Ilımlı İslâm Projesine dikkat!

Nureddin Ceylan snureddinceylan@gmail.com

Bu kavramı ilk olarak ABD Başkanı George Bush tarafından ‘Amerikan Barış Enstitüsü’ne atanan Daniel Pipes kullanmıştır. Pipes’in 1995’de söylediği “Radikal İslam tehdidine çözüm, Ilımlı İslam'dır” sözünün üzerine bu proje bina edilmiştir. Bu kavram ABD tarafından Radikal(Siyasal) İslam ve İslamcı(köktenci) terörizm olarak adlandırılan İnkılab-i İslam’a alternatif olarak üretilmiştir.

Ilımlı İslam projesi, Tasarlanmış, planlanmış ve sınırları çizilmiş bir projedir. Doğunun kalbine sokulmuş bir "Truva Atı"’dır. Batının, 

‘Ilımlı İslam’, adından da anlaşılacağı üzere, İslam dinini farklı isimler altında mecrasından saptırma, özünü değiştirme ve çağdaş birtakım siyasi projelere alet etme maksadıyla icat edilmiş yeni bir kavramdır. Şu var ki, ‘Ilımlı İslam’, her ne kadar kavram olarak yeniyse de, fiiliyatta kökleri derindir. İslâm’ın birleştirici gücünün farkında olan batı, aziz dinin uygulamada ki gereksinimlerini ortadan kaldıracak her türlü uğraşın içine girmektedir.

Ilımlı İslam projesi, Soğuk Savaş sonrasında, Amerika’nın (genelde tüm Batı dünyasının, hatta Rusya’nın) İslam coğrafyasında sömürgeciliğe karşı İslam’la siyasi bilinci, yer yer de fiili mücadeleyi senkronize eden ve “Radikal İslam, Siyasal İslam, Fundamentalist İslam” gibi tanımlamalarla ifade edilen oluşumlara karşı geliştirmek istediği bir ‘İslam formülüdür.  Büyük Orta Doğu projesinin de altında bulunan bu proje, özellikle Orta Doğu başta olmak üzere tüm Müslüman ülkelerinin üzerine salınmış bir fitneden başka bir şey değildir. Ilımlaşma, İslâm’ın hakikatlerinden uzak yaşayan Müslüman toplumlara cazip geliyor. İnsanoğlu her zaman kolaylıktan yana bir yaratılışa sahiptir. Bu sebeptendir ki, Peygamber Efendimiz de “Kolaylaştırın, zorlaştırmayın” diye buyurarak, insanların dinden uzaklaşmasının önüne geçilmesini istemiştir. 

Bu arada bilinmelidir ki, dünyanın her tarafında geçerli bir tek ‘ılımlı İslam’ modeli yoktur. ‘Ilımlı İslam’, az da olsa, ülkeye, topluma ve siyasî konjonktüre göre değişiklik arz edebilir. Bu uğurda pragma neyi gerekli kılıyorsa, o şekilde hareket edilir. İşte Türkiye’de bu kapsamda periyodik olarak uygulamaya konulan islamizasyon politikaları ne yazık ki, İslam’ın müntesipleri tarafından İslamlaşma olarak algılanmakta ve sistemle aralarına mesafe koymanın önüne geçmektedir.  ‘Ilımlı İslam’, İslam’ı dönüştürme projesidir ve bu projenin bazı önemli karakteristikleri vardır. Dinin, Kur’an’ın vaz ettiği İslam olmaktan çıkıp, ‘Ilımlı İslam’ olması için bulunması gereken şartlardan biri, İslam’ın demokratikleştirilmesidir. Öngörülen, bir ‘demokratik İslam’dır. Bugün dünya çapındaki pek çok İslam karşıtı siyasi güç odağı, İslam’ı yeryüzünden tamamen silmek, İslamî olan her şeyi yok etmek arzusundadır.

Suudi Arabistan hükümetinin aldığı kararla birlikte açığa çıkan Orta Doğu – Ilımlı İslam birlikteliği, her geçen gün akidesel anlamda düşük kalan insanlar arasında yayılmakta. Körfez ülkelerinin, batıya mahkum olduğu ölçüde İslam bu topraklarda zarar görmektedir.  Suudi kraliyet ailesinin, Vehhabi akidesiyle İslâm’ın öz değerlerinden uzaklaşarak feci uygulamalara başvurmasına yol açanda bu derin projedir. 

Unutulmamalı ki batının tek derdi İslâm’dır. 3. Dünya Savaşını, dinleri ortadan kaldırmak için tasarlandığı gerçeğini daha önce söylemiştik. Şu an istedikleri Yeni Dünya düzenlerinin olmasını engelleyen tek din ise İslâm olduğu için, yegane amaç İslâm’ın egemenliğini kaldıracak projelerdir. Ateizm fitnesi, El Kaide ve Daeş gibi oluşumlarla  İslam'ı terörle birleştirme, sekülerleştirici post modern Müslümanlık projeleri gibi Ilımlı İslâm’da aynı kisvede olan derin ve tehlikeli bir projedir. 21. Yüzyıl Müslümanlarının inancı, devrin modasına göre değişiklik göstermekte. Bu sebeple modernize edici her eylem, zayıf inanca sahip olan Müslümanları etkilemektedir. Ilımlı İslâm’da bu yüzden ciddi bir çoğalma içindedir. Türkiye’de de hali hazırda cazip halinde olan ılımlaşma, yeni nesli değil de daha çok Müslümanca geçirilmiş gençliğin üzerinden yıllar geçiren orta yaşlı insanların rağbetindedir. 

Gidişatın her türlü açıdan feci olduğu gerçeğini, geleceğin, İslâm’ın özüyle hüküm süreceği yılların olacağı gerçeğiyle giderecek yüreklerimiz var. İslâm asla revize edilemez. İslâm’ın hakikati, Allah’ın koyduğu hükümler ve Peygamberinin sünnetinden ibarettir. Kur’an’ın hükümlerini giderecek her türlü kanun, her türlü yaşayış, her türlü eylem Müslümana ait olamaz. Müslüman Allah’ın emriyle yaşar ve O’nun emriyle ölür. Kamet ile ezan arasında olan yaşamını, insanoğlu tarafından tasarlanmış şeylerle dininden uzaklaşarak geçirenler Müslümanlar ile haşır olmayacaktır. Bize düşen ise bu hakikatleri tüm Müslümanlara bildirmek, gözlerini açmak ve hak yola ulaştırmaktır.  Al-i İmran’ın 85. Ayetiyle son noktayı koyalım.;

“Kim İslam'dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır.”

Selametle…