BIST 4.977
DOLAR 18,81
EURO 20,43
ALTIN 1.164,67
HABER /  GÜNCEL

Tecavüzcü profesör 951 gün sonra yakalandı

İzmir'de yaşayan tecavüz zanlısı Profesör, tam 951 gün sonra Manisa'da ortaya çıktı

Abone ol

İzmir’de karaciğer nakilleriyle adını duyuran 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Anabilim Dalı Öğretim üyesi Prof. Dr. Hüseyin Yavuz Astarcıoğlu, aynı bölümde gerev yapan uzman doktor G.A.Y.’ye tecavüz etmek suçundan 6 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı. Cezası Yargıtay tarafından onanınca ortadan kaybolan ve İnterpol tarafından kırmızı bültenle her yerde aranan Prof. Dr. Astarcıoğlu, 951 gün sonra Manisa’da yakalandı.

İzmir 9 Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü karaciğer nakil grubunda yer alan Prof.Dr. Hüseyin Yavuz Astarcıoğlu ile aynı bölümde görev yapan uzman doktor G.A.Y., arasındaki yakın ilişki 2005 yılında davalık oldu. Uzman Dr. G.A.Y., Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun kendisine birkaç kez tecavüz ettiğini, evinde zorla alıkoyduğunu ve dövdüğünü iddia ederek şikayetçi oldu.

’EVİNDE TECAVÜZ ETTİ’

Olayı soruşturan cumhuriyet savcısı, Prof. Dr. Hüseyin Yavuz Astarcıoğlu hakkında 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde 15 yıl hapis cezası istemiyle dava açtı. Tecavüz mağduru kadın doktor, "Astarcıoğlu’yla asistan doktor olarak görev yaparken tanıştım. Nişanlımdan ayrılmıştım, aramızdaki duygusal yakınlaşma 3- 4 ay sürdü. Olay akşamı Astarcıoğlu beni evine çay içmeye çağırdı. Gittiğimde alkol alıyordu. Çay içtik. İlişkiye girmek istedi. Kabul etmeyince vurdu. Bana tecavüz etti. Kaçmak isteyince yeniden tecavüz etti. Bunları anlatmamam için de tehdit etti" dedi.

6 YIL 9 AY HAPİS

Prof. Dr. Astarcıoğlu açılan davada verdiği ifadesinde, G.A.Y. ile aralarında duygusal ilişki olduğunu söyleyip suçlamaları kabul etmedi. 15 yıl hapis cezası istemiyle tutuksuz yargılanan Prof. Dr Astarcıoğlu "Evlenmek istiyordu. İlişkinin devam edip etmeyeceğini sordu. Ben de etmeyeceğini söyleyince sinirlendi. Bu nedenle tokat attım. Zorla sahip olmuş değilim" dedi. 2005 yılında açılan davada duruşmalar sonunda Prof. Dr. Hüseyin Yavuz Astarcıoğlu, ’zorla cinsel ilişkiye girmek’ten 6 yıl 9 ay hapis cezasına çarptırıldı, ’hürriyeti tahdit’ suçundan ise beraat etti. Yargıtay 5’inci Ceza Dairesi hapis cezasını aynen onarken, beraat ettiği diğer suçtan da yargılanmasına karar verdi.

’FETHİYE’DE ÇOBANLIK YAPIYOR’ İHBARI

Kararın onanmasının ardından Prof. Dr. Astarcıoğlu üniversitedeki görevinden ayrılıp ortadan kayboldu. Güvenlik güçleri ve interpol tarafından da kırmızı bültenle tüm dünyada aranan Prof. Dr. Astarcıloğlu bulunamadı. Polis gelen yüzlerce ihbarı değerlendirdi. Bu ihbarlardan bir tanesinde Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun Fethiye’nin bir dağ köyünde çobanlık yaptığı belirtildi. Adı geçen köye giden polis, Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun polis gelmeden önce kaçtığını tespit etti.

25 TEMMUZ’DA YAKALANIP CEZAEVİNE KONULMUŞ

951 gündür her yerde aranan Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun geçen ayın 25’inde Manisa’da yakalanıp, cezaevine konulduğu ortaya çıktı. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Hüseyin Yavuz Astarcıoğlu’nun geçen 25 temmuz’da yakalanıp, cezaevine konduğunu, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdi. Savcılık, hükümlü olan Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun başka suçtan yargılanmasınını devam ettiği için Buca Cezaevi’ne nakledileceğini belirtti. Prof. Dr. Astarcıoğlu’nun Yargıtay tarafından bozulan ’hürriyeti tahdit’ suçundan 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde açılan dava ise yakalanamadığı için bitirilemiyordu. Şimdi bu dava da karara bağlanacak.

KAN DONDURAN CİNAYETİN AYRINTILARI BELLİ OLDU

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]

BİLİNMEYEN AYRINTILARI ORTAYA ÇIKTI

Henüz 21 yaşındaydı Ayfer Tekinışık. 7 aylık bebeğini hayata hazırlayan genç bir anne. Hayalleri, geleceğe dair umutları sırtına saplanan 12 bıçak darbesiyle son buldu.

17 yaşındaki katili, kapı komşusu olan genç kadını üç altın bilezik için bebeğinin yanı başında acımasızca öldürdü. Akılalmaz cinayetten birkaç saat sonra da bilezikleri kuyumcuda bozdurarak, bin liralık makyaj malzemesi borcunu ödedi. İşte inanılmaz cinayetin bugüne kadar bilinmeyen ayrıntıları...

Murat Tekinışık, 8 Ocak 2009 akşamı işten çıkıp eve geldiğinde henüz iki yıl önce evlendiği 21 yaşındaki eşi Ayfer Tekinışık'ın yatak odasında kanlar içindeki cesediyle karşılaştı. 7 aylık bebeklerinin yanı başında yüzüstü yerde yatan genç kadın henüz birkaç saat önce, defalarca bıçaklanarak öldürülmüş ardından üç bileziği ve iki yüzüğü katil ya da katilleri tarafından alınmıştı.

SIRTINDAN 12 BIÇAK DARBESİ ALDI

Hürriyet Gazetesi'nde yer alan Arda Akın'ın göre; bebeğini alıp karşı komşuya koşan Murat Tekinışık, katilin yakınlarda olduğundan habersiz polisi aramalarını isteyerek eşinin cesedinin yanına döndü. Bir süre sonra Keçiören'de vahşetin yaşandığı eve gelen Ankara Emniyet Müdürlüğü Cinayet bürosu dedektifleri, talihsiz kadının sırtından aldığı 12 bıçak darbesinin ardından hayatını kaybettiğini tespit etti. Evde olay anına ilişkin bulunan tek delil ise Ayfer Tekinışık'ın katiliyle canını kurtarmak için girdiği boğuşma sırasında tırnaklarının arasında kalan küçük et parçalarıydı. Deliller uzman ekiplerce toplanarak DNA incelemesi yapılmak üzere kriminal laboratuara gönderilirken, dedektifler katilin yakalanması için çevrede görgü tanığı aramaya başladı.

ŞÜPHELİ LİSTESİ ÇIKARILDI

Tekinışık ailesiyle aynı binada oturan komşuları, eve giren şüpheli kimseyi görmediklerini söyledi. Evin kapı ve pencerelerinde herhangi bir zorlama bulunmadığını belirleyen polis, genç kadını yakın çevresinde bulunan ve ya tanıyan birinin öldürmüş olabileceği ihtimalini değerlendirmeye aldı. Uzayıp giden şüpheli listesinde, Ayfer'in karşı komşuları dahi bulunuyordu.

SON OLARAK KOMŞU KIZI GÖRDÜ

Dedektiflerin bilgisine başvurduğu aile, 17 yaşındaki kızları Aslı O.'nun, olay gününün sabahında talihsiz kadının bebeğini sevmek için evlerine gittiğini ve bir süre sonra geri geldiğini anlattı. Dedektiflerin ifadesini aldığı Aslı O., hemen her gün komşusunun bebeğini sevmek üzere cinayetin işlendiği eve gittiğini anlatarak, şüpheli hiç kimseyi görmediğini söyledi. Gözyaşları içinde ifadesini veren genç kız polislere defalarca, "Bu cinayeti geride bıraktığı bebeği için çözün. Size yalvarıyorum" dedi.

GENÇ KIZ ORTADAN KAYBOLDU

Dedektiflerin cinayetle ilgili araştırması devam ederken, birkaç gün sonra Aslı O.'nun ailesi, kızlarının birden bire ortadan kaybolduğunu ve nereye gittiği hakkında hiçbir fikirlerinin bulunmadığını belirterek emniyete kayıp müracaatında bulundu. Dedektifler Aslı'nın adeta sırra kadem basması üzerine çalışmalarını genç kızın bulunması üzerine yoğunlaştırdı. Ayfer Tekinışık'ı öldürülmeden önce son gören kişi olması ve aniden ortadan kaybolması, Aslı'nın dedektiflerin şüpheli listesinde ilk sırada yer almasına neden oldu.

SEVGİLİSİNİN EVİNDE YAKALANDI

İki ayrı ekip, günlerce genç kızın bulunması için çalışma yaptı. Aslı'nın okul arkadaşları ve mahalle arkadaşları tek tek dinlendi. Yakın arkadaşlarından Y.B., Aslı'nın birlikte gittikleri barda kendisinden 10 yaş büyük bir erkekle tanıştığını ve aylardır bu kişiyle beraber olduklarını söyledi. Bara ait güvenlik kamerası kayıtlarını inceleyen polisler, Aslı'nın birlikte olduğu kişinin kimliğini belirleyerek Ankara Pursaklar'daki evine gitti. Aslı'yı bu evde saklanırken bulan polisler, genç kızı ifadesini almak üzere emniyete getirdi.

DNA ÖRNEKLERİ TUTTU

17 yaşından küçük olduğu için Çocuk Şube Müdürlüğü'nde psikolog eşliğinde ifadesi alınan Aslı, cinayetle ilgisinin bulunmadığını ve ailesinin erkek arkadaşıyla olan ilişkisine karşı çıktığı için evden kaçtığını anlattı. Genç kızın ifadesini yeterli bulmayan polisler, mahkeme kararıyla Aslı O.'dan DNA örneği aldı. Ayfer Tekinışık'ın tırnaklarının arasında bulunan et parçalarına ait DNA'ların, Aslı O.'dan alınan DNA örnekleriyle uyuşması üzerine, yeniden ifadeye alınan genç kız cinayeti kendisinin işlediğini itiraf etmek zorunda kaldı.

Kan donduran cinayetin ayrıntılarını bir bir anlatan Aslı O., cinayeti aynı mahallede yaşayan arkadaşı L.A. ve annesi H.A.'dan aldığı makyaj malzemelerinin borcunu ödeyememesi üzerine gerçekleştirdiğini söyledi. Aslı, dedektiflere yaşadıklarını ve dehşet anları şöyle aktardı:

MAKYAJ MALZEMESİ BORCU

"Erkek arkadaşıma güzel görünmek istiyordum. Bunun için L.A. ve H.A.'dan makyaj malzemeleri aldım. 'Nasıl olsa işe gireceğim. Çalışır borcumu öderim' diye düşünüyordum. Ancak iş bulamıyordum. Borcum bin TL'ye ulaşmıştı ve arkadaşımla annesi parayı ödemem için sürekli baskı yapıyordu. Aileme makyaj malzemeleri borcum olduğunu söyleyemiyordum. Aklıma birden Ayfer abladan borç istemek geldi. Cinayetten bir gün önce Ayfer ablaya durumu anlattım. Bana parasının olmadığını söyledi. Aileme söylememesini ve parayı bir şekilde bularak borcumu ödeyeceğimi anlattım. O da bana, 'Annene anlat belki bir çare bulur, parayı toparlarsınız' dedi. Korktuğumu ve söyleyemeyeceğimi belirttim. Bu sırada Ayfer ablanın kolundaki bilezikleri gördüm ama bana vermesini söyleyemedim. Olayın olduğu günün sabahı Ayfer ablanın eşini işe göndermesini bekledim. Daha sonra aileme bebeği sevmek için komşuya gideceğimi söyledim ve kapıyı çaldım.

KUCAĞINDA BEBEĞİ VARDI

Ayfer abla kucağında bebeğiyle kapıyı açtı. İçeri girmemi söyledi. Ben eve girdiğim sırada bebeği uyutmaya çalışıyordu. Yatak odasına geldiğimde, yeniden borç istedim. Bana, 'Param olmadığını söyledim. Yine benden istiyorsun' dedi. Bende bu kez, 'Bileziklerin var abla onları bozdur. Söz veriyorum işe girip bileziklerini hemen alacağım' dedim. Bu kez bana kızarak, 'Ben eşime ne derim? Aslı'nın makyaj malzemesi parası için bileziklerimi bozdurdum mu diyeceğim' dedi ve bağırmaya başladı. Bu sırada ben mutfağa doğru yöneldim. Tezgah üzerinde bıçak duruyordu. Ayfer abla bebeği yatağına koyduğu anda, sırtına bıçağı bir kez sapladım. 'Ahhh' diye bir ses çıkardı ve elimi sıktı. Ben bıçağı saplamaya devam ettim. Birkaç dakika sonra öldüğünü anlayınca elindeki üç bileziği ve parmağındaki iki yüzüğü aldım.

ANNESİNİ ÖLDÜRÜRKEN BEBEK UYUYORDU

Ben Ayfer ablayı öldürdüğüm sırada bebeği uyuyordu. Kan sıçrayan montumu bezle sildikten sonra evden çıktım. Panik halinde mahalleden uzaklaştım. Kendi kendime 'Ben ne yaptım. İnşallah ölmemiştir' diyordum. Birkaç saat sonra borcum olan L.A. ve annesi H.A.'yı aradım. Borcumu ödeyeceğimi ve kuyumcuda buluşmamız gerektiğini anlattım. Arkadaşım ve annesi kuyumcuya geldiklerinde üç bileziği bozdurdum. Toplam 1500 TL para aldım. Bin TL'yi borcuma karşılık H.A.'ya verdim. Bu arada montumun kolunda küçük bir kan lekesi vardı. Arkadaşım L.A. kan lekesini sorunca, 'Elim kesildi' dedim. Borcu ödedikten sonra eve gittim. Henüz ceset bulunmamıştı. Çok korkuyordum. Akşam olduğunda Ayfer ablanın cesedi, eşi tarafından bulundu. Koşarak bizim eve geldiğinde, içimdeki korku paniğe dönüştü. Açık vermemem gerekiyordu. Sürekli ağladım. Cenaze günü de ağlayarak şüpheleri üzerimden dağıtacağımı düşündüm. Polisler bilgime başvurduktan sonra yakalanacağımı düşünerek erkek arkadaşımın yanına kaçmaya karar verdim. Erkek arkadaşıma evden kaçtığımı ve artık kendisiyle yaşayacağımı söyledim. O da çok şaşırdı fakat karşı çıkmadı. Bir bebeği annesiz bıraktığım için çok üzgünüm."

Aslı, çocuk mahkemesinde yaklaşık 2 yıl süren yargılamanın ardından toplam 19 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

KAFASINI TAŞLA EZEREK ÖLDÜRMÜŞ

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]

Polisler, 4 bin lira alacağını isteyen Demirok'u kafasını taşla ezerek öldürüldüğü öne sürülen şüpheliyi düzenlediği operasyonla gözaltına aldı.

Geçen cuma günü, Eyyüp Peygamber Mahallesi'ndeki boş bir arazide halı üzerinde erkek cesedi bulundu. Yapılan incelemede üzerinde kimlik çıkmayan cesedin başının taşla ezilerek öldürüldüğü belirlendi. Cinayetin çözülmesi için çalışma başlatan Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, cesedin fotoğrafını mahallede yaşayanlara tek tek göstererek cesedin kime ait olduğunu belirlemeye çalıştı. Yaklaşık 200 ev ile yapılan görüşmeler sonunda cesedin inşaat işçisi 29 yaşındaki Bozan Demirok'a ait olduğu belirlendi.

4 BİN LİRA İÇİN ÖLDÜRÜLMÜŞ

Kimliği saptanan Bozan Demirok'un yakınlarının ifadesine başvuran polis, daha sonra bu kişinin cep telefonundan yaptığı son görüşmeleri inceledi. Yapılan incelemede Demirok'un en son 29 yaşındaki Memduh Demir ile görüştüğü saptandı. Polis, Memduh Demir'in, öldürülen Demirok'a borçlu olduğunu da belirledi. Bunun üzerine harekete geçen polis, merkeze bağlı Külünçe Köyü'ne giderek Demirok'u gözaltına aldı.

Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen Memduh Demir, yapılan sorgulamasında cinayeti işlediğini itiraf etti. Bozan Demirok'a 4 bin lira borcu olduğunu söyleyen Demir, ifadesinde şunları söyledi;

"Bozan'a 4 bin lira borcum vardı. Borcumu ödemem için bana sürekli baskı yapıyordu. Bende bu borcu ödeyecek durumda değildim. Konuşmak için Bozan'la gece geç saatlerde buluştuk. Arazide konuşurken bana hakaret edince öfkelendim ve yerdeki taş ile kafasına vurdum. Yere düştü ve kafasından kanlar gelmeye başladı. Cebinde bulunan borç senedim ile cüzdanını alıp kaçtım. Pişmanım."

Demir, sorgulamasının tamamlanmasının ardından sağlık kontrolünden geçirildi ve, 'Adam öldürme' suçundan adliyeye sevk edildi.

KAPIDA TECAVÜZ ETMESİNİ BEKLEDİLER

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]BÖYLE OLAY GÖRÜLMEDİ

İki ailenin odaya kilitlediği kıza, nişanlısı T.G. 3 saat boyunca tecavüz etmeye çalıştı...

Muğla’nın Fethiye ilçesinde Ö.A.(18) nişanlısı T.G.’den (28) ayrılma kararı alınca, iki aile fertleri akıl almaz bir plan yaptı. Nişanlısının ailesi tarafından kilitlendiği odada kendisine 3 saat boyunca tecavüze kalkışan T.G.’ye direnen Ö.A., kaçmayı başarıp jandarmaya sığındı. Korkunç plana onay veren genç kızın anne ve babasıyla birlikte 9 kişi tutuklandı.
screen-shot-2012-08-06-at-8.50.05-am.png
Olay, perşembe günü Fethiye’ye bağlı Gökben Köyü’nde, T.G.’nin halası H.C.’ye ait evde meydana geldi. Ö.A. ve bir otelde çalışan T.G., ailelerinin rızasıyla 4 ay önce nişanlandı. Ancak son 1 aydır nişanlı çiftin arasına soğukluk girdi. Ayrılmak isteyen Ö.A., kararını nişanlısı T.G. ile annesi S.A. ve babası S.A.’ya anlattı. Karara karşı çıkan Ö.A.’nın anne ve babası, iddiaya göre kızlarına T.G. ile evlenmesi konusunda baskı yaptı. T.G. de nişanlısının ayrılma isteğini babası N.A.’ya anlatarak, yardım istedi. Bunun üzerine bir araya gelen iki ailenin fertleri, çiftin evlenmesi için birlikte hareket etmeye karar verdi.

BÜYÜ İÇİN ODAYA GÖTÜRMÜŞLER

Aileler, Ö.A.’ya büyü yapılmış olabileceği gerekçesiyle genç kızı, hocalara götürdü. “Okutup üfleterek” büyüyü kaldıracaklarına inanan aileler, Ö.A.’yı ayrılma kararından döndüremedi. Bunun üzerine tekrar bir araya gelen iki ailenin fertleri, akıl almaz bir plan yaptı. Plan Ö.A.’nın anne ve babası tarafından da onaylanınca devreye sokuldu.

ODAYA KAPATIP İLİŞKİYE ZORLADILAR

Hocaya götürmek bahanesiyle Fethiye’ye bağlı Bozyer Köyü’ndeki evinden alınan Ö.A., Gökben Köyü’nde, T.G.’nin halası H.C.’nin evine götürüldü. Genç kızı evde T.G.’nin babası ile akrabaları karşıladı. İddiaya göre Ö.A.’ya, T.G. ile evlenip evlenmeyeceğini soran aile bireyleri ‘Hayır’ yanıtını alınca, genç kızı evin yatak odasına kilitledi. Daha sonra Ö.A.’nın yanına nişanlısı T.G. girdi. Kapı aile bireyleri tarafından çiftin üzerine kilitlenince genç kız çığlık atarak yardım istedi, ancak sesini kimseye duyuramadı.

AİLELER KAPIDA BEKLEDİ

T.G., iddiaya göre kendisinden ayrılmak isteyen Ö.A.’nın üzerine saldırarak cinsel ilişkiye zorlamaya başladı. Tecavüz girişimi 3 saat boyunca devam etti. Bu sırada T.G.’nin babası ve akrabaları yatak odası kapısında, Ö.A.’nın anne ve babası ise kendi evlerinde ilişkinin tamamlanmasını bekledi. 3 saat sonunda T.G.’nin tüm girişimlerine karşı koyan Ö.A., nişanlısının odadan çıkmasını fırsat bilerek evin penceresinden atladı. Kaçmaya başlayan Ö.A., yoldan geçen bir minibüse binerek Fethiye Jandarma Karakol Komutanlığı’na ulaşmayı başardı.

9 KİŞİ TUTUKLANDI

Genç kızın olayın detaylarını anlatıp şikayetçi olması üzerine soruşturma başlatıldı. Savcılığın talimatıyla Ö.A.’nın annesi, babası, T.G. ile 6 yakını önceki gün gözaltına alındı. Savcılık sorgusunun ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen T.G. ’cinsel istismar ve saldırı’ ve ’alıkoyma’, babası N.G. (58), ağabeyi Y.G. (33) ablası sS.G. (35), ablasının eşi H.G. (40), halası H.C. (58), halasının oğlu Ç.C. (34) ile anne S.A. (43) ile baba S.A. (44)
’tecavüze yardım ve yataklık’tan tutuklandı.

TABUT AÇILINCA YAKINLARI ŞOKE OLDU

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]

TABUTTAN BAŞKA CENAZE ÇIKTI

ANTALYA Adli Tıp Kurumu morgundan aldıkları cenazeyi toprağa vermek üzere Denizli’ye götüren merhum Ahmet Soner Aşçı’nın yakınları, tabuttan başka bir cenaze çıkınca şoke oldu. Aşçı’nın yakınlarına, Alanya’da önceki gün kazada yaşamını yitiren Burhan Demirkol’un cenazesinin teslim edildiği ortaya çıktı

Antalya’nın Döşemealtı İlçesi’nde önceki gün intihar eden Ahmet Soner Aşçı’nın cenazesi otopsi için Antalya Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Burada otopsi işlemlerinin tamamlanmasının ardından Aşçı’nın cenazesinin bulunduğu belirtilen tabutu dün akşam saatlerinde Adli Tıp’tan alan yakınları, toprağa verilmek üzere Denizli’nin Çivril İlçesi’ne götürdü. Devlet Hastanesi morguna bırakılan cenaze, burada yıkanmak için gasilhaneye alındı. Aşçı’nın yakınlarının eşliğinde tabutun açılmasıyla gasilhanede büyük şok yaşandı. Yakınları, Aşçı’nın cenazesi yerine başka bir erkeğe ait cenazeyle karşılaştı.
Karışıklığı fark eden Ahmet Soner Aşçı’nın yakınları, durumu Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’na bildirdi. Yapılan incelemede cenazenin, otopsisi dahi yapılmayan ve önceki gece Alanya’da trafik kazasında yaşamını yitiren Burhan Demirkol’a ait olduğu belirlendi. Demirkol’un cenazesinin, yanlışlıkla Denizli’ye gittiği saptandı.
Durumun anlaşılması üzerine Ahmet Soner Aşçı’nın cenazesi saat 15.00 sıralarında Antalya Adli Tıp Kurumu morgundan alınarak, özel bir cenaze aracıyla Denizli’ye gönderildi. Burhan Demirkol’un cenazesi ise aynı araçla Antalya’ya geri gönderildikten ve otopsisi yapıldıktan sonra Tokat’a gönderilmek üzere yakınlarına teslim edilecek.

TOPRAĞA VERİLDİ
Antalya Adli Tıp Kurumu Morgu’ndaki karışıklığın ortaya çıkmasının ardından, yaşamını yitiren Ahmet Soner Aşçı’nın cenazesi Denizli’nin Çivril İlçesi’ne getirildi. Cezaze bugün saat 17.30’da, ilçedeki Yeni Camii’de kılınan cenaze namazının ardından gözyaşları arasında ilçe mezarlığında toprağa verildi.

OĞLU İÇİN KENDİNİ ATEŞE ATTI

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]

OĞLU KAÇAK TELEFONLA YAKALANINCA...

Antalya’da, yetiştirme yurtlarında büyüyenlere yönelik memurluk sınavına girmesi gereken Bahadır Kırdemir, kaçak telefon nedeniyle gözaltına alınınca, annesi Zuhal Kalan (45), kendini yakmaya kalkıştı.

2007’de satın aldığı cep telefonu kaçak çıkan Bahadır Kırdemir (22), o yıl konuyla ilgili ifade verdi, ancak kısa süre önce ek ifade için adliyeye davet edildi. Davete gitmediği için hakkında yakalama kararı çıkarılan Kırdemir önceki gece kimlik kontrolü sırasında gözaltına alındı. Zuhal Kalan, Bahçeli Polis Merkezi’ne giderek, “Oğlum yetiştirme yurdu mezunu. Yarın (dün) Muratpaşa Lisesi’nde devlet memuru olabilmek için sınava girecekti. Bu hakkı elinden alınmasın, sınava girsin sonra savcılığa çıkarırsınız” talebinde bulundu.

Annenin iddiasına göre merkezdeki polisler, “Bizler kefiliz, çocuğu gözetimimizde sınava sokup sonra size getiririz” dese de, savcılıktan olumlu yanıt alınamadı.

Zuhal Kalan, saat 08.30’dan itibaren adliye önünde beklemeye başladı. Bir süre sonra oğlu da getirildi. Savcının ifade almaya gelmemesi üzerine oğlunun sınava giremeyeceğini düşünerek isyan etti. Adliyeden ayrıldıktan bir süre sonra bir bidon benzinle geri dönen Zuhal Kalan, sınava girmesi tehlikeye düşen oğlu için kendisini yakmaya kalktı. Bir süre sonra adliyeden çıkarılan Bahadır Kırdemir, polis nezaretinde sınava gireceği Muratpaşa Lisesi’ne götürülmek için yola çıkarıldı. Eylemini sonlandıran anne Kalan ise “Bunu mu yapmam gerekiyordu. Olmayacak şey, ben kendimi yakmaya kalkınca mı olmalıydı” diye ağladı.

ANNESİNDEN AYRILMAK İSTEYEN BABASINI ÖLDÜRDÜ

HABERİ DİĞER SAYFADA TIKLAYIN

[PAGE]BABASINI GÖZÜNÜ KIRPMADAN VURDU

Mersin’de genç bir kız, annesinden ayrılmak üzere olan fırıncı babasını iş yerinde silahla vurarak öldürdü. Olaydan sonra trafik polisleri tarafından yakalanan anne ve kızı gözaltına alındı.

Olay Çankaya Mahallesi İstiklal Caddesi üzerindeki Atmaca-2 fırını içinde meydana geldi. Alınan bilgiye göre 18 yaşındaki Hülya A. annesi Leyla A. ile birlikte annesinden ayrılmak üzere olan babası Mehmet A.’nın (44) işlettiği fırına geldi. Burada anne, kız ve baba arasında tartışma çıktı. Babasına sinirlenen Hülya A. yanında getirdiği tabanca ile babasını vurdu. Mehmet A. olay yerinde hayatını kaybederken, kaçmaya çalışan anne ile kızı ise trafik polisleri tarafından yakalandı. Mehmet A.’nın cesedi incelemelerin ardından otopsi yapılmak üzere Mersin Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

4 YAŞINDAKİ KIZI TACİZ ETTİ

HABERİ OKUMAK İÇİN DİĞER SAYFAYI TIKLAYIN[PAGE]

SAMSUN’da 20 yaşındaki Halil İbrahim Tangır sokakta oyun oynayan 4 yaşındaki N.C. adlı kızı apartmanın içine götürüp cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı.

Şüpheli ifade vermezken küçük kızın üzerinde sperm bulundu.

Olay, Atakum İlçesi İstiklal Mahallesi’nde 3 gün önce meydana geldi. Ordu’da oturan ve iş bulmak amacıyla Samsun’a gelen Halil İbrahim Tangır, otelde kalmaya başladı. Halil İbrahim Tangır, kaldırımda tek başına otururken gördüğü N.C. adlı kızı kandırdıktan sonra bir apartmana götürdü. Küçük kızın elbiselerini çıkartan şüpheli cinsel tacizde bulunduktan sonra kaçtı. Eve giden küçük kız başından geçenleri ailesine anlattı. Aile polise giderek şikayette bulundu. Hastaneye götürülen N.C.’nin üzerinde sperm izlerine rastlandı.

Soruşturma başlatan polis apartmanın güvenlik kamera görüntülerinden şüpheliyi kız çocuğuyla birlikte apartmana girerken tesbit etti. Daha sonra çevrede eşgal üzerine araştırma başlatan polis, Tangır’ı dün akşam Atakum İlçesi Adnan Menderes Bulvarı üzerindeki sahil yolunda gezerken yakalayarak gözaltına aldı. Poliste ifade vermeyen Halil İbrahim T. hakkında başlatlan soruşturmanın devam ettiği bildirildi.