, söz konusu alanların daha sonra başka bir şirkete devredildiğini belirterek, “Madem sonunda başkasına devredilecekti, neden bizden alındı?” diye sordu.
DİRENİNCE 47 MİLYON TL ECRİMİSİL
Subaşı’nın mahkeme huzurundaki anlatımının en dikkat çekici bölümlerinden biri de 47 milyon TL’lik ecrimisil oldu. Subaşı, dijital reklam alanlarının devri sürecinde kendisinin sıkıştırılması amacıyla şirketine yaklaşık 47 milyon TL ecrimisil çıkarıldığını daha önce verdiği ifadesinde anlattı.
Duruşma savcısının, “Murat Ongun, Kağan Sürmegöz’e talimat verebilir miydi?” sorusu üzerine Subaşı, buna birebir şahit olmadığını belirterek, “Kağan Sürmegöz’ün Murat Bey’den onay almadan o ecrimisili keseceğini tahmin etmiyorum” dedi. Subaşı, Murat Ongun’un reklam alanları konusundaki tutumunun belediye bürokrasisinde karşılık bulduğunu ifade ederek, reklamların indirilmesi dahil yaşadığı süreçleri buna örnek gösterdi.
“SİSTEM MÜSAADE ETMEDİĞİNDE İŞ YAPAMIYORSUNUZ”
Mahkeme Başkanı’nın üzerinde özellikle durduğu bir başka konu ise Subaşı’nın etkin pişmanlık ifadelerinde defalarca kullandığı “Sistem” sözcüğü oldu. Mahkeme Başkanı, Subaşı’nın 16 Mayıs 2025 tarihli ifadesinde “Murat Ongun sisteme düzenli gelir sağlayan bir mekanizmayı kurmuş oldu” ve “Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları ile bu usulsüz işler içerisinde yer alan belediye bürokratları ve çalışanları ‘Sistem’ diye tabir edilen bir oluşumun içerisindedirler” şeklindeki beyanlarını hatırlatarak, “Nedir bu sistem, bu kelimeyi kim kullanıyordu?” diye sordu.
Subaşı, “Sistem” ifadesini danışmanlardan duyduğunu açıkça söyledi. İmamoğlu’nun danışmanları arasında bu ifadenin sürekli kullanıldığını belirten Subaşı, “Sistem ifadesi özellikle danışmanlar tarafından sürekli dillendiriliyor. Bir iş yapmak istediğinizde eğer Fatih Keleş bir talepte bulunabiliyorsa, Ertan Yıldız bir talepte bulunabiliyorsa ya da sistematik olarak benim kurmuş olduğum ekranların bir yönlendirmesi varsa ben gayet tabii bunu bir sistematik olgu olarak algılıyorum. Günün sonunda da sistem müsaade etmediği müddetçe iş yapamaz hale geliyorsunuz” dedi.
Mahkeme Başkanı’nın, “Bu ifade verirken sizin kullandığınız bir tabir mi yoksa savcılık eliyle mi soruldu?” sorusuna Subaşı, “Danışmandan duyduğum. Sistem deniliyor” yanıtını vererek “Sistem” tabirinin kendi ürettiği bir ifade olmadığını, danışmanlardan duyduğunu mahkeme huzurunda beyan etti.
“FATİH KELEŞ’E NAKİT PARA VERDİM”
Duruşma savcısı, Subaşı’nın etkin pişmanlık ifadesinde Fatih Keleş tarafından alınacak işler karşılığında pay istendiği ve paranın nakit olarak verildiği yönündeki beyanlarını da gündeme getirdi. Subaşı, Fatih Keleş’e yaptığı ödemelerin Florya’daki başkanlık konutunda ve Mermerciler’deki iş yerinde birkaç seferde gerçekleştiğini söyledi.
Subaşı, etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifadelerde yaptığı işlerden yüzde 10 oranında pay talep edildiğini ve bu kapsamda Fatih Keleş’e nakit para verdiğini anlatmıştı. Mahkeme huzurunda da söz konusu etkin pişmanlık beyanlarının tamamının arkasında olduğunu tekrar etti.
ERTAN YILDIZ İÇİN 20 MİLYON TL
Subaşı’nın anlatımına göre para talebi yalnızca Fatih Keleş’le sınırlı değildi. İstanbul metrolarının girişlerinde yapılması planlanan kanopi projesi kapsamında kendisinden 20 milyon TL istendiğini söyleyen Subaşı, talebin Ertan Yıldız tarafından kendisine iletildiğini anlattı.
Subaşı, parayı doğrudan Ertan Yıldız’a vermediğini, Yıldız’ın yönlendirdiği Mahmut isimli kişiye 5 milyon TL, 5 milyon TL ve 10 milyon TL olmak üzere üç parçada toplam 20 milyon TL teslim ettiğini söyledi. Mahmut isimli kişinin soyadını yanlış hatırlamıyorsa Coşkun olarak aktaran Subaşı, duruşma savcısının sorusu üzerine Fatih Keleş ve Murat Ongun’un daha sonra kendisine “Ertan’a verilen para tamamlandı mı?” diye sorduklarını da doğruladı.
SERDAL TAŞKIN’A İLİŞKİN ÇARPICI BEYAN
Subaşı, Kültür AŞ’nin eski Genel Müdürü Serdal Taşkın dönemine ilişkin de dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bazı şirketlerin herhangi bir iş yapmadan kendi şirketlerine fatura kestiğini ve bu şirketlerin kendisine fatura kesmesi ile ödemelerin yapılmasının Serdal Taşkın tarafından organize edildiğini anlattı.
Mahkeme Başkanı’nın bu konuyu sorması üzerine Subaşı, bazı işlerin saha takibini kendilerinin yapmadığını, Kültür AŞ’nin kendilerine, “Biz bu işleri teslim aldık. Bu fatura gelecek size ve siz bunun ödemesini yapacaksınız” dediğini aktardı. Kültür AŞ’nin bu bildirimi üzerine gelen faturaları ödediklerini ifade eden Subaşı, etkin pişmanlık kapsamında Serdal Taşkın’a elden para verdiğine ilişkin daha önceki beyanlarının da arkasında olduğunu belirtti.
“2019’DAN SONRA YENİ DÜZEN”
İmamoğlu’nun 2014 ve 2019 seçim kampanyalarında dijital baskı ve duvar giydirme işlerini yaptığını anlatan Subaşı, Fatih Keleş’le tanışıklığının 2014 seçim dönemine uzandığını söyledi. 2019’dan sonra Keleş’le iletişiminin daha yoğun hale geldiğini belirten Subaşı, belediyeyle yürütülen işlerde kendisinden pay talep edildiğini ve bu taleplerin zaman içerisinde sistematik bir yapıya dönüştüğünü anlattı.
Subaşı’nın mahkemedeki beyanlarında “Sistem”, farklı isimlerin iş yapmak isteyen şirketlerden taleplerde bulunabildiği, reklam alanlarının yönlendirilmesinden para taleplerine kadar uzanan ve “Sistem müsaade etmediği müddetçe iş yapamaz hale geliyorsunuz” sözleriyle tarif ettiği bir düzen olarak yer aldı.
ONGUN’UN RESMÎ GÖREVİ YOKTU AMA REKLAM İŞLERİNİ YÖNETİYORDU
Duruşma savcısı, Subaşı’ya Serdal Taşkın’ın Kültür AŞ Genel Müdürlüğü’nden ayrılmasının ardından reklam süreçlerini Murat Ongun’un yönettiğine ilişkin önceki ifadesini sordu. Subaşı bu beyanını doğrulayarak, Serdal Taşkın’ın görevden ayrılmasının ardından kendi reklam süreçlerine ilişkin Saraçhane’de Murat Ongun’la görüştüğünü ve reklam işlerini bundan sonra Ongun’un yöneteceğini bizzat kendisinden duyduğunu anlattı.
Savcının, Murat Ongun’un Kültür AŞ’de resmî bir görevi veya organik bağı bulunup bulunmadığını sorması üzerine Subaşı, “Resmî görevi yok” cevabını verdi. Böylece Subaşı, Kültür AŞ’de resmî görevi bulunmamasına rağmen reklam süreçlerinin Murat Ongun tarafından yönetildiğini mahkeme huzurunda ifade etti.
ETKİN PİŞMANLIK İFADESİ İÇİN “BASKI YOKTU”
Duruşmanın dikkat çeken anlarından biri de Subaşı’nın etkin pişmanlık ifadelerini hangi şartlarda verdiğinin sorulması oldu. Mahkeme Başkanı, diğer sanıkların Subaşı’nın eşi, çocuğu ve ailesi üzerinden baskı altına alındığı için bu ifadeleri verdiği yönündeki beyanlarını hatırlatarak, “Bu ifadeleri hür iradenizle mi verdiniz, herhangi bir baskıya maruz kaldınız mı?” diye sordu.
Subaşı’nun cevabı net oldu: “Hür irademle verdim. Herhangi bir baskıya maruz kalmadım Sayın Başkan.” Subaşı ayrıca savunması sırasında, “Etkin pişmanlıktaki tüm ifadelerimin arkasındayım. Bir zorlama var vesaire, böyle bir durum söz konusu değildir. Etkin pişmanlıkta söylediklerimizin sonuna kadar arkasındayız” diyerek önceki beyanlarını mahkeme huzurunda yeniden doğruladı.
“BEN SİSTEMİN ÜYESİ DEĞİL, MAĞDURUYUM”
Eyüp Subaşı savunmasının sonunda, anlattığı “Sistem”in kendi iradesiyle bir parçası olmadığını, ticari faaliyetlerini sürdürebilmek için bu yapının talepleri ve baskılarıyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Subaşı, “Bir sistemin iradi ve hiyerarşik parçası olmak başka bir şey, o sistemin yarattığı şartlarla karşı karşıya kalmak başka bir şeydir” dedi.
Etkin pişmanlık kapsamında anlattığı para taleplerinin, reklam alanlarının devri sürecinin ve kendisine yönelik baskıların arkasında olduğunu tekrar eden Subaşı, kendisini “Sistem”in içinde yer alan değil, bu sistemin ticari mağduru olarak tanımladı.