YAZARLAR

Kapanmayan Tek Yara!

Siyaset insan ruhunun şifası değildir.Kurallarına göre icra edebilen için yönetim şeklidir.

Mustafa Sabri Beşermsbeser@internethaber.com

Ülke insanı olarak bütün dikkatlerimizi topladığımız mecra artıksiyasi mecra halini almış durumda.

İnsan olarak özelliklerimizi unutmamak ve kaybetmemek adınabiraz gündem ve siyasetin dışına çıkılması gerektiğinidüşünüyorum.

Siyaset insan ruhunun şifası değildir.

Kurallarına göre icra edebilen için yönetim şeklidir.

İnsanoğluna lütfedilmiş o kadar çok nimet var ki madde maddeyazmaya kalksak sahifeler yetersiz kalacaktır.

Rabbimizin en büyük nimetlerinden biri; doğruyu yanlıştan ayırtetme bilincini vermesi ve iç muhasebe uzmanını, içimizeyerleştirmesidir.

İyi ile kötünün, zalim ile mazlumun, sancı ile duyarsızlığınfarkına varılmasında ki duygu, vicdandır.

Vicdan içimizin kontrolörü, ya da asayişgörevlisidir.

Kendimizi çoğu zaman hizaya çekebildiğimiz anlar vicdanımızınsesinden yükselen ikazların neticesinde olur.

Bu ses bizim üzerimizde etki bırakmıyorsa lütfedilen bu nimettenyoksunuz demektir.

Yapmış olduğumuz bir hata, iç dünyamızı acıtmakta. Bu durumunneticesinde kendimizi aklama, temize çıkarma ihtiyacıhissetmekteyiz. 

İşte vicdan, arınma ve temize çıkmaya olanakverir.

Vicdan bizi rahatsız ediyorsa sevinelim.

Hala bir içimiz olduğuna sevinelim.

Zira ilerleyen yaşlarla birlikte içimizdeki bir yerler kurumaktave ölmekte.

Merhamet duygumuz zayıflar ve egomuzun bahaneleri ile kendimizitemize çıkarmanın yollarını ararız.

Bir dinleyelim kendimizi…

Yapılan bir haksızlığa nasıl tepki veriyoruz?

Zulüm işlediğimizde ve bunu fark ettiğimizde neleryapıyoruz?

İçimizden bir ses bizi rahatsız ediyor mu?

Ne kadar güçlü o ses?

Sonrasında sesi kısılıyor mu?

Kendi tecrübelerimle vakidir ki meşruluğu noktasındaendişelerimin olduğu herhangi bir eylem içerisinde bulunduğumda,şüpheli bir iş başıma geldiğinde, bir ses durmadan içimi tırtıklardurur.

O ses niyetlenmiş olduğum eyleme galebe çalarsa, yanlış ya daşüpheli şeyden vazgeçmiş olurum. 

Bu sesi bastırmam mümkün de olabilir.

İşte susturulmaya çalışılan ses, vicdanın sesidir. Ve hersusturulduğunda emin olun sesi kısılacaktır.

Elim olaylar karşısında hislerimizde değişiklik olmuyorsa,mazlum, gözümüzün içine bakmasına rağmen içimizde bir dalgalanmasöz konusu değilse, kendi elimizle kendimizin katili olma yolundaemin adımlarla ilerliyoruz demektir.!

Yapmış olduğumuz hatayı en başından içimize kabullendirdiysek,içimizde bizi rahatsız edecek bir vicdanın sesi de olmayacakdemektir. 

Ya da içimizdeki yoğun gazı; karşılaştıklarımızneticesinde öfkelenerek, bir cümlelik twitle, bir karşıt videoyla,birkaç cümlecik çığlıkla dışarı salarak, rahatlama yoluna mıgidiyoruz?

Bu bile bazen yeterlidir diyeceğim lâkin bu durum yukarıdanaşağıya doğru, tepkiselliğimizde meydana gelen bir azalma şeklindevuku buluyorsa, tehlike sinyalleri çalmaktadır.

Sosyal medyada her gün karşılaştığımız; zulüm paylaşımlarınınaltına, sesini duyurmaya çalışan vicdanımızı rahatlatmak içinbirkaç yorum yazıp sayfayı kapatıyorsak, kendimize durdemeliyiz.

İçimizde çok önemli bir taş yerinden oynamış, bunu farket.!

Vicdanı olmayan bir insanın kulluğu nasıl kâmil olabilir, nasıldaha hayırlı bir evlat, kul, vatandaş, akraba, eş, dost olabilirki…

Karşısında durduğumuz her bir zulüm, hata ve yanlış,bizi bileylemeli ki alışmayalım.

Bir nefeslik hayat o kadar da pahalı değil emin olun veher birimiz günü geldiğinde çok ucuz öleceğiz.!

Vicdan en küçük hata karşısında bile bize çok şey söyler.

Güçlenmesi için de her gün şahit olduklarımızı ilk kezgörüyormuş heyecanı ile alışmamaya zorlayalım kendimizi.

Sesi kısılmış bir vicdanın ölmesi işten biledeğil.

Bir düşünürün dediği gibi “kapanmayan tek yara vicdanyarasıdır”

Yorumlar2 yorum