BIST 3.180
DOLAR 18,50
EURO 18,14
ALTIN 988,22

Ülke batıyor, ama kime batıyor!

Levent Kırca'nın içinde bulunduğu minibüs, Bursa yolunda şarampole yuvarlanmış.

Levent Kırca'nın içinde bulunduğu minibüs, Bursa yolunda şarampole yuvarlanmış. Kaza sonrası açıklama yapan Levent Kırca, arabasının şarampole yuvarlanmasının önemli olmadığını söylemiş, "Asıl ülke şarampole yuvarlandı, onu düzeltmeye çalışıyoruz" demiş.

Ülkede kala kala 1 minibüs yolcusu kadar kalan İşçi Partililerle birlikte, ülkeyi şarampolden çıkarmaya çalışan adama yakışır bir açıklama!

Şükürler olsun ki kazayı sıyrıksız atlatmış.

Hani Allah korusun hayatını kaybetse, şu an bazı kanallarda Selda Bağcan'ın "Uğurlar olsun" türküsü son ses çalıyor, bazı karanlık tipliler, "Hükümete muhalifti, öldürüldü!" diyor olacaktı.

Kimilerine göre Levent Kırca, komedi yapa yapa gerçeklerden uzaklaşmış, kayışı koparmış eski bir sanatçı. Kimilerine göre ise  o bir vatansever.

Bana göre ise eline tutuşturulan Sözcü, Aydınlık, Cumhuriyet ve Yurt Gazeteleri'ni okuya okuya Türkiye'nin  uçurumun eşiğinde olduğuna iyiden iyiye inanan, hayata at gözlükleriyle bakan biri.

Hayır, hayır!

AK Parti'yi savunmaya falan çalışmayacağım. Ne benim AK Parti'yi savunmaya, ne de AK Parti'nin benim desteğime ihtiyacı var. 

Amacım Levent Kırca'nın yaşadığı paranoyayı ve siyasi acemiliğini kendi çapımda yorumlamak.

Levent Kırca benim ilgi alanıma önce İşçi Partisi'ne katılarak, daha sonra ise geçen gün, sahnede "Madem Kemal Kılıçdaroğlu beni dinlemeden gitti. Ben de bir karı buldum onu düzmeye gideceğim" dedikten sonra girdi.

Ondan önce Çin'de bisikletten düşen adam kadar bile ilgimi çekmediğini samimiyetle söyleyeyim.

Şimdi bir adam düşünün.

Önce, ülkeyi başında bulunduğu koalisyon hükümeti döneminde şarampole yuvarlayan Ecevit'in partisine sonradan girerek siyasete başlıyor. Üsküdar Belediye Başkan adayı oluyor.

Olabilir, normaldir.

Sonra bu adam ne oluyorsa Ecevit'in partisini bırakıyor, Doğu Perinçek'in İşçi Partisi'ne gidiyor.

Hani Levent Kırca'nın vatansever dediği Perinçek var ya. Bakın Abdullah Öcalan yakalandıktan hemen sonra DGM savcısına verdiği ve altına imza attığı ifade tutanağında Perinçek hakkında neler söylüyor:

"Doğu Perinçek'in 1991 yılında kampımıza geldiği ve benimle görüşmeler yaptığı doğrudur. Bana 'Siz bu şekilde muvaffak olamazsınız benim siyasi yapılanmam içinde yer almanız daha doğru olur' şeklinde telkinlerde bulunuyor, stratejik konularda destek oluyordu..."

İşte böyle bir yerden sesleniyor bizlere Levent Kırca. Vatana ihanetin merkez üssünden vatan kurtarıyor!

İşçi Partisi'ne değil de, AK Parti'ye oy veren Halil Ergün, Ali Poyrazoğlu, Sezen Aksu gibi sanatçıları işte buradan mimliyor "Vatan haini" olarak... Hem de bir hafta önce vatanperverken!...

O, "Vatan elden gidiyor" diye haykırıyor, siyaha beyaz, beyaza siyah demeye and içmiş bir zümre ise "Bravooo, bravooo, yanındayız, arkandayız" diyerek onu gazlıyor!

"Önündeyiz" diyemiyorlar çünkü "Karı buldum düzerim" diyen bir adama sırt dönmenin tehlikesinin farkındalar!

Hadi gelin Levent kırca'nın gerçekten samimi olduğuna inanıp, ülkesi için feryat eden bir kahraman olduğuna inanalım.

O zaman şu soruları sormamız gerekiyor:

Bundan 10 yıl önce koalisyon hükümeti döneminde ülke şarampollerden yuvarlandı. Bankalar boşaltıldı. Dolar bir günde iki kat arttı, şekere, çaya, una, ekmeğe, yağa sabah akşam zam yapılıyordu. Enflasyon 3 haneli rakamlardaydı. Çocukların evlerinde açlıktan öldüğü haberleri medyada yer aldı.

Ülkede polisler bile "Maaşımızı verin" sloganları ata ata sokaklarda eylem yaptı. Esnaf kendini canlı canlı yaktı, Ecevit'in başına yazarkasa fırlatıldı.Aynı Ecevit Clinton'un huzurunda el pençe divan durdu. IMF borç para vermiyordu. Sen o dönem bunları izleyip "Olacak o kadar" skeçleri eşliğinde paraya para, servete servet katmaktan başka ne yaptın? O zaman ülke batıyor diye neden nara atmıyordun da şimdi böyle alevlendin?

Bugün ülke batıyor derken neyi baz alıyorsun?

10 yıl önce tam takır- kuru bakır olan Hazine'nin kasasında 120 milyar TL biriktiği için mi? 152 milyar dolar ihracat yapıldığı için mi?  İMF'ye borcumuz kalmadığı ve üstüne üstlük 5 milyar dolar borç verdiğimiz için mi? Enflasyon tek hanelere düştüğü için mi?

Üniversite harçları kaldırılıp üstüne 480 TL burs verildiği için mi? Okullarda bedava kitap dağıtıldığı için mi?

Türkiye tarihinde ilk kez kendi uydusunu fırlattığı, kendi tankını, kendi insansız hava aracını yaptığı için mi?

Patikaları andıran yollar duble hale getirildiği için mi? Türkiye'nin dört bir yanında kentsel dönüşümler başladığı için mi? İnsanlar artık hastanelerde rehin kalmadığı için mi battı bu ülke diyorsun?"

Bu kıyaslamaya ve bu sorulara cevap verebilirsen, belki kendini daha iyi anlatmış olacaksın bu millete...

Ha!

"AK Parti hükümeti Öcalan ile, PKK ile müzakere masasına oturuyor" diye isyan ediyorsan...

Öcalan yakalanmadan çok önce dahi, iktidarda olan hükümetler adına istihbarat servislerinin kendisiyle çeşitli zamanlarda barış ortamını tesis etmek için masaya oturduğunu bil. Özal, Ecevit, Demirel ve niceleri zamanında bunlar defaatle oldu, olması da normaldir.

Onların farkı, senin liderin Perinçek gibi haince planlar içinde olmadılar, APO'yu kampında ziyaret edip, teröristleri, "Selam gerillaaaa" diye selamlamadılar.

Kaldı ki...

Türkiye Harp Malulü, Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri dernekleri, "Kiminle görüşülecekse görüşülsün. Yeter ki barış olsun" diyorsa burada sana ve senin gibilere sadece susmak düşer.

Onun içindir ki, sizin "Ülke batıyor" hezeyanların, sarhoş skeçlerinden daha çok güldürüyor milleti. .

Bakma sen onlara...

Yıllardır aptal muamelesi yapılan bu millet, "ülkenin  halinin birilerine battığını" çok net bir şekilde görüyor, biliyor!