Batının ‘Imran Khan’ sessizliği (?)

Nureddin Ceylan snureddinceylan@gmail.com

Geçen hafta, İmran Khan'ın CIA tarafından bir darbeyle Başbakan olarak görevden alınmasının ve Khan ve destekçilerine yönelik acımasız şiddetin ardından, Khan'ın resmi hediyeleri zimmetine geçirme iddiasıyla üç yıl hapis ve beş yıl siyasetten men edildiği haberini gördük.

Bu olayın ardından Birleşik Krallık veya ABD hükümetlerinden herhangi bir protesto gelmemesi şaşırtıcı. Khan, batıya göre Pakistan tarihindeki en yolsuzluğa bulaşmış üst düzey politikacılardan biri olarak öne çıkıyor. Ülkenin siyasi atmosferi, batıya göre kelimenin tam anlamıyla feodal bir yapıya sahip. Oysa ki gerçek öyle değil.

Şerifler ve Buttolar gibi hanedanlar, dönüşümlü olarak iktidara gelirler, bazen ölümcül bir rekabet içinde olmuş ve siyaseti yönetmişlerdir. Ancak ideolojik veya politik açıdan belirgin bir farkları bulunmuyor. Pakistan'da iktidarı aslında seçmenler değil, genellikle ordu belirlemiştir. Son gelişmeler ile birlikte Şerifler yeniden iktidara döndü. Ama bu seferki seçimi ABD yapmıştı. Çünkü Khan’ı istemiyorlardı.

İmran Khan'ın 2018 Ulusal Meclis seçimlerindeki başarısı, ülkenin siyasi manzarasını kökten değiştirdi. Partisi, oyların %1'inin altında olduğu 2002 yılından, 2018'de %32'ye çıkarak büyük bir ilerleme kaydetti. Batıya karşı sert duruşu ve ABD'nin Pakistan'ı üs olarak kullanmasına karşı çıkışı, onun popülaritesini daha da arttırdı.

Ancak iktidardaki döneminde Khan, beklenenden daha radikal kararlar alarak CIA, İngiliz Muhafazakârları ve Pakistan ordusunu rahatsız etti. ABD'nin insansız hava aracı programını durdurdu ve ülkesini petrodolardan uzaklaştırmak için adımlar attı. Bunun sonucunda Amerikan Darbesi'ne maruz kaldı.

Ve şimdi de hapis cezasına çaptırıldı.

Batı basınının bu olaya sessiz kalması dikkat çekici. Ancak ingiltere ve ABD’nin önceki dönemde Khan’ı manşetlerde kötü bir şekilde sunduğu da unutulmamalı.

Örneğin; Khan’ın en yozlaşmış ve CIA’den maaş alan generalleri görevden alma veya kenara itme çabaları, Guardian tarafından şöyle tanımlanıyordu: “Üst düzey askeri atamaların kontrolünü ele geçirmeye çalıştı ve silahlı kuvvetlerin siyasetteki etkisine karşı sövüp saymaya başladı.”

Khan'ın siyasi partisinin kelimenin tam anlamıyla binlerce üyesi, yeni bir siyasi partiye katılma suçundan şu anda hapiste. Batılı müesses nizam tarafından bu kararlara kınama hiç bir zaman olmadı.

Pakistan dışında, büyük ölçüde orta sınıftan binlerce insanın neredeyse hiç kınama görmeden birdenbire siyasi tutuklular haline gelebileceği bir ülke düşünmek zor. Bu durumun tek sebebi İngiltere'nin Khan'a karşı yapılan darbeyi desteklemesidir.

Ancak bunun kısmen İngiliz siyasi sınıfının Pakistanlı göçmen topluluğuna karşı gösterdiği ırkçılığı ve küçümsemeyi de yansıttığından eminim ki bu, İngiliz bakanların Modi'nin Hindistan'ına yönelik coşkusuyla taban tabana zıttır.

Şimdi ise tüm batı hükümetleri Pakistan'ın General Müşerref yönetimindeki son açık askeri diktatörlüğünden son derece memnun.

Zamanında askeri darbeleri kınayan, anti-demokratik atılımları yaptırımlarla baskılayan batı, şimdi aynısına karşı sessiz durumda. Çünkü batı, istediğini başa getirirse ona karşı tüm medyalardan sempati duyduracak, istemediğine karşı da sessiz olacak kadar iki yüzlüdür.

Kısacası, İmran Khan'ın yaşadıkları, Pakistan siyasetinin hali hazırdaki karmaşıklığına ve dış müdahelelerine işaret ediyor. Batının yaşanan tüm bu olaylara tepki vermemesi Pakistan’ın geleceği için düşündürücü.


Selametle..