BIST 4.827
DOLAR 18,64
EURO 19,56
ALTIN 1.066,07

Kaldırın yurtdışı yasağımı kardeşim kaçacağım :)

Süleyman Soylu'nun "suç duyurusu" üzerine 18 ay önce hakkımda soruşturma başlatıldı. Halk TV, Tele1, Sözcü, Cumhuriyet ve Özışık soyadına kin kusmaya hazır olan nice haber siteleri değil de,  ahaber olmayanı olmuş gbi duyurdu.

- Özışık kardeşlerin evine polis baskını!

Evimize herhangi bir baskın yapılmamıştı oysa; İnternethaber'in Ataşehir'deki merkezine gelen polise, cep telefonlarımızı ve bilgisayarlarımızı teslim etmiştik sadece. İlginç olan, evimize baskın yapılmadığını, elektronik cihazlarımıza el konulduğunu Halk TV'nin kamuoyuna duyurmasıydı.

İstanbul Emniyeti'nin paylaştığı "bilgi notu"nu 22 Mayıs 2021 tarihinde, "Evimize baskın" yapılmadığını duyuran yine Halk TV oldu, ahaber değil:

"Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 21.05.2021 tarihli talimatına istinaden şüpheliler Hadi Özışık ve Süleyman Özışık'ın sahibi olduğu Ataşehir adresli "İnternethaber" isimli iş yerinde arama yapılmış; arama sonucunda şüpheli şahısların kullanımında olan telefonlara ve dijital materyale el konulmuş olup iş yeri aramasında başkaca suç ve suç unsuruna rastlanmamıştır."

Cumhuriyet Başsavcılığı'nın başlattığı soruşturma üzerine Ankara'ya gidip ifade verdim. İstanbul'a döndükten sonra İçişleri Bakanı Süleyman Soylu'nun talimatıyla, koruma kararım iptal edildi. CHP'li Ali Mahir Başarır'ın iddia ettiği gibi "Süleyman Soylu'nun torpili" ile bana koruma verilmedi; tehdit altında olduğum için devlet bana koruma vermişti. Hâlâ tehdit ediliyorum, daha geçen hafta bana saldırı planlandığını Süleyman Soylu'nun tepesinde olduğu emniyet güçleri tarafından rapor edildi!

Niye tehdit alıyorum peki?
PKK'ya, FETÖ'ye... terör örgütlerine gül uzatmıyorum neticede.
Gülücükler saçmıyorum... Kimi kalem erbabı ve kimi ekran yüzü gibi, İnternethaber'de, Youtube ve Facebook yayınlarımda methiyeler dizmiyorum. Büyük bir yayın kuruluşunun sahibiyim, tehdit almam anormal olmamalı diye düşünüyorum.

Bu hatırlatmayı neden yapıyorum?
"Terör örgütüne yardım ve yataklık" yapmakla suçlandım.
8 ay boyunca her ayın 15'inde "adi bir suçlu" gibi karakola gidip imza attım. O da yetmedi "yurtdışı yasağı" seyahat özgürlüğüm kısıtlandı. Umre'ye gitme plânım vardı gidemedim; hâlâ yasaklıyım çünkü. 

"Allah Allah ne suç işledi acaba?" diyenlerin merakını gidereyim...
Vallahi bilmiyorum!
Savcılığa gittim ifade verdim...
Hakkımda bir dava açılsın diye tam 18 aydır bekliyorum.
Savcı dosyayı İstanbul'a, istanbul Ankara'ya geri gönderdi.
Avukatlarım her gün ama her gün o savcının kapısını aşındırıyor, "Ne oldu bizim dosya?" diye...
"Tık" yok!
Bekliyoruz!

Arkadaş...
"Terör örgütüne yardım ve yataklık" yaptım madem!
Niye dışarıdayım?
Süleyman Soylu'nun iddia ettiği gibi, "Terör örgütüne yardım ve yataklık" yapmadıysam, o zaman neden yasaklıyım, neden seyahat özgürlüğüm kısıtlanıyor, neden avukatlarımın itiraz dilekçesi (kaç oldu bilmiyorum) her defasında çöpe atılıyor?

İçişleri Bakanı beni suçlu buluyor!
Devletin savcısı işlem yapmıyor!
E bu oldu mu şimdi?
İçişleri Bakanı beni suçlu buluyor!
Devletin hakimi "yurtdışı yasağı" ile yetiniyor!
E bu oldu mu şimdi?

Kaldırın kardeşim yasağımı...
Kaçacağım :)