BIST 9.194
DOLAR 31,29
EURO 33,87
ALTIN 2.058,69
HABER /  MEDYA

Şirin Payzın hangi partiyi destekliyor?

Şirin Payzın muhabir kökenli, önemli bir gazeteci. 90’lı yılları gazeteci olarak yaşayan Payzın ile 2014 Türkiye’sini, siyasi atmosferini, gazeteciliği, gelecek günleri konuştu Sayım Çınar.

Abone ol

GAZETECİLER.COM - ÖZEL HABER
SAYIM ÇINAR
sayimc@superonline.com

Şirin Payzın muhabir kökenli, önemli bir gazeteci. 90’lı yılları gazeteci olarak yaşayan Payzın ile 2014 Türkiye’sini, siyasi atmosferini, gazeteciliği, gelecek günleri konuştu Sayım Çınar.

"BYEGM'NİN VERDİĞİ BASIN KARTINI NEDEN KABUL EDİYORUZ?"

-Bu söyleşiyi kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Medyada son dönemde bir yozlaşma söz konusu, çok tartışılıyor. Güven azalmış durumda. Siz bir televizyoncu olarak nereye koyuyorsunuz kendinizi? Medyanın durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

-Medyaya güven, gazetecilere güven her dönem problemli oldu. Bugün özellikle konuşulan bir mesele ama her dönemde sorun oldu. Demokratik kriterler sallantıda olunca kim bu medya sorusu akla geliyor. Demokratik olup, medyası problemli çok ülke var. Fransa böyle örneğin politika gazeteci ilişkileri. Amerika’da da benzer bir durum söz konusu. Bu konuda şunu söyleyebilirim: Sabahtan akşama kadar siyasi otoriteyi eleştirebiliriz. Kendimize bakmamız gerekiyor. Gazeteciler olarak gazeteciliğimize sahip çıkmadık. Örgütlü olmayı, sendikalı olmayı başaramadık. Şimdi anlıyoruz önemini. Yurtdışından gazetecileri koruyan örgütler geliyor, onlar bizim adımıza girişimlerde bulunuyorlar. Güç birliği çok önemli. Biz hala Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon’un verdiği sarı basın kartını kabul ediyoruz. Neden bunu ediyoruz? Dünyada böyle bir uygulama yok. Gazeteci olduğunun kartını ancak gazeteci cemiyetleri verir, kimse devletten kart almaz. Biz bu sarı basın kartını içimize sindirdik, devletin kartını taşıyoruz. Müsteşara da aynı kart veriliyor, özel kaleme de, bana da. Avrupa’da basın press birliği, sendikası veriyor kartı. Buradan başlamamız gerekiyordu. Gazetecilerin örgütleri de çok içe geçti. Güvenilir bir üst örgüt yok. Güç birlikleri var neyse ki son dönemde. En büyük sebeplerden biri bu güvensizlikte. Kim gerçekten gazeteci, muhabir, alınterini dökmüş biz kendi içimizde de yanıt veremiyoruz. Teknolojiye çok yatırım yapıldı insana yatırım yapılmadı. İnsan kaynağına yatırım yapılmadı. Muhabirliğin değeri unutuldu. Oysa onlar temeli bu işin.

"SOMADA HEPİMİZ ALANA İNDİK"

-Bedava program yapanlar, ucuzluk, göze çarpıyor bu durum.

-Emeğe saygı olmalı. Televizyon yorumcuları her yerde var. Kimi profesyonel kimi davet edilerek gelmiş,  bunlar olmalı. Ama insan kaynağına yatırımın önüne geçmemeli. CNN Türk dikkat ediyor. Muhabirlerimiz alanda. Yeterli değil ama alan haberine çok önem veriyoruz. Soma’da hepimiz alana indik. Muhabirliğin ne olduğu anlaşıldı. Bunlara bakmamız gerekiyor.

-Kobani sınırında daha çok yabancı muhabir vardı.

-Muhabirlik bu işin temeli. Televizyon pahalı iş. Döndürmesi kolay değil. Eskiden bir tek ana haber vardı. 5 muhabirdik. Geri kalan programlar döndürüyordu kanalı. O dönem ATV’deydim. Şimdi haber kanalı yüklenmesi zor. Gidişattan umutluyum, yaz aylarında kaliteli stajyerlerim oldu. Umutlu olmak için bir sebep var dedim onları görünce. Siyasi zıtlaşma, köşelerdeki tartışmalar çok gündemde.  Alana çıkmadan köşe yazarları büyük büyük sözler söyleyebiliyorlar.

Deneme

1413116090-m1.jpg
RÖPORTAJIN TAMAMINI GAZETECİLER.COM'DAN OKUYABİLİRSİNİZ>>