YAZARLAR

Bir tek cemaatin değil, tüm cemaatlerin mercek altına alınması gerek!

Buradan yola çıkarak, “şayet cemaatler varsa 7-8 bakanlığın bütçesinin toplamından daha fazla pay alan Diyanet İşleri Başkanlığı niçin var?” diye sormak mümkündür.

Gülen terör örgütüne karşı kapsamlı operasyonlar devam ediyor.

Ancak gerek kamu kurumları, gerek vakıf ve özel teşebbüs işletmelerinde, gerekse örgütün basın ve yayın ayağında süren tüm bu operasyonlar, kalıcı çözüm için yeterli değildir.

İktidarı, muhalefeti ile tüm siyasiler, kalıcı ve yeterli çözüm üretebilmek için öncelikle ideolojik beklentilerinden tamamen arınarak cemaatleşme kavramına hukuk devleti gözüyle ve bir bütün olarak bakmalıdırlar.

Çünkü cemaat ve cemaatleşme eğilimi, tüm Ortadoğu da olduğu gibi Türkiye’de de çatışma üretebilecek yapılanmalara dönüşmüştür.

Kelime anlamı; bir imama uyarak namaz kılan topluluk olan cemaatin, pratikte de toplu namaz kılınan alanlarda ve namaz esnasında görevliye uyan topluluk olması beklenir.

Oysa mevcut haliyle cemaatleşmelerde bu beklentinin tamamen dışına çıkan bir yapı söz konusudur.

Ortak özellikleri; vakıflar aracılığıyla ve kapalı ilişki ağı kurularak sürdürülen faaliyetler olup, özünde tamamen nüfuz kazanmak ve çıkar üzerine inşa edilmiş fırkalaşmalardır.

15 Temmuzda yaşadığımız ve ağır sonuçları ile toplumun her kesimini etkileyen darbe girişimine bakıp bir tek cemaate yoğunlaşmak ve bu temelde çareler aramak yanlıştır, eksiktir.

Yukarıda da belirttiğim üzere, cemaatleşme kavramı bir bütün olarak ele alınmalı ve cemaatleşmenin toplumsal yaşam içinde hangi ihtiyaca cevap verdiğine dair yanıt aranmalıdır.

Buradan yola çıkarak, “şayet cemaatler varsa 7-8 bakanlığın bütçesinin toplamından daha fazla pay alan Diyanet İşleri Başkanlığı niçin var?”diye sormak mümkündür. 

Aslında bu türden soruların cevabı, Mustafa Kemal Atatürk’ün tekke ve zaviyeleri kaldırma ve yasaklama gerekçeleri içinde zaten bulunuyor.

O halde din üzerinden popülist politikalardan uzaklaşılarak Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucu iradesinin tüm uygulama ve gerekçeleri doğru okunmalı ve bir an evvel hayata geçirilmelidir.

Bugün, Gülen cemaati devletin kılcal damarlarına sızarak darbe girişimi ile devleti ele geçirmeye teşebbüs etmiştir.

Peki ya yarın…

Yarın Nur cemaatinin devleti ele geçirme girişiminde bulunmayacağının garantisi nedir.

İcmalci, Menzilci, Süleymanc, Hizb-ut Tahrirci, Melamiler, Halveti, Nakşibendi ya da Cerrahilerin devletin kılcal damarlarına sızmaya kalkışmayacağını kim garanti edebilir?

Hiçbir katma değer üretmediği halde toplumun önemli bir kesimini etkileyen, devletin göz yumduğu, koruyup kolladığı bu yapılar, kamu yararı ve devletin bekası gözetilerek niçin denetlenmiyor?

@tmrduran1

Yorumlar 30 yorum