BIST 10.992
DOLAR 32,97
EURO 35,83
ALTIN 2.517,12
HABER /  GÜNCEL

Tek tıkla ekonomi gündemi

Ekofinans'la ekonomi turu başlıyor. Türkiye ve dünyanın önde gelen ekonomi ve finans haberlerini sizler için derledik.

Abone ol

Mercedes-Benz Türkiye, ithal ettiği otomobillerin bedelini 1 Nisan'dan itibaren TL ile ödemeye başladı. Mercedes otomobillerin Türkiye'deki fiyatı artık TL olarak belirlenecek.

ALMAN devi Mercedes-Benz 1 Nisan 2012’den itibaren Türkiye’yle ticarette Euro yerine Türk Lirası kullanmaya başladı. Mercedes’in bu kararı almasında büyüyen Türkiye ekonomisine güçlenen Türk Lirası’na duyulan güven etkili oldu. Almanya’daki merkezin Türk Lirası’nın kabul etmeye başlamasıyla birlikte Mercedes-Benz Türkiye, ettiği tüm otomobilleri TL ödeyerek alacak ve Türkiye’de Euro yerine sabit TL fiyatı üzerinden satacak. Rusya, Irak, İran ve Çin’le imzalanan anlaşmalar TL’yle ticareti başlatmış olmasına karşın, dış ticaretteki büyüklüğü yüzde 2’yi bulmuyordu. Mercedes’in kararı Avrupa Birliği’nin (AB) dinamosu olan Almanya ile TL bazlı ticareti başlatmış oldu.

"Ciromuz 2.5 milyar Euro olarak gerçekleşti"

Mercedes-Benz Türk Pazarlama ve Satış Direktörü Süer Sülün, Türkiye’de ilk kez itnal ettikleri ürün karşılığında Türk Lirası ihraç eden uluslararası bir şirket olacaklarını belirterek, şunları söyledi: “Geçtiğimiz yıl Almaya’dan 250 milyon Euro’luk otomobil etmiştik. Bu yıl da bu seviyede olacağını öngörüyoruz. Bu da yeni kararla bu yıl Almanya’ya en az 600 milyon Türk Lirası göndereceğimiz anlamına geliyor. Toplam ciromuz ise 2.5 milyar Euro olarak gerçekleşti. Biz zamanla Türk Lirası işlemlerini toplam ciroya, yani 6 milyar TL’ye çıkartmayı hedefliyoruz. Türk Lirası’na geçerek cari açığa da katkı sağlamış oluyoruz. Biz yerli otomobili bu stratejiyle yapmış olduk.”

"Euro artmış düşmüş ilgilenmeyeceğiz"

Alınan kararın büyük değer taşıdığını kaydeden Sülün, fiyat listesinin Euro kurundan bağımsız olarak belirlenmesini tüketici açısından önemsediklerini kaydetti. Böylece günlük değişen kurlardan bağımsız olarak pazarın kendi dinamiklerine göre fiyat belirlemenin mümkün olacağını anlatan Sülün, Türk Lirası geliri olan insanların sürekli değişen kur üzerinden karar almasının zorluğuna işaret ederek, “Bizim için artık Euro’nun hiç bir önemi yok. Artmış veya düşmüş hiç ilgilenmeyeceğiz” dedi.

AMG 1 milyon lira barajını geçti

MERCEDES-Benz Türk, Türkiye’deki satış fiyat listesini TL olarak yayınlamaya başladı. Lüks sınıfta bugüne kadar 3 büyük Alman rakip Euro olarak fiyatlandırma yaparken, Mercedes’in yeni uygulamasıyla birlikte ilk kez bir lüks otonun fiyatı satış listesinde 1 milyon TL’yi aştı. SLS AMG, satış listesinde 1 milyon 200 TL fiyatla yer aldı.

ERDOĞAN BAYRAKTAR'DAN MÜTHİŞ TEKLİF!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Tapuda dönen rüşvet çarkını önlemenin yolu, rüşvet alanla vereni yap hapisle cezalandırmalı, ya da "roşvet olarak verilen paraları alıp verene yedirmeli..."

Şehircilik ve Çevre Bakanı dönen rüşvet çarkının son bulması için bir çalışma başlattı. Amaç "Rüşvetsiz iş yapılmıyor" algısını yok etmek.

Bakan Bayraktar, bu konuda toplantı üzerine toplantı yapıyor ve kurmaylarıyla çözüm yolu arıyor. Tapu müdürlüklerine yönelik “rüşvetsiz iş yapılmıyor” algısının değiştirilmesi için çalıştıklarını belirten Erdoğan Bayraktar, “Toplantı yaptım, müdürlere, tapuda işinizi yaptırmak için ‘açık çekmeceye zarf atmanız gerekir’ algısının değişmesi şart dedim. Bazen bir musubet, bin nasihattan iyidir. Rüşvet alanı ya hapse atacaksın ya da rüşveti yedireceksin” dedi.

Bayraktar, TBMM kulisinde sohbetinde, tapu müdürlüklerini çok değiştirdiklerini, otomasyon ve hizmet alım mekanlarını iyileştirdiklerini, yüzde 70’lerde olan rüşvet şikayetlerinin yüzde 30’a indiğini belirterek, şunları söyledi: “Başka şeylerin de değişmesi gerekiyor. Rüşvet ile ilgili algının değişmesi gerekiyor. Tapu müdürü dendiğinde çok itibarlı bir imajının olması gerekir. Malesef henüz o seviyeye ulaşamadık. Tapu müdürleri ile toplantı yaptım. ‘Sizler halkın mülkiyet hakkınız muhafızlarısınız, bekçisiniz’ dedim.”

Tapu müdürlerinin tamamının üniversite mezunu, bulundukları illerde, bir savcı, kaymakam, hakim kadar itibarları olması gerektiğini kaydeden Bayraktar, ama şu anda mahkeme mübaşiri gibi algılanıyorlar. Bayraktar, “Kendilerine de söyledim. Tapunun halkın üzerindeki değeri çok kıymetlidir. ‘Tapu gibi adamlar olmalısınız’ dedim” yorumunu yaptı. Durumla ilgili 4’üncü Murat’tan örnek veren Bayraktar, şöyle konuştu: “4. Murat, hekimbaşının enfiye kullandığını tespit etmiş. Sormuş ‘Yok haşa’ demiş. Üzerinde çıkınca da ‘Bunlar ilaç iyileşmek için’ diye yanıt vermiş. 4. Murat ‘O zaman ilacın hepsini içeceksin, derdine derman olur’ demiş. Adam hepsini içmiş ve ölmüş. Rüşvet yiyene de aynı muameleyi yapmak gerekir.”

ALTIN VE GÜMÜŞ İÇİN KÖTÜ HABER

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]Rogers Holding'in yönetim kurulu başkanı ve ünlü yatırımcı Jim Rogers, altın ve gümüş fiyatlarının düşeceğini tahmin ediyorum diye konuştu.

Rogers düşüş gerçekleştiğinde daha çok bu metallerden alacağım diyerek ve gümüş fiyatları konusunda çok iyimser olmadığına işaret etti.

Fed parayı kesince diğer piyasalardaki düşüşten da payını aldı

Fed'in parasal genişlemeye gitmeyebileceğinin sinyalini vermesinin ardından dün gümüş yüzde 4.2 ve da yüzde 2 değer kaybetmişti. Dolar, dün 6 para birimini iiçeren sepet karşısında yüzde 0.6 güçlendi ve değerli metallerin alternatif yatırım olarak taleplerini azalttı.

Çarşamba günü görülen düşüşler, bu yıl altındaki kazançları yüzde 3.4 ve gümüştekileri ise yüzde 13'e çekti.

SENDİKALAR NE KADAR ZAM İSTEYECEK?

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...
[PAGE] 
Cumhurbaşkanı Gül, Mecliste kabul edilen toplu sözleşme yasasını onaylarsa, memur ve memur emeklilerinin aylardır beklediği 2012 zammı için süreç başlayacak.

Yeni zamlı maaş için konfederasyonları ve hükümet ilk kez toplu sözleşme masasına oturacak.

KAMU-SEN Genel Başkanı İsmail Koncuk : "Son 10 yılda memurun maaşlarında yüzde 30'luk erime var.Kamu çalışanlarının yüzde 30'luk erimesini ya da bir kısmını en azından yarısını telafi edecek bir taleple oturacağız" dedi.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen : "Hükümetin bütçesinde 3+3 ve cüzi oranda enflasyon farkı var. Biz şunu talep edeceğiz. Hükümetin son 1 yılda temel gıda benzin doğalgaza ne kadar zam yaptıysa aynı oranda kamu çalışanına verilmelidir" dedi.

MEMUR-SEN Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu ; "Enflasyonun üzerinde bir zam olması mücadelemiz olacak. Şuanda zam oranlarını telaffuz etmeyelim önce yasa sonra masa" dedi.

Sadece zam yeterli değil

KAMU-SEN Genel Başkanı İsmail Koncuk : "Eşit işe eşit ücret uygulaması yeni eşitsizlikler meydana getirdi. Öğretmenlerimiz, akademisyenler, postacılar açısından sorunlar var. Ek ödeme oranlarının yüzde yüz oranında artırılmasını talep edeceğiz ve emekliliğe yansıtılmasını isteyeceğiz" dedi.

MEMUR-SEN Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu : "Çalışılırken elde edilen kazanımların emekliye yansıması mücadelesini vereceğiz. Kalan sözleşmelileri kadroya geçirmek, toplu sözleşme ikramiyesinin anlamlı hale gelmesi için mücadele vereceğiz" dedi.

KESK Genel Başkanı Lami Özgen : "Birçok mesleki ve özlük konularında ciddi sıkıntılarımız var hükümet tek taraflı KHK, yönetmeliklerle kamu çalışanlarının özlük hakları ortadan kaldırılıyor. Bunun da görüşülmesi lazım'' dedi.

MEMURA TOPLU SÖZLEŞME HAKKI GELİYOR!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Kamu görevlilerine toplu sözleşme hakkı tanıyan Kamu Görevlileri Sendikaları Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı, TBMM Genel Kurulu'nda kabul edilerek, yasalaştı.
Yasa Anayasa'da yapılan değişiklik uyarınca memurlar ile diğer kamu görevlilerine tanınan toplu sözleşme hakkının kullanılmasını düzenliyor.

Toplu sözleşme yapılma usulü, tarafları, kapsamı, toplu sözleşmeden yararlanacakları, toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılmasını, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'nun oluşumu ve çalışma esaslarını belirliyor.

Kamu Görevlileri Sendikaları Kanunu'nun adı yasayla, Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu olarak değiştiriliyor.

2 yıl kamu görevlisi olma şartı kalktı

Kanun, kurucusu olabilmek için en az 2 yıldan beri kamu görevlisi olarak çalışma şartını, kurucularının kuruluş işlemleri için valiliklere nüfus cüzdanı örneği ve ikametgah belgesi verme zorunluluğunu kaldırıyor.

Konfederasyon kurucuları ise ilk genel kurula kadar sevk ve idare edeceklerin kimlikleri yerine sadece isimlerini bildirebilecekler.

Sendika şubelerinin Genel Kurullarının delegelerle yapılabilmesi için 500 değil, bin üyesi olması gerekecelecek.

Şubelerde, bir denetçi yerine en çok 5 denetçi olabilecek.

Amaçlarına uyan uluslararası kuruluşlara üye olabilen ve konfederasyonlar, bundan sonra tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleştirmek üzere uluslararası kuruluş kurabilecek.

"haklı bir neden" şartı kalkıyor

Kamu işvereninin işyeri ile il ve ilçe temsilcisinin işyerini değiştirmesindeki ''haklı bir neden'' şartı kaldırılıyor.

Sendika şubesi bulunmayan il ve ilçelerde, il ve ilçe temsilciliği kurulabilecek.

Kamu görevlileri sendikaları ile konfederasyonlar, toplu sözleşme görüşmelerinde taraf olmaya yetkili olacak.

Devlet Personel Başkanlığı'nın bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, en çok üyeye sahip 3 konfederasyon genel başkanı, her bir hizmet kolunda en çok üyeye sahip kamu görevlileri sendikası başkanı ve Devlet Personel Başkanı'ndan oluşan ''Kamu Personeli Danışma Kurulu'' oluşturulacak.

İşyerlerinde yapılan tespite göre, kamu görevlilerinden en çok üye kaydetmiş sendika, işyeri temsilcisi seçmeye yetkili olacak. İşyerindeki kamu görevlisi sayısı 200'e kadarsa 1, 201-600 arasında ise en çok 2, 601-1000 arasında ise en çok 3, 1001-2000 arasında ise en çok 4, 2000'den fazla ise en çok 5 iş yeri temsilcisi seçilebilecek.

Toplu sözleşme kamu görevlilerinin mali ve sosyal haklarını düzenleyen mevzuat hükümleri dikkate alınarak, kamu görevlilerine uygulanacak katsayı ve göstergeler, aylık ve ücretler, her türlü zam ve tazminatlar, ek ödeme, toplu sözleşme ikramiyesi, fazla çalışma ücreti harcırah, ikramiye, doğum, ölüm ve aile yardımı ödenekleri, cenaze giderleri, yiyecek ve giyecek yardımları, diğer mali ve sosyal hakları kapsayacak.

Toplu sözleşme hükümleri, sözleşmenin yapıldığı tarihi takip eden 2 mali yıl için geçerli olacak.

Toplu sözleşme görüşmelerine, kamu idaresi adına Kamu İşveren Heyeti, kamu görevlileri adına ise Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti katılacak. Kamu İşveren Heyeti Devlet Personel Başkanlığı'nın bağlı olduğu Bakanın başkanlığında, İçişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı, Hazine Müsteşarlığı, Devlet Personel Başkanlığı temsilcilerinden oluşacak.

Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti 15 üyeden oluşacak. En fazla üyeye sahip temsilcisinin görüşmelere katılmaması halinde, en fazla üyeye sahip ikinci sırada bulunan sendika, heyete dahil edilecek.

Sözleşme teklifleri temsilcisi üye tarafından hazırlanacak

Toplu sözleşme görüşmeleri, son rakamı tek olan yıllarda yapılacak. Kamu görevlilerinin geneline yönelik toplu sözleşme teklifleri, Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti'nin konfederasyon temsilcisi üyeleri her bir hizmet koluna ilişkin toplu sözleşme teklifleri ise heyetin ilgili temsilcisi üyesi tarafından hazırlanacak ve görüşmelerin başlama tarihinden en az 1 hafta önce Kamu İşveren Heyeti'ne sunulmak üzere Devlet Personel Başkanlığı'na verilecek.

Toplu sözleşme görüşmelerine Ağustos ayının ilk işgünü başlanacak. Süreç, Kamu Görevlileri Hakem Kurulu kararının alınması da dahil olmak üzere en geç Ağustos ayının son işgünü tamamlanacak.

En çok üyeye sahip sözleşme yapabilecek

Belediye Meclisi tarafından çalışanlara sosyal denge tazminatının ödenmesine karar verilmesi halinde, sözleşme döneminde verilecek sosyal denge tazminatı tutarını belirlemek üzere, belediye başkanı ile en çok üyeye sahip arasında toplu sözleşme sürecinin tamamlanmasını izleyen 3 ay içerisinde sözleşme yapılabilecek.

Mahalli idarenin vadesi geçmiş vergi, sosyal güvenlik primi ile Hazine'ye olan borç toplamının bütçe gelirlerinin yüzde 10'unu aşması veya aylık ve ücret borcu bulunması ya da personel giderinin bütçe gelirlerinin belediyede yüzde 30'unu, il özel idaresinde ise yüzde 25'ini aşması hallerinde sözleşme yapılamayacak.

Kamu Görevlileri Hakem Kurulu

Toplu sözleşme süreci sonunda toplu sözleşme imzalanamaması halinde, üzerinde uzlaşılan ve uzlaşılmayan konuları içeren toplantı tutanağı, Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti Başkanı, temsilcisi ve Kamu İşveren Heyeti B günü içerisinde Kamu Görevlileri Hakem Kurulu'na başvurulabilecek.

2012 ve 2013 yıllarına ilişkin toplu sözleşme görüşmelerine, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde başlanacak.

Yetki tespiti yapılacak

Yetkili ve konfederasyonların belirlenmesinde kurumlarca yapılacak tespit, 2012 yılı için 15 Haziran 2012 tarihi esas alınarak gerçekleştirilecek ve en geç 29 Haziran 2012 tarihine kadar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na gönderilecek. Tespit, 10 Ağustos 2012 tarihine kadar Resmi Gazete'de yayımlanacak.

İdareler ile sendikalar arasında imzalanan sözleşmelerin uygulanmasına, sözleşmelerde öngörülen sürelerin sonuna kadar devam edilebilecek. Sözleşmelerin uygulanmasına devam edilen dönem için ayrıca sözleşme yapılamayacak. Sözleşmeleri 31 Aralık 2015 tarihinden önce sona eren veya karşılıklı olarak feshedilen idareler, sözleşmelerinin sona erdiği veya feshedildiği tarihi izleyen 1 ay içerisinde sözleşme yapabilecek.

Sözleşmelerle veya başka bir tasarrufta bulunarak, mahalli idarelerde çalışan kamu personeline ilave ödemelerde bulunan kamu görevlileri hakkında, idari veya mali takibat ve yargılama yapılmayacak ve bu konuda başlatılan işlemler kaldırılacak.

Belediyeler ve bağlı kuruluşları ile il özel idarelerinin çalışanlarına sosyal denge tazminatı ödenebilecek.

BENZİN İSTASYONLARI FİYAT OYUNU YAPIYOR

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Benzine yapılan zamların üstüne bir de akaryakıt istasyonları vatandaşın canını yakıyor. Pompa ve tabela arasındaki fiyat farkına dikkat!

Son zamlardan sonra 1 litre 4 70 liraya motorin 4 liraya ulaşırken, 2-3 kuruşluk fiyat farkı bile önem kazandı. Akaryakıt istasyonları da zaten oyunlarını bu kuruşlar üzerinden oynuyor.

İstasyonların girişinde yer alan yakıt panolarına bir çok firma rakamları yansıtmıyor. Tüketicisi düşük rakam görüp pompaya yanaştığında kazıklanıyor. Çünkü panodaki değil pompadaki fiyat fatura ediliyor.
Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) mevzuatına göre, dağıtım şirketi ve bayilerin, istasyonlarda fiyatları panolarda ilan etmeleri gerekiyor. Ancak bazı bayilerin panoda ucuz fiyat yazmasına rağmen pompada yüksek fiyat uyguladığı belirlendi. Bazı istasyonlarda da, akaryakıt kalite analizi yapılmadığı, müşteri şikâyetleri için görünür yerlere telefon numaralarının asılmadığı tespit edildi.

Bunun üzerine enerji üst kurulu, 30'a yakın dağıtım şirketine 250 bin lira ile 600 bin lira arasında ceza kesti. EPDK, tüketicileri de uyardı:

"Fiyat, panoda başka pompada başkaysa şikayet edin."


EPDK, bir taraftan akaryakıt fiyatlarını yakından izlerken diğer yandan dağıtım şirketleri ve bayileri sıkı takibe aldı. Tüketicilerden gelen şikâyetler üzerine EPDK denetim elemanları, 46 dağıtım şirketi ve bayilere yönelik geniş çaplı denetim yaptı. Denetimlerin sonucunda bazı dağıtım şirketlerine bağlı bayilerin mevzuat gereği, istasyonlarda satışa sunulan akaryakıtın kalite kontrolünü yapma, akaryakıt fiyatlarını ilan, pano ve pompada duyurma, ihbar ve şikâyetleri alıp sonuçlandırma, tüketici şikâyetleri için telefon numaralarını görünür yerde asma gibi mecburiyetlerini ihlal ettiğini tespit etti.

Bazı bayilerin istasyonlardaki panoda yazan fiyatla pompada yazan fiyatın aynı olmadığını tespit etmesi üzerine Kurul'a savunma veren şirketler ise şu gerekçeleri ileri sürdü: "Çok sık geliyor, panolardaki fiyatları değiştirmeye yetişemiyoruz, vakit bulamıyoruz, unutuyoruz."
Ancak Zaman'a bilgi veren kurul kaynakları, sektörde faaliyet gösteren bütün rafineri, dağıtım şirketi ve bayilerin mevzuatın gereklerini yerine getirmek zorunda olduğuna vurgu yaptı. Aynı kaynaklar, Petrol Piyasası Mevzuatı gereği dağıtım şirketlerinin de bayileri denetlemek zorunda olduğuna dikkat çekerek, "Bayi denetimlerinden, bağlı olduğu dağıtım şirketi de sorumlu. Bunun gereğini yapmayan şirket hakkında gerekli işlemler yapılır." değerlendirmesini yaptı.

Petrol piyasası mevzuatına göre akaryakıt istasyonlarında benzin, motorin ve LPG fiyatlarının sürücülerin göreceği şekil ve büyüklükte panolarda ilan edilmesi gerekiyor. EPDK kaynakları, sürücülere şu uyarılarda bulundu: "Akaryakıt fiyatları zaman zaman artıyor veya düşüyor. Sürücüler mutlaka, panolardaki fiyatla pompadaki fiyatları karşılaştırmalı. Her iki fiyat da aynı olmalı. Ama genelde sürücü, panoya bakıyor, ucuz fiyat görünce istasyona girip, yakıtını alıp gidiyor; pompada yazan fiyata dikkat etmiyor. Bazı fırsatçılar, panoda ucuz yazıp pompada farklı fiyat uygulayabiliyor. İki fiyatın aynı olup olmadığı mutlaka kontrol edilip, farklılık var ise hemen ilgili ana dağıtım şirketi veya EPDK'ya başvuru yapmalı."

ORGANİK SARAYI BACASIZ FABRİKA GİBİ!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Tamamen bitkisel ürünlerle sağlıklı yaşam konusunda müşterilerine destek sağlayan Organik Sarayı şimdi de 150 kişiyi iş sahibi yapıyor.

MFÖ İnşaat Kozmetik bünyesinde yeni bir oluşuma giren Organik Sarayı 3 yıl içerisinde ciddi bir büyüme sağladı. Bu büyümeyle sektöründe lider duruma gelen Sefaköy E_5 yan yolda yeni yerinde çağrı merkezi ekibini de genişletiyor. Bu şekilde yeni bir istihdam alanı oluşturan ve personel alımına başlayan Organik Sarayı, işe alacağı 150 yeni personelle müşterilerine daha kaliteli hizmet verebilecek.

Bacasız gibi çalışıyor

Tamamen bitkisel ürünlerle sağlıklı yaşam konusunda müşterilerine destek sağlayan Organik Sarayı şimdi de 150 kişiyi iş sahibi yapıyor. Yurtiçi ve yurtdışı hizmet kalitesiyle dikkat çeken ve her geçen gün ürün yelpazesini daha da genişleten firma, müşterilerine daha iyi hizmet verebilmek için çağrı merkezini genişletiyor. Organik Sarayı Çağrı Merkezi'nde toplam 150 kişi istihdam edilecek.

Çağrı merkezi hizmete ulaşılabilirliği arttırıyor

Sadece kendi ürünlerinin satışını yapan Organik Sarayı Çağrı Merkezi, haftanın her günü ve günün her saati hizmet veriyor. Danışma hattında görev alan müşteri temsilcileri, çağrı merkezini arayanların ürünle ve ürün kullanımıyla ilgili tüm sorularına ayrıntılı ve bilgilendirici yanıtlar veriyor. Müşteriler, çağrı merkezi aracılığıyla aldıkları ürünlerin doğru kullanımı konusundaki bilgiye en kısa ve en sağlıklı şekilde ulaşabiliyor.

DİKKAT BU BOMBA ELİNİZDE PATLAMASIN!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun uygulamasına az bir zaman kala, şirket sahiplerinin kafasındaki karışıklık henüz giderilmiş değil. Bakın bizleri neler bekliyor?

"Şirketten para çekmek bombanın pimini çekmek gibi" başlığı ile okurlarının karşısına çıkan Hürriyet yazarı Şükrü Kızılot, bunun gerekçesini şu söçzlerle açıklıyor:

"Herkes kendine göre bir şeyler anlatıyor. Önce, olayı basit bir şekilde özetleyelim.

OLAY NE?
1. Para Çekme ve Borçlanma Yasağı:
- Anonim ve limited şirketlerin ortakları, şirketten borç para çekemeyecekler (Yeni TTK.Md.358 ve 644/b).
- Buna uymayanlara, her defasında 300-730 gün arasında “adli para cezası” verilecek.
Ceza, günlük 20-100 TL üzerinden ve her defasında 6-73 bin lira olacak. Örneğin iki defa para çekene 12-146 bin lira ceza kesilecek (Yeni TTK.Md.562/5-c ve TCK Md.52/1-2).
- Kanunda “asgari bir sınır” yok. 1 TL çekene de bir milyon lira çekene de en az 300 gün ceza var.
- Para cezasını ödemeyen, 300-730 gün “doğrudan hapse” girecek. İki defa borçlanmışsa, en az 600 gün hapse girecek. Hapis cezasına erteleme yok (5275 Sayılı K.Md.106/9)."

AVRUPA'DA PARA CEKENE CEZA VAR MI?-

Şükrü Kızılot Türkiye'de olacakları bir bir anlatırken, Avrupa örneklerini de vermeyi ihmal etmiyor:

"Bu uygulamayı savunanlar “Avrupa’da şirketten borç para çekene 5 yıl hapis, 375 bin Euro para cezası var” diyorlar. Oysa, daha dün karşılıksız çekte hapis cezası kaldırılırken “Avrupa’da ekonomik suça ekonomik ceza var. Hapis cezası yok” deniliyordu!.. İşin doğrusu, Avrupa’da şirketinden borç para çekene hapis cezası yok. İddia edilen “5 yıl hapis ve 375 bin Euro ceza” sadece Fransız Ticaret Kanunu’nda (Article L241-3) var ama o da şirketten borç para çekene değil, şirketinin içini boşaltana, şirketi soyana var.
Kaldı ki şirketten borç para çekme olayına, Türkiye’de ve dünyada, öteden beri “örtülü kazanç” hükümlerine göre vergi ve ceza uygulanıyor.
2. Yönetim Kurulu Üyesi ve Akrabalarına Borçlanma Yasağı:
Yönetim kurulu üyeleri ve kendisi ile eşinin üçüncü derece dahil kan ve kayın hısımları (anne, baba, kardeş, çocuk, torun, dede, nine, kayınvalide, kayınpeder, amca, dayı, teyze, hala, baldız vs.), şirkete nakit veya ayın borçlanamayacaklar (Yeni TTK. Md.395/2).
Bu şu demek oluyor; kayınvalidesi, damadının yönetim kurulu üyesi olduğu şirketten vadeli ya da taksitle mal alıp borçlanırsa;
- Kayınvalideye 6-73 bin lira arasında “adli para cezası” uygulanacak.
- Kayınvalide bu cezayı ödemezse, 300-730 gün arası hapse girecek. Aynı şekilde borçlanan annesi, babası ve çocuğu da hapse girebilecek!"

Yazara göre, olay ciddi. Yeni Türk Ticaret Kanunu'nun bu maddesi uygulanırsa, Türkiye'de hapse girmeyen kalmaz.

PEKİ ŞİRKET SAHİPLERİ NE YAPMALI?

Şükrü Kızılot, ticari hayatın olağan akışına aykırı buluyor Yeni Türk Ticaret Kanunu'ndaki bazı maddeleri. Ve yapılması gerekenleri şu başlıklar altında sıralıyor:

"1. Şirketten para çeken ortak için “adatlandırma yolu ile faiz yürütülmüş ve KDV uygulanmışsa”, herhangi bir işlem yapılmamalı.
2. Şirketten çekilen para ile ilgili “asgari bir tutar” örneğin 10 bin TL ya da “oran” belirlenmeli. Bunu aşan çekişlerle ilgili işlem yapılmalı. Tek kişilik şirketlerde, uygulama daha esnek olmalı.
3. Adli para cezası kaldırılıp, “idari para cezasına” dönüştürülmeli. "

VODAFONE KOBİ'LERE İŞ ORTAĞI OLUYOR!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Vodafone KOBİ’leri dünyadaki yeni nesil teknolojilerle tanıştırıyor. KOBİ'ler IT sistem veya altyapı yatırımı yapmadan erişime kavuşacak ve yüzde 95’lere varan tasarruf olanağı elde edecek.

Vodafone’un ”İş Ortagım Kırmızı Bulut” programının tanıtımında konuşan Timuray maliyetlerin arttığı bir ortamda KOBİ’lerin dönüşüm döneminde olduğunu yenilikçilik ve verimlilik konularında bilgi iletişim teknolojilerinin kritik bir rol üstlendiğini kaydetti.

120 milyon TL?yatırım

Türkiye’de şirketlerin yüzde 99’unu, istihdamın yüzde 77’sini oluşturan KOBİ’lerin desteklenmesi, ülkemizin ekonomisinin büyümesini etkiliyor” diyen Timuray, Vodofone Türkiye olarak, KOBİ’lerin küresel rekabet gücüne ulaşması sürecine katkıda bulunmayı kurumsal sorumluluk olarak gördüğünü söyledi.

Timuray, bu çalışmayı hizmete sunarken IT (bilişim teknolojileri) ve veri merkezlerine yaptıkları 120 milyon TL yatırımla desteklediklerini belirtti.
Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen de, bilişim teknolojisi trendleriyle bir veri patlamasının ortaya çıktığını belirterek, “KOBİ’ler Türkiye’deki istihdamın yüzde 77’sini karşılıyor ama ekonomiye katkıları yüzde 26 civarında. Türkiye’nin büyümesi için KOBİ’lerin zenginleştirilmesi gerekiyor” dedi. KOBİ’lerin yüzde 90’ında bilişim çalışanı olmadığını ifade eden Özmen, “Bulut Türkiye için büyük şanstır. Bu uygulamada maliyet çok düşük” diye konuştu.

DOĞALGAZ VE ELEKTRİĞE İKİNCİ ZAM YOLDA

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]Doğalgaz ve elektrik fiyatlarına Nisan ayı başından itibaren gelen zammın ardından piyasaları ‘elektrikte ikinci zam dalgası’ endişesi sardı.

Doğalgaz fiyatlarına bu ayın başından geçerli olacak şekilde yapılan yüzde 18.72’lik zam Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş.’nin (TETAŞ) maliyetleri üzerinde baskı oluşturacağı için EPDK’nın fiyatlarını yeniden gözden geçireceği Temmuz ayında fiyatlarında yeni bir zammı getirebilecek.

1 Nisan 2012'de yüzde 85 zam geldi

Elektrik fiyatlarına son olarak 1 Nisan’dan geçerli olmak üzere ortalama yüzde 8.1’lik zam yapıldı. Vatan'da yer alan haberde Elektrik Üreticileri Derneği Başkanı Önder Karaduman, “Elektriğe yapılan bu zam oranı bence yeterli olmayacaktır. Normalde yapılması gereken zam oranı yüzde 14-15 civarındaydı. Ama bunun yüksek olacağını düşündüler. Fiyatları kışa doğru tekrar artırmak durumunda kalacaklar” dedi. Türkiye’de kurulu gücü 16.000 MW’ın üzerinde santrali bulunduğunu ifade eden Karaduman, “Üretilen elektriğin yüzde 51’i doğalgazdan üretiliyor. EPDK tarafından verilen 30.000 MW’lık santrali lisansı bulunuyor. Ayrıca İran ve Suriye’ye yaptırımlar nedeniyle de alımı konusunda sıkıntılar yaşayabiliriz. Öyle olursa LNG alımına yönelebiliriz ki LNG fiyatları daha yüksek” diye konuştu.

"Elektrik zammı ile zammı arasında bağlantı yok"

Yüzde elektriğe yapılan zam ile doğalgaza gelen zam arasında bir bağlantı bulunmadığını, daha önce kurdaki artışın etkisiyle fiyatlarının artırıldığını kaydeden bir yatırımcı, “Doğalgaza gelen son zammın fiyatlarına etkisini Temmuz’da göreceğiz. Bu da yüzde 5 civarında olabilir” dedi ve ekledi: “Doğalgaz santrallerinin çoğu ürettiği elektriği ikili anlaşmalarla satıyor. Bu yapılan ikili anlaşmalarda da maliyetlerinde ortaya çıkan artışların fiyatlarına yansıtılacağı ile ilgili maddeler bulunuyor. Dolayısıyla elektriğe doğalgaza göre daha düşük oranlı zam yapılmış olması santrallerini zorlamaz. Bugün halen doğalgazdan üretiminin maliyeti kWh başına ortalama 10 sent. Makul bir kâr konulduğunda bu 12-13 sent. Yenilenebilir enerjiye verilen destek ise kWh başına 7.3 sent. Bu da çelişkili bir durum.

"Mahçup olduğunu söylesin"

Elindeki tabloları CHP Lideri’ne de göndereceğini belirten Enerji Bakanı, “Eğer Sayın Kılıçdaroğlu bize ABD’den ucuz gaz getiriyorsa kendilerine o ucuz gazı alacağımızı ve bunu kullanacağımızı taahhüt edeceğimizi söylüyorum. Getiremezse kamuoyunu aldatmaktan dolayı da kalkıp açıklamalarını yapsın ve ‘Ben mahcup oldum’ demesini bekliyorum” diye konuştu. Doğalgaza 1 Nisan’dan itibaren yüzde 19’a yakın zam yapılmıştı.

Bakan Yıldız, dünyada ham fiyatlarının 197 ülkede aynı olduğunu belirterek, şöyle konuştu: ”Fakat doğalgazın fiyatı dünyada 4 ana eksende oluşmaktadır. Amerika, Akdeniz, Uzakdoğu ve Japonya ile Kuzey Deniz’de oluşan fiyatlar. 4 da birbirinden ayrıdır. Amerika’da hemen hemen bizim yarı fiyatımıza, Japonya’da ise bizim 1.5 katımıza kullanılmaktadır. Akdeniz havzasındaki fiyatlara baktığınızda bırakın bizim Avrupa’daki en ucuz doğalgazı kullandığımızı gösteriyor, bunun tablolarını kendilerine istemese de göndereceğim.

"Olumsuz etkilenmeyiz"

Türkiye’nin en büyük serbest üreticilerinden biri olan Aksa Enerji’nin Yönetim Kurulu Başkanı Cemil Kazancı ise Reuters’a yaptığı açıklamada, santrallerindeki üretimi ve satışı ile alakalı negatif bir etki beklemediğini ifade ederek, “Elektriğe ve doğalgaza gelen zamların bize negatif bir etkisi olmaz. Çünkü biz ürettiğimiz elektriği ikili anlaşmalarla satıyoruz. Doğalgaza gelen zamların da maliyetlerine yansıtılacağını ikili anlaşmalarımızda belirtiyoruz. Bu açıdan bakıldığında bizim için negatif bir etki söz konusu değil. Biz hedeflediğimiz EBITDA rakamlarına yine ulaşabilecek durumdayız” dedi.

Zorlu Enerji negatif etkisi olmaz diyor

Zorlu Enerji Grup Başkanı Murat Sungur Bursa da, “Yapılan bu zamların mevcut üreticiler üzerinde çok negatif etkileri olacağı kanaatinde değilim. Çünkü ikili anlaşmalarda bu zammın yansıtılacağı belirtilmiştir. Ama bu zammı oranında olmaz da onun belli bir oranında artırıma gidilir” dedi. Bursa, zammın asıl etkisini yeni santrali kurmak için yola çıkan yatırımcıların göreceğini ifade ederek, “Özellikle finans bulmaya çalışırken önlerine yeni sorunlar çıkabilecek ve konunun tekrar düşünülmesine neden olacaktır” dedi.

Fiyatlar 3 ayda bir kontrol ediliyor

Petrol ve döviz kurundaki değişime bağlı olarak Botaş fiyatlarını her ay, EPDK ise fiyatlarını her 3 ayda bir gözden geçiriyor. Sektör yetkililerinin verdiği bilgilere göre, 2011 yılında elektriğin yüzde 27’si yap-işlet ve yap-işlet-devret santrallerinde üretildi ve bunların çoğu santrali. Bu santrallerden üretilen elektrikte maliyeti aynen yansıtılması gerekiyor ve bu durum da kanunu gereği yılı kârsız ve zararsız kapatmak durumunda olan TETAŞ üzerinde yeni bir zam baskısı oluşturuyor.

HEDEF 2023: TÜRKİYE 6 BÖLGEYE AYRILIYOR!

HABERİ OKUMAK İÇİN SONRAKİ SAYFAYA GEÇİNİZ...

 [PAGE]

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, iş dünyasının merakla beklediği yeni teşvik sistemi konusunda açıklamalar yaptı. 4 ana konuda yoğunlaşan yeni sistem cari açığın düşürülmesini hedef alıyor.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ''Bugün açıklayacağımız yeni teşvik sistemi hükümetimizin uygulamaya koyacağı 4'üncü teşvik sistemi olacak'' dedi. Tayyip Erdoğan Yeni Teşvik Paketi'ni açıklarken, hükümet olarak 2023 yılı hedeflerinin dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olmak olduğunu vurguladı.

Erdoğan, ''Bildiğiniz gibi Türkiye ekonomisi, Hükümetimiz döneminde son derece dinamik, güvenli ve istikrarlı bir yapı sergiliyor. 2002 sonundan itibaren, küresel krizin en ağır seyrettiği 2009 yılı hariç olmak üzere Türkiye ekonomisi sürekli büyüme kaydetti. 230 milyar dolardan devraldığımız gayri safi milli hasıla, 9 yılda 3 kattan fazla artış göstererek, 2011 sonunda 772 milyar dolara yükseldi. 36 milyar dolardan devraldığımız ihracat 135 milyar dolara; 27 milyar dolardan devraldığımız Merkez Bankası rezervi 91 milyar dolara ulaştı. Kronik enflasyonda, işsizlik oranlarında ve faizlerde tarihi seviyelerde düşüş kaydettik'' dedi.

"Geçmiş hükümetler gibi bölge ve zümre ayrımı yapmayacağız"

Güven istikrarın kendilerinin önemli sırrı olduğunu kaydeden Erdoğan tüm Türkiye'ye hitap ettiklerini söyleyerek, geçmiş hükümetler dönemlerinde olduğu gibi, belli bölgelere, belli zümrelere, belli çevrelere değil, tüm Türkiye'ye hitap edecek bir teşvik anlayışını hakim kıldıklarını, teşviklerin ölü doğmasına mahal vermedikleri gibi suistimal edilmesine de asla müsaade etmediklerini belirterek, ''9 yıllık süreçte, günün şartlarına, ulusal ve küresel ekonominin seyrine göre, teşvik sistemini yeniledik. Yeni ihtiyaçları, yeni şartları özellikle gözettik, küresel ekonomideki gelişmelere ve krizlere göre teşvikleri yeniledik, sürekli müteyakkız olduk ve yeni gelişmelere uyum sağladık. Bugün açıklayacağımız teşvik sistemi de, aynı şekilde yeni şartların, yeni ihtiyaçların, ulusal ve küresel ekonomideki yeni gelişmelerin ışığında hazırlanmış bir teşvik sistemidir'' dedi.

375 bin yeni istihdam öngörülüyor

Başbakan Erdoğan, ''2009 yılında uygulamaya koyduğumuz teşvik sisteminde çok ciddi başarı kaydettik. O gün ortaya koyduğumuz hedeflere ulaştık. Temmuz 2009'dan bugüne kadar, mevcut teşvik uygulaması kapsamında, 11 bin 382 adet teşvik belgesi düzenlendi. Bu belgeler kapsamında, 157 milyar lira tutarında yatırım, 375 bin 609 kişilik de yeni istihdam öngörüldü'' dedi.

"Hedeflerimizi yüzde 72 oranında gerçekleştirdik"

Erdoğan, ''2009 yılından bugüne kadar uygulanan teşvik sistemiyle, yüzde 72 gibi büyük bir oranda, komple yeni yatırım bunu hedeflemişiz, bu öngörülmüş, bu hedefimiz de gerçekleşmiştir. Biz, bu mevcut sistemle, Büyük Ölçekli yatırımları, özellikle de uluslar arası doğrudan yatırımları ülkemize çekmeyi hedeflemiştik. Sonuçlar incelendiğinde, bunda da başarı sağladığımız görülecektir. Nitekim bunu artık bizim dışımızda özellikle de dünya medyası bu gerçeği teyit etmiştir. Sonuç itibariyle, mevcut teşvik sistemi, Türkiye'nin tüm bölgelerinde yatırımların arttırılması bakımından etkili sonuçlar doğurmuştur. Bu nedenle sistemin yapısını temel olarak, önümüzdeki dönemde de muhafaza ediyoruz, yeni Teşvik sistemini de bu temel üzerine inşa ediyoruz'' dedi.

Yeni Teşvik Sistemi 4 ana bileşenden oluşuyor

Yeni teşvik sisteminin temel hedefleri olarak cari açığın azaltılması için ithalat bağımlılığı ürünlerin üretimi başta geliyor. Yeni teşvik sistemi 4 ana bileşenden oluşuyor.

Teknolojik dönüşümü sağlayacak yüksek ve orta-yüksek teknoloji içeren yatırımların desteklenmesini bu yeni sistemle hedeflediklerini belirten Başbakan yeni teşvik sistende dört ana bileşeni açıkladı.: Genel Teşvik Uygulamaları, Bölgesel Teşvik Uygulamaları, Büyük Ölçekli Yatırımların Teşviki, Stratejik Yatırımların Teşviki...

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yeni sistemle, yatırım yapacak olanlara, Katma Değer Vergisi (KDV) İstisnası, Gümrük Vergisi Muafiyeti, Vergi İndirimi, Sigorta Primi İşveren Hissesi Desteği (asgari ücret üzerinden), Faiz Desteği, Yatırım Yeri Tahsisi, Gelir Vergisi Stopajı Desteği ve KDV İadesi Desteği sağlayacaklarını bildirdi.

"Ülkemizde üretimi özendireceğiz"

Erdoğan, yeni teşvik sistemiyle, sanayinin yapısal dönüşümüne katkı sağlayacak Stratejik Yatırımları özellikle destekleyeceklerini ifade ederek, ''Böylece, ithal etmek zorunda kaldığımız malların ülkemizde üretimini teşvik etmiş olacağız. Bu kapsamda yatırım yapılacak yere, yatırımcı karar verecek. Bu çerçevede, hangi ilde yapılırsa yapılsın Stratejik Yatırımlar aynı desteklerle ve aynı koşullar altında desteklenecek'' dedi.

Savunma, havacılık ve uzay sanayine de teşvik geliyor

Yeni teşvik sisteminin savunmadan uzay sanayine kadar bir çok sektörü kapsayacağını ifade eden Erdoğan, "savunma, havacılık ve uzay alanındaki yatırımlar ile, otomotiv, uzay veya savunma sanayine yönelik test merkezleri ve rüzgar tüneli yatırımlarının, yatırım yerine bakılmaksızın, 5'inci bölge desteklerinden yararlanmasını getiriyoruz. Özellikli eczacılık ürünleri olan, biyoteknolojik ve onkolojik ilaçlar ile, kan ürünleri üretimine yönelik yatırımların, yatırım yeri dikkate alınmaksızın, aynı şekilde 5;inci bölge desteklerinden yararlanmasını sağlıyoruz'' dedi.

"İlk, orta ve lise eğitim yatırımlarını da destekleyeceğiz"

 Erdoğan, ''Yeni teşvik sisteminde, eğitim yatırımlarını da öncelikli olarak destekliyoruz. Özel sektör tarafından gerçekleştirilecek olan ilk, orta ve lise eğitim yatırımları, hangi ilde yapılırsa yapılsın, Bölgesel Teşvik Uygulamaları kapsamında 5'inci bölge desteklerinden yararlanacak. Demiryolu ve denizyolu ile yük ve yolcu taşımacılığına yönelik yatırımlar, madencilik yatırımları, Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgelerinde yapılacak turizm yatırımları da aynı şekilde, nerede olursa olsun, 5;inci bölge desteklerinden yararlanabilecek'' dedi.

İl bazlı bölgesel teşvik sistemi

Yeni teşvik uygulamasında, bölgesel sistem yerine il bazlı bölgesem teşvik sistemine geçtiklerini vurgulayan Erdoğan,  "Şurası özellikle önemli: İllerin, bölgesel dağılımdaki yerleri, daha sonra TÜİK'in periyodik çalışmaları sonucunda elde edilecek veriler çerçevesinde gözden geçirilebilecek, bir değişim varsa, illerimizin listedeki yeri de ona göre değişebilecektir. Yani bu sabit değildir, değişkendir'' dedi.

Sigorta prim desteği 10 yıl daha sürecek

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ''6'ıncı bölgede, 31 Aralık 2013 tarihine kadar başlanacak yatırımlarda, Sigorta Primi Desteği 10 yıl süreyle uygulanacak. Bu tarihten sonra başlanacak yatırımlarda ise 7 yıl süreyle uygulanacak. Kurumlar veya gelir vergisi indirim oranları ile yatırıma katkı oranlarını, bölgeler itibariyle yeniden belirledik ve artırdık. Artırılan bu oranlar 2013 yılı sonuna kadar başlayan yatırımlar için geçerli olacak'' dedi.

"Vergi indirim desteği tüm kazançlarına da uygulanabilecek"

Erdoğan, ''Önemli bir yenilik getiriyoruz: Yatırımcı, vergi indirimi desteğini, yatırım döneminde tüm faaliyetlerinden elde ettiği kazançlarına da uygulayabilecek. Örneğin, Kocaeli'nde yatırımı olan yatırımcı, gidip Muş'a da yatırım yaparsa, yatırıma katkı oranının yüzde 80'ini Kocaeli'nden elde ettiği kazancın vergisinden düşebilecek. Bu yeni düzenleme, değişen oranlarda uygulanacak ve 1'inci bölge haricindeki tüm bölgeleri kapsayacak'' dedi.

 "Yeni teşvik sistemi yatırımları özendirecek"

Başbakan Erdoğan, ''2023'e yürüyen bir ülke olarak, bu yeni teşvik sistemi, inanıyorum ki Türkiye genelinde yatırımı daha da özendirecek; üretim, istihdam, ihracat noktasında Türkiye;yi çok farklı bir boyuta taşıyacaktır. Önceki teşvik uygulamalarında olduğu gibi, bu teşvik uygulamasında da inşallah hedeflerimizi tutturacağız. Bütün bunların ötesinde, bölgeler arasındaki, iller arasındaki gelişmişlik farklarını bu sistemle daha da indireceğiz. Bu teşvik sisteminin, yatırımcıları, hatta uluslararası yatırımcıları artık bölgeye (Doğu ve Güneydoğu) daha fazla çekeceğine inanıyorum. Tüm Türkiye değişirken, bu bölgenin daha hızlı değişip, farkı kapatacağına gönülden inanıyorum. Ben, bu yeni teşvik sisteminin, ülkemize, milletimize, yatırımcılarımıza hayırlı olmasını diliyorum'' dedi.

Erdoğan, ''Doğu ve Güneydoğu illerimiz, blok halinde kahverengine boyanmış durumda. Elbette burada on yılların ihmali var. Elbette burada, devletin, hükümetlerin, kurumların, sivil toplumun, sanayicinin, yatırımcının ihmali var. Ama, özellikle son 9 yıl boyunca, bu durumun değişmesinin önündeki en önemli engelin de terör ve terör örgütü olduğunu da ifade etmek durumundayım. Şu anda bu bölgede terör tehdidi olmamış olsa inanıyorum ki bu bölge süratle sıçrayacaktır. Süratle kendisine yakın bölgelerdeki ekonomik gelişmeyi yakalayacaktır. Ama terör örgütü acımasız olarak bölgesine bölge insanına ihanet etmektedir. bölgeye yatırım gelmesi, bölgede yatırım yapılmaması dolayısıyla bölgenin sorunlarının çözülmemesi için terör örgütü elinden geleni yapıyor. Biz, Hükümet olarak tüm bu engellemeleri aşıyoruz'' dedi.

Yeni teşvik sistemi, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere uygulamaya konulacak.