BIST 13.458
DOLAR 47,53
EURO 54,85
ALTIN 6.192,00

Kars'tan Bakü'ye Açılan Gök Kapısı ve Samet Vurgun'un 120. Yılında Tarihe Tanıklık

Tarih bazen büyük savaşlarla, bazen devletlerin aldığı önemli kararlarla, bazen de ilk bakışta sıradan görünen bir ulaşım hattıyla yazılır. 30 Temmuz 2026 Perşembe günü Kars'tan Bakü'ye gerçekleştirilen ilk tarifeli uçak seferi de bu bakımdan hafızalarda yerini alacak tarihî gelişmelerden biri oldu.

Saat 14.30'da Kars Harakani Havalimanı'ndan havalanan uçak, yolcularını Azerbaycan'a ulaştırırken Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kardeşliğin, ortak tarihin ve ortak kültürün de göklerde yeni bir köprü kurduğunu hissettiriyordu.

İlk uçuşun, ertesi gün Bakü'de gerçekleştirilecek Azerbaycan'ın Millî Şairi Samet Vurgun'un doğumunun 120. yıl dönümü kutlamalarına rastlaması ise anlamlı bir tevafuk oldu. İlk yolcular arasında yer almak ve aynı zamanda bu önemli programa konuşmacı olarak davet edilmek benim için unutulmaz bir bahtiyarlıktı.

Kars ile Bakü Artık Daha Yakın

Yıllardır beklenen Kars-Bakü hava ulaşımı sonunda hayata geçti.

Eskiden uzun kara yolculukları, sınır kapılarındaki bekleyişler ve aktarmalarla gerçekleşen seyahat, bugün birkaç saat içinde tamamlanabiliyor. Yolculuk sırasında insanın aklından şu düşünce geçmeden edemiyor:

Artık Erzincan'dan Ankara'ya gider gibi rahatlıkla Kars'tan Bakü'ye gidilebiliyor.

Bu gelişme, ulaşım kolaylığının çok ötesinde anlamlar taşımaktadır. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki ekonomik, ticari, akademik ve kültürel ilişkilerin daha da güçleneceğinin önemli işaretlerinden biridir.

Kars, Anadolu'nun doğuya açılan kapısıdır.

Bakü ise Hazar'ın incisi olmanın yanında bütün Türk dünyasının önemli kültür merkezlerinden biridir.

Bugün bu iki şehir, gökyüzünde kurulan yeni bir hatla birbirine daha da yaklaşmıştır.

Temennimiz, seferlerin kısa sürede düzenli hâle gelmesi; öğrencilerin, akademisyenlerin, iş insanlarının, sanatçıların ve turistlerin bu imkândan en verimli şekilde yararlanabilmesidir.

Şövelan'da Millî Şaire Yakışır Bir Program

31 Temmuz 2026 Cuma günü Bakü'nün Şövelan semtindeki Samet Vurgun adına Sağlık ve Dinlenme Merkezi, Azerbaycan kültür hayatının en seçkin buluşmalarından birine ev sahipliği yaptı.

Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev'in 23 Şubat 2026 tarihli kararı doğrultusunda düzenlenen program, Samet Vurgun'un 120. doğum yıl dönümüne yaraşır bir içerikle hazırlandı.

Programın sunuculuğunu, bilgisi, nezaketi ve başarılı sunumuyla geceye ayrı bir değer katan AMEA Folklor Enstitüsünde çalışan Doç. Dr. İlhame Gasabova üstlendi. Program boyunca yaptığı kısa değerlendirmeler ve edebî geçişler, törene ayrı bir anlam ve zarafet kazandırdı.

Tören, Azerbaycan Devlet Marşı'nın okunmasıyla başladı. Ardından bağımsız Azerbaycan'ın ulaştığı güçlü devlet yapısı, Karabağ Zaferi sonrasında oluşan millî birlik ruhu ve Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in liderliğinde elde edilen tarihî başarılar vurgulandı.

Daha sonra Ulu Önder Haydar Aliyev ile vatan uğruna canlarını feda eden şehitler için saygı duruşunda bulunuldu. Salondaki atmosfer, millî hafızaya duyulan saygıyı ve geleceğe olan güveni birlikte yansıtıyordu.

Bilim, Edebiyat ve Devlet Aynı Çatı Altında

Programın en dikkat çekici yönlerinden biri, devlet yöneticilerini, akademisyenleri, sanatçıları ve edebiyat çevrelerini aynı salonda buluşturmasıydı.

Azerbaycan Həmkarlar İttifaqları Konfederasiyasının sədri Musa Mirzoyev açılış konuşmasını yaptı.

Ardından Azerbaycan Millî İlimler Akademisi Merkezî Bilim Kütüphanesi tarafından hazırlanan Samet  Vurgun'un 120. yılına ait dijital bilgi tabanı tanıtıldı.

Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkanı, Halk Yazarı Anar ile AMEA Başkanı Akademik İsa Həbibbəyli'nin konuşmaları büyük ilgiyle takip edildi.

Program kapsamında söz alan Azerbaycan Basın Konseyi Başkanı ve Azerbaycan Yazarlar Birliği Başkan Yardımcısı Sayın Reşad Mecid, yaptığı konuşmada dile getirdiği değerlendirmelerle katılımcıların büyük ilgisini çekti.

Program kapsamında söz alan Pakistanlı konuklar, iki devlet arasındaki köklü kültürel ilişkiler ve dostluk bağları üzerine yaptıkları konuşmalarla toplantıya değerli katkılar sundular.

Türkiye'den Bir Ses

Programda Türkiye adına konuşma yapmak benim için hem akademik hayatım hem de gönül dünyam açısından ayrı bir anlam taşıyordu.

Takdim sırasında "Samet Vurgun – Millî Şaire Dair" adlı kitabımın Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesiyle yayımlandığı ifade edildi.

Konuşmamda Samet Vurgun'un yalnız Azerbaycan'ın değil, bütün Türk dünyasının ortak değeri olduğunu; şiirlerinin estetik güzelliğinin yanında millî hafızayı, vatan sevgisini, ana dilini ve ortak kültürü yaşatan temel eserler arasında bulunduğunu dile getirdim.

Konuşmamın tam metnini bundan sonraki yazımda okuyucularımızla paylaşacağım.

Salonda hissedilen ilgi ve samimiyet, Türkiye ile Azerbaycan arasındaki kültürel kardeşliğin en güzel tezahürlerinden biriydi.

Şiirden Saza Uzanan Kültür Yolculuğu

Programın ikinci bölümü tam anlamıyla bir kültür şöleniydi.

Samet Vurgun'un "Azərbaycan" şiiri seslendirildi.

Merziyye Nacafovanın “Karabağ Azerbaycandır” şiiri, İbrahim Yusifli'nin "Qazaxda Vurgunun Ev Muzeyində" adlı şiiri, Asya Əhmədova'nın "Sən Vətənsən" poemasından sunduğu bölüm ve Zəkulla Bayramlı'nın "Xızı dağları" şiiri büyük beğeni topladı.

Bu eserler, Samet Vurgun'un şiir dünyasının bugün de yeni kuşaklara ilham vermeyi sürdürdüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Sazın Hiç Dinmeyen Sesi

Programın en duygu yüklü bölümlerinden biri âşıklık geleneğine ayrılmıştı.

Samet Vurgun'un saz ve âşıklık geleneğine verdiği önem anlatılırken,

"Aşıqda sevda gərək olsun,

Aşıqda saz gərək olsun,

Aşıqda səs gərək olsun,

Aşıqda söz gərək olsun..."

dizeleri salonda yeniden yankılandı.

İlham Həsənov'un saz dinletisinin ardından Aşık Şahin Süleymanov'un seslendirdiği "Hüseyni" ve "Baş Dubeyti" havaları ile Samet Vurgun'un "Ceyran" ve "Dağlar" şiirleri programa unutulmaz anlar kazandırdı.

Sazın tellerinden yükselen ezgiler, yüzyıllardır yaşayan ortak Türk kültürünün sesi gibiydi.

Samet Vurgun Neden Yaşamaya Devam Ediyor?

Büyük şairler yalnız kendi dönemlerine ait değildir.

Onlar milletlerin ortak hafızasında yaşamaya devam ederler.

Samet Vurgun da böylesine büyük isimlerden biridir.

Aradan geçen yüz yirmi yıl, onun şiirlerini eskitememiştir.

Çünkü o, insanı anlatmıştır.

Vatanı anlatmıştır.

Ana dilini anlatmıştır.

Hürriyeti anlatmıştır.

Milletini anlatmıştır.

Bu yüzden bugün Azerbaycan'da her nesil onu kendi şairi olarak benimsemektedir.

İlk Uçuşun Hatırası

Kars'tan havalanan ilk uçağın yolcuları arasında bulunmak, benim için sıradan bir seyahat değildi.

Bu yolculuk, iki kardeş devlet arasında açılan yeni bir gök köprüsünün ilk tanıkları arasında yer almak anlamına geliyordu.

Bir gün önce Kars'tan havalanıp ertesi gün Bakü'de Samet Vurgun'un 120. yıl programında konuşma yapmak, hayatım boyunca unutamayacağım güzel hatıralardan biri olarak hafızamda yaşayacaktır.

Gökyüzünde başlayan yolculuk, Şövelan'da şiir, kültür ve kardeşlik iklimi içinde devam etti.

Sonuç

Kars-Bakü hava hattının açılması, ulaşım alanında atılmış teknik bir adım olmanın çok ötesinde bir anlam taşımaktadır.

Bu seferler, ortak tarihimizin, ortak kültürümüzün ve ortak geleceğimizin gökyüzündeki yeni buluşma noktasıdır.

Şövelan'da gerçekleştirilen Samet Vurgun'un 120. yıl programı ise Azerbaycan'ın büyük şairlerine gösterdiği vefanın ve kültüre verdiği değerin en güzel örneklerinden biri olarak hafızalarda yer aldı.

Dileğimiz odur ki Kars-Bakü uçak seferleri artarak devam etsin; üniversitelerimiz, kültür kurumlarımız, sanatçılarımız ve gençlerimiz bu yeni ulaşım imkânı sayesinde daha sık bir araya gelsin.

Çünkü gökyüzünde açılan her yeni yol, gönüller arasında kurulan yeni bir köprüdür. Türkiye ile Azerbaycan arasındaki "bir millet, iki devlet" anlayışını güçlendirecek en sağlam köprülerden biri de hiç şüphesiz bu hava yolu olacaktır.

"El bilir ki, sən mənimsən,

Yurdum, yuvam, məskənimsən."

Kars'tan Bakü'ye açılan bu yeni gök yolu da, tıpkı Samet Vurgun'un şiirleri gibi, iki kardeş halkın gönüllerini birbirine bağlamaya uzun yıllar devam edecektir.