BIST 11.090
DOLAR 32,82
EURO 35,66
ALTIN 2.552,33
HABER /  POLİTİKA

Baykal başsavcıyı savundu

Deniz Baykal grup toplantısında Ak Parti'nin kapatılması nedeniyle üzgün olduğunu söyledi. "Bu acıyı en iyi ben bilirim" dedi.

Abone ol

İNTERNETHABER

Cumhuriyet Halk Partisi Lideri Deniz Baykal  Grup Toplantısı'nda Yargıtay Ak Parti'ye açtığı kapatılma davası hakkında konuştu. Baykal eskiden siyasi yasak yemiş bir insan olarak bir partiye kapatılma davası açılmasından çok üzgün olduğunu ancak Türkiye'nin bir hukuk devleti olduğunu söyledi. Baykal "Siyaset işlemeyince hukuk var. Peki hukuk işlemezse ne var?" diye sordu.

 DTP'YE KAPATMA DAVASI AÇILINCA "HUKUK" DİYORLARDI

Baykal konuşmasında Başbakan'ın ve Bakanlar'ın DTP'ye kapanma davası açıldığı zamanki sözlerine de yer verdi ve şu andaki sözleriyle çelişkiye dikkat çekti. Baykal şunları söyledi:

DTP'nin kapatılma davasına ilişkin, Başbakan "Yargıya intikal eden konular hakkında konuşmamız doğru değil" diyordu. Peki şimdi? Yargıya en ağır hakeretleri nasıl yapıyorsun?

Kişisel sempatim olan Meclis Başkanı'na ise o sözleri hiç yakıştıramadım. 23 Nisan'da çocuklara ne diyecekmiş? 23 Nisan'da çocuklara bu memlekette anayasa işler, hukuk işler diyeceksin. Meclis Başkanı DTP anayasa mahkemesine verilince "Türkiye bir hukuk devletidir, herkes güvensin" diyordu. Peki 23 Nisan'da bir çocuk DTP'ye kapatılma davası açıldığında öyle diyordunuz, şimdi böyle diyorsunuz deyince ne cevap verecek?

Peki ya Adalet Bakanı Mehmet Ali Şahin ne demiş DTP'nin kapatılması hakkında? "Yargıya giden konuda konuşmak istemem. Ancak şunu söyleyebilirim. Siyasilerin kendilerini kontrol etmelerinde yarar var."

Cemil Çiçek ise DTP için şunları söylemiş: "Partinin kapatılmasını en çok o partinin siyasileri istiyor. Yoksa böylesine ahmakça politika yürütmezlerdi" Bunları bir de Cemil Çiçek'in hoşgörüsüyle AKP için okuyalım: "Partinin kapatılmasını en çok o partinin siyasileri istiyor. Yoksa böylesine ahmakça politika yürütmezlerdi"

SAMİMİYETİME İNANIN, ÇOK ÜZGÜNÜM

Türkiye'de halktan önemli bir destek almış bir siyasi partinin kapatılmasını haklı kılacak gerekçelerle dava açılmış olması bir demokrasi tökezlemesidir.

Böyle bir olaydan memnuniyet duymak mümkün değildir. Hepimiz için üzüntü vericidir.

PARTİ KAPATMAYI, HAK YASAĞINI EN İYİ BİZ BİLİRİZ

Biz bir siyasi partinin kapatılmasını ne demek olduğunu, siyasi hak yasağı getirilmesinin ne demek olduğunu yaşamış olarak bilen insanlarız.

Üstelik biz hukuk olanağıın bulamadan, mahkeme önüne bile çıkamadan, ihtilal yapmış 5 kişinin keyfi isteğiyle kapatılmış olarak o acıyı çok iyiyi biliriz.

Hak yasağının da ne demek olduğunu biliriz. Yine ortada bir iddia yokken, seçilmiş insanlara siyaset yasağı getirilmesini biz kendi yaşamımızdan biliriz.

O nedenle hiçbir siyasi partinin kapatılmasını istemeyiz. Bundan derinden üzüntü duyuyorum. Samimiyetime inanılmasını istiyorum.

HUKUK VE SİYASET ÇELİŞKİSİ

Kişisel olarak yaşadıığımız için değil, demokrasinin tökezlemesi açısından üzgünüz. Biz Türkiye'de ortaya çıkan bu tablodan ciddi üzüntü duyduk.

Önemli oy almış bir parti. İktidarda. Ve bir iddianame hazırlanıyor. Türkiye'de yürürlükte olan anayasal hukuk düzenimizle bu iktidarın uygulamaları arasında çok derin çelişkiler olduğu tespit ediliyor ve dava açılıyor. Ortada bir hukuk var. Ve bir siyaset var.

HUKUK MİLLİ İRADEYE KARŞI DİYE ÇARPITILMASIN

Anayasa Mahkemesi'nin ne karar vereceğini bilemiyoruz ama ciddi delillerle hazırlanmış bir iddianameye göre hukukla, siyaset arasında bir çelişki olduğu anlaşılmıştır.

Bu çatışmanın arkasında ne var? Kimse bu çatışmayı hukuk milli iradeye karşı diye çarpıtmasın. Milli irade çoğunluğun iradesi değil, bir milletin tümünün iradesidir.

HEP BERABER O SAVCININ HAKKINDAN GELELİM

Bu çelişki acı vericidir. Olmaması gerekir. Başka ülkelerde olmuyor. Bizde olmuş. Ama bu hukukla demokarsinin çelişkisi değil, hukukla siyasetin çelişkisidir.

Savcı böyle bir iddia ortaya koymadığı zaman Türkiye'de demokrasi kurtuluyor mu? Sorun ortadan kalkıyor mu?

Eğer kişisel husumetten kaynaklanan bir sorun varsa, o zaman sorun yok. Hep beraber o savcının hakkından gelmenin yolunu buluruz.

Olay o değil. Bu bir değil, iki değil, üç değil, dördüncü kez aynı olayla karşı karşıyayız. Hangi savcı hatalıydı? Ortada çok açık bir çatışma var. Çatışmanın bir tarafında anayasanın talepleri var. Diğer tarafta hükümetin istekleri var. Çatışıyor.

LAİKLİK HAZMEDİLEMİYOR

Bu çatışmanın temelinde bizim anayasamızın dini siyasette kullanmayı uygun görmemesi var. Laiklik olarak da bunu anayasamıza koymuş.

Bu kriz Türkiye'yi yönetenlerin, bu anlayışı hazmedememesinden kaynaklanan bir anlayıştır.

Daha denemediğimiz için bilmiyoruz, bu ilke kalkarsa ne olur? Kalkınca yaşarız. Bu ilkeyi koyanlar her şeyi değiştirin bu ilkeye sakın ha el atmayın, dokunmayın demişler. Hata mı yapmışlar?

LAİKLİK KALKSIN O ZAMAN

Bu olmasa Türkiye bu noktaya gelir miydi? Kaldırılırsa nereye gider, bunun sorumluluğunu üstlenecek olan var mı?

Kimse bunu görmemeye çalışıyor. Pek çok kişi farkında değil, demokrasi diye diye bu temeli tahrip ettiklerinin farkında değiller. Tablo çok açık.

Sorun siyasetçi sorunudur. Bir yandan bu anayasayı kabul edip, hatta Meclis'te bunun için yemin etmiş olup da öbür yandan takiyye mantığıyla anayasanın içini boşaltmya çalışmaktır.

Sorun neyle çözülür? Ya bu ülkeyi bırakacağız. Laiklik ortadan kalksın o zaman... Ya da buna karşı mücadele edeceğiz.

BEN ONLARI UYARDIM

Erdoğan'ın, milletvekili olmasına da destek verdik. Düzenlemeyi yaptık. Ama 2005'te 23 Nisan günü bir tartışma yaşadık. Meclis Başkanı laiklik ilkesinin kaldırılması gerektiğini konuşmasında söyledi. Başbakan da buna katıldığını ama kimseyi uyandırmadan, karıştırmadan yavaş yavaş yapılması gerektiğini söyledi.

O zaman "Bu gidiş iyi gidiş değildir" dedim. Herkesi göreve çağırdım. Uyarı görevimizi önce ilgili siyasi kadroya, sonra da vatandaşları uyardık. Türkiye buraya gelmesin diye uyardık.

HUKUK DA KALMAZSA NE OLUR?

İkinci kez seçilince artık laf söz dinlemez hale geldi. Bildiğiniz tablo ortaya çıktı. Ve hukuk harekete geçme gereğini duydu.

Siyaset görevini yaptı işlemedi. Şimdi eğer hukukun görevini yapmasını engellersek, hukuk da işleyemezse sanmayın ki sorun çözülmüş olacak.

Onlar sübap. Siyaset işlemeyince hukuk var. Peki hukuk işlemezse ne var?

Bizim anayasamızda kendini gösteren denge muhteşem bir dengedir.

ANAYASAYI KENDİMİZE GÖRE DEĞİŞTİRİRİZ DİYORLAR

Türkiye çok sıkıntılı bir dönemin içinden geçiyor. Biz Türkiye buraya gelmesin istedik. Buraya gelmesinden hiç mutluluk duymuyoruz. Türkiye'yi bu yere getirenleri de haklı bulmuyoruz.

Şimdi diyorlar ki anayasayı kendimize göre değiştiririz. Kişiler ve partiler gelir ve geçer. Ama kişiler ve partiler gelip geçmemek için kendilerine göre hukuk yaparlarsa ülke de çok zarar görür.

Hukuk işleyecektir. Demokrasi ve hukuk bir paranın iki yüzü gibidir. Hukuk her rejimde önemlidir. kendinize göre hukuk yapmaya yöneldiğiniz anda hukukun dışına çıkılır.

HİÇBİR PARTİ KAPANMAZ

Özellikle son zamanlarda hukuka ve hukukçulara yapılan yaklaşımı, üslubu kınıyorum

Yüzde 46 oy alan parti kapanır mı? Sadece o değil, hiçbir parti kapanmaz.

Zengin bir adam cinayet işlerse o zengin diye onu yargılayamayacak mıyız?