Bakan Fidan: İnşallah üzerimizde kara bulut gibi dolaşan bu mesele ortadan kalkar
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar.'' ifadelerini kullandı.
AK Parti Diyarbakır İl Başkanlığında açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, ‘’İnşallah bu üzerimizde kara bulut gibi dolaşan, bu terör meselesi ortadan kalkar. Bu proje gerçekten siyasal şiddetin gündemden çıktığı, artık her şeyin medeni bir şekilde anlaşarak, konuşarak halledildiği bir ortama da döndüğü andan itibaren şu andaki mevcut kalkınma durumunun, ekonomik durumunu ben kat be kat üstünde bir performans sergileyebileceğimizi görüyorum. Önümüzde çok ama çok güzel günler var. Buna yürekten inanıyorum. Bunu mümkün kılan bütün kardeşlerime çok teşekkür ediyorum’’ dedi.
Diyarbakır’ın antik çağlardan beri büyük medeniyetlere ev sahipliği yapmış kadim bir şehir olduğunu ifade eden Bakan Fidan, ‘’Coğrafyası özel, insanları özel, iklimi özel, her şeyi özel. Tabii zaman zaman tarihte bu oluyor. Bu özel anlar nazar değiyor. Böyle bir otuz kırk sene inkıta anına giriyor. Bu tarihî büyüyüş biraz sekteye uğramış gibi oluyor. Ama sonra tekrar tarihin kendi rotası devam ediyor. Biz inanıyoruz ki özellikle, tabii AK Parti'nin son yirmi beş yıldır ortaya koyduğu icraatlarla Diyarbakır hak ettiği tarihî yolculuğuna devam edecek. Ekonomik kalkınması, bölgesel gelişmesi, sosyal gelişmesi, ticarete, teknolojiye ev sahipliği yapması ve bölgedeki diğer ekonomik ve kültürel ilişkisi giderek daha da artacak’’ diye konuştu.
''12 EYLÜL ZİHNİYETİ DENEN BİR ZİHNİYET VARDI''
12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruşun ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını geriye götürdüğünü anlatan Bakan Fidan şöyle devam etti:
‘’Yıllardır devam eden bir, mücadele bu. Burada birkaç tane önemli hususun yerine getirilmesini sağladık. Birincisi tabii yani 12 Eylül. Biliyorsunuz 12 Eylül zihniyeti denen bir zihniyet vardı. Özellikle kimlik inkarını, Kürtlerin kimliğini inkar eden, bir duruşun neredeyse sembolü haline gelmiş bir zihniyet vardı. Bu zihniyetin hem pratikte hem hukuki zeminde hem zihni zeminde son bulmasını sağlayan gerçekten AK Parti kadrolarının halk yoluyla, seçim yoluyla iktidara gelmesi oldu. Yani bu tarihî olarak altı çizilmesi gereken bir husus değerli arkadaşlar. 12 Eylül zihniyetinin ortaya çıkarttığı, kimliği reddeden, belli bir azınlık dışındaki genel yapıyı dışlayan duruş, ülkenin bütünlüğünü, beraberliğini, güvenliğini, ekonomisini, kalkınmasını aklınıza ölçülebilen ne parametre geliyorsa hepsini geriye götürdü. Hiçbirini ileriye götürmedi. Tabii çok şükür AK Parti iktidarlarıyla beraber Cumhurbaşkanımızın liderliğinde gerçekten, kimlik inkarının ortadan kalkması, bütün vatandaşlarımızın anayasal vatandaşlık çerçevesinde sadece Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için kendi etnik kimliğinden, inancından bağımsız olarak eşit muamele görmesi prensibi bizim, yaptığımız en büyük siyasal devrim olmuştur değerli arkadaşlar. Anayasal vatandaşlık ve insanlara eşit muamele. Her insanın kimliğini, kültürünü, inancını, durduğu yeri kabul etmek ve bunun içerisinden bir toplumsal bütünleşme ve kaynaşma üretmek önemli. Yani burada garip olan şu, yani yüzyıllardır, bin yıldır bu topraklarda sosyoloji zaten Kürt, Türk, Müslüman, Hristiyan, Arap, Çerkez ayrımı yapmadan kendi beraber yaşam yolunu bulmuşken, toplum kat kat ilerideyken devletin kendi yazılımının bu konunun gerisinde kalması aslında krizin başlıca sebeplerinden biri olmuştur.
AK Parti'nin yaptığın önemli şey, toplumsal gerçekliği devletin yönetimine, anayasanın kodlarına, meclisten geçen kanunlara taşımak oldu. Bu olduğu zaman, yani toplumla devlet arasındaki zihin, kalp ve akıl uyuşması yaşandığı zaman zaten önümüzde değerli bir şey kalıyor, kalkınmayla ilgili, gelişmeyle ilgili, moderniteyle ilgili, kültürle ilgili, eğitimle ilgili diğer sorunların çözülmesi.’’
‘’13 YIL ÖNCE ASLINDA BU KONU ÇÖZÜLEBİLİRDİ’’
Demokratik reformlarla ilgili adımların en büyüğünün 2013 yılı itibarıyla atıldığını vurgulayan Bakan Fidan, ‘’Dil, Kürtçe eğitimle ilgili büyük bir adım atıldı. Yani kimlik inkarıyla ilgili mevzuatta olabilecek ne varsa onların hepsinin ortadan temizlendiği, aslında sosyolojiyle ve devlet mevzuatının buluştuğu bir gerçek alana döndüğümüz andan itibaren ortada aslında büyük bir siyasal dayanak olmaması gerekiyordu. Fakat tabii bizim uzun yıllardır bir de siyasal şiddetin terör formunda Türkiye'de ve Türkiye'nin ötesinde yer buluyor olması, Türkiye'de cereyan eden siyasal gerçeklikle bir türlü bir senkronizasyon kuramaması, daha çok Türkiye'de olana değil de bölgede olması muhtemel krizlere bakan bir perspektifle, olaylara bakan bir yaklaşım mevcut, sürecin tabii hayata geçişini bir 13 yıl daha ertelemiş oldu.