Numan Kurtulmuş: Meclise Yakışan Nezaket
Numan Kurtulmuş: Meclise Yakışan Nezaket
Meclis’in açılışından geriye yalnızca konuşmalar kalmaz.
Bir selamlaşma kalır. Bir tebessüm kalır. Bazen de iki gül…
Sayın Devlet Bahçeli’nin, Cumhurbaşkanı Sayın Erdoğan’ın konuşmasının ardından sunduğu kırmızı ve beyaz güller, günün en zarif görüntülerindendi.
Siyasetin kelimelerle dolup taştığı bir zamanda, böylesine sade bir jestin kendine yer bulması kıymetliydi.
Sayın Erdoğan’ın DEM Partili milletvekilleriyle ve Müsavat Dervişoğlu’yla selamlaşması da aynı açıdan değerlendirilmeli.
Fikir ayrılıkları yerinde dururken birbirinin yüzüne bakabilmek, elini sıkabilmek, selamını alabilmek…
Parlamentoya yakışan budur.
O günün üzerinde ayrıca durulması gereken isimdi Meclis Başkanı Sayın Numan Kurtulmuş.
Çünkü Meclis Başkanlığı, farklı siyasi görüşlerin aynı çatı altında söz söyleyebilmesini sağlama sorumluluğu taşır. Hele böylesine hassas bir dönemde, her kelimenin ağırlığı vardır.
Sayın Kurtulmuş’un tavrında dikkat çeken, bu ağırlığın farkında oluşuydu.
“Terörsüz Türkiye” sürecinde sergilediği sükûneti, sabrı ve uzlaşma arayışını önemsiyorum. Komisyondaki güçlükleri aşmaya çalışırken gösterdiği feraset, günlük siyasi tartışmaların arasında kaybolmamalı.
Bir masayı kurmak emek ister.
Ama o masanın etrafındaki insanları, bütün farklılıklarına rağmen konuşmaya devam ettirebilmek ise daha büyük emek ister.
Sayın Kurtulmuş’un gayreti tam da burada değer kazanıyor.
Açılış konuşmasındaki yaklaşım da bu sorumluluk duygusunu yansıtıyordu.
Sürecin hukuk içinde ilerlemesi, Meclis’in denetim görevini sürdürmesi, toplumsal ümidin korunması…
Bunlar üzerinde sabırla çalışılması gereken meseleler.
Yeni anayasa çağrısında ortaklaşılabilecek alanlara işaret etmesi de aynı anlayışın parçasıydı. Türkiye’nin ihtiyacı, insanların birbirini dinleyebildiği ve görüş ayrılıklarını konuşabildiği bir siyasi iklim.
Bu iklimin oluşmasında Meclis Başkanı’nın kullandığı dilin büyük payı var.
Resepsiyondaki ev sahipliğine gelince…
Sayın Numan Kurtulmuş’un nezaketi, makamının taşıdığı sorumlulukla uyumluydu. Devlet adamlığı dediğimiz şeyin gündelik davranışlarda da karşılığı olmalı: Karşılarken, dinlerken, uğurlarken…
Sayın Bahçeli ve kurmaylarının kısa katılımı da açılış akşamının dikkat çeken ayrıntılarındandı.
Bu vesileyle Saygıdeğer Hanımefendi Sevgi Kurtulmuş’u da saygıyla anmak isterim. Kamuoyunun önünde yaşamanın beraberinde getirdiği sorumlulukları düşününce, ölçülü ve zarif bir duruşun kıymeti daha iyi anlaşılıyor. Kendisine duyduğum takdirin temelinde de bu değerler var.
Sayın Numan Kurtulmuş’un devlet adamı edebiyle birlikte, Sevgi Hanımefendi’ye yönelik bu saygıyı ifade etmek, açılış akşamının nezaket duygusuna yakışıyor.
Yeni yasama yılının önünde yoğun bir gündem bulunuyor.
Elbette konuşmaları, kararları ve sonuçları değerlendireceğiz.
Ama siyasetin insani tarafını da ihmal etmeyelim.
Bir çift gülün, bir selamlaşmanın, özenli bir ev sahipliğinin toplumda her zaman bir karşılığı var.

Sayın Numan Kurtulmuş’un sabırlı ve birleştirici tutumunun daha da güçlenmesini temenni ediyorum.
Çünkü millet, Meclis’inde meselelerin ciddiyetle ele alınmasını beklediği kadar, birbirine saygı gösteren insanlar da görmek istiyor.