YAZARLAR

Medine'de bir Allah dostu

Bundan bir kaç ay öncesinde, bir ay kadar bir müddet Medine-i Münevvere'de kalmıştım.

Bundan bir kaç ay öncesinde, bir ay kadar bir müddetMedine-i Münevvere'de kalmıştım. Peygamber(sav) mescidine sabahın erken vakitlerinde gidiyor , bazengeceni geç saatlerine kadar o bereketli mescidde kitap okuyor ,mescidin bereketinden istifade etmeye gayret ediyordum. Herkes gibiibadet ediyor ,bir yandan da medinde ki ilim halkalarına iştirakedip Medine'de ki ulemanın İslami ilimlere olan vukufiyetiniyakından takip etmeye gayret ediyordum. O günlere dair anlatacağımçokşey olmasına rağmen zaman zaman aklıpa gelip,  aklımdan hiççıkmayan bir hatıradan sizlere bahsetmeyi istedim.

Bilenler iyi bilirler Mescid-i Saadet'in bir çok kapısıvardır. Her bir kapınında bir ismi vardır. Hicretkapısı...Hz.Cebrail kapısı...Hz.EbuBekir kapısı...Hz.Ömer kapısı... Bukapılardan birininde ismi ' Bab'u bilal' dir. Yani,Hz.Bilal'in kapısı. Hz.Bilal islamın ilkgünlerinde Mekke'de peygamber efendimize iman etmiş , zor günlerdeimanını ve ihlasını muhafaza etmiş ve nihayetinde peygamberefendimizin işareti ile Medine'ye hicret edenlerden birisiolmuştur. Kendisi sahabe kadrosunun en seçkin simalarındanbirisidir. Kendisi peygamberimizin müezziniydi. DolayısıylaMedine'de ezan-ı şerifi okuyanda oydu. Sabahları peygamberimizinmübarek kapısının eşiğine doğru yanaşır 'tırnak ucu ile'peygamberimizin kapısını çalar ve namaz vaktinin yaklaştığını haberverirdi. Tırnak ucuyla o kapıyı çalışı ile Hz.Bilal ,islam ümmetinepeygamber efendimize karşı edebin nasıl olması gerektiğini adetaöğretiyordu. Elbette nasibi olanadır bu edep dersi...

Hz.Bilal'in kapısı diye bilinen bu kapıdanmescide girip bir kaç adım ilerlediğinizde hemen sağ tarafa kiduvar köşesinin yanında ki sütunların dibinde çok ihtiyar birinigörürsünüz. Sürekli mescide gelipte bu ihtiyarı görmeyen yoktur. Buzat tam 123 yaşında. Buharalı türklerdendir. Uzuna yakın orta boyluve zayıf yapılı birisidir. Çok çok şirin ,sevimli ve güler yüzlübir siması var. Sakalları yüzü gibi bembeyaz. Sırtı hafifkamburdur. Yürürken ihtiyarlığın verdiği yorgunluktan olsa gerekçok yavaş yürür. Ama şu varki, onu namaz kılarken gördüğümde , kidefalarca namaz kılarken onu gördüm , bir kez olsun yerde oturarakveya sandalyede oturarak namaz kılarken hiç görmedim. Zorlansa bileayakta namaz kılıyordu. Kıyamda dururken mübarek sakalları adetakemerine kadar yaklaşıyordu. Sanırım onun ihtiyarlığının haddinigözlerinizin önüne getirmenize bu sözler yardımcı olmuştur.İhtiyarlığına rağmen ayakta namaz kılıyordu... Ayrı bir takva, ayrıbir ihlas vardı kendisinde.

Medine-i Münevvere'nin nuru bu zat'ınsimasında dalga dalga yayılıyordu. Onu emsallerinden farklı kılannedir diye bana sorsanız kolayca cevap vermem mümkün değil. Çünkükendisi ile uzun bir sohbet edemedim. Yeterince kendisini tanımayamahir olamadım. Bir çok kez elini öpüp duasını aldım. İlim talebesiolduğumu hemde türkiye'den geldiğimi söylediğimde simasında belirentebessüm halen gözlerimin önünde.Kendisi bana , türkiyeyi vetürkiyede yetişmiş islam alimlerini çok sevdiğini söyledi.Kendisine dedemin medine mezarlığında medfun olduğunu ve meşhurhadis kitaplarından sünen-i ibn mace'yi arapçadan türkçeye tercümeedip hadisleri tek tek şerh edip manalarını izah ettiğinisöylediğimde bana bakışı ve ilgisi daha da artmış ellerini yüzümesürerek bana dualar etmişti. Hemen hemen hergün kendisinigörüyordum. Rahatsız etmeye haya ettiğim için fazla yanınagitmiyordum. Ama şu varki hergün kendisine yakın yerlerde otururkendisini izlerdim. İhtiyarlığının verdiği o masum ve sevecentavırları beni kendine hayran ediyordu. O ihtiyarlığına rağmenruku'daki uzun duruşu , secdede ki uzun duruşu, gelen geçen herkeseselam verip dualar edişi... Bana sorsanız nedir sende onu bu denliözel kılan , halen tam olarak cevabını bulabilmiş değilim.Peygamber mescidinin bir halısı bir direği gibi mescid ilebütünleşmiş bir nur abidesi idi.  Ne zaman mescide girsem onuHz.Bilal kapısına yakın yerlerde oturup zikir çekerken görürdüm.Onu bu kadar özel kılan nedir bilmiyorum ama ,onu özel kılan şeyinşu olduğunu düşünüyorum : O , Medine'nin vakarı ve edebi ileedeplenmiş takva sahibi birisiydi.  120 küsür yaşına girmişolmasına rağmen mescidde uyuyacağı zaman ayaklarını ne kıbleye nedepeygamber efendimizin mübarek kabrine doğru uzatıyordu. Müthiş biredep içinde dizleri üstüne çökerek uyuyordu. İşte bu edep beni mestediyordu. İşte bu edep beni kendisine hayran ediyordu. 21.Asırdaselef-i salihin örneğini bu zatta görüyordum.  120 yılınıpeygamber mescidinde geçirmiş olması.... Allah Resulunun mescidindenasıl oturulması gerektiğinin ihtiyarlığına rağmen farkındaoluşu... O'nun bu ahlakı bende derin izler bıraktı .Onu özel kılanmedine ahlakı ile ahlaklanmış olmasaydı.

Hz.Peygamberi sıradan bir insan gibigöstermeye çalışıp , peygamber efendimize olan saygı ve hürmetihazmedemeyip : oda bizim gibi bir insandı ,diyecek kadarnasipsizleşen ,oryantalistlerin akidesini kendine meşrebedinenlerin : bu 120 yaşında ki ihtiyarın peygamber efendimizinhuzurunda ki el pençe duruşundan alacağı çok edep dersi var. Tabiedepten anlarlarsa...

Yorumlar9 yorum