YAZARLAR

Abdülhamit''in yalnızlığı Erdoğan'ın kaderi mi olsun!

Oyun öylesine büyük ki yarın son pişmanlık fayda etmeyecektir.Abdülhamit'i tahtan indirdikleri sananlar asıl Osmanlı'nın sonunu hazırladıklarının hiç farkında değillerdi. Erdoğan bu kaderi yaşamasın. Pişmanlıklarını gelin okuyalım.

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

Elinizi vicdanınıza koyun…
Onun sayesinde makam mevki sahibi oldunuz…
Onun sayesinde devletin bütün kapıları size rahatça açıldı…
Devletin koltuklarında rahatça oturdunuz…
Elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmadınız…
Milletvekili oldunuz…
Bakan oldunuz...
Bürokraside önemli mevkilerde oldunuz…
İl, ilçe başkanı olarak caka sattınız…
Belediye başkanı olarak astığım astık kestiğim kestik dediniz...

Reis taksi duraklarında insanlarla sohbet edip dertlerini dinlerken siz  mahallerinizden çıkıp plazalara yerleşirken  halka tepeden bakıp nargile çektiniz. Dava adamlığına  resmen ihanet ettiniz!

Halkın evi olan teşkilat binalarını Reise ihanet eder tavrınızla  bürokrasinin kapalı alanlarına çevirdiniz kardeşim!..

Biraz oturup düşünün!..

Size “Kardeşim” dedi.
Önce Başbakan sonra Cumhurbaşkanı oldunuz…
Adınınız sanınız yokken ülkede onun sayesinde şöhretli bir Babacan oldunuz.
Adınıza “Ahmet Hoca” bestesi yaptırdınız.
Yani 17 yıldır onun liderliğinin bütün nimetlerinden yararlandınız!..
Daha ne yapacaktı size?
Allah’tan korkun ya…
Bazılarınız“Beni niye tekrar aday göstermediler” diye dava adamlığını bırakıp kaçtınız…
Ya siz nasıl “Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz” insanlarsınız!
Kıblenizi şaşırdınız!..

Nasılsa millet oyunu Reis’e veriyor diye hep kendinize oynarken partiyi milletten soğutmak için elinizden geleni yaptınız.

Hala aynı kafadasınız!..
Reis  partiyi kurmasaydı 17 yıldır adınız sanınız olur muydu bu siyaset sahnesinde!

Cevap verin..

17 yıl boyunca sırtına bindiniz…
O mücadele ederken o bütün zorluklara tek başına göğüs gererken  siz hiç bir cefa ve sıkıntı çekmediniz…
Hep iktidar olmanın nimetlerinden yararlandınız..
Onun partisinde siyaset yapmanın bütün avantajlarını kullandınız…
15 Temmuz olunca bazılarınız kaçtı..
Gezi olayları olsun  bazılarınız kıvırdı…
17-25 kumpası olunca bazılarınız destek verdi!
Yani…
Zoru görünce bazılarınız  kaçtı..
Kolaya gelince dava adamı oldunuz!
Bütün yükü liderinizin üzerine bıraktınız…
Yok öyle bir yağma arkadaş!

Diyeceğim o ki varlığınızı borçlu olduğununuz büyük bir lidere kişisel ikbaliniz, kişisel çıkarlarınız için ihanet ediyorsunuz…
Eğer 17 yıldır AK Parti’ye oy verenler, 31 Mart seçimleri öncesi bugün  ikilemde ise bunun nedeni o değil, sizsiniz arkadaş!
Çünkü kibir budalası oldunuz…
Tevazu nedir unuttunuz..
Uçtunuz arkadaş!..
Hala farkında değilsiniz…

Bakıyorum!..

Reis tek başına Parti’nin yükünü sırtlamış  partiyi, teşkilatları seçime partiyi taşıyor...

Millet ona destek versin siz meyvesini yiyin..

Öyle mi?

Bu insanın hakkını yarın nasıl vereceksiniz mahşerde!

Böylesine bir lidere ihanet etmek utanç vesilesidir..

Tarihi tekerrür ettirdiğiniz farkandımasınız?

Bire bir aynı süreç...

Abdülhamit mi kaybetmişti Osmanlı mı?
O  kaybederse asıl kaybeden siz olacaksınız…
Bu nasıl vicdan ya…
3-4-5 dönem belediye başkanlığı yapıp, yerine bir başka arkadaşı aday gösterildi diye bazılarınız partiden istifa ediyor, yetmedi çıkıp AK Parti karşısında bağımsız aday oluyor...
Bu nasıl vefa, bu nasıl ihanet!..
HDP ile bile  aynı saflarda buluşuyorsunuz...
Yetmedi!
“Parti kuruluyor. Görürsünüz” diyerek  tehdit ediyorsunuz..
Siz nasıl Allah’tan korkmaz kuldan utanmaz insanlarsınız ya…
Ama şunu iyi bilin ki!..

Bu  millet sizlere  rağmen yine Tayyip Erdoğan'a  sahip çıkacak, onu şer odaklarına yedirmeyecektir...

Şunu iyi bilin ki  o giderse parti  başınıza yıkılacak…
Ne sandınız o  kaybederse, siz mi kazanacaksınız!..

Bir başka Tayyip Erdoğan'mı var?

Yok kardeşim yok!..
Ne oldu Turgut Özal gitti de…
ANAP diye bir parti mi kaldı?
Ne oldu Süleyman Demirel gitti de…
DYP diye bir parti mi kaldı?
Ne oldu Ecevit gitti de…
DSP diye bir parti mi kaldı?
Özal ile birlikte olanlar ne oldu?
Silindi gitti…

Bu ülkede en zor şartlar altında hayal denilenleri gerçeğe dönüştürerek ülkesini geleceğe taşıyan, bütün şer odakları ile milletinin desteğini  arkasına alıp tek başına mücadele eden, dünyaya meydan okuyan, bağımsız bir Türkiye inşa eden   liderin 17 yıldır sırtında taşıdığı insanların bugün ona ihanet etmeye çalışması utanç vericidir…
Aklınızı başınıza toplayın…
Biraz vefa…

Bugün CHP’si, İYİ Parti’si, HDP’si, Saadet’i…
ABD’si, AB’si, İngiliz’i, İsrail’i, Suudi’ si…
PKK’sı, FETÖ’sü, PYD’si, DHKP-C’si bütün şer odakları kime karşı  neden birleşti…
Recep Tayyip Erdoğan’a karşı...

Peki neden?

Türkiye’yi artık istedikleri gibi kullanamıyorlar!..

Yüzde yüz yerli yüzde yüz milli bir iktidar istemiyorlar...

Bunun bile ne anlama geldiğini bilemeyecek kadar  kadar gaflete mi düştünüz?

Mesela son olarak ABD’nin “Rusya’dan S400 füzelerini almayın. Yoksa yaptırım yaparız” dayatması ve tehdidi nedendir acaba!
 
O nedenle bugün bıraktık Bay Kemal ve Bayan Meral’in başını çektiği muhalefeti bir kenara düne kadar AK Parti’de siyaset yapıp onun sayesinde siyaset adamı, devlet adamı  olanlar  bugün  ona ihanet ederlerken kimin değirmenine su taşıdıklarını bilmiyorlar mı?

Gidilen noktayı görmüyorlar mı?
Büyük oyunun farkında değiller mi?
Evet okuyun bir Abdülhamit’in kaderini…
Aynı kaderi o  yaşayacak demek istemiyorum…
Ama Abdülhamit’i yalnızlığa itip tahtan indirerek Osmanlı’nın sonunu hazırlayanların benzeri bir tehlike ile bugün o  karşı karşıya...

Ve…
Bugün onun  sayesinde bakanlıklar, milletvekili, bürokrasi, belediyeler ve il ilçe başkanlıkları koltuklarında oturanların hala olayın ciddiyetinin farkında olmadan  seçime ramak kalmışken  yan gelip yatmalarını, seçim meydanlarına hala inmeyip taşın altına ellerini koymamalarını  çok şey borçlu oldukları liderlerinin yüküne omuz vermemelerini ibretle izliyorum…
Bazıları şunu iyi bilsin ki!..
Hangi partiyi kurarsalar kursunlar…
Ne Abdullah Gül, ne Ahmet Davutoğlu asla bir Recep Tayyip Erdoğan olamaz…
Lider sonradan olunmaz lider doğulur…
Özal gitti Mesut Yılmaz oldu mu?
Demirel gitti Tansu Çiller oldu mu?
Ecevit gitti Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu oldu mu?
Partilerine kepenk indirdiler…
 
Bakın tarih milletlerin aynasıdır…
Türk tarihi de böyledir…

Abdülhamit dedik ya!..

Okuyun arkadaş...

Hala ders almadınız mı?

Seni Abdülhamit'in yalnızlığına itmeyeceğiz demediniz mi?

Nerdesiniz?
Abdülhamit’e karşı çıkmış, onu suçlamış hatta hakaretlerde bulunmuş bazı aydınlarının, devlet adamlarının sonraki dönemlerinde bundan nasıl pişmanlık duyduklarını biliyor musunuz?

II. Abdülhamit’e en şiddetli eleştirileri getiren İttihatçıların önemli isimlerinden biri de Rıza Tevfik’ti
"Sultan Abdülhamid Han'ın Ruhâniyetinden İstimdat" adlı mersiyesinde pişmanlığını nasıl ifade etmişti. 
Bu satırları bugüne bakıp çok iyi   okuyun…

Nerdesin şevketlim, Sultan Hamid Han?
Feryâdım varır mı bârigâhına?
Ölüm uykusundan bir lâhza uyan,
Şu nankör milletin bak günahına.
Târihler ismini andığı zaman,
Sana hak verecek, ey koca Sultan;
Bizdik utanmadan iftira atan,
Asrın en siyâsî Padişâhına.
“Pâdişah hem zâlim, hem deli” dedik,
İhtilâle kıyam etmeli dedik;
Şeytan ne dediyse, biz “beli” dedik;
Çalıştık fitnenin intibahına. 
Dîvâne sen değil, meğer bizmişiz,
Bir çürük ipliğe hülyâ dizmişiz.
Sade deli değil, edepsizmişiz.
Tükürdük atalar kıblegâhına.”

Bu duruma düşmek mi istiyorsunuz beyler!..
 
Bitmedi.
II.Abdülhamit’e şiddetli muhalefet edenlerden Süleyman Nazif ise pişmanlığını bakın nasıl ifade ediyordu…
“Padişahım gelmemişken yâda biz.
İşte geldik senden istimdâda biz.
Öldürürler başlasak feryâda biz.
Hasret olduk eski istibdâda biz.”
Bu duruma mı düşmek mi  istiyorsunuz?
 
Bitmedi…
II. Abdülhamit’e ağır eleştiriler getirenlerden biri de Mehmet Akif Ersoy’du…
Evet milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’du..
O da sonradan pişman olmuştu..
Yazdığı şiirlerinde pişmanlığını şu sözlerle dile getiriyordu; 

“Giden semerciyi, derler, bulur muyuz şimdi?
Ya böyle kalfa değil, basbayağı muallimdi.
Nasıl da kadrini vaktiyle bilemedik, tuhaf iş;
Semer değilmiş o rahmetlininki devletmiş!” 

İşte bunları yazıyordu...

Ama iş işten geçmişti..

Son pişmanlık fayda etmemişti...
Bu duruma mı düşmek mi  istiyorsunuz?
Cevap verin…
 
Bitmedi..
II.Abdülhamit’e karşı çıkan onu ağır şekilde eleştirenlerden biri de Rıza Nur’du.
Evet Rıza Nur…
Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki’nin baskıcı rejimini eleştirirken kullandığı şu cümlelerle II. Abdülhamit’e haksızlık ettiğini ifade ediyordu: 

“Zavallı Hamid kaç kişiyi asmıştı? Hiç… Hele hiç hırsızlık etmedi, hiç fuhuş yapmadı, hiç israfta bulunmadı. Bilakis memlekette bunların önüne geçmeye çalışmıştı. Bu devre bakınca insan Abdülhamid aleyhine kıyam ettiğine utanıyor.” 
Anladınız mı?
Bu duruma  düşmek mi istiyorsunuz?

Yarın utamak mı istiyorsunuz?
Tarih tekerrür etsin mi diyorsunuz
Elinizi vicdanınıza koyup düşünün…
 
Son pişmanlıklar fayda etti mi?
O gün Abdülhamit’i yalnız bırakıp tahtan indirilmesini seyredenler, işbirliği yapanlar aslında büyük bir oyunun parçası olarak aslında koca Osmanlı’yı devirdiklerinin farkında değildi!..

Sonra anlayınca iş işten çoktan geçmişti...
İşte bugünün meselesi de  bu…
İşte bugün Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı devirmek için bir araya gelen  iç ve dış mihrakların siyasi taşerönlüğünü yapanların değirmenine su taşıyanlar bilsinler ki, Abdülhamit’i yalnız bırakanlar gibi tarih sizleri de affetmeyecek..
Çünkü hedef Recep Tayyip Erdoğan değil, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’dir…
Ama inanıyorum ki bu necip Türk milleti bir kez daha büyük oyunu görüp 31 Mart’ta sandık ta oyunu adaylara değil Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan için kullanacak  onu Abdülhamit’in yalnızlığına terk etmeyecektir…
Tarihin tekerrür etmesine izin vermeyecektir.
Çünkü bu seçim BEKA seçimidir…
YA;
Türkiye Cumhuriyeti Devleti…
Tayyip Erdoğan kazanacak…

YA DA;
CHP ve İYİ Parti ittifakının kodları;

HDP, PKK, FETÖ, DHKP, PYD…
ABD, AB, İSRAİL,İNGİLTERE

*
Karar sizin...

SÖZDE KARARDA  BÜYÜK TÜRK MİLLETİNİN...
Mevlam neylerse güzel eyler…