BIST 9.645
DOLAR 32,57
EURO 34,73
ALTIN 2.435,58

Organize işler

ABD ve İsrail’in niyeti; Filistin halkına destek verip yanında duran ülkelerde iç karışıklık çıkarmak ve Filistin'in haklı mücadelesini bir din savaşına dönüştürmek hatta Haçlı seferlerini yeniden başlatmak.

İrlanda, Filistin dostu bir ülke. 7 Ekim’den bu yana yaşanan İsrail’in Gazze katliamına en sert tepki İrlanda’dan geldi. Tarih boyunca Filistin’in haklı davasına olan ilgisi ve büyük desteği İrlanda’yı diğer Avrupa Birliği ülkelerinden belirgin bir şekilde ayırıyor.

Bu ayrıştırmanın temelinde; tarihsel benzerlik ve insan hakları konusundaki duyarlılığı vardır. Sıradan bir vatandaş, politikacı, siyasetçi, sanatçı olması fark etmeksizin ülkelerinin Filistin halkının haklarını savunmasında daha etkin bir role sahip olmasını istiyorlar.

İrlanda'nın İsrail algısı; ülkenin İngiliz karşıtı isyanıyla ve Kuzey İrlanda'yı İngiliz kontrolüne bırakan, iç savaşla boğuşurken önemli bir dönüşüm geçirmesidir. 1900’lu yılların başına kadar varlıklarını birlikte sürdüren Kuzey İrlanda ve İrlanda Cumhuriyeti, Birleşik Krallık’a bağlıydı.1919-1921 yılları arasında yapılan İrlanda Bağımsızlık Savaşıyla Kuzey İrlanda ile İrlanda Cumhuriyeti birbirinden ayrıldı.

İsrail'in Filistin topraklarını hukuka aykırı, insanlığa aykırı şekilde ele geçirmesi, Gazze’yi haritadan silmesi ve Filistin halkının buna karşı mücadelesi, İrlanda'nın Britanya hükümetine karşı verdiği mücadeleyi hatırlatıyor. Bir anlamda Filistin İrlanda’nın siyasi ikizi.

Adalet ve özgürlük özlemiyle birleşen iki ulus arasındaki bu güçlü bağ, İrlanda, Filistin hakları konusundaki uluslararası söylemini ve savunuculuğunu hâlâ şekillendirmeye devam ediyor.

İrlandalılar Filistin halkını gönülden destekliyor.

Süreç böyle devam ederken birdenbire şiddet ve kan oldu …

Peki sonra ne oldu?

İrlanda' sokaklarında bir Cezayirli çıkıp sokaktaki masum insanlara saldırdı, üçü çocuk beş kişiyi bıçakladı.

Ardından Dublin'de herkes sokağa döküldü.

Müslümanlara karşı büyük bir saldırı başladı.

Göçmen büroları ve merkezleri ateşe verildi.

Bu yaşananlar, ABD ve İsral'in ortak aklının düzenlediği bir algı operasyonundan başka bir şey değildir.

Muhtemelen meydanlarda İsrail'i protesto eden İngiltere ve Fransa özellikle Türkiye'de de benzer operasyonlara girişip, halkı galeyana getirmek isteyeceklerdir. İngiltere’nin başkenti Londra’da Cumartesi günü Filistin’e destek amaçlı dayanışma yürüyüşü yapıldı. 300 binden fazla insanın karıldığı belirtiliyor.

ABD ve İsrail’in niyeti; Filistin halkına destek verip yanında duran ülkelerde iç karışıklık çıkarmak ve Filistin'in haklı mücadelesini bir din savaşına dönüştürmek hatta Haçlı seferlerini yeniden başlatmak.

SİYASİ HARİTA YENİDEN ÇİZİLECEK

Sakarya, İzmit, Adapazarı, Bursa, Balıkesir, Bingöl, İstanbul, Ankara, Bolu, Bilecik… daha pek çok ilde İYİ Parti ile ilgili seçmen ümitsiz.

Seçmenin söylediği ; İYİ Parti kaynayan kazan.

Daha parti içi disiplini sağlayamayan, partisini yönetemeyen bizi mi yönetecek diyor seçmen.

Seçmen İYİ Partiye güvenmedi, bu algıyı değiştirmek için İYİ Parti gerekeni yapmadı.

Hatta parti içindeki istifalara dahi duyarsız kaldı. Gitmek niyetiyle ayağa kalkanlara sorunun ne olduğunu sormak, durum bilgisi almak, çözüm üretmek yerine kapıyı göstermek…

Ahat Andican'dan Durmuş Yılmaz'a... 

Aytun Çıray'dan Faruk Köylüoğlu'na... 

Aydın Sezgin'den Hasan Subaşı'na... 

Bahadır Erdem'den Adnan Beker'e... 

Yavuz Ağıralioğlu'ndan Nebi Hatipoğlu'na kadar... Pek çok istifaya seyirci kalındı.

Bir de ihraç edilenler var tabi. Üstelik bu ihraç edilenler partinin kurucular kurulu üyeleri.

Ethem Baykal'dan Sevinç Gümüş'e... 

Tamer Kayaalp'ten Musa Ertugan'a... 

Günay Kodaz'dan İsmet Koçak'a kadar...

Öyle ki Av. Ethem Baykal açık açık yüksek sesle “Meral Akşener’e
hakkımı helal etmiyorum” dedi. Buna da sessiz kaldı İYİ Parti.

Ama büyük krize yenileri eklenmek üzere. Bu defa kriz Meral Akşener ile Sakarya Milletvekili Ümit Dikbayır arasında çıktı.

Bu kan durdurulabilir mi ?

Akşener’in işi bu defa zor görülüyor.

Zaten kaybedilen bir seçim var ortada,

Mayıs ayından bu yana İYİ Partide kaybedilen bu seçim masaya yatırılıp, kritik edildi mi?

Ağır yenilginin tüm faturası Akşener’e kesildi ama hırsızın hiç mi suçu yoktu.

Yerel seçimler için bir yol haritası çıkarıldı mı?

Teşkilatlar seçim çalışmasına ne kadar hazırlıklı?

Umarsızca yol almanın elbet bedeli olacaktır.

Oldu da

Kaos… Karmaşa... Gerilim…Hakaret…İftira…
Sonuç ; yüksek hasar

Bu hasar için gerekli tedbirler alınmazsa depremi yaşayacak İYİ Parti. Hem de yakın zaman da

31 Mart 2024'teki Yerel seçimde. 

Böyle bir durum da siyasi harita yeniden çizilecek demektir.