Terörsüz Türkiye’den Terörsüz Bölgeye
Bazen sahadaki gelişmeler, uzun uzun anlatılan strateji belgelerinden çok daha net konuşur. Suriye’nin kuzeyinde SDG/PYD unsurlarının birer birer geri çekilmesi de tam olarak böyle bir tabloyu önümüze koyuyor.
Bazen sahadaki gelişmeler, uzun uzun anlatılan strateji belgelerinden çok daha net konuşur. Suriye’nin kuzeyinde SDG/PYD unsurlarının birer birer geri çekilmesi de tam olarak böyle bir tabloyu önümüze koyuyor.
Yıllardır “olmaz” denilenin, “mümkün değil” diye küçümsenenin adım adım gerçeğe dönüştüğünü görüyoruz. Ve bu tabloyu doğru okumak gerekiyor.
Türkiye, terörle mücadelesinde hiçbir zaman günübirlik reflekslerle hareket etmedi.
Sabırla, kararlılıkla ve en önemlisi devlet aklıyla ilerledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır altını çizdiği o net duruş bugün daha iyi anlaşılıyor.
Teröre alan açılmayacağı ve güvenliğin ertelenmeyeceği defalarca ifade edildi. Bugün gelinen noktada, bu kararlılığın sahada karşılık bulduğunu görüyoruz.
Suriye’nin kuzeyinde yaşananlar, sadece bir örgütün geri çekilmesi meselesi değil. Aynı zamanda Türkiye’nin sınır güvenliği, bölgesel istikrar ve devletlerin egemenliği konusundaki ısrarının bir sonucudur.
Ankara en başından beri şunu net bir şekilde ortaya koydu: Türkiye’nin meselesi halklarla değil, terörle. Bu ayrım doğru yapıldığında, sahadaki denklemler de hızla değişiyor.
Bir dönem, dış güçlerin desteğiyle “vazgeçilmez aktör” gibi sunulan yapıların aslında ne kadar kırılgan olduğu bugün açıkça görülüyor. Türkiye’nin kararlı askeri adımları ve diplomatik baskısı, bu yapıların hareket alanını ciddi biçimde daralttı. Üstelik bu süreç, sadece güç kullanımıyla değil; uluslararası hukuk, sınır güvenliği ve bölge halklarının huzuru gözetilerek yürütüldü.
Burada önemli bir noktayı da hatırlamak gerekiyor.
Suriye artık eski Suriye değil, Türkiye de eski Türkiye değil.
Esad sonrası dönemde Ankara ile Şam arasında oluşan yeni diyalog zemini, bölgenin geleceği açısından kritik bir eşik niteliğinde.
Yıllar sonra iki komşu ülkenin yeniden ortak güvenlik ve istikrar anlayışıyla hareket etmeye başlaması, terör örgütlerinin manevra alanını daha da daraltıyor. Devletler arasındaki boşluklar kapandıkça, terör örgütlerinin nefes alacak alanı da kalmıyor.
Bugün sahada yaşanan çözülmeler, Türkiye’nin yıllardır savunduğu tezlerin ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor. Kimileri bu durumu “geri çekilme”, kimileri “zorunlu değişim” olarak adlandırabilir. Ancak sahadaki tablo açık: Terör örgütleri artık eskisi kadar güçlü değil, eskisi kadar rahat hiç değil. Ve bu tablo tesadüf değil.
Sonuç olarak şunu söylemek mümkün: Türkiye, terörle mücadelede geri adım atmayan bir çizgi izledi ve izlemeye devam ediyor. Bu çizginin arkasındaki siyasi irade net, mesaj açık. “Terörsüz Türkiye’den Terörsüz Bölgeye” uzanan yol artık bir hedef olmaktan çıkıp, adım adım inşa edilen bir gerçekliğe dönüşüyor. Sahadaki gelişmeler de bunu teyit ediyor.