YAZARLAR

Teknoloji, buluşlar ve A.Öksüz'ün üniversitedeki izinleri…

Yönetmelikler, üniversitelerde daha özenle uygulanmalı...

ÜNİVERSİTELER SIRALAMASI...

“ODTÜ Enformatik Enstitüsü URAP Laboratuvarı, üniversite adaylarına ve velilere yardımcı olmak amacıyla geçen yıl yayımlanan 10 farklı “dünyanın en iyi üniversiteleri” sıralamasında 159 Türk üniversitesinin yerini gösteren bir rapor hazırladı. Buna göre, dünya sıralamalarında en üst sıralarda Boğaziçi, ODTÜ ve İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) yer aldı. ODTÜ URAP (University Ranking by Academic Performance) Başkanı Prof. Dr. Ural Akbulut’un, AA muhabirine verdiği bilgiye göre, üniversite adaylarına ve velilere yardımcı olmak amacıyla dünya genelindeki çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan üniversite sıralamalarını içeren rapor, adresinden yayımlanacak. Akbulut’un verdiği bilgiye göre, dünya genel sıralaması yapan 10 kurumdan en az 5’inin sıralamasında yer alan 17 Türk üniversiteleri belirlendi. Buna göre, İstanbul Üniversitesi yapılan tüm sıralamaların tümünde yer alan tek üniversite oldu. ODTÜ, Hacettepe, İTÜ, Ankara ve Gazi üniversiteleri ise sıralamaların 9’unda yer aldı. Boğaziçi ve Bilkent üniversiteleri 8’er, Koç Üniversitesi 7’şer, Ege, Erciyes, Dokuz Eylül, Marmara, Yıldız Teknik, Sabancı üniversiteleri 6’şar, Atatürk ve Çukurova üniversiteleri 5’er kere dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamalarında yer buldu.” (A.A.)

Zaman zaman üniversiteleri, çeşitli yerli/  ve yabancı kuruluşlar, sıralamaya sokuyorlar…Bu gibi sıralamalar kurumların kendilerini tartmasına, aday öğrencilere ve velilere yardımcı oluyor. Ciddi çalışmalar yapan URAP; kar amacı gütmeyen, Türkiye ve dünya üniversite sıralamalarını yapmayı toplumsal hizmet olarak gören bir kurumu. URAP Laboratuvarı’nda çalışan ekip üyeleri; diğer çalışmalarının yanı sıra, üniversite sıralama çalışmalarına gönüllü olarak katkı yapmakta.

Keşke; sayıları 40’a  yaklaşan  Konservatuarlar, 25’e yaklaşan GSE Müzik Eğitimi Bölümleri, 15’e ulaşan GSF’ler için kriterler koyarak sınıflama yapılsa...Mutlaka yararlı olacaktır… Yapılırsa; “kendi kendine, gelin güvey olmaktan”  kurtulunur!...Bu fikir ilk  benden gelsin…

BU NASIL ÜNİVERSİTE  İZNİ?!

“Sakarya Üniversitesi  İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. 'ün 'ün 2002 yılından bu yana 109 kez yurt dışına çıktığı belirlendi.” (Basından)

“Yurt dışında toplamda 552 gün kaldığı belirlenen Öksüz’ün genellikle yıllık izin dönemi ve bayram tatillerinde yurtdışına çıkış yaptığı tespit edildi. Komisyona gelen söz konusu yazıya göre; Adil Öksüz’ün 2002’den bu yana her yıl birden fazla kez yurtdışına çıkış yaptığı ve yurtdışında toplamda en az bir ay geçirdiği belirlendi.” (Basından)

Konuyu akademik açıdan değerlendirmek istiyoruz. Çünkü, diğer konular; devletin, savcıların, hakimlerin ve kolluk görevlilerinin işi…

Akademisyen olduğumuz için, yukarıdaki haberleri okuyunca  şaşırıyoruz. Geçen gün arkadaşlarla bu konuyu masaya yatırmıştık.  Çünkü, bir akademisyen izin için önce bağlı olduğu Bölüm Başk. dilekçe yazar, olurla dilekçe Müdürlüğe/Dekanlığa gider ve Yönetim kurulu kararınca verilen karara göre hareket eder. Yurt dışı izinlerde Rektörlüğün onayı gerekir. (Yol, kalma, harcırah v.b. isteniyorsa onay mutlaktır.) Öğretim üyelerinin ders yükü 10 saattir. Bölüm Başk. olunca ders yükü 5 saate düşer. Müdür ve Dekanlarda ders yükü 0’dır.

2547 say. Yükseköğretim Kanununun tanımlar başlıklı 3. Mad. (p) fıkrasında Öğretim Yardımcıları; Yükseköğretim kurumlarında, belirli süreler için görevlendirilen, araştırma görevlileri, uzmanlar, çeviriciler ve eğitim – öğretim planlamacıları” olarak tanımlanmıştır. Öğretim yardımcıları sınıfında yer alan Arş.Gör.lerin  görev tanımında -33. mad.-; “yükseköğretim kurumlarında yapılan araştırma, inceleme ve deneylerde yardımcı olan ve yetkili organlarca verilen ilgili diğer görevleri yapan  öğretim yardımcılarıdır.” denilmektedir.

36.mad. 2. fıkrası; Öğretim üyesi, kadrosunun bulunduğu yükseköğretim birimi ile sınırlı olmaksızın ve ihtiyaç bulunması halinde görevli olduğu üniversitede haftada asgari on saat ders vermekle yükümlüdür. Öğretim görevlisi ve okutmanlar ise, haftada asgari on iki saat ders vermekle yükümlüdür.” hükmü bulunmakta olup, Arş.Gör.lere yasal olarak ders verme zorunluluğu getirilmemiştir.

Yani; Arş.Gör.ler; bağımsız olarak, bir öğretim üyesinin yerine derse giremezler, sözlü-yazılı sınav yapamazlar, sınav kağıdı okuyamazlar. Bilgi ve görgülerini artırmak amacıyla, ilgili öğretim üyesi ile derse girebilir, dinleyebilir, derse katılabilirler. Yönetimler, Arş.Gör. ni; derse girmeye, etkinliklere katılmaya, yardımcı olmaya kesinlikle  zorlayamazlar... Arş.Gör. ler; kendilerine verilen süre içinde Y.L. ve doktora/sanatta yeterlik yapmakla yükümlüdürler. Arş.Gör.ler ancak; kadrolarının Öğr. Gör. Çevrilmesi halinde, bağımsız olarak –birinin yerine değil- derse girebilirler. Eeeeeeeeee!....

Kanun ve yönetmelikler ortada dururken, uygulamalar böyle midir?, elbette değildir, ipin ucu kaçmıştır maalesef! (Kendi kurumumuz dahil, çok bilgiye  sahibiyiz…Bana gelen bilgilerin, yorum bölümünde olmasını çok arzuluyorum.)

Şimdi girişteki konu ile ilgili soralım;

A.Öksüz’e, bu kadar çok  izin veren Böl.Başk., Dekan., Yönetim Kurulu, Rektör hakkında bir işlem yapılmış mıdır? “Genellikle yıllık izin dönemi ve bayram tatillerinde yurtdışına çıkış yaptığı” cümlesi inandırıcı değil... A.Öksüz’ün Doç. Jürisi kimlerden kurulmuştur? Dosyası yeterli midir? Yabancı dili nasıl geçmiştir?  A.Öksüz’ün derslerine kim girmiştir? Kim izin vermiştir? Doç. maaşı ile bu kadar seyahat mümkün değil, bütçeden kaç para verilmiştir? Bu kamu zararı değil midir?  Öğretim elemanlarından, öğrencilerden hiç mi dilekçe/başvuru yoktur? Kafalar kuma mı sokulmuştur? Görmezden mi gelinmiştir? Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın mı denmiştir?

Bu gençlere/öğrencilere   yazık değil midir? Bu nasıl eğitimdir?

Bu şekilde “etik” olmayan uygulamalar yapan başkaları var mıdır?

Başka işimiz yok, merak işte!…

KINIYORUZ…

“Ağda yaptırmıyoruz biz ne yapalım bacaklarımız kıllı. Türk milletinin bacağı kıllı olur.Türk erkeğinin kıllısı Hz.Ali'ye benzermiş. Kadının kıllısı da ayıya benzermiş.” diyen AK Parti Muğla İl Başkanı Kadem Mete’yi,

Belediye Meclis Üyeleri’nin ihalelere girmesi yasak olduğu halde,  başka belediyelerin ihalelerine giren  İBB ve Fatih Belediyesi'nin AK Parti'li Meclis Üyesi Nazmiye S. Sayan'ı,

Gençlerin onca sorunu varken, “Cinsiyet farklılıklarına saygı için” LGBT haftası tertipleyen Robert Koleji’ni,

CHP'nin yeni anayasa düzenlemesine en büyük itirazlarından biri olan "Lokantalar, muhtarlıklar kapatılacak" iddiasını programda da tekrarlayan İnce'den belge isteyen Ahmet Hakan; "Başkan Niye lokanta kapatsın, niye muhtarlıkları kapatsın? Nereye dayandırıyorsunuz? Gösterin bana..." diye sordu. Soru karşısında kısa süreli şaşkınlık yaşayan ve zor durumda kalan Muharrem İnce ise "Metni yanımda getirmedim. Okusak bile çok uzun sürer kimse anlamaz." diye cevap veren M.İnce’yi ……KINIYORUZ.

Yorumlar 3 yorum