BIST 13.346
DOLAR 43,94
EURO 51,42
ALTIN 7.495,53
HABER /  POLİTİKA

Cumhurbaşkanı Erdoğan: İran halkına ülkem ve milletim adına başsağlığı diliyorum

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran'da sivillerin hedef alındığı tablodan derin üzüntü duyduklarını belirtirken İran halkına Türkiye adına başsağlığı diledi. Erdoğan önceliklerinin en kısa sürede ateşkes olduğunu ifade ederek bu konuda temaslarını artıracaklarını söyledi.

Abone ol

AK Parti Kongre Merkezi'nde MKYK Üyeleri, Parti Kurulları, Ankara İl Teşkilatı ve İlçe Başkanları'nın katılımı ile iftar programı düzendi. 

Programa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da katıldı. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan, burada yaptığı açıklamada "Değerli yol ve dava arkadaşlarım, Cumartesi günü komşumuz İran’a yönelik, uluslararası hukuku açıkça ihlal eden saldırılar da eklendi. Saldırılarda, aralarında İran dini lider Ali Hamaney’in yanı sıra sivil ve askerî yetkililerin ve masum çocukların bulunduğu çok sayıda İranlı hayatını kaybetti." dedi. 

"İRAN HALKINA ÜLKEM VE MİLLETİM ADINA BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM"

Sahadaki tablonun üzücü olduğunu belirten Cumhurbaşkanı, "Hayatını kaybeden İranlı kardeşlerimize Cenab-ı Allah’tan rahmet, İran halkına ülkem ve milletim adına başsağlığı diliyorum.

Komşuları ve kardeşleri olarak İran halkının acısını yürekten paylaşıyoruz. Çatışmaların yükünü sivillerin ve hiçbir günahı olmayan masumların çektiği bu tablo karşısında derin bir üzüntü duyuyoruz." ifadelerini kullandı:

Konuşmasında bölgede yaşanan son gelişmelerin yanısıra Ramazan ayında yapılan çalışmalara da değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, açıklamasında şunları kaydetti:

"RAMAZAN AYINI EN GÜZEL ŞEKİLDE İDRAK ETMENİN ÇABASINDAYIZ"

Böyle mübarek bir akşamda, böylesine güzel bir atmosferde sizlerle beraber olmaktan duyduğum memnuniyeti özellikle ifade etmek istiyorum. Gönüllerimizi bu bereket sofrasında bir araya getiren partimizin genel sekreterliğine teşekkür ediyor, davetimize icabet eden siz kardeşlerime de şükranlarımı sunuyorum.

AK Parti olarak manevi duyguların doruk noktasına çıktığı; sevginin, muhabbetin, yardımlaşmanın, dayanışmanın daha bir anlam kazandığı Ramazan ayını en güzel şekilde idrak etmenin çabasındayız. Genel merkez birimlerimiz, milletvekillerimiz, kadın kollarımız, gençlik kollarımız ve yerel yönetimlerimizle tam kadro sahadayız.

Yurt içindeki vatandaşlarımızla iftarın ve sahurun bereketini paylaşırken yurt dışında yaşayan kardeşlerimizi ve soydaşlarımızı da ihmal etmiyoruz. Halep'ten Saraybosna'ya, Varna'dan Prizren'e kadar kalbimizin birlikte attığı kardeşlerimizin olduğu her yerde Ramazan coşkusunu birlikte paylaşıyoruz.

"SÜKUNET SAĞLANANA KADAR TEMASLARIMIZI YOĞUNLAŞTIRACAĞIZ"

Biliyorsunuz, Türkiye olarak ilk günden itibaren ihtilaflara diplomatik yollarla çözüm bulunması için yoğun bir gayret gösterdik; bundan sonra da barış ve istikrar için çabalarımızı sürdüreceğiz.

Körfez’deki kardeşlerimize geçmiş olsun dileklerimizi iletmenin yanı sıra savaşı nasıl durdurabileceğimizi, gerilimi nasıl düşürebileceğimizi enine boyuna ele aldık. Ateşkes tesis edilene, bölgemizde yeniden sükûnet hâkim olana kadar her düzeyde temaslarımızı yoğunlaştırarak sürdüreceğiz.

Değerli kardeşlerim, şunun herkes tarafından bilinmesinde fayda görüyorum: Biz millet olarak kendimiz için istediğimizi komşumuz için de isteriz. Tarihimizin hiçbir döneminde komşularımızın evindeki yangına bigâne kalmadık. İlkeli, onurlu, insan hayatını merkeze alan barışçıl bir politika izledik.

"BÖLGE KALICI HUZURA KAVUŞSUN DİYE ARZU EDİYORUZ"

23 yıldır bölgesel barış ve istikrar için nasıl samimiyetle mücadele ettiğimizi, uluslararası siyasette nasıl yapıcı ve dengeli bir tutum benimsediğimizi herkes biliyor. Hiçbir karşılık beklemeden yürüttüğümüz bu çabaların haklılığı bugün çok daha iyi anlaşılmaktadır.

Biz sulhun tarafındayız. Kan akmasın, gözyaşı dinsin istiyoruz. Bölgemiz artık yıllardır hasretini çektiği kalıcı huzura kavuşsun arzu ediyoruz. Bilhassa şu mübarek Ramazan-ı Şerif’te, hemen yanı başımızda çatışma, savaş, gerilim ve katliam görmek istemiyoruz.

İran’ı hedef alan gayrihukuki saldırılar karşısındaki tutumumuz da bu istikamettedir. İran bizim komşumuzdur. 1639’dan beri sulh içinde olduğumuz İran halkı da, bölgedeki diğer halklar gibi bizim kardeşimizdir.

"YANGININ DAHA FAZLA BÜYÜMEDEN SÖNDÜRÜLMESİ ŞARTTIR"

Önceliğimiz ateşkesin sağlanması ve diyalog kapısının açılmasıdır. Şayet gerekli müdahalede bulunulmazsa, çatışma sürecinin bölgesel ve küresel güvenlik açısından çok ciddi neticeleri olacaktır.

Böyle bir tablonun ortaya çıkaracağı ekonomik ve jeopolitik belirsizlikleri ise hiçbir ülke taşıyamaz. Bu nedenle yangının daha fazla büyümeden söndürülmesi şarttır. Elbette bu hassas süreçte ülkemizin ve vatandaşlarımızın güvenliğiyle ilgili tüm tedbirleri de alıyoruz.

Hiçbir ihtimali göz ardı etmiyor; her gelişmeyi dikkatle analiz ediyor, her hadiseyi en ince ayrıntısına kadar tetkik ve tahlil ediyoruz. Güvenlik ve istihbarat birimlerimiz sahadaki gelişmeleri son derece titiz bir şekilde takip etmektedir.

"MİLLETİMİZ BİZE GÜVENMEYE DEVAM ETSİN"

86 milyonun bir tek ferdinin dahi zarar görmemesi adına devlete düşen görev neyse, bize hangi sorumluluk düşüyorsa onu harfiyen yerine getiriyoruz.Buradan teşkilatımla birlikte tüm vatandaşlarımıza da sesleniyorum: Milletimiz bize güvenmeye, devletine güvenmeye devam etsin.

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, her şart altında milletinin yanındadır ve milletinin hukukunu koruyacak kudrete, iradeye ve imkâna sahiptir. İktidar olarak ne yapılmak istendiğini biliyoruz. Kapalı kapılar ardında yazılan senaryoları, kurulan tuzakları, yapılan sinsi hesapları gayet iyi biliyoruz.

Hangi ham hayallerin peşinde koşulduğunun da farkındayız. Bununla birlikte ne yaptığımızı ve ne yapacağımızı da çok iyi biliyoruz. Bölgemizdeki diğer krizlerde olduğu gibi inşallah bu fırtınalı sulardan da ülkemizi sahil-i selamete çıkaracağız.

"YETER Kİ BİRLİK BERABERLİK İÇİNDE HAREKET EDELİM"

Güçlü dış politikasıyla, güçlü ekonomisiyle, güçlü savunma sanayisiyle, güçlü askerî kapasitesiyle ve hepsinden önemlisi tahkim edilmiş iç cephesiyle Türkiye her türlü badirenin üstesinden alnının akıyla gelecektir.

Hiç kimse endişe etmesin. Allah’ın izniyle istikbal Türkiye’nindir. İstikbal, 86 milyon ferdiyle aziz milletimizindir. Yeter ki birlik ve beraberlik içinde hareket edelim. Yeter ki görüş ayrılıklarımızı, mezhep  farklılıklarımızı, köken farklılıklarımızı bir kenara bırakarak daha aydınlık, daha mutlu, daha müreffeh bir geleceği birlikte inşa etme irademizi koruyalım.

Rabbim birliğimizi ve dirliğimizi daim eylesin. Ülkemizi, milletimizi ve bölgemizi her türlü beladan muhafaza buyursun.