YAZARLAR

Musa'ya (A.s.) rağmen affedecektim

Gün geçtikçe Firavun ve karun Hz.Musa'nın nübüvveti karşısında aciz kalıyorlardı. Halk gün geçtikçe cemaat cemaat onun dinine koşuyordu.

Gün geçtikçe Firavun ve KarunHz.Musa'nın nübüvveti karşısında aciz kalıyorlardı. Halkgün geçtikçe cemaat onun dinine koşuyordu. Hz.Musa'yı gören ,onunmübarek sohbet halkasına katılanlar ondan etkileniyorlar ve'biz Musa'nın rabbına imanettik' diyorlardı.

Karun, Hz. Musa'nın kavminin en zenginlerindendi. Öylezengindi ki, yüce Kur'an'ın ifadeleri ile; 'hazinelerininanahtarlarını kalabalık bir grup insan taşırdı.' Nevarki kendisi Azgın, kibirli ve insafsızdı. Hz.Musa'ya düşmanlıktaileri gidiyordu. Firavun'un akıl hocası konumundaydı. Bu Karun içintefsir kitapları Hz.Musa'nın çok yakın bir akrabası olduğunu bilesöylerler. Ne gariptir ki peygamberlere hep kendi akrabalarıdüşmanlık yapmıştır. Efendimiz Hz.Muhammed'e de ilk düşmanlıkyapanların başında öz amcası Ebu Leheb gelmiyor mu ?

Karun'a övünme, Allah seni de malını da bir gün yok edebilirdense de oralı olmazdı. Bu mal ve güç benim kendi imkânlarımlakazandıklarımdır derdi. Yüce Allah'ın ona verdiği zeka ve akılsayesinde kimyacılık ilimleri ile uğraşarak mal ve servetedinmişti. Allah'ın verdiği akıl ile Allah'ı reddediyordu. Kul birkez şerre adım atınca artık ayağı tamamen kayar ve rabbının tümkudreti ile kendince harp etmeye çalışır. Şeytan sadece şer yolunugösterir ısrarcı olmaz. Ama kul şeytanın vesveselerine teslimolursa şeytan onu kızgacına alır ve onu Allah'ı inkar edecekseviyeye kadar sürükler. Mazallah...

O'nun sahip olduğu mal varlığını gören, servete karşı güçsüzolanlar 'keşke bizede Karun'a verilenlerden verilse'diyerek mülke karşı teslim olduklarını ikrarediyorlardı.Öyle ya, hem Firavun'un sırdaşı ve hem de dokunulmazbir güç sahibi olmak kolay mı? Ama rabbın farkında olanlar neKarun'a ne de Firavun'a itibar etmiyordu.

Ama bütün bunların hiçbiri Karun'a yetmedi. Bir günFiravun'a dedi ki, Musa'yı etkisiz hale getirmenin yolunubiliyorum. Firavun büyük bir heyecanla "Bana bu yolugöster" deyince, Karun, Firavun'a çirkin bir plansundu.

Şöyle dedi:

"Mısır'ın yoldan çıkmış hayat kadınlarının patronuolan bir kadın var. Bu kadın, son derece para göz ve meşhur birkadındır. Para için yapmayacağı hiçbir şey yoktur. Ben bu kadınlakonuşup onu ikna edeceğim ve Musa ile zina yaptığını söyleteceğim.Sen de Musa'yı bayram günü halkın huzuruna davet et. Kadınıçıkarırız, kadın da Musa ile zina ettiği iftirasını atar, böyleceHz. Musa'yı halkın gözünde itibarsız yaparız. Senin ilahlığınınönündeki en büyük engel olan Musa ,böylece etkisiz hale gelmişolur."

Bu kurnazca ve iffetsiz olan fikir, ilahlık iddiasındakizavallı Firavun'un hoşuna gider. Kim bilir böyle bir teklifi duymakiçin kaç gece hayaller kurarak uyumuştur.

Karun, Mısır'daki bu bilinen kadınla konuşur. Ona der ki,bayram günü halkın huzurunda Musa ile zina ettiğini söylersen seniağırlığınca altın ile mükafatlandırırım. Kadın bunun üzerine derki, "İstersen bütün Mısır'la zina ettiğimi söyleyeyim. Bubenim mesleğim neticede. Kiminle istersen onun hakkında bu sözüsöylerim."

Nihayet o gün gelir. Her şey kurgulanmıştır. İffet perdesiniyırtmış olan bu kadın perdenin gerisindedir. Halk platformun önündeHz. Musa'yı beklemektedir. Hz. Musa ise, Firavun'un daveti üzerine-konunun ne olduğunu bilmeden habersiz birşekilde- gelir. Firavun büyük bir vakar ve ihtişamla gelenHz. Musa'ya şöyle sorar: "Musa! Senin dininde zina harammı?" Hz. Musa "Evet haramdır" der."Peki" der Firavun; "zina işleyen Musaolsa da bu böyle midir." Hz. Musa "Evet, İmran'ınoğlu Musa da olsa bu böyledir" cevabını verir.

Bu cevabı bekleyen Firavun perde gerisindeki kadınaseslenir: "Çık ve Musa ile zina ettiğini ilanet!..." Normal bir insan için ne kadar ağır bir ithamolduğunu tahmin edebiliyorsunuzdur. Hele ki bu iftira bir peygamberhakkında olunca işin neticesini siz tasavvur ediniz...Bir anda kocameydanda büyük bir çalkantı oluşur. Öyle ya, sıradan herhangi birinsanın dahi altından kalkamayacağı bir eylemi , bir peygambernasıl karşılayabilir. Hz. Musa'nın o anki hali, elbette her türlütahminin üzerinde bir durum arz eder.

Hz. Musa dönüp kadına bakmaz bile. Bakmaya tenezzül dahietmez. Elindeki bastonunu yukarıya doğru kaldırır ve kadına sorar:"Allah'ın adına sana soruyorum ey kadın. Seninle zina ettimmi?" Firavun, Karun, Haman ve etrafındaki peygamberdüşmanları büyük bir iştahla kadının cevabına odaklanırlar. Halkbüyük bir şaşkınlık içinde olayı anlamaya çalışmaktadır. Herkeskadının ağzından çıkacak söze mıhlanmış gibiydi. Herhalde oradakendinden emin olan tek kişi Hz. Musa idi. Hz. Musa'nın bu büyüksözüne, yeminine muhatap olan meşhur kadın yutkunur ve sonra bütünmeydanda yankılanan şu cevabı verir. "Allah'ın adınadiyorum ki ey Musa, sen benimle zina etmedin. Ve sen ey Musa, sen.Vallahi sen, gökten inen yağmur suyundan bile dahatemizsin."

Kalabalıktan sesler yükselir. Gel-gitler yaşanır.Hz.Musa'nın zina ile suçlanmasına şahit olsun diye davet edilmişhalk, hep bir ağızdan bağırırlar. "Musa'nın Rabbine imanettik...." Firavun ve Karun'un hazırladıkları tuzağınaltında kalır. Onlar istediklerine ulaşamazlar. Yüce Allahpeygamberini tevhid düşmanlarının insafına terketmemiştir.

Denir ki bu olaydan son derece rahatsız olan Hz. Musa, YüceAllah'tan Karun'un yere batırılarak yok olmasını ve bir peygamberiniffetine sataşmanın bedelini ödemesini ister. Karun hem iftiranınve hem de büyüklenmenin cezasını çekecektir. Yüce Allah da yere(toprağa), Musa'yı dinlemesini emreder. Hz. Musa yere emreder veder ki, "Karun'u ve onun hazineleriyle beraber bütündostlarını yere batır. Ve onları helak et." Yer, Karun'uve etrafındakileri bir mucize olarak yere almaya başlar. Toprakkimi çekeceğini biliyordu. Karun ve çevresini batıyor ama onlarlailişkisi olmayana dokunmuyordu. Allah'ın kudreti böyledir işte. Nebir kişi fazla ne bir kişi eksiktir. Allah nasıl emrederse sonuçöyle tecelli eder. Karun battıkça Hz. Musa'ya yalvarmaya başlar.Hz. Musa ise, yere "Onu içine al" der.

Karun debelendikçe batmaya devam eder. Sonra boğazına kadarbatınca yeniden bağırır. "Musa beni affet." AmaHz. Musa sınırı aşmış olan bu fitneci ve kibir abidesi olan adamaacımaz ve toprağa "Onu yut" der. Toprak Karun'uiçine alır.

Denir ki Yüce Allah meleğini Hz. Musa'ya gönderir ve sorar:"Musa, Karun o kadar yalvarmasına rağmen niye onuaffetmedin? Yere dur deseydin, yer onuyutmayacaktı."

Hz. Musa der ki; "Rabbim onun bana yaptığını,kavmime büyüklendiğini biliyor. Ben onun için onuaffetmedim."

Yüce Allah cevap buyurur: "Musa'ya deyin ki: Karunyere batarken bir defa pişmanlık duygusuyla bana seslenseydi, YaRabbi beni çıkar deseydi, büyüklüğüme yemin olsun ki ben onukurtarırdım. Onun batmasına müsaade etmezdim. Musaya rağmen karunuaffederdim."

Elbette son derece ibretli ve düşündürücü bir kıssadır bu.Kuran-ı Kerim Karun'un batırılmasını Kasas Suresi 75-83.ayetlerinde anlatır. Bu ayrıntı ise peygamberleri anlatan tarihkitaplarında nakledilir. Bu konu üzerine uzun uzun tefekküredilmesi gerekiyor. Nübüvvet ve uluhiyyeti reddeden Karun'a,haman'a,firavun'a bile kapıyı kapatmayıp ' birkez bana seslenip ya rabbideseydi , onu affedecektim diyen ' yüce Rabbim, elbette biz imanedenlere rahmeti ile muamele edecektir inşallah. Yüce Allah'ın nekadar affedici olduğunu anlamaya bile bu olayı düşünmek yeterlidir.Yüce Allah öyle af ve mağfiret edicidir ki , kul tüm şerli yollarızorlasa bile ,yaptıklarından pişman olup yüce Allah'ın kapısında elpençe durursa , kim bilir yüce Allah o günahları hiç işlememiş gibikabul edip o kulunu huzuruna davet eder.

Yorumlar3 yorum