YAZARLAR

Geldikleri gibi gidecekler mi?

şte bütün bunlar her Müslüman millete nasip olamayacak nitelikte olan Atatürk devrimlerinin başarısıydı.

Türk Milleti için karanlık bir dönemi bitiren Milli Mücadele,çağdaş ufuklara yelken açılan yeni bir dönemin debaşlangıcıydı.

Bir imparatorluğun küllerinden doğan ÇağdaşTürkiye Cumhuriyeti sayesindedir ki; kula kulluk yerine eşithaklara sahip vatandaş olma bilinci filizlenmiş, büyük bedellerödenerek elde tutulabilen vatan toprakları İslamiyet’in en samimiduygularla yaşanabildiği tek toprak parçası olarak bir yıldız gibiışımaya başlamıştı.

Çoğu İslamiyet ile ilgisi olmayan gelenekselİslami ritüeller, yerini okuyup anlayarak içselleştirmeye bırakmış,böylece din üzerinden beslenen istismar sektörü yavaş yavaş çökmeyebaşlamıştı.

İşte bütün bunlar her Müslüman millete nasipolamayacak nitelikte olan Atatürk devrimlerininbaşarısıydı.

Harf devrimi ile başlatılan eğitim seferberliğicehaletin, laiklik ile sağlanan toplumsal barış ile de bağnazlığınkökü kurutuluyordu!

Son günlerde harf devrimi hakkında yürütülenkaralama kampanyasının “ bir gecede cahil bırakıldık” söylemiyukarıda sözü geçen istismar sektörünü yeniden canlandırmahevesinde olanların iddiasıdır ki gerçekle hiçbir ilgisibulunmamaktadır.

Kaldı ki; bırakınız Osmanlı’yı cumhuriyetinilan edildiği ilk yıllarda dahi okuma yazma bilenlerin nüfusa oranıyüzde 2 seviyelerindeydi!

Şu bir gerçektir ki; Eğitim seviyesi yüksekolan toplumları din ile uyutmak, Allah ile kandırmak mümkündeğildir.

Yoksulluğunu kullanarak istismar daedemezsiniz.

İşte istismar sektörünün rahatsızlığı busebepleydi.

Türk Milletinin, istismar sektörünün üfürükdinine çevirdiği İslamiyet’in özüyle tanışması Çağdaş TürkiyeCumhuriyeti’nin kurulmasıyla aynı tarihlere denk gelir.

Dedikodu yöntemiyle bilinçli olarak yayılancumhuriyet karşıtı çirkin propagandalar, iftira ve tahriklerMenderes dönemine kadar taban tutturamasa da Menderes’in dinüzerinden siyaset yaparak başarıya ulaşması aslında bugünkükokuşmuşluğun da temelini atmış oldu.

Bağımsızlık savaşını zaferle sonuçlandırarakcumhuriyetle taçlandıran Türk Milleti için ekonomik ve siyasalanlamda emperyalizmin güdümüne girilmesi de yine Menderes döneminerastlamaktadır.

Menderes’in din üzerinden siyaset anlayışıistismarcılar için yeni umut kaynağı olmuş ve planı ABD tarafındanhazırlanan 12 Eylül 1980 askeri darbe ile de kesintiye uğrayanbağnazlık faaliyetlerine kaldıkları yerden devam etme olanağıbulmuşlardı.

Şimdilerde Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucupartisi olan Cumhuriyet Halk Partisini darbeci olarak yaftalayanlaraslında 1980 darbesinin ürünü olarak ülkeyi bugünkü mezbeleortamına çevirenlerdi.

Böylece geçmişte güvenilir, emin olarakbildiğimiz dindarlara paralel bir dindar kesim daha türetilmişoldu!

Yurdun dört bir yanından adeta mantar gibi tarikatlar vecemaatler fışkırdı.

İlk zehirlerini topluma enjekte ettiklerindeönce insanların selamlaşmaları değişti.

Dini, mezhebi, etnik kökeni ne olursa olsuninsanların üzerinde çekince koymadan uzlaşabildiği tek değer olanvatan kavramına mesafeli duranların sayısında da gözle görülürartış yaşandı.

Dindarlaştıkça (!) insani değerler zayıflıyor,İslamiyet’in özünden hızla uzaklaşılıyordu!

Yeni türeyen dindar görünümlü kesim daha çokticari faaliyette bulunanlar arasından, sonrasında ise özellikleeğitimsiz ve yoksul kesim etki altına alınarak halk tabanındayaygınlaşıyordu.

Bir önceki "Cumhuriyetin temel ilkeleriyle kavga etmek!"başlıklı yazımda cumhuriyet kazanımlarından hoşnut olmayan“rahatsız olanlar ve farkında olamayanlar” olarak tanımladığımkesim böylece birbirini tamamlayan ikili olarak toplumu kirletmeyehız verdiler.

İstismara artık her alanda ve her yerderastlamak mümkün hale gelmişti.

İçinde dini motifler bulunan ticari işletmeisimlerinden tutun gıda sektöründe İslami usullere göre kesilenhayvan reklamlarına kadar istismarın her nevi hayatımıza girmişoldu.

Nihayet geldiğimiz noktadan bakıldığındaülkenin görünen genel durumu şudur;

Devlet, vatandaşı üzerinde gerek ekonomik gerekse polisiyebaskılarla tahakküm kurmuş, tüm kamusal varlıklar yöneticiler veyandaş iş adamlarının çıkarları doğrultusunda kullanılmaktadır.

Halk, devletin direkt ya da dolaylı baskısı altındafukaralaşarak yardımlarla hayatını idame edecek haledüşürülmüştür.

Asayiş, ülke genelinde hiç kimsenin hiçbir yerde güvendeolmadığı kadar bozulmuş, suç oranlarında akıllara durgunluk verecekboyutta artış gözlemlenmektedir.

Siyaset, yönetim gücünü elinde bulunduranların keyfi yönetimanlayışı sebebiyle rüşvet, yolsuzluk, yağma ve talan icraatlarınınörgütlendiği bir mecra haline gelmiş, gayri milli politikalarlaülke ciddi risk ile karşı karşıya bırakılmıştır.

Hukukun üstünlüğü yerle yeksan edilmiş üstünlerin hukukunadönüştürülerek iktidarın sopası haline getirilmiştir.

İyi ama bu duruma nasıl ve niçingeldik?

Bu duruma; göz göre göre, adım adım ve sessizkaldığımız için geldik. Şayet cumhuriyet değerlerine sıkı sıkıyabağlı kalmakla yetinmeyip zamanında itiraz etme cesaretigösterebilseydik bu gün ülke yağmalanmamış, ordumuz tasfiyeedilmemiş, insanlarımız borç batağına sürüklenmemişolacaktı.

Etnik kökeni, dini, mezhebi nedeniyle insanlar birbirineböylesine hasım hale gelmemiş olacaktı.

Vatan kavramı insanların ortak paydası olmaya devam edecek vebölgemizde milyona varan sayıda Müslüman katledilmemişolacaktı.

İthal kavram olan Siyasal İslam’ın ülkemize vedolayısıyla bölgemizdeki Müslüman ülkelere verdiği zararınmuhasebesini varın vicdanlarınızda siz değerlendirin!

Yorumlar