BIST 9.345
DOLAR 30,92
EURO 33,46
ALTIN 2.018,71
HABER /  GÜNCEL

Sapık müdür yardımcısı yakalandı

Siirt'te ilköğretim öğrencilerine tacizde bulunmakla suçlanan kaçak okul müdür yardımcısı yakalandı.

Abone ol

Siirt'te, Nisan 2010 tarihinde 2'si kızkardeş 4 ilköğretim okulu öğrencisine cinsel istismarda bulundukları gerekçesiyle 35 kişi ile birlikte hakkında dava açılan ve 19 aydır aranan Gazi İlköğretim Okulu Müdür Yardımcısı Fahrettin Kuzu, Batman'da düzenlenen operasyonla yakalandı.

Siirt'te, geçen yıl Nisan ayında Gazi İlköğretim Okulu öğrencisi 2 kız kardeşin başlarından geçenleri öğretmenlerine anlatması ile ortaya çıkan cinsel istismar skandalı ile ilgili açılan davanın bir numaralı sanığı olan ve olayın ortaya çıkması ile emekliye ayrılan okul müdür yardımcısı Fahrettin Kuzu hakkında Siirt Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada tutuklama kararı verildi.

19 aydır aranan Fahrettin Kuzu dün gece Batman ve Siirt Emniyet Müdürlüğü ekiplerinin ortak gerçekleştirdiği operasyonda yakalanarak Siirt'e getirildi. Siirt Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube müdürü Gülbey Yolcu, 19 aydır firari olarak aranan Fahrettin Kuzu'nun dün gece Batman'da yakalandığını belirterek, "Yakalanması için 19 aydır çalışıyorduk. Batman'a gelip ev tuttuğunu ve yerleşmek üzere olduğu istihbaratını aldıktan sonra Batman polisi ile eve yerleşmek üzereyken yakaladık. Siirt Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorgudan sonra mahkemeye çıkarılacak" dedi.

 

İKİ ARKADAŞ AYNI İPLE İNTİHAR ETTİ...

HABERİN DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]Malatya'nın Yeşilyurt İlçesi Gündüzbey Beldesi'nde lise öğrenimini yarım bırakan 17 yaşındaki Alper Kızılkaya ile aynı yaştaki Adıgüzel Volkan Çoban, dün gece bir ağacın dalında aynı iple asılmış olarak bulundu.

Sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta profil fotoğraflarını, 'öldü' yazısıyla değiştirerek iki arkadaşın, aynı kızı sevdiği ve bu nedenle birlikte intihar ettikleri sanılıyor.

Okulu bıraktıktan sonra kasap olan babasının yanında çalışan Adıgüzel Volkan Çoban ile bir çiftçinin çocuğu olan Alper Kızılkaya'nın, Gündüzbey Beldesi'ndeki havuz mesire alanının yanında dün gece saat 22.30 sıralarında yakınları ve güvenlik güçleri tarafından ağacın dalına bağlanan ipin iki ucuna asılı bulundu. Sağlık ekipleri iki gencin olay yerinde öldüklerini belirledi. Polis, cesetlerin üzerinde yaptığı incelemede Çoban'ın cebinden babasına hitaben 'Hakkınızı helal edin' yazılı veda notu buldu.

Soruşturmada ilk elde edilen bilgilere göre ikisi de lise eğitimlerini yarım bırakan gençleri birlikte intihara götüren süreç, şöyle gelişti:

Arkadaşlıkları fazla eski olmayan Alper Kızılkaya ile Adıgüzel Volkan Çoban yolları, üniversiteye hazırlık için dershaneye giden bir genç kızı sevmeleriyle kesişti. İkisi de aynı kızı seven Kızılkaya ve Çoban, son 15 gün içinde beldede çok sık birlikte görülmeye başladı.

EN SON ÇAY OCAĞINDAYDILAR

Beldedeki bir çay ocağında dün oturarak arkadaşlarıyla şakalaşan iki genç, akşam saatlerinde beldeye 7 kilometre uzaklıktaki Malatya kent merkezine giderek bir ip aldı. Daha sonra gençlerden Alper Kızılkaya babasını telefonla arayarak, "Baba hakkını helal et. Bir daha görüşemeyeceğiz" dedikten sonra telefonu kapattı.

Önce oğlunun evden kaçmaya çalıştığını zanneden baba, Malatya kent merkezinde oturan yakınlarını arayarak otagarı kontrol etmesini istedi. Bundan bir sonuç çıkmayınca Kızılkaya ailesi çocuklarını beldede aramaya başladı ve ardından güvenlik güçlerine haber verdi. Saat 22.30 sıralarında beldenin mesire yerinde iki gencin ağaç dalına asılı cesetleri bulundu.

Olay yerinde üstüne basılacak taş, sandalye gibi herhangi bir şey bulamayan polis, gençlerin ağaca çıktıktan sonra yüksekteki bir dala, ipi ortadan bağladıktan sonra uçlarını boyunlarına bağlayıp aynı anda kendilerini boşluğa bırakarak intihar ettikleri kanaatine vardı. Polis iki gencin yakınları ve arkadaşlarının ifadelerine başvurdu.

Soruşturma devam ederken, gözler birlikte intihar eden Adıgüzel Volkan Çoban ile Alper Kızılkaya'nın sosyal paylaşım sitesindeki hesaplarına çevrildi. Alper Kızılkaya'nın aynı günün sabahında Facebook hesabına 'Hepinizi çok seviyorum' yazdığı görüldü. Kızılkaya ve Çoban'ın ölmeden 2 saat önce profil resimleri yerine 'öldü' yazdıkları saptandı.

PROFİLİNE BUNLARI YAZDI

Adıgüzel Volkan Çoban'ın profil resimlerinin birinde 'Bir gün ölürüm sevgilim sana doyamadan/ Bir çelenk hazırla hiç ağlamadan/ Tabutumda isterim yeşile kara/ Bir gün düşerse yolun mezarlığa/ Otlara sarılmış bir mezar ara/ Dök göz yaşlarını zorla da olsa/ Çünkü orada bir ölü var tam 17 yaşında' yazılı bir mezar taşı fotoğrafını dikkati çekti. Çoban yine Facebook'ta bu yazının da kendi mezar taşına yazılmasını istediği görüldü.

Malatya Adli Tıp Kurumundaki otopsinin ardından Çoban ve Kızılkaya'nın yakınları tarafından iki gencin cenazesi alındı. Hafız Camii'nde birlikte kılınan cenaze namazından sonra, Çoban ve Kızılkaya'nın cenazeleri belde mezarlığında gözyaşları arasında toprağa verildi. Cenaze törenine katılan Gündüzbey Belediye Başkanı Hüseyin Selçuk, olaydan büyük üzüntü duyduklarını söyledi.

İKİ ÇOCUĞUNUN ÖLÜMÜ İÇİN DAVA AÇTIĞINA PİŞMAN OLDU...

HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]

Buğrahan ve Alihan şu anda yaşasalar 10 ve 11 yaşında olacaklardı. Okula gidecek, babalarıyla top oynayacak, çocukluklarını doyasıya yaşayacaklardı. Ama evlerinde çıkan bir yangın, iki kardeşin acı sonuyla birlikte Karakılıç ailesinin zor günlerinin de başlangıcı oldu. Acılı babanın, hastane hastane dolaşırken kaybettiği çocuklarının acısı, 5 yıl sonra gelen bir kararla adeta katlandı.İtfaiye zamanında gelmediği, gerekli tedavinin yapılmadığı ve hastanelere kabul edilmedikleri için tedavinin geciktiği gerekçesiyle dava açan baba Ali Karakılıç, yavrularını kaybetmenin ardından son şoku yaşadı.

Milliyet'in haberine göre; "idare kusursuz" kararının ardından 27 bin 291 lira masrafa ödemeye mahkum olan baba şimdi isyan ediyor.

Bir aileyi önce manevi, ardından maddi anlamda "tüketen" olaylar zinciri 5 yıl önce başladı. 7 Nisan 2006'da, babaları işe, anneleri hastaneye giden iki kardeş evde uyudukları sırada, elektrikli battaniyenin alev almasıyla yangın çıktı. Dumandan zehirlenen iki kardeş, Samsun Devlet Hastanesi'ndeki ilk müdahalelerinin ardından daha ileri tedavi için Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edildi.Yeşil kartlı ailenin çocuklarının kurtarılması için, ileri duman zehirlenme vakalarında uygulanan ve üniversitede o dönemde bulunmayan hiperbarik tedavi ünitesinde tedavisi gerektiği için merkez arayışına başlandı.

HASTANE KAPISINDA ÖLDÜ

İstanbul ve Ankara'daki merkezlerle hastanenin yaptığı görüşmeler olumsuz sonuçlanınca, Karakılıç ailesi, akrabalarının da yardımıyla oksijen tedavisi için aynı günün akşamı özel ambulans tutarak çocuklarını Ankara'da bir özel hiperbarik tedavi ünitesine götürdü. Ünitede tedavinin ardından aile, bu sefer çocuklarının tedavisinin devamı için yoğun bakım ünitesi aramaya başladı. Çok sayıda hastaneye başvuran aile 'ret' cevabını aldı.

Ağabey Alihan (6), hastane önünde kabul beklerken sedye üzerinde hayatını kaybetti. Dramın basına yansıması üzerine Hacettepe Hastanesi'ne kaldırılan kardeşi Buğrahan da (5) yaşam mücadelesini iki gün sonra kaybetti.

Baba Karakılıç, iki çocuğunun ihmal sonucu öldüğü iddiasıyla Sağlık Bakanlığı, Samsun İtfaiye Daire Başkanlığı ve OMÜ Tıp Fakültesi aleyhine Samsun 1. İdare Mahkemesi'nde dava açtığını belirterek, süreçle ilgili şu bilgileri verdi:

"Bakanlık soruşturma açtı, kimse kusurlu bulunmadı, suçlu biz ilan edildik. Her kurum kendi içinde kendini aklamış. Devleti karşıma almak isteyen biri değilim, sadece sorumluların cezalandırılmasını istemiştim. 'Paran yok, neden Ankara'ya geldin' dercesine elime rapor tutuşturuldu, nasihatle gönderildim."

GAZ MASKELERİ BİLE YOKTU

OMÜ'de hiperbarik ünitesinin olması halinde Ankara'ya gitmelerinin bile gerekmeyeceğini vurgulayan Karakılıç sözlerini şöyle sürdürdü:

"'Çocuklar bu tedavi almasa ölecek' denildi, çocukları kurtarmak için Ankara'ya gittik. Hastaneler kabul etmedi, kapı kapı sokakta dolaştık, 'niye götürdük' oldu. Yangında çocukları vatandaşlar kurtardı, itfaiye geldiğinde gaz maskesi bile yoktu, müdahale edemedi. Davada 'itfaiyenin zamanında müdahale ettiği ve çocukları kurtardığı' bilgisi yer aldı."

Karakılıç bunun üzerine haklarını aramak için dava açtıkların anlattı.

VİCDANINIZ SIZLAMADI MI?

Baba Karakılıç davayla ilgili şunları söyledi:

"5 yılın sonunda karşıma davanın reddine, toplamda bilirkişi, mahkeme masrafı, avukat ücretleri ile birlikte 27 bin 291 TL borçlu çıktım. Hem çocuklarımı kaybettim, hem de 'hakkımı ararım' diyen inşaat işçisi babaya bu fatura çıkarıldı. Bu kararı verenlere soruyorum. Siz böyle bir acı yaşadınız mı? Ankara'nın ortasında, cebinizde paranız yok, 2 çocuğunuz ölüm kalım savaşı verirken sahipsizsiniz, devlet yanınızda değil. Bu kararı verirken yaşanan acıyı düşündünüz mü? Bu kararı verirken vicdanınız sızlamadı mı? Benim acımı paylaşacak olan hukuk devleti acımı paylaşması gerekirken, acılarımın üstüne tuz biber ekerek beni cezalandırıyor. Ben böyle adaleti kabul etmiyorum."

Yangında zehirlenen çocuklarını hastanede kaybeden acılı baba 'ihmal' davası açtı. Ama 27 bin lira ödemeye mahkum edildi...

KARISINI ÖLDÜRÜP BU TELEFONU AÇTI...

HABERİN DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN...

[PAGE]

Antalya'da 75 yaşındaki Sadettin Özdemir, tartıştığı eşi 66 yaşındaki Aliye Özdemir'i av tüfeğiyle öldürdü. Cep telefonuyla polisi arayan Özdemir, "Karımı öldürdüm, gelin alın" diyerek adresi verdi.

İlk eşi kanserden ölen Sadettin Özdemir, 6 yıl önce evlendiği Aliye Özdemir ile tartıştı. İddiaya göre bir süredir şiddetli geçimsizlik nedeniyle sık sık tartışan çiftten Sadettin Özdemir, eşi Aliye Özdemir'i av tüfeğiyle başından vurdu. Aliye Özdemir kanlar içerisinde yere yığılırken Sadettin Özdemir evinin avlusuna çıktı. Cep telefonundan 155 Polis İmdat telefonunu arayan Sadettin Özdemir, "Karımı öldürdüm, gelin alın" deyip adresi bildirdi. Kapının önüne oturup bekleyen bekleyen Sadettin Özdemir, gelen polislere de "Ben onu öldürmesem, o beni öldürecekti. Bana bıçak çekti" dedi. Ardından da iki ayrı ambulansla gelen sağlık görevlileri Aliye Özdemir'in öldüğü belirlendi. 

ANNEM GÖRÜRSE TAMAM ARTIK...

HABERİN DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE] 

Aksaray'da bir pansiyona yapılan fuhuş baskınında 10'u kadın 12 kişi gözaltına alındı.

Aksaray'da bir pansiyona fuhuş baskını yapan polis 10'u kadın toplam 12 kişiyi gözaltına aldı. Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen kadınlardan birisinin içeriye girerken "Annem görürse, tamam artık..." demesi dikkati çekti.

Edinilen bilgiye göre Asayiş Şube Müdürlüğü Ahlak Kumar Büro Amirliği'ne bağlı ekipler, Aksaray'daki bir pansiyonda fuhuş yapıldığı ihbarı üzerine harekete geçti. Müşteri kılığında pansiyona giren polisler, kadınlarla fuhuş yapmak için saati 200 TL'ye anlaştı. Seri numaraları alınmış paralı kadınları veren polisler, baskın için dışarıda bekleyen ekiplere haber verdi. Pansiyona yapılan baskında aralarında Rus, Azerbaycan, Moldova ve Ukrayna uyruklu kadınların da bulunduğu 10'u kadın toplam 12 kişi gözaltına alındı. Gayrettepe'deki Asayiş Şube Müdürlüğü'ne getirilen kadınlar, yüzlerini mont ve şapkalarıyla gizlemeye çalıştı. Kadınların birisinin, içeriye girerken "Annem görürse, tamam artık..." demesi dikkati çekti. Yabancı uyruklu kadınların, yapılan işlemlerinin ardından sınır dışı edileceği öğrenildi.

ŞÖLEN 11 GÜNDÜR KAYIP...

HABERİN DEVAMI İÇİN DİĞER SAYFAYA GEÇİNİZ...

[PAGE]

Babası tarafından okula bırakıldıktan sonra 3 arkadaşıyla birlikte kaçtığı görülen 14 yaşındaki Şölen'den haber alınamıyor. Küçük kızın anne - babası ise perişan...

Dokuma semtinde ailesiyle oturan Cengiz Topel İlköğretim Okulu 7. sınıf öğrencisi Şölen Yılmaz, 17 Kasım günü sabah babası Ergin Yılmaz tarafından okula bırakıldı.Akşam eve gelmeyince telaşlanan anne Perihan Yılmaz, okula müracaat etti. Arkadaşları Şölen'in babası tarafından bırakıldıktan sonra eski okulundan 3 arkadaşıyla dışarı çıktığını, okula dönmediğini söyledi.

Günlerdir kızlarını arayan Yılmaz çifti, Şölen'in resimlerini Antalya'da her cadde başına asıyor.

Kızına seslenen baba Ergin Yılmaz, "Kızım ne hata yaptıysan yaptın. Yeter ki geri dön. Seni hiç üzmeyeceğiz" derken, gözü yaşlı anne Perihan Yılmaz ise kızının kötü arkadaş kurbanı olabileceğini, bu nedenle evden kaçmış olabileceğini söyledi.