YAZARLAR

ABD’nin RAND Corporation'ı var da TÜRK Corporation yok mu?

Bu ülkenin yetişmiş güvenlik ve strateji uzmanları neden devletinin güvenlik politikalarında içeriden veya dışarıdan rol almazlar!

Osman DİYADİNo.diyadin@hotmail.com

Bu ülkenin yerli ve milli kimliklerinden asla şüphe duyulmayacak yetişmiş çok değerli aydınları, bilim insanları, askeri, polisi ile güvenlik ve strateji uzmanları var…
 
Ama ne hikmetse devlet politikalarında aktif rol oynamaları için gerekli desteği göremezlerken, kendileri de devlet politikalarına destek olmak için küresel güçlerin tezlerine karşı anti tezlerle ortaya çıkamazlar!..
 
Ama ABD de Batı da İngiltere de öyle mi?
 
Medyanın içerisinde oldum olası takip ederim o devletlerin  desteklediği  birçok düşünce kuruluşu hegemonya kurmak istedikleri ülkelere yönelik raporlar yazarlar!..
 
Sonra da bunu medyaya sızdırıp o ülkelerde  algı operasyonları kafaları karıştırırlar
 
Biz de  hakkımızda  yazılan raporları okuyup arkasından   “Vay be” der tartışıp dururuz…
 
İşte bunun son örneğini yaşıyoruz…

ABD merkezli düşünce kuruluşu RAND Corporation'ın (1)  Türkiye ile ilgili yayımladığı Türk ordusundaki orta kademedeki subayların kaygılı olduğu, bunun yeni bir darbeye dahi yol açabileceği yönündeki rapor, yeni bir darbe tartışmasına yol açtı.
 
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan buna karşı  "Darbe tehlikesi hazırlığı varmış gibi gündemler, Türkiye'yi ana hedeflerinden saptırmaya dönük bir yaklaşım" demek zorunda kaldı...
 
Dedim ya…

Bu ülkenin yetişmiş güvenlik ve strateji uzmanları neden devletinin güvenlik politikalarında içeriden veya dışarıdan rol almazlar!..

Haksızlık etmeyelim neden  biraz da aldırılmazlar!..
 
Neden ABD’de Türkiye hakkında art niyetli rapor hazırlayan “RAND Corporation” kuruluşları gibi kuruluşlar bu ülkede olmaz, neden ABD’si, Batı ülkeleri, İngiltere’si ve İsrail gibi ülkeler hakkında rapor hazırlayıp servis etmezler!..

Var da  bizim mi haberimiz yok!..

Hangi raporu yazmışlar da ses getirmiş!..

Yoksa sadece kendine müslüman mı?

TV'lerde çıkıp iki konuşmakla  makam mevki sahabi olmakla düşünce kuruluşu olunmuyor ki!..

Neden bir raporları o ülkelerin "Türkler ne yapmak istiyor?" diye  kafalarını karıştırmazlar...

El oğlu rapor yazacak  biz de  peşinden koşacağız!..

Bu mu yerli ve milli düşünce kuruluşu olmak!..

Bir dostumun dediği gibi;

Düşmana karşı sadece “onurlu” durma çabası “Zorlu”olma dertleri yok maalesef!

Artık bir yerden başlamak gerek..

Büyük devlet budur!..

Üzerine oyun varsa karşı oyun da vardır!..
 
Türk devleti ve Türk milleti adına  gerek yurt  içinde  gerekse de yurt dışında  dışarıda   tek başlarına ses getirmeye çalışan  yerli ve milli yetişmiş önemli siyaset bilimcilerimiz ,güvenlik ve strateji uzmanlarımız var…

Artık devlet politikamızda yerli ve milli düşünce kuruluşları da  tıpkı ABD'de olduğu gibi  devletinin yanında psikolojik savaşta yerini almalıdır.

Dışarıdan içimizdeki ajanlarınıda kullanarak (Rand raporu gibi) ülkemiz içine nifak tohumu gibi atılan raporlara, tezlere karşı    "anti tez " raporlar  rakip sahaya sürülmelidir..

Bölgesinde askeri ve istihbaratı operasyonel gücünü gösteren Türk devleti  artık masada da  psikolojik savaşta operasyonel gücünü düşünce kuruluşları ile göstermelidir..

ABD,  desteklediği kuruluşlar eli ile  Türkiye hakkında  "RAND"  raporu yazıp nifak tohumu atıyor ortalığı karıştırıyorsa Türkiye'ninde  gerektiğinde  ABD hakkında "TÜRK" raporunu sahaya sürebilmeli...

Bu ülkenin yerli ve milli bir düşünce kuruluşları  sahaya inmeli...

İz bırakmalı iz!..

Mehmet Akif der ki;

“İz bırakanlarla senin aranda basit bir fark var sadece. Onlar ömür boyu gayret ediyorlar; sen ömür boyu hayret ediyorsun"

Hayret etmeyelim artık gayret edelim!

Hiç bir etkinliği  ve yaptırım gücü  olmayan ABD'deki siyasi ve ekonomik kuruluşlar bir rapor yazıyor ve yayınlıyor başımız dönüyor!..

Döviz kurunu bile yükseltiyor!..

Çünkü yiyoruz!..

Neden? 

                                                       ***
 
Bakın çok önemli bir isim…
 
Dr. Mehmet Bozkuş
 
Yüzde yüz yerli yüzde yüz milli ve  iktidarı destekleyen bir siyaset bilimci, bir güvenlik bir stratejik uzmanı.

Siyasi atmosferdeki ve Ortadoğu’daki gelişmelere hakim…
 
İdlib’de bugün yaşananları iki ay önce kaleme alarak uyarmış…

Kendisi ile  çok değerli dostlarımızla birlikte bir masada birlikte sohbet etme imkanı da buldum…

Adeta bir "güvenlik masası " gibi oturup konuştuk..

Sayın Bozkuş’un  son günlerde  ABD'de   ortaya çıkan ve ülkemizde kafaları karıştırıp darbe tartışmalarına neden olan  "RAND RAPORU"  ilgili analizini sizlerle paylaşmak istedim.

Sözü ona bırakalım…
 
                                                   ***

"Son günlerde yeniden darbe söylentileri sıkça dile getirilmeye başlamıştır elbette bunu dillendirenlerin de, dillenmesini isteyenlerinde bir bildikleri vardır.
 
Darbe söylentilerine mehaz olarak öne sürülen neredeyse FETÖ’nün siyasi ayağı diyebileceğimiz Rand Corporation’un son raporu oldu.
 
Oysa aynı kuruluş daha önce de birçok raporlar yayınladı. İlki Selim Sayarı’nın kaleme aldığı Şubat 1990’da yayımlanan rapor ve yine 2008’de “Siyasal İslam’ın Yükselişi” başlıklı rapor en çok dikkat çekenlerdendir.
 
Bilhassa 2008’deki raporda sıralanan 4 senaryonun 4. maddesi oldukça ilginç. “Sosyal gerilimler öyle artar ki ordu ya yumuşak darbe yapar ya da düşük ihtimal de olsa doğrudan müdahale eder” denilmektedir.
 
Lütfen o günleri takiben başlatılan Cumhuriyet mitinglerini hatırlayınız!
 
Son olarak yayınlanan ilgili kuruluşun raporunun bir yerinde, “Orta kademe subaylarında bir rahatsızlık var. FETÖ soruşturmaları kendilerine uzanır diye korkuyorlar. Orta vadede darbe olabilir.” ifadesi yer alıyor.
 
Keza darbe söylentileri de bu ifade üzerinden yürüyor.

Soru şu gerçekten Türkiye’de yeni bir darbe olur mu?
 
Elbette Çandarlı Halil Paşa’dan, Yaşar Büyükanıt’a kadar yönetime nizamat vermek isteyenler hep olmuştur.

İsterseniz buna 26. Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’u da dahil edebilirsiniz.
 
En genelde askeri bürokrasiden yargı bürokrasisine kadar neredeyse tüm üst düzey bürokrasi sivil yönetimleri “KUMA” gibi görürler.
 
Bu nedenle de halkın seçtiği yönetimleri kabulde güçlük çekerler. Yönetimlerin, devletin imkânlarından en çok onlar yararlanırlar, yönetimlerden de en çok onlar şikâyet ederler.
 
Dolayısıyla Osmanlı’dan günümüze darbe geleneği aksamadan devam ediyor.
 
Nizamettin Nazif Tepedelenlioğlu “Ordu ve Politika” adlı eserinin girişinde şöyle bir soru sorar:


“Ordu politika yapar mı?”
 
Cevabını kendisi verir.
 
Ordunun politikadan ari bir halinin olmadığını bayramlarda şehir merkezlerinde “TAK”ları kurmalarından askeri çarşı iznine çıkarırken en güzel ve temiz kıyafetleri giydirmesine kadar ordunun her halinin politika olduğunun altını çizer.
 
Bütün darbe söylentilerine rağmen geçmiş darbe ve muhtıraları da dikkate alarak ufukta bir darbe ihtimali gözükmüyor. FETÖ’nün, İsrail’in, Amerikalı Neoconların, onların Türkiye uzantılarının istemi ile darbe yapmanın zamanı geçti.
 
15 Temmuz bunun bir ispatı değil mi?
 
Sadece istihbaratın bile tek elde toplanması darbe ihtimalini çürütmeye yeter ve artar. Kaldı ki yarası olan gocunur kabilinden ordunun içerisinde ya da emniyet, yargı bünyesinde halen var olan ya da var olduğu sanılan FETÖ’cü orta kuşak elemanların altta ve yukarıda dayanakları olmadıkça darbe yapamazlar, kalkışırlarsa da yine 15 Temmuz’da olduğu gibi altında kalırlar.
 
Rand’ın tarif ettiği; “Orta Kademe Subaylar”ı devlet bilmiyor mu?
 
Elbette biliyor.
 
Unutmayalım devletler de genelde ihmal etmezler imhal ederler. Şüphesiz tüm bu söylentilere rağmen hükümet kulağının üzerine yatmamalıdır. Kamuoyunun ekonomik, bürokratik ve siyasi beklentilerine cevap vermelidirler.
 
Cevap verilmemesi halinde “Orta Kademe Subaylar”, “Orta Kademe Yargıçlar”, “Orta Kademe Sair Bürokratlar” durumdan vazife çıkartmaya kalkışabilirler. " 

                                                 ***

Evet Dr. Mehmet Bozkuş’un analizi böyle…

Son derece kıymetli ve önemli…

Belirttiğim gibi...

Türkiye her alanda  yetişmiş  çok değerli yerli ve milli aydınlara  sahip...

Neden devlet  ABD'de olduğu gibi bunları bir çatı altında bir düşünce kuruluşu olarak toplanıp gerekli raporları hazırlamaz...

Neden  ülkenin özellikle güvenlik ve dış politika alanında yetişmiş liyakat sahibi değerler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yanında yer almaz...

Başkalarının bu ülkeye yönelik algı operasyonu raporlarını, tezlerini tartışarak günlerimizi geçirmek yerine, anti tez raporlarla  karşılarına çıkabilmeliyiz..

Türkiye'nin bu  yetişmiş insan gücü  her alanda var!..

Başkalarının raporlarına bakmadan  kendi gücümüzü kullanarak artık bu  sahaya isme zamanı!..

Hem de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın danışmanları gibi...

Hem de Külliye'de...

                                               ***

Bilgi(1)

RAND CORPORATİON NEDİR?

RAND şirketi (Araştırma ve Geliştirme anlamında, İngilizce Research ANd Development başharflerinden) ilk önceleri Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetleri için araştırma ve geliştirme yapması maksadıyla 1946 yılında Project RAND ismiyle Douglas Havacılık Şirketi tarafından ABD Santa Monica'da kurulmuş, sonra 1948 yılında ana şirket bünyesinden ayrılmış, kâr amacı gütmeyen dünya çapında siyasi strateji ve düşünce kuruluşu.

Organizasyon ABD hükümetine, Milli güvenlik konularında stratejiler üretme konularındaki çalışmalarını yoğunlaştırmıştır. Şirket eğitim, sağlık, hukuk ve bilim alanlarında da araştırmalar yapmaktadır.

RAND'ın yaklaşık 1.700 çalışanı vardır ve Santa Monica, Kaliforniya (merkezi), Washington D.C., Pittsburgh, Pennysylvania (Carnegie Mellon Üniversitesi ve Pittsburgh Üniversitesi'ne bitişik), Cambridge (İngiltere) ve Brüksel (Belçika'da) ofisleri bulunmaktadır.

Ayrıca ABD'de daha başka küçük ofisleri bulunmaktadır: Jackson Missisippi'de ve New Orleans Lousiana'da Körfez Eyaletleri Politikaları Enstitüsü, 2003 yılından beridir Doha'da (Katar) RAND-Katar Politikaları Enstitüsü bulunmaktadır.