BIST 9.814
DOLAR 32,36
EURO 34,43
ALTIN 2.438,65

Açıklamış olmak için açıklanan vizyon!

Yazar Celal Erbay, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun açıkladığı vizyon belgesini değerlendirdi.

Sevgili dostlar; geçtiğimiz haftanın en önemli olaylarından biri, günlerdir CHP kadrolarının “sihirli değnek” mahiyetinde dillendirip kamuoyunda “merak” uyandırmaya çalıştıkları “CHP’nin İkinci Yüzyıl Vizyonu” nun 3 Aralık Cumartesi günü sayın Genel Başkanları tarafından açıklanmış olmasıydı.

Uyandırılan merak doğrultusunda, “Bekleyin” dedikleri gün geldi ve 3 Aralık Cumartesi günü “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında sayın Kılıçdaroğlu İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayında CHP’nin vizyonlarını açıkladı.

ÖNCE “İSİM” DİKKATİMİZİ ÇEKMİŞTİ!

Bildiğiniz gibi dava önce 28 Ekim Cumartesi günü sayın Cumhurbaşkanımız, AK Parti Genel Başkanı sıfatıyla “Türkiye Yüzyılı” vizyonunu açıklamış ve dünyanın yeni ve hayatî meydan okumalarla karşı karşıya olduğu şu dönemde “Türkiye Yüzyılı” programımızla Cumhuriyetimizin yeni yüzyılına güçlü bir başlangıç yapmak istiyoruz” demişti.

CHP ise 3 Aralık günü İstanbul Spor Sergi Sarayında “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında vizyon açıklamasını yaparken, AK Partinin 20 yıllık iktidarı döneminde, “Bugüne kadar yaptıklarımız bundan sonra yapacaklarımızın habercisidir” öz güveni içerisinde 28 Ekim Cumartesi günü Ankara Spor Salonunda “Türkiye Yüzyılı” adı altında yapmış olduğu vizyon açıklamasının etkisinde kaldığının izlerini tesbit etmek hiç de zor değildi.

Doğrudur; hayat, birbirine karşı farklılıklarını öne süren kesimlerin, bir biri aralarındaki rekabet ve yarışı öne çıkaran bir süreçten ibarettir. İşte bu doğrultuda AK Parti elini çabuk tutarak yaklaşık 7 ay sonra gerçekleşecek olan bir genel seçim öncesi, ileriye dönük, içerisinde bulunduğumuz yüzyılı kapsayacak şekilde bir vizyon açıklamasında bulundu. Bunu “Arena” diye adlandırılan, büyük kalabalıkları içerisine alabilecek kapasitedeki bir kapalı spor salonunda yaptı. Bu vizyon açıklamasını da “Türkiye Yüzyılı” adı altında yaptı.

Bu fillî olgunun kamuoyundaki etkinliğini görmüş olacak ki; CHP’de “atı alan üsküdarı geçti” dercesine, bu ismi kullananların, onların bütün engellemelerine rağmen “Türkiye Yüzyılı”nın hedefine doğru yürüdüğünü onlar arkadan seyrederken “burada biz de varız, biz de bir şeyler yapabiliriz” dercesine, bütün engellemelerine rağmen yoluna devam eden “Türkiye Yüzyılı”nın ilerleyişi karşısında, Türk Milletinin kültürel dönüşümünü gerçekleştirme yolunda, dışarıdaki dostlarına yönelik üstlenmiş oldukları sorumluluğu hafifletmek ve bir şeyler yapmakta olduklarını ifade etmek üzere “İkinci Yüzyıla Çağrı” adı altında bir vizyon belgesi ortaya koymaya kalktıkları ama tahmin ettikleri gibi atı alan üsküdarı çoktan aşmış, hatta Ayasofya’da Ezan-ı Muhammedî’yi okutmuştu bile!

SAYIN GENEL BAŞKAN’IN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALARI NELERDİ?

Sayın Genel Başkan, en çok dillendirilen soğan-patates fiyatları dışında, sosyal problem haline gelmiş hiçbir problemi ortaya koymadan direk “ilk 6 ayda milletimizin ferahlaması için çözümlerimiz hazır” demiş. Demek ki ortada sosyal probleme dönüşmüş hiçbir durum söz konusu değil. Yoksa bir sosyal problemin 6 ay içerisinde çözülüp halkı feraha kavuşturmak mümkün değildir. Kısacası bunlar, söylediklerinin ciddiyetine kendileri bile inanmıyor. Yoksa bu şekilde konuşmazlardı. Boşuna dememişler “Şecaat arzederken merd-i kıptî sirkatin söyler” diye.

Bir de sayın Kılıçdaroğlu “elli ili kapsayan 8 bölgede özel ekonomi bölgeleri oluşturacağız” dedi. Bu da, sakın 10 yıl önce, zamanın Ekonomi Bakanı sayın Zafer Çağlayan’ın hazırlatmış olduğu “Planlı Yatırım Alanları Oluşturmada Özel Ekonomi Bölgeleri Modeli” adlı projeden alıntı olmasın?

BEN BU PARAYI KESİNLİKLE GETİRECEĞİM!

Evet sayın Genel Başkan “ben bu parayı kesinlikle getireceğim” dedi. Nereden ve kimden alıp getirecek? Acaba bunlar bu aziz milleti çökertmek için uluslararası organize bir işe mi giriştiler? Bilmiyorum… Bildiğimiz, “Temiz para bulmak” için sayın Kılıçdaroğlu geçenlerde İngiltere’ye doğru sefere çıkmış olduğu gerçeğidir.

Bir de bildiğim bir başka gerçek var!... Sayın Kılıçdaroğlu, temiz para bulma yolunda Londra’da dolaşırken, bir zamanlar dünyada paranın mutlak sahibi sıfatıyla, bütün güç ve entrikalarını ortaya koyup Osmanlı Devletini batıran ve bizi yok eden ROCKEFELLER ailesi ile ROTHSCHİLD ailesinin bügünkü varis ve temsilcilerinin yörüngesinde ve onların temsilcisi durumundaki para babalarına uğradığı ve onlara geliş sebebini arzettiği gerçeğidir.

Ama biz, biliyoruz ki oralardaki para kaynaklarının sahip olduğu sermayenin hiç biri temiz değildir. Tam aksine onların parası “kanlı para”dır. Hem de bir hilal uğruna batan şüheda’nın kanıyla kanlanan paralardır, onların parası.

Sayın Başkan; sakın Batı emperyalizmi sizin “temiz para” arayışınızı fırsat bilip yine o kanlı paralarıyla bizi çökertmeye kalkmasın!

DİKKAT ÇEKEN DANIŞMANLAR

Sayın Kılıçdaroğlu, sözüm ona milleti düzlüğe çıkartmaya yönelik gereken parayı İngiltere’den getireceğine göre, bir bakıma onlara güvence vermek için kendisine, onların da hoşlanacağı danışmanlar tayin etmesi gayet normal ve yerindedir. İşte bu doğrultuda sayın Kılıçdaroğlu, Yahudi kökenli ABD vatandaşı Jeremy Rıfkin’i Başdanışman olarak atadığını kamuoyuna duyurdu. J.Rıfkin, Almanya Başbakanı Merkel’e danışmanlık yapmış, daha sonra İspanya, Portekiz ve Slovenya hükümetleriyle aynı doğrultuda çalışmış.

Yalnız şu da bir gerçek; Rıfkin’in başdanışmanlığı sırasında Portekiz ve İspanya’da ülke ekonomileri krize sürüklenmiştir. Aynı şekilde sayın Kılıçdaroğlu, ABD M. Teknoloji Enstitüsü’nde ders veren, Ermeni asıllı Türk vatandaşı Prof. Dr. Daron Acemoğlunu’da danışman atadı. Daron, ilk öğrenimini Kadıköy Aramyan, Uncuyan Ermeni İlkokulunda, Liseyi Galatasaray’da, Üniversiteyi de Londra’da tamamladı.

2018’de Ermenistan Başbakanı Paşinyan göreve geldikten sonra, sayın Daron bir süre Paşinyan’a danışmanlık yaptı. Paşinyan, Daron’dan yardım almasına rağmen Ermenistan ekonomisi daha kötüye gitti.

Biz yine Kılıçdaroğlu için “Danışmanların hayırlı olsun” diye temennide bulunuyoruz. Çünkü biz, yalnız kendi iyiliğimizi değil, karşı tarafın iyiliğini de düşünürüz.

Rabbim milletimizi, vatanımızı ve devletimizi korusun. Kalın sağlıcakla sevgili dostlar.