BIST 1.910
DOLAR 13,72
EURO 15,54
ALTIN 786,53

Bu kadar hızlı olacağını ABD bile tahmin etmemişti!

Sevgili dostlar, siz de kabul edersiniz ki, kendi içimize kapanıp sınırlarımızın dışında olup bitenlere kulağımızı kapamamız mümkün değildir. Kaldı ki resmi sınırların algılama ve etkilenme alanları bin km öteden başlar.

Gerçi yaşadığımız felaketler karşısında değil bin km ötelere, gözümüzü açıp etrafımıza bakacak halimiz yoktu geçtiğimiz günlerde. Önce birbirini takip eden orman yangınları, peşi peşine harlanıp ciğerlerimizi kavururken ardından bilhassa Batı Karadeniz’de meydana gelen sel felaketleri, aramızdan alıp götürdüğü 80’nin üzerindeki can’ımızla her birimizi derin üzüntülere boğmuştu.

O acı ve derin üzüntü içerisinde herkes bir şeyler söyledi felaketin sebebi olarak; kimi iklim değişikliğini, kimi dere yatağındaki yapılaşmayı, kimi de bölgenin iklim şartlarına göre alt yapı dahil gereken tedbirlerin alınmamasını dillendirdi. Bizim söyleyeceğimiz söz; bizzat felaket yaşamış, can verip acı çekmiş olan kardeşlerimiz başta olmak üzere, can kayıplarımız açısından bütün milletimizin başı sağolsun, diğer maddi kayıplarımız açısından bölge halkına ve milletimize geçmiş olsun diyor, bir daha bize böyle acıları yaşatmaması için Yüce Rabbime dua ve niyazda bulunuyorum.

Bu kadar hızlı olacağını ben de tahmin etmemiştim

Sevgili dostlar hatırlayacak olursanız geçen haftaki yazım Afganistan’da olup bitenlerle ilgili idi. Hatta bütün bu olup bitenler acaba ABD’nin hegemonyasının bitişinin ifadesi midir diye, sormuştum da…

Artık her neyse ABD vaki gizli mutabakat doğrultusunda Afganistan’dan çekilmek suretiyle Taliban’ın önünü açtı ve Taliban, elini kolunu sallıya sallıya ABD’nin de tahmin etmediği bir süre içinde hiçbir mukavemetle karşılaşmaksızın Kabil’e girdi. Kabil’e girdiklerinde de bilemiyorum bize bir mesaj mı vermek istediler, orası yoruma açık Raşit Dostum’a ait ülkenin kuzeyindeki lüks villayı öncelikle ele geçirip onun lüks koltukları üzerinde kameraya poz verdiler.

Hepinizin bildiği gibi Taliban’ın Kabil’e girişinden iki-üç gün önce Cumhurbaşkanı Eşref Gani ülkeyi terketmişti. Dostum’n da, villasında yakalanmadığına göre Cumhurbaşkanı Gani’nin çizdiği yoldan Afganistan’ı terk ettiği tahminlerin ötesinde fiili bir gerçek olarak meydana çıkmış oluyordu.

Peki bu kaçışlar ne anlama gelir!

Öncelikle ifade edeyim ki; gerek Cumhurbaşkanı Gani ve gerekse Raşit Dostum, Taliban ile ABD arasındaki gizli mutabakattan ve bu mutabakatın detaylarından, nihaî uzantılarından haberdarlar. Muttali oldukları bu fiilî durum doğrultusunda her ikisi de ülkelerini terk ederken Cumhurbaşkanı Gani, “ Kalsaydım Kabil kan gölüne dönerdi ” cümlesiyle tabir caizse kaçışına mazeret üretmiş oluyordu.

Bana sosyal medyadan ulaşan bir bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Yukarıdaki üç fotoğraf 1970 yılında Amerika’da burslu okuyan 3 Afgan gencine aittir. Her bir fotoğrafın altındaki görüntü de onların bugünkü halini göstermektedir. Şimdi gelin soldan sağa doğru birlikte bakalım bu fotoğraftakiler kimmiş?

Başında kolej kepi olan Eşref Gani, ülkesini terk eden bugünkü Cumhurbaşkanı. Onun yanındaki Şir Muhammed Abbas, Taliban’ın müzakere heyeti başkanı. Onun yanındaki de Zalmay Halidzad, ABD’nin eski Kabil büyükelçisi.

Evet sevgili dostlar vaktiyle senaryoyu yazanlar bugün o senaryoyu oynuyorlar. Söyleyecek söz yok hepsi tabir caizse vaktiyle şuur altına işlenmiş olan ABD çıkarları doğrultusundaki rolünü bugün için oynayan CIA devşirmesi aktörler.

Sakın ABD, 11 Eylül 2001’den bu yana tam 20 yıldır düşman ilan edip karşısına aldığı Taliban ile nasıl anlaşır ve onunla birlikte bölgede nasıl işbirliğine yönelir demeyin. Zira şunu gayet iyi biliniz ki; ABD’nin içinde bulunduğu Anglo-Sakson düşünce tarzı tamamen “faydacı”, “çıkarcı”, “yararcı” düşüncenin etkisinde ve hatta güdümündedir. Günümüzde ABD’de hukuk felsefesi, hukuk sosyolojisi tamamen bu çıkarcı düşüncenin etki ve güdümü altında somut, müşahhas hukuki sonuçlara ulaşmayı kendisine hedef edinmiştir. Bunun dışında bilip belledikleri başka bir yolları yoktur.

Onların kültür ve medeniyetinde, düşünce tarzlarında ahde vefa, sözde durma, iyilik, insanlık, mertlik, dostluk gibi kavram ve bunlara dayalı davranış tarzları yoktur. O kavramlar ve o kavramlara dayalı davranış tarzları ancak bizim medeniyet ve kültürümüzde, ahlak ve seciyemizde bulunur. Onun için ABD’nin Suriye’nin kuzeyinde PYD ve YPG’yi binlerce tır, envayı çeşit silahla donatmasına sakın şaşırmayın.

Demek ki ABD’nin  bölgeye yönelik bizim bilmediğimiz bir hesabı var. Hedefine ancak PYD ve YPG ile ulaşabilecek… Öyleyse onun için PYD ve YPG’nin PKK’nın bölgedeki uzantısı olması, stratejik ortağı Türkiye’nin bundan hoşlanmayacağı hatta rahatsız da olacağı hiç önemli değildir. Çünkü ABD’nin bu işin böyle olmasında menfaati ve çıkarı vardır.

Vallahi, çıkarcı, pragmatik felsefenin Anglo-Sakson düşüncenin günümüzdeki sahibi ve uygulayıcısı ABD’nin, Afganistan’daki Taliban’a yönelik bu pratiği karşısında biz şaşırmadık. Zira ABD 7 yıldan bu yana YPG, PYD adı altında PKK’yı silaha boğarken bunun sinyallerini vermişti. Taliban da ABD’nin önünü açmasının kıymetini bilmiş ve el çabukluğunu marifet diyerek hızlı davranıp ve mukavemetsiz bir şekilde Kabil’i teslim almış.

İlk müşahedeler korkulanın olmayacağı yolunda. Daha dün bir,  bugün iki. Değerlendirmek için erken, bakıp göreceğiz. Asıl değerlendirmemizi vaki bilgi ve müşahedelerimize dayalı olarak ilerideki haftalarda yapacağız. İnşaallah korktuklarımızdan emin, umduklarımıza da nail oluruz.

Şimdilik kalın sağlıcakla sevgili dostlar.

Yorumlar 2 yorum