YAZARLAR

Köprüden geçerken dayı olan ayılar ve diğerleri…

“Ayı”ya “Ayı” demenin suç olacağı zamanlara doğru sürükleniyoruz.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Zor zamanlardan geçiyoruz vesselam…

Sadece zor değil ilginç de aynı zamanda. İyi ve kötününgri bir dumanın arkasına saklandığı zamanlardangeçiyoruz.

Yalnızca içimizdeki hainlerle uğraşsak neyse,küresel güçler de tüm ceberutlukları ile yükleniyor üzerimize.

Dört bir yanımız değil üstümüzden ve altımızdan da olmak üzerealtı tarafımızdan çevrilmiş haldeyiz.

Abandıkça abanıyor, yüklendikçe yükleniyor kadimdüşmanlarımız…

Ve biz bu kavgada hayatta kalmak için“Köprüden geçinceye kadar ayıya dayıdeme” dönemini yaşıyoruz maalesef…

Dayılaşan ayılar hallerinden memnun,göbeklerini kaşıya kaşıya gülüyorlar. KahkahalarıFizan’dan değil taaa Çin’den Maçin’denduyuluyor…

Eh ne de olsa dayı olduklarını hissettirmekiçin takla üstüne takla atıyor birileri…

Dayıların keyfi yerinde de ya köprüyü geçmeyeçalışanların arkasındaki diğerleri ne âlemde?

Ne derler, ne düşünürler, ne yaparlar acep?

AKLI KARIŞIKLAR

Zannımca bir kısmının kafası baya bir karışık.Hem de öyle bir karışık ki kafayı yemeküzereler.

Bir süre sonra psikologların kapılarını aşındırmaya başlarlarsahiç şaşırmam. Kolay değil daha düne kadar karşısında durduklarına,en büyük tehlike gördüklerine “ağam, paşam”demek…

Kolay değil varlık nedenlerini inkâr etmek.

Davalarına sırt çevirmek...

Dün “siyah” dediklerine bugün“beyaz” demeyi herkeskaldıramayabilir.

Zihinler iflas edebilir ve ediyordur da…

Köprüden düşüp telef olacaklar muhtemelen!

Diğerlerinin bir kısmının vicdanı rahat değil. Kabullenemiyorlaryeni söylemleri.

Zihinleri ayıya dayı demek gerektiğini söylesede vicdanları kabul etmiyor yenijargonu. 

İçlerindeki bir şey “yanlış yapıyorsun” diyorsürekli…

Rahatsızlar, hem de fena halde rahatsızlar…

Bunlar da köprüden geçemeden telef olacakmuhtemelen. Eee, vicdan bu, yalan söylemez…

Diğerlerinin bir kısmı şahsiyet ve kimlik kavgasıveriyor. Kolay değil yeni bir role bürünmek. Hele ki o rolyan yana dahi durmak istemediğiniz bir kimlikse…

Elli yıllık, altmış yıllık karakter, kişilik ve rolünden tavizverip yeni bir kimliğe bürünmek travma yaşatırinsana.

Beyinleri yakar…

Diğerlerinden bir kısım var ki hallerinden oldukça memnun.Yeni duruma adapte oldular.

Daha bir yıl önce dalga geçtiklerine şimdi alkış tutupmethiyeler diziyorlar. Dayıdan daha dayıoluverdiler birden.

Hatta o kadar ileri gidenler var ki dayıya dayılıköğretiyorlar.“En iyi dayı benim” kavgasıyapıyorlar kendi aralarında…

Söylemeye gerek yok, arkada olmalarına rağmen bunlarköprüyü çok sevdiler.

Bıraksalar yıllarca kalırlar orada, dayının kendisiolurlar ölünceye kadar…

KÖPRÜDEN SONRA

Peki, köprüyü geçtikten sonra ne olacak?

Veya köprü geçilebilecek mi acaba?

Acaba köprü geçildikten sonra köprüyü geçenlerarkalarında birilerini bulabilecekler mi?

Köprüyü geçemeyip telef olacakların sayısı o kadar fazlaki…

“Ayı”ya “dayı” demeninbedeli tahminlerden çok daha fazla olabilir.Köprüden sonra ayak basacak bir zemin bilekalmayabilir.

Ne zamana kadar “ayı”ya “dayı”denilecek?

Ya bu köprü kendi içinde bir daireyse?

Nasıl çıkılacak bu paradoksun içinden?

Yoksa hiç çıkılmayacak mı?

Artık hep köprüde mi kalacağız?

Ya omurga eğikliği yüzünden dik duramazsak?

Yapılmak istenen bu mu?

“Ayı”ya “Ayı” demenin suçolacağı zamanlara doğru sürükleniyoruz.

Tırnaklarımızla kazıyarak, büyük bedellerödeyerek elde ettiğimiz kazanımları bir çırpıdakaybedeceğimiz bir sürece kendi ayaklarımızla mıgiriyoruz!?

İnşallah “Va esefa” demeyiz ama görünenköy kılavuz istemez.

Bu köprü bizi aydınlığa değil de karanlığa,zifiri karanlığa götürür mü acaba?

Yorumlar3 yorum