BIST 3.458
DOLAR 18,58
EURO 18,33
ALTIN 1.021,02

Açıklayın FETÖ'nün 16 Temmuz kabinesini!..

Eğer FETÖ (Yurtta Sulh Konseyi) darbeyi gerçekleştirmiş olsaydı 16 Temmuz sabahı ülke yönetiminde kimleri göreve getirecekti?..Bu sorunun cevabı gelmedi mi?

Bugün 15 Temmuz…

Aradan 6 yıl geçti…

Çok şey yazıldı, çok şey çizildi..

O gecenin miladı milleti sokaklara davet eden Cumhurbaşkanı  Tayyip Erdoğan'ın sözleriydi...

Ne demişti;

“Milletimizi illerimizin meydanlarına davet ediyorum, havalimanlarına davet ediyorum ve milletçe meydanlarda, havalimanında toplanalım ve o azınlık grubu, tanklarıyla, toplarıyla gelsinler, ne yapacaklarsa halka orada yapsınlar. Halkın gücünün üstünde bir güç ben tanımadım bugüne kadar hayatımda, bundan sonra da zaten böyle bir şey tanımamız söz konusu değil”

İşte bu sözler o gecenin kırılma noktası Türk Milletinin zafere yürüyüşü oldı..
 
                                                  ***
O geceden bu geceye kadar akıllarda kalan soruya cevap bulmanın asıl mesele olduğunu hep yazdım hep düşündüm..

O soru;

Eğer FETÖ (Yurtta Sulh Konseyi) darbeyi gerçekleştirmiş olsaydı 16 Temmuz sabahı ülke yönetiminde  AK Partide siyaset yapan veya yapmış olanlarda  dahil  hangi partiden  olursa olsunlar kimleri göreve getirecekti?..

Yani;

FETÖ’nün sözde;

-Cumhurbaşkanı…

-Başbakanı…

-Bakanlar Kurulu…

-Ve üst düzey bürokratları..

KİMLERDİ?

Siz darbe girişimi için aylardır hazırlık yapacaksınız ama ülkeyi yönettirmek için elinizde siyaseten bir kadro olmayacak!..

Kim inanır?

İşte FETÖ’nün siyasi ayağı işte budur…

Bu soru cevap bulmadan Türkiye’de siyaseten taşlar yerine oturmaz!..
 
Biliyoruz ki...

Türk Devleti uyumaz..

Devlet, bazen uyur numarası yapar.

Ama uyumaz.

Devlet, bazen bir takım olumsuz gelişmelere müsaade eder.

Bekler, eylemin kime, nerelere uzandığına bakar.

Devlet, Kayıt altına alır, bekler, yeri ve zamanı geldiğinde harekete geçer!..

Peki;

Zamanı gelmedi mi?

Maskeler düşmedi mi?

Unutulmasın bu mücadele sadece FETÖ’ye karşı değil onu ayakta tutan kullanan ABD/CİA’ya karşı mücadeledir!..

FETÖ taşerondür!..

Keza PKK’ ve YPG’de!..

Ne yazık ki...

Türkiye’deki muhalefetin  Tayyip Erdoğan’ı devirmek için geldiği noktada  Büyükelçilerin masasın da sınava tabi tutulurcasına aday arayışının adını kim koyacak?

Siz TBMM grup konuşmalarında FETÖ'ye bugüne kadar tek kelime etmeyenleri görmediniz mi?

Bugün FETÖ’ ye tek kelime eleştiri getirmeyen, hatta koruyup kollayan hata ötesi FETÖ’ cüleri dönüş bileti olmaya hazır olanlar kimler? Sorusunun cevabı önemli değil mi?

                                                  ***

Öyle utanmazlar ki...

FETÖ'nün kurduğu 17-25 Aralık kumpasına giden süreçte sık sık FETÖ organizasyonlarına katılan CHP Genel Başkan Yardımcısı Engin Özkoç 15 Temmuz'un 6'ıncı yıldönümünde bakın ne söylemiş!

"Recep Tayyip Erdoğan, #15Temmuz’da milleti sokağa döküp, kendisi saklanırken; CHP Genel Başkanı ve milletvekilleri TBMM’ye gitmek için yola çıkmıştı. TBMM kapılarını ilk açan CHP vekilleridir!"

Ayıp ya!..

Ar damarları çatlamış adeta...

Engin...

251 vatan evladının şehit olduğu o gece, İstanbul Havalimanında tankların arasından elini kolunu sallayıp geçerek Bakırköy Belediye Başkanının evinde kahve içerek televizyon karşısından takip eden ve sonucu bekleyen kimdi?

Genel Başkanın  Kılıçdaroğlu değil mi?

Bitmedi...

Eski CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz diyor ki;

"15 Temmuz gecesi Kılıçdaroğlu'nu 4 kez aradım "Darbeyi kınayın" dedim, ama o hep bekledi. 01:30 gibi kalkışma başarısız olunca Abdullah Gül kınadı, o da kınadı."

Engin o gece gerçekleşmedi mi hayalleriniz!..

 
                                                ***

Hala kontrollü darbe diyen alçaklara karşı söylenecek çok söz var!..

Çokkkkk!
 
"Neredesin darbe yaptık, gözaltına alınacaksın" diyen Fetö' cü Semih Terzi'ye "Bizde kapıya gelene sıkılmaz, neredesin söyle ben geleyim ...çocuğu" diyen İsmail Metin Temel Paşaya...
 
Ömer Halisdemir' e; "Semih Terzi vatan hainidir, onu karargâha girmeden öldür, bu yolun sonunda şehadet var. Hakkını helal et" diyen Zekai Aksakallı Paşaya "Hakkım helal olsun, vatan sağ olsun komutanım" diyen, verilen görevi kahramanca yerine getiren ve 30 kurşunla şehadete erişen Ömer Halisdemir'e...
 
"Efendim, sizi deniz yoluyla adalara kaçıralım" diyen otel yetkilisine; "Öleceksem milletimle birlikte ölürüm" diyerek İstanbul'a iniş yapan, Yerde yaralı halde yatarken "Cumhurbaşkanım lütfen sizi bir kez göreyim" diyen yiğit. Yerde diz çöküp o yiğidin alnından öpen, "Buradayım" diyen Cumhurbaşkanı Erdoğana…
 
Saraçhane'de belediye binasının önündeki havuzda abdest alıp gözlerini kırpmadan şehadete koşan cesur yüreklere, Güneydoğu'da çatışmayı bırakıp namlusu soğumadan Ankara’ya gelip şehit olan Özel Harekâtçı kahramanlara..

Selam olsun…

O gecenin siyasi işbirlikçilerini artık deşifre etmenin milli bir görev olduğunun altını bir kez daha önemle çiziyorum...