YAZARLAR

Bir hocanın gözünden 16 Nisan...

16 Nisan “referandum”unun 15 Temmuz hadisesi ile doğrudan ilgisini unutan “evetçi”ler kaybettirir.

Süleyman ÖZIŞIKsuleyman@internethaber.com

Munzur Üniversitesi Sosyoloji Bölümü'nden Doç. Dr. Ali KemalÖzcan hoca bir yazı göndermiş. Yazının konusu tahmin edeceğinizüzere referandum...

Beni takip edenler bilir, başkalarının yazılarını alıp bu köşedehiç yayınlamadım. Ancak Ali Kemal Hoca meseleyi o kadar güzel dilegetirmiş ki yayınlamaktan başka şans tanımadı bana..

Okuduktan sonra "bundan güzel anlatılamazdı"diyeceğinize eminim.

Buyrun:

16 Nisan “referandum”unun 15 Temmuz hadisesi iledoğrudan ilgisini unutan “evetçi”lerkaybettirir.

Türkiye’nin en küçük ilininin “çok küçük” üniversitesindeverdiğim felsefe alakalı derslerimde bir Kürt atasözünü tekrarededururum: “Ger tu pé xelké nıkani, pé xwe bıkane!”Eğer başkasına gücün yetmiyorsa kendine güçgetir!..

Bunu üniversitemizin mahrumiyetlerini ve imkansızlıklarınıaşamadığımız yerde – ki aşamıyoruz – “herkesten daha fazlaokuyarak kendimize güç getirelim” demek için söylerim...Ve fakat bunları diyen biri olarak bu güne kadar, 16 Nisan’da”evet” ile değişmesi önerilen 18 maddeyi okumadım(belki başka bir “şey” bulurum  da mahçup olurum diyedemin okudum).

Çünkü değişecek olan 18 değil 1 (bir) maddedir ve ne başkanlıkne de cumhurbaşkanlığı “sistem”idir:Cumhurbaşkanı’nın Başbakan olması“maddesi”dir.

Osmanlı dönemini bilmem ama, Türkiye’nin“Cumhuriyet” olmasından bu yana Cumhurbaşkanlığı“kurum”u  seçimle gelenlerin üzerindeki askeri vesayetin bir“şube”siydi.

“Askeri vesayet” de, aslolarak “çokpartili sistem”imize geçişimizle hemen her onyılda bir – ve her“mayınlı alan”a halkın girmeye teşebbüs ettiği her “riskyükselişi” hâllerinde – milli ordumuzdaki “bizimoğlan” (Our Boys) odaklarının “oligarşikiktidar”larını tekrar garantiye almak üzere“sistemi kollama” müdahelesi demekti.

Bu müdahalelerin “resmi şube”si Cumhurbaşkanlığı,gayri resmi “genel merkez”i de ABD idi.

Geçenlerde eski bir 12 Eylül mahkumu bir “yeni”milletvekilinin bir Tv canlı yayınındaki“anekdot”unun Türkiye gündemine oturmaması, 16Nisan’ı 15 Temmuz’un intikamına  çevirmek isteyenlerin hâlâ nekadar “ensemizde” olduklarının ne kadarbilindiğini kuşkulu hâle getirmektedir.

“Anı”sı şu:

80 darbesi sonrası bir dergi çıkarttık. Ben de ünlü biriyleröportaj yapmak istedim. Bir arkadaşım vasıtasıyla eski MİTMüsteşarı Fuat Doğu'ya ulaştım. 71 Muhtırası'nı Demirel'ehaber vermeyen adam. 

Evine gittim, teybi masaya koydum ve konuşmaya başladık. Çok önemlişeyler söyledi. Ayrıldıktan bir süre sonra beniarayıp “Sesimi kaydetmişsin, bugüne kadar kimseye izinvermedim, senin şerefine inandım, onu hemen banagetir” dedi.

Ona giderken o gün genel başkanımız olan rahmetli MuhsinYazıcıoğlu'nu arayıp ne olur ne olmaz diye “MİT'egidiyorum” diye haber verdim. Giderken kaseti bir kez dahadinledim. Kasetin kopyasını çekmedim ama şunu söylemişti:

“Ben MİT Müsteşarlığı yapmadım.” Ben de “Aman efendim, sizgeneralsiniz, büyükelçilik yaptınız, MİT müsteşarlığı yaptınız”dedim. “Hayır” dedi ve devam etti: “Ben MİT Müsteşarlığıdeğil CIA'nın şube müdürlüğünü yaptım...” 

(Doç. Dr. Selçuk Özdağ, A Haber, 27 Aralık 2016)

18 madde falan yoktur aslında: “Cumhurbaşkanı seçilenin, varsapartisi ile ilişiği kesileceğine dair hükmün kaldırılması veeskiden başbakanlık denen Yer’e “cumhurbaşkanlığı” denilmesi”dirdeğiştirlecek olan. “Gerisi teferruat”tır...

16 Nisan bunun Millet’e götürülmesidir.

***

Peki “bu” ne demektir? Bu; Türkiye’deki “sistem”in başkasının“şube”si olmaktan çıkıp kendisinin merkezi olması demektir. Dananınkuyruğu buradan kopmaktadır...

Erdoğan’ın “Batı”nın hedefi hâline gelmesinde “one minute” ve“Dünya 5’ten büyüktür”ün etkisi inkâr edilemez olmakla birlikte,asıl “dert” son Kürt isyanı sorununu İmralı’daki lideri üzerindenaracısız çözmeye kalkışması olmuştur. Hakan Fidan’ın 7 Şubat’ta“ifadeye çağrılma”sı hamlesindeki sebep, MİT’i “şube” olmaktançıkarmasındaki rolüdür ve eski “Merkez”in sinesindeki asıl derttir.15 Temmuz ile bu “dertler” kusulmak istenmiştir.

Son günlerde Erdoğan’ın “15 Temmuz’da ben halkımla meydandaydım,sen neredeydin” diye “Gandi Kemal”e sorması bundandır.

Çünkü, Anadolu’nun Gandi’si “O” gün sabaha kadar BakırköyBelediye Başkanı’nın evinde “Hayır”lı Bir Sonuç’u beklemişti.
Çünkü, “15 Temmuz Girişimi” gecesi boyunca sabah saatlerine kadarCHP’nin Halk Tv’sinin “TSK yönetime el koydu” alt-yazısıylasürdürdüğü sessizlik ile Kandil’e yakın İMC’den aynı “sedasızlık”ıatbaşı gitmişti.
Çünkü Hillary hanım 17 Temmuz 2011’de Türkiye’ye geldiğinde,Kılıçdaroğlu, M.Akşener ve Demirtaş-Kışanak ile bir “zincirlemekaza” görüşme de yapmıştı...

Geçenlerde bir sosyoloji profesörü meslektaşımdan bir “sonuçtahmini” istedim, aynen şöyle dedi: “Yüzde 60’a yakın Hayır ve2019’da Kılıçdaroğlu Başbakan, M. Akşener Yardımcı’sıdır!”

Yine geçenlerde bir Ak Parti yöneticisi “Hayır çıkarsaTürkiye’de iç savaş çıkar” dediği için “haber” oldu ve partisindenatıldı...

Bu “yönetici”miz mesela: “İç savaş çıkar” değil de “Hayırçıkarsa, iç savaş çıkarmak isteyenler için bu ‘Hayır’ bir ‘Başla’düdüğü olacaktır” deseydi, ne “yanlış anlaşılır”dı ne de o bedeliöderdi.

Yani vesselam; 16 Nisan’ı 15 Temmuz’un “Rövanş Günü” olarakgörmeye devam ediyor bu “Hayır” odakları ey Milley! Buna“abartmayın” diyenlere dikkat edelim!..

15 Temmuz bir “darbe girişimi” değildir. Bu Girişim; geçtiğimizyüzyılda Türkiye Kürtleri’ne yapılan belki de benzeri insanlıktarihinde görülmemiş 80 yıllık Kürt kimlik inkârı zulmüne rağmen,biribirinden koparılamayan Türk-Kürt “vücut”unu “testere ileortadan ikiye bölme girişimi” idi.

Girişim’den çıkılmamıştır... 

Öcalan’ı Türkiye’ye “terörist başı” diye teslim eden“uluslararası komplonun başı” ABD; ne oldu da bu “dünyanın entehlikeli terörist örgütü”nün Baş’ının her köşebaşında “portre”leriasılı “Rojava Devrimcileri” ile vazgeçilmez müttefik oldu?


Bu referandumu 15 Temmuz Hasisesi’nden “zırnık” kopararaktartışanlar Erdoğan’ı yalnız bırakmaya devam edecek olanlarolacaktır.

Her ne kadar “Kartallar yalnız, çakallar sürü ile gezer” isede;


Erdoğan’ı Erdoğan için değil kendimiz için, geleceğimiz için yanlızbırakmayalım ey Millet!..

Erdoğan’ı Erdoğan için değil, Türk ve Kürtler “vücut”unun testereile ortadan bölünmemesi için yalnız bırakmayalım ey Millet!..
Erdoğan’ı Erdoğan için değil, Türkiye’yi bir “şube” olmaktançıkarıp Anadolu ve Mezopotamya’da çekirdek ruh olarak Türk ve Kürt“sosyolojisi”nin birliği temelinde bir OrtaDoğu “merkez”i yapmakiçin yanlız bırakmayalım ey Millet!

Oslo’da, Habur’da, Paris Cinayeti’nde önüne geçilmek istenenbuydu...
Çözüm Süreci’nin “Seni başkan yaptırmayacağız”ında söylenenbuydu.
15 Temmuz’da indirilmek istenen “darbe” buydu...

Ve 16 Nisan’ın Hayır’ında  varılmak istenecek “hayır” budurey Millet!..

Bilmem anlatabildim mi her sabah öğrencilerine “okuyun” diyen“Ben”in neden bu “18 Madde”yi okumadığını?..

Yorumlar67 yorum